• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

Arkeoloji Müzeleri

Türkiye'deki Arkeoloji Müzeleri Hakkında

Adana Arkeoloji Müzesi

Adana'nın ve bütün Çukurova'nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye'nin en eski on müzesinden birisidir. İlk olarak çevredeki sütun, sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesinde toplanmasıyla kurulan Müze, Adana'lı Alyanakzade Halil Kamil Bey'in müdür olarak atanması ve başarılı çalışmaları sonunda, 1928'de Taşköprü'nün başındaki şimdi yıkılmış olan Cafer Paşa Camii'nin Medresesi'nde ziyarete açılmıştır. 1950 yılında, Kuruköprü'de şimdiki Etnografya Müzesi'ne taşınmıştır. Özellikle Tarsus/Gözlükule (1934), İçel/Yumuktepe (1936), Ceyhan/Sirkeli (1938) ve Yüreğir/Misis (1958) höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova'nın ilk çağlarına ait seçkin eserler müzede toplanmıştır. Müzenin etnografik eser açısından zenginleşmesine Müze Müdürü Ali Rıza Yalman'ın (Yalkın) büyük katkıları olmuştur.

Müze 5 Ocak 1972 yılında şimdiki binasına taşınmıştır.
Müzede 17.071 adet arkeolojik eser ve 26.547 adet sikke bulunmaktadır.

Bahçe
Müze girişinde Hitit dönemine ait Kapı Arslanı Silifke/Taşucu'ndan ve Uzuncaburç'tan getirilen iki adet Augustus heykeli ile zengin çelenkli lahitler, küpler, mancınık gülleri, yazıtlar, sunaklar ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir.

Giriş Kat
Taş eserler salonudur. Buradaki Troya savaşlarını yüksek kabartma biçiminde betimleyen mermer lahit Tarsus'tan getirilmiştir. "Akhilleus Lahti" adıyla bilinmektedir. Ayrıca Seyhan Baraj gölünde kalan Augusta antik kentinden getirilen Medusalı Lahit ile Karataş/Magarsus antik kentinden getirilen insan boyutundaki bronz Karataş heykeli bu salonun en çok ilgi gören eserlerindendir.

İlk çağlardan Osmanlı dönemine kadar Çukurova'da kurulan uygarlıklara ait eserleri kapsamaktadır. Sergilen eserler arasında; adak eşyaları, kap, kandil, tanrı, tanrıça, insan ve hayvan figürleri de bulunmaktadır. Adana/Tepebağ'da bulunan "Lir Çalan Orpheus Mozaği" de bu salondadır.

Bölgesel Eserler Salonu
Adana Müzesi'ne ait olup kazılar ve satın alma yoluyla gelen eserler sergilenmektedir. Zengin formlu cam örnekler, Selçuklu çinileri ve çeşitli uygarlıklara ait mühürler de bu salonda yer almaktadır.

Sikke, Mühür ve Mücevher Eserler Salonu
İlk defa paranın görüldüğü Lidya dönemiyle bundan sonraki çeşitli dönemlere ait sikkeler, takılar ve Adana'nın ilçelerinde bulunan defineler bu salonda sergilenmektedir.
Hitit İmparatorluk dönemine ait "Dağ Kristali Heykelciliği" çok ilgi görmektedir.
 

Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü

Cumhuriyet'in kuruluşunun ilk yıllarında Afyon'da kurulan Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti'nin çabaları sonucunda, Gedik Ahmet Paşa Medresesi (Taş Medrese), çevredeki eski eserlerin toplandığı bir depo haline getirilmeye başlanmıştır.
Cemiyetin Başkanı olan Öğretmen Süleyman Gönçer, 1931 yılında resmi müze deposu haline getirilen medreseye memur olarak atanmıştır. Aynı zamanda Halkevlerinin Müzecilik ve Sergi Kolu Başkanı da olan Süleyman Bey, resmi kuruluşların ve Halkevinin de desteğiyle depoyu zenginleştirmiştir. 1933 yılında Müze Müdürlüğü haline gelen müze Cumhuriyetimizin 10. yılında resmen açılmış ve başına Süleyman Bey getirilmiştir.
1933 yılından 1970 yılına kadar karma müze olarak hizmet veren Afyon Müzesi, 1971 yılında Müze Müdürlüğü ve Arkeoloji Müzesi'nin bulunduğu yeni binasına taşınmıştır.
1971 yılından itibaren etnografik özellikli taş eserlerin deposu durumunda bırakılan Gedik Ahmet Paşa Medresesi, 1978 yılında başlatılan ve 1994 yılına kadar süren onarımı, teşhir ve tanzimi sonucu 1995 yılında Türk İslam Eserleri Müzesi olarak ziyarete açılmış, ancak binadaki giderilemeyen yoğun rutubetin eserlere zarar vermesi nedeniyle, 1996 yılında kapatılarak eserler Müdürlük bünyesindeki depoya alınmıştır. Burada yeniden teşhir ve tanzimi yapılacaktır.
Arkeoloji Müzesi, oldukça zengin bir koleksiyona sahiptir. Burada Eski Tunç, Hitit, Frig, Lidya, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait önemli eserler yer almaktadır. Bunlar arasında mermer heykelleri, şehir sikkeleri, Kusura kazısı buluntuları, Hitit ve ana tanrıça heykel ve figürleri de vardır.

Müze Müdürlüğünde;
Arkeolojik Eser:13.198 Adet
Etnoğrafik Eser: 4483 Adet
Sikke: 26.240 Adet
Arşiv Vesikası: 26.240 Adet
El Yazması Kitap: 33 Adet
TOPLAM: 43.980 Adet
 

BANDIRMA ARKEOLOJİ MÜZESİ

Kyzikos antik kenti ve Daskyleion ören yeri buluntularının sergilenmesi amacıyla Bandırma Müze Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından kurulan ve Kültür Bakanlığı'na devredilerek yeniden inşa edilen müzede iki teşhir salonu, bir laboratuar, kütüphane ve konferans salonu bulunmaktadır. Katalogun hazırlandığı tarihte ziyarete açılmamış olan müzede, Daskyleion'a özgü Anadolu Pers sanatının özelliklerini taşıyan antemionlu ve frig yazıtlı mezar stelleri, kazılarda çıkarılan Pers etkili pişmiş toprak kaplar ile Kyzikos antik kendinden ve civardan elde edilen mezar stelleri sergilenecektir. Paşabayır Mahallesi, Ziyaret Bahçesi Mevkii Bandırma

Çanakkale Arkeoloji Müzesi

Tarihi
Çanakkale'de müzecilik çalışmaları, 1936 yılında bölgeden toplanan eski eserlerin Zafer Meydanı'ndaki eski bir kilise binasında depolanması ile başlamıştır. Daha sonra bu bina düzenlenerek müdürlük haline getirilmiş ve 1960 yılında ziyarete açılmıştır. 1984 yılında ise Atatürk Caddesi üzerinde inşa edilen yeni müze binasında hizmet verilmeye başlanmıştır.

Müze Teşhir Salonu
Girişte yer alan 1. Salon: Bu bölümde Çanakkale yöresinde bulunan antik yerleşim yerlerini gösteren büyük boy duvar panosu ile Troia antik kentinin yerleşim katlarını gösterir ışıklı pano bulunmaktadır. Ayrıca Çanakkale yöresinde 17. yüzyıl sonlarıyla 20. yüzyıl başları arasında üretilmiş olan Çanakkale seramiklerinden, geç döneme giren 19. ve 20. yüzyıl seramik örnekleri sergilenmektedir. Osmanlı devletinin en önemli bir seramik üretim merkezi olan Çanakkale ismini de burada üretilen ve dışarıya satılan çanak çömleklerinden almıştır. Seramiklerde iri gözenekli kırmızı, nadiren de bej renkli hamur kullanılmıştır. Form olarak testi, kâse, tabak, şekerlik gibi örnekler bu bölümde sergilenmekte olup bezeme tarzı olarak koyu kahverengi, yeşil sırlı monokrom örnekler yanında sarı, yeşil, kahverengi renklerin karıştırılması ile elde edilmiş sıraltı teknikli örnekler de mevcuttur.
Salonun bir köşesinde Çanakkale'de eski bir konakta kullanılmış olan ve 19. yüzyılın ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden olan konsollar bulunmaktadır. Konsollardaki insan figürleri aynı zamanda yüzyılının plastik sanatını da yansıtmaktadır.
Salonda ayrıca Troas bölgesi antik kentlerinden ve Mysia bölgesindeki Kyzikos'tan gelmiş mezar stelleri ve ostothekler sergilenmektedir. Steller Hellenistik ve Roma dönemlerine ait olup konu olarak cenaze ziyafetli, veda sahneli, at üzerinde heros ve at yanında heros gibi döneminin sevilen konuları betimlenmiştir. Antik Dönem ölü gömme geleneklerinden biri olan bu gömme biçimi, ölünün kremasyon sonrasında arta kalan kemiklerinin ve ölü hediyelerinin ostothek denilen küçük taş lahitlere konulmasıyla oluyordu.
2. Salon: Çanakkale Müzesi'nin en eski koleksiyonlarının ve Troia eserlerinin sergilendiği salondur. Salonda bulunan vitrinlerde fosiller, Yontma Taş Çağı baltaları, Beşige Tepe prehistorik buluntuları ile Troia tabakalarına ait eserler sergilenmektedir. Troia kazısı 1870'te başlamış ve zaman zaman kesintiye uğramasına karşın halen devam eden bir kazıdır. Höyük M.Ö.3000- M.S.500 yılları arasına tarihlenen 9 yerleşim katından oluşur. Salonda Troia yerleşim katlarına ait buluntular Troia-I, Troia-II, Troia-III-IV-V, Troia-VI-VII, Troia- VIII-IX vitrinlerinde sergilenmektedir. Bu tabakalardan çıkarılmış günlük kullanım kapları, gri monokrom kaplar, Myken seramikleri, Depas amphikypelon'lar, Buckel seramik olarak adlandırılan seramikler, kaya kristalinden aslanbaşı, amulet, idoller yanında, bronz ve fildişi eserler Troia kentinin antik dönemlerdeki sanat ürünlerini yansıttığı gibi, günlük hayat ve dinsel yaşantıları hakkında da bilgi vermektedir.
3. Salon: Bu salonda bulunan vitrinlerde Çan ve Yenice tümülüslerinde bulunan Hellenistik Dönem eserleri ile M.Ö.7-2. yüzyıla ait Bozcaada nekropol buluntuları sergilenmektedir. Bozcaada (Tenedos) nekropol kazıları 1959, 1969, 1990, 1991, 1992 yıllarında yapılmıştır. Ve bu kazılarda 51 mezar ve konteksler içindeki tek renkli gri ve Korinth seramiklerinin bir arada bulunduğu konteksler ayrı bir önem taşımaktadır. Çoğunlukla Attika ve Korinth ithal keramiklerinin yanı sıra, Aiolis bölgesinin kendine özgü gri monokrom renkli seramikleri türünün en güzel örnekleridir. Mezarlarda ithal keramiklerin yoğunluğu adanın antik dönemde deniz ticaretinde önemli limanlardan biri olduğunun kanıtıdır. Bunların yanı sıra zengin terracotta figürinler, Attika keramiklerinin çeşitliliği ve kalitesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Teşhirde bunlardan örnekler bulunmaktadır.
4.Salon: Bu salonda bulunan vitrinler Dardanos tümülüsü (M.Ö.6-2.yy.) buluntularına ayrılmıştır. Dardanos tümülüsü Çanakkale'nin 11 km güney batısında bir sırt üzerinde kurulu olduğu bilinen antik Dardanos şehrinin kuzeyindeki bir tepededir. Tepenin 1959 yılında kazılmasıyla mezara girilmiştir. Mezar anıtı salonun duvarlarında bulunan ışıklı panolarda da görüleceği üzere koridor, ön oda, esas mezar odasından ibarettir. Mezar bir aile mezarıdır, bunun Kla**** Hellenistik ve Roma dönemlerinde kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Buluntular arasında sergilenmekte olan yazılı bronz kremasyon kapları, takılar, gemmalar, altın yüzükler, çelenk ve diademler, kandiller, tekstil parçaları, sandaletler, ahşap eşyalar ve kline parçaları bulunmaktadır. Bu salonun en güzel eseri dönem Knidos Aphrodite'sinin bir taşra kopyası olan pişmiş toprak Aphrodite heykelciğidir. Dünya arkeoloji literatürüne Dardanos Aphrodite'si olarak girmiş olan bu heykelcik orijinaline en çok benzeyen kopyalardan biridir. Ayrıca Aphrodite'nin dışında benzerleri Myrina'da bulunmuş olan M.Ö. 2. yüzyıl Eros figürinlerinden oluşan bir grup da bu tümülüsün buluntuları arasındadır.
5.Salon: Assos (Behramkale) ve Gülpınar (Apollon Smintheion Kutsal Alanı) kazılarından gelen eserler ile, seçkin sikke örnekleri ve cam eserler sergilenmektedir.
Ayvacık'a 17 km. uzaklıktaki Behramkale Köyü son yıllarda artan turizm hareketliliğinin yanı sıra, M.Ö. 8. yüzyıldan Osmanlı Dönemine kadar kesintisiz bir yerleşim gösteren Assos antik kentiyle de tanınmaktadır. Antik kentte 1881-1883 yılları arasında yapılan ilk çalışmalardan sonra, kazılar 1980'den beri kesintisiz olarak sürmektedir. Assos'un M.Ö.6. yüzyıla tarihlenen Athena tapınağı ve M.Ö.4. yüzyıla tarihlenen surları dışında son yıllarda kazılarda ortaya çıkartılmış antik nekropolü de ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Nekropol kazılarından yoğun olarak arkeolojik buluntular gelmektedir. Assos teşhirimizde bu nekropol'den gelmiş ağızları küçük keselerle kapatılmış kremasyon kapları, çok değişik pozisyonlarla hareketlendirilmiş olan terracotta figürinler Çanakkale Arkeoloji Müzesi'nin en ilgi çekici eserleri arasındadır. Assos vitrinlerinde bu orijinal figürinlerin yanı sıra Attika ve Korinth seramikleri, Fenike camları da sergilenmektedir.
Gülpınar- Smintheion teşhirinde ise Ayvacık İlçesi, Gülpınar Köyü sınırları içerisinde bulunan Apollon Smintheion kutsal alanının çevresinde yapılan kazılardan çıkarılmış cam unguentariumlar ile Dardanos nekropol kazısında bulunan altın boncuk ve çiçek aplikler, terracotta figürinler ve kemik aletler sergilenmektedir. Roma Dönemi Aleksandria Troas Kenti'nin kehanet ve kül merkezi olan Apollon-Smintheion Tapınağı aynı zamanda kutsal bir taş yolla bu kente bağlanıyordu. Troas bölgesinin tek kült merkezi olan bu tapınakta bölgenin birçok antik kentinin ve insanının kaderi tespit edilmiştir. Kazılarda tapınağı ait kehanet buluntuları henüz bulunmamışsa da, çıkan küçük buluntuların çeşitliliği ve zenginliği tapınağın Troas bölgesinden birçok insan tarafından ziyaret edilmiş olduğunun kanıtlarıdır.
Vitrinlerde, Çanakkale civarından müzemize gelen çeşitli heykeltraşlık ve mimarî buluntularına, amphoralara da yer verilmektedir.
 

ERZURUM ARKEOLOJİ MÜZESİ

Erzurum ve çevre illerden çeşitli şekillerde kazandırılan eserlerin sergilendiği müze, 1942 yılında Çifte Minareli Medrese'de faaliyete geçmiş, 1967 yılında yeni binasına taşınmıştır. 1994 yılında Yakutiye Medresesi Türk-İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi'nin açılması ile Arkeoloji Müzesi'ne dönüştürülmüştür. Bağlı birimleri Türk-İslâm Eserleri Müzesi ve Atatürk Evi Müzesidir. Ayrıca çevre illerdeki geniş bir bölgede çalışmalarını sürdüren müdürlüğün idari işleri de bu binada sürdürülmektedir.
Müzede, Kazılar Salonu, M.Ö. II. bin Trans-Kafkas Kültürü Salonu, Urartu Salonu, Tabiat Tarihi Salonu ve Ermeni Katliamları Salonu bulunmaktadır.

Kazılar Salonu
Bölgede bu güne kadar yapılan kazılarda çıkarılan eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında Karaz (1942-1944), Pulur (1960), Güzelova (1961), Sos (1994-1998) Höyük kazıları önemli bir kısmını teşkil etmektedir. M.Ö. IV. bin. den Selçuklu Dönemi'ne kadarki döneme ait heykelcikler, kutsal ocaklar, ok uçları, pişmiş toprak kaplar, taş eserler gibi eserler sergilenmektedir.
Ülkemizde, Karaz kültürü olarak bilinen, Güney Kafkasya'dan, Urmiye Gölü'nün batısına ve Filistin'e kadar geniş bir bölgeye yayılmış olan bu kültüre en yoğun şekilde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, özellikle de Erzurum ve çevresinde rastlanması, bu kazıların ve bundan sonra yapılacak olan kazıların önemini artırmaktadır.

Roma, Hellenistik, Trans-Kafkas Salonu
İkiztepe tümülüslerinde çıkarılan eserler ile satın alma ve müsadere yoluyla müzeye kazandırılan Roma ve Hellenistik dönemlere ait diadem, yüzük, küpe gibi altın eserler, cam gözyaşı şişeleri, pişmiş toprak, lahit gibi eserler ile M.Ö. II. binde Van Havzası'nın batısı, Doğu Anadolu Bölgesi, güneydoğuda Urmiye Gölü çevresinde, kuzeydoğuda Gürcistan'a kadar yayılmış olan Trans-Kafkas Kültürü'ne ait eserler sergilenmektedir.

Urartu Eserleri ve Sikke Salonu
M.Ö. 900-600 tarihleri arasında hüküm süren Urartular'ın başkenti, Van (Tuşpa) dır. Urmiye, Gökçegöl ve Çıldır göllerini kapsayan batıda Erzincan ve Malatya çizgisine kadar yayılan geniş bir sahada güçlü bir krallık olarak hüküm sürmüştür. Kökenleri Hurriler'e dayandırılmaktadır. Urartular'dan kalan bir çok kale, kaya mimarîsi, baraj ve sulama tesisleri yanında, müzede sergilenen pişmiş toprak ve madeni kaplar, süs eşyaları, mühürler, savaş malzemeleri, adak levhaları ve rythonlar Urartu Uygarlığı'nın gelişmişliğini göstermektedir.
Bu salonda, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda sikke bulunmaktadır.
Urartu Yazıtları ve Tabiat Tarihi Salonu
Tarihe ışık tutan çok önemli yazılı belgeler olan kitabelerden Urartular'a ait satın alma yoluyla müzeye kazandırılan taş Urartu yazıtları bu salonda sergilenmektedir.
Günümüzden yaklaşık 500 bin yıl önce yaşamış olan Mamut (fil) fosili, yumuşakça fosilleri, bitki fosilleri ve obsidiyenler de bu bölümde yer almaktadır.

Ermeni Katliamı Salonu
1918 yılında Ermeni komitacılar tarafından Anadolu'da Türkler'e yapılan soykırım alanlarından, Erzurum'da Alaca, Yeşilyayla ve Tımar Köyü ile Kars'ta Obaköy kazılarında ortaya çıkarılan buluntular sergilenmektedir.
Buluntular arasında muskalar, düğmeler, ayyıldızlı tabaka ve kolyeler, mermi kovanları, Kur'an-ı Kerim parçaları yer almaktadır.
 

Hatay Arkeoloji Müzesi

Hatay Müzesi'nin Tarihçesi
M.Ö. 4 binden itibaren zamanımıza kadar her devrin çeşitli kültür ve tarihi vesikalarını bünyesinde toplayan Hatay'da ilk kez 1932 yıllarında bilimsel kazılara başlanmıştır. Çalışmaların henüz ilk yıllarında bulunan çok sayıdaki eserlerden dolayı, Fransız idaresinde bulunan Hatay'da görevli, Antikiteler Müfettişi M. Prost'un isteğiyle Antakya'da bir müze kurulmasına karar verilmiştir. Günün modern müzecilik anlayışına uygun olarak hazırlanan plan 1934 yılında uygulanmıştır. 1939 yılında inşaatı tamamlanan müzede, üç ayrı bilimsel kazıda bulunan eserler yer almaktadır.

1- Chicago Oriental Institute 1933-1938 yılları arasında Amik Ovası'nda Cüdeyde, Dehep, Çatalhöyük ve Tainat'ta çalışmıştır.
2- British Museum n***** Sir Leonard Wolley 1936'da Samandağı'nın El-Mina Mevkii'nde, 1937'den 1948 senesine kadar aralıklarla Aççana Höyüğü'nde hafriyat yapmıştır.
3- Princeton Üniversitesi de Antakya civarında araştırma kazıları yapmıştır. Müzenin esas zenginliğini temin eden mozaikleri çıkaran bu heyettir.
1939 senesinde, Hatay ana vatana ilhak edildiğinde, müze binası tamamlanmış, kazılarla ve muhtelif yollarla elde edilen eserler de depo edilmiş bulunuyordu. Bu tarihten itibaren eserlerin tanzimi dokuz senede tamamlanmış ve 23 Temmuz 1948 yılında Hatay'ın kurtuluş bayramında ziyarete açılmıştır.
Bünyesinde bulundurduğu çeşitli eserlerin yanında, bilhassa zengin mozaik koleksiyonu ile de ilgi görmektedir. 1969 yılında başlayan ek inşaat 1973 yılı sonunda tamamlanmış ve yeni baştan yapılan teşhir ve tanzimden sonra, hizmete girmiştir. Böylece teşhir salonlarının sayısı beşten sekize çıkarılmış; Hitit ve Asur taş eserlerini, küçük eserleri, altın eserleri ayrı ayrı sergileme olanağına kavuşulmuştur.
 

Istanbul Arkeoloji Müzesi

T.C Kültür Bakanligi , Anitlar ve Müzeler Genel Müdürlügü'ne bagli olan Istanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlügü Sultanahmet Semti'ndeki Gülhane Parki girisinin sagindan Topkapi Sarayi Müzesi'ne çikan Osman Hamdi Bey Yokusu üzerindedir.
Istanbul Arkeoloji Müzeleri; Arkeoloji Müzesi, Eski Sark Eserleri Müzesi ve Çinili Kösk Müzesi olmak üzere üç müzeden olusmaktadir .
19. yüzyil sonlarinda ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafindan Müze-i Hümayun (Imparatorluk Müzesi) olarak kurulan Istanbul Arkeoloji Müzeleri 13 Haziran 1891'de ziyarete açilmistir. “Ilk Türk Müzesi” olarak tasidigi önemin yanisira dünyada müze olarak insa edilmis az sayidaki müze binasi arasinda yer almasiyla da büyük önem ve ayricaliga sahiptir. Çesitli kültüre ait bir milyonu askin eseriyle bugün de dünyanin en büyük müzeleri arasindaki seçkin yerini korumaktadir.
Müze koleksiyonlari arasinda Balkanlar'dan Afrika'ya, Anadolu ve Mezopotamya'dan Arap Yarimadasi'na ve Afganistan'a kadar Osmanli Imparatorlugu sinirlan içinde yer alan bölgelerden degisik uygarliklara ait zengin ve çok önemli eserleri barindirmaktadir.

ARKEOLOJI MÜZESI
Arkeoloji Müzesi iki ayri binadan olusmaktadir ;
I ) ANA BINA (ESKI BINA)

Osman Hamdi Bey tarafindan 1891 yilinda yapimina baslanmis, 1902 ve 1908 yillarindaki ilavelerle bugünkü durumuma gelmistir. Mimari Alexadre Vallaury’dir. Binanin dis cephesi Iskender Lahti ve Aglayan Kadinlar lahitlerinden esinlenerek yapilmistir. Istanbul’daki Neoklasik yapilarin güzel bir örnegidir.
Iki katli binanin üst katinda küçük boyutlu tas eserler, çanak çömlekler, pismis toprak heykelcikler, Hazine Bölümü ve yaklasik 800.000 sikke, mühür, nisan, madalya ve sikke kaliplarinin bulundugu Gayri Islami ve Islami Sikke Kabineleri ile 70.000 civarinda kitabi bulunan kütüphane yer almaktadir.
Binanin alt kat salonlarinda; Iskender Lahti, Aglayan Kadinlar Lahti, Satrap Lahti, Lykia Lahti, Tabnit Lahti gibi Sayda kral mezarlarinda bulunan ünlü lahidler sergilenmektedir .
Lahitler sergilemesinin yani sira, önemli antik kent ve bölgelerden gelen heykel ve kabartmalarin yer aldigi Antik Çag heykelciligi sergilemesi de alt katta bulunmaktadir.Bu sergilemede Arkaik Dönemden Bizans Dönemine kadar olan heykel sanati gelisimi kronolojik siralama içinde en seçkin örneklerle verilmektedir .

II ) EK BINA ( YENI BINA )
Ana binanin güneydogu bitisiginde yer alan ek bina 6 katlidir. Zemin altindaki iki katta depolar yer almaktadir.
Binanin dört kati ise sergileme salonu olarak düzenlenmistir. Binanin 1. katinda "Çaglarboyu Istanbul", 2.katinda "Çaglarboyu Anadolu ve Troia" ile en üst katta "Anadolu'nun Çevre Kültürleri; Kibris, Suriye - Filistin" sergileme salonlari bulunmaktadir . Ek binanin giris katinda ise Çocuk Müzesi ile mimari eserler sergilemesi yeralmaktadir. Agustos 1998'de ziyarete açilan Thrakia-Bithynia ve Bizans sergileme salonu "Istanbul'un Çevre Kültürleri" adi altinda giris katinin hemen altindaki kotta gezilebilmektedir.
Müze 100. kurulus yildönümü olan 1991 yilinda alt kat salonlarinda yapilan yeni düzenleme ve ek bina sergilemesi ile Avrupa Konseyi Müze Ödülü'nü almistir .

ESKI SARK ESERLERI MÜZESI

1883 yilinda Osman Hamdi Bey tarafindan Sanayi-i Nefise (Güzel Sanatlar Okulu) olarak yaptirilan bina 1917-1919 ve 1932-1935 yillari arasinda yapilan çalismalarla müze olarak düzenlenmistir. 1963 yilinda ziyarete kapatilmis olan bina, 1974 yilinda iç mekanlari degistirilip yeni bir sergileme ile tekrar ziyarete açilmistir.
Iki katli binanin üst katinda Anadolu, Mezopotamya, Misir ve Arap eserleri sergilenmektedir Akad Krali Naramsin'in steli, Kades Antlasmasi ve Zincirli heykeli müzenin ünik eserleri arasinda yer almaktadir .
Bu müzede ayrica 75.000 çivi yazili belgenin korundugu "Tablet Arsivi" bulunmaktadir.

ÇINILI KÖSK MÜZESI

Fatih Sultan Mehmet tarafindan 1472 tarihinde yaptirilan kösk Istanbul'daki en eski Osmanli sivil mimarlik örneklerinden birisidir. l875-1891 yillari arasinda Müze-i Hümayun (Imparatorluk Müzesi) olarak kullanilmistir. l953 yilinda Türk ve Islam eserlerinin sergilendigi Fatih Müzesi adi altinda ziyarete açilmis, 1981 yilinda konumu nedeniyle Istanbul Arkeoloji Müzeleri'ne devredilmistir.
Köskün giris cephesi tek, arka tarafi ise iki katlidir. Giriste 14 sütunlu mermer bir revak vardir. Giris eyvani mozaik çinilerle süslüdür. 6 oda ve bir orta salondan olusan köskte Selçuklu ve Osmanli Dönemine ait çesitli çini ve seramikler sergilenmektedir . Müze ve depolarinda yaklasik 2000 eser bulunmaktadir.
 

Konya Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi ilk defa 1901 yılında Karma Ortaokulu'nun güneybatı köşesindeki yapıda açılmıştır. 1927 yılında eserler sergilenmek üzere buradan Mevlânâ Müzesi'ne, 1953 yılında da İplikçi Camii'ne taşınmıştır. 1962 yılında ise bugünkü müze kurularak hizmete sunulmuştur.

Müzemiz Neolitik Çağdan başlamak üzere, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur Ticaret Kolonileri), Demir (Frig, Urartu) Kla**** Hellenistik, Roma ve Bizans Devrine ait eserler sergilenmektedir.

I. Prehistorik Eserler Salonu

1- Neolitik Çağ Eserleri (M.Ö. 6500-5300)

Erbaba, Süberde, Çatalhöyük kazılarında bulunan Neolotik Çağ eserlerinin yanı sıra elde yapılmış pişmiş toprak kaplar obsidien ve çakmak taşından yapılmış ok ve mızrak uçları yer almaktadır.

2- Eski Tunç Çağı Eserleri (M.Ö. 3000-1950)
Bu devire ait eserler genellikle Sızma ve Karahöyük kazılarından gelmiştir. Ayrıca Beyşehir Gölü çevresinden gelen ve Göller Bölgesi'nin tipik özelliklerini taşıyan üzeri yivli pişmiş toprak kaplar sergilenmektedir.

3- Orta Tunç (Asur Ticaret Kolonileri) Çağı Eserleri (M.Ö. 1950-1750)
Konya Karahöyük'te 1952 yılından beri yapılan sistemli kazılarda elde edilen çarkta yapılmış, çok çeşitli formlarda pişmiş toprak kaplarla, üzüm salkımı şeklinde kandiller, hayvan biçimi kaplar, bronz halkalar, silindir mühürler bulunmaktadır.
II. Demir Devri Eser Salonu

1- Demir Çağı Eserleri (M.Ö. 8. 7. 6. yüzyıl)
Konya Aladdin Tepesi'nde bulunan üzeri figürlü Frig Devri kap parçaları, Konya Karapınar İlçesi'nin 20 km. kuzeyinde Kıcıkışla'da bulunan çeşitli formlarda Frig Devri boyalı kapları, Urartu'lara ait bronz fibulalar (iğne) üzeri figürlü plakalar vardır.
Kıcıkışla'da Frig kapları ile birlikte çeşitli formlarda yapılmış pişmiş toprak, boyalı Lidya kapları yer almaktadır.

2- Klasik Devir Eserleri (M.Ö. 480-330)
Bu döneme ait Kıcıkışla'dan gelen üzeri parlak siyah boyalı ithal malı kyliks'ler, lekythos'lar ve üzeri siyah figür tekniğine göre işlenmiş bir oinokhoe vardır.

3- Hellenistik Devir Eserleri (M.Ö. 330-30)
Çeşitli formlarda yapılmış, üzeri parlak perdahlı, tabaklar, çanaklar ile derin oymalı bir kap kalıbı parçası yer almaktadır.
4- Roma Devri Bronz Heykelcikleri (M.Ö. 30-M.S. 395)
Bir vitrinde, bronzdan yapılmış, Roma Devri Hermes, Eros ve boğa heykelcikleri vardır.

III. Roma Devri Salonu

1- Roma Devri Eserleri (M.Ö. 30-M.S. 395)

Bu devirden Beyşehir İlçesi, Yunuslar Köyü'nde bulunan Sidemara tipi sütunlu mermer Herakles Lahdi (M.S. 250-260) Iconium (Konya) nekropolünde bulunan Sidemara tipi sütunlu ve Pamphylia tipi girlandlı mermer (M.S. 2. 3.yüzyıl) lahitleri ile bir Poseidon heykeli, pişmiş toprak lahitler, yatay vitrinlerde aynı devirden kalma pişmiş toprak kandiller, koku kapları, cam gözyaşı şişeleri, parfüm kapları, deney tüpleri, bardaklar, sürahiler ve cam bilezikler, altın yüzük ve küpeler, kıymetli taşlardan yapılmış yüzük kaşları, fildişi tarak ve manikür aletleri sergilenmektedir.

2- Bizans Devri Eserleri (M.S. 395-1453)
Müzemizce 1990 yılında Sille, Tatköy'de yapılan kazıda Tatköy Kilisesi'nden elde edilen ve M.S. 6.yüzyıla tarihlenen 6,30 x 3,50 m. boyutlarındaki taban mozaiği ve Çumra, Alibeyhöyük, Kilise Mevkii'nde 1991 ve 1992 yıllarında yapılan kazılarda elde edilen taban mozaikleri sergilenmektedir. Bir vitrinde ise yine Bizans Devrinden, bronz kapı tokmakları, kazan kulpları, rölikerler, haçlar, markalar ve ok uçları vardır.
IV. Bahçedeki Eserler

1- Revaktaki Eserler
Müze girişindeki revakta, Sille'den ve Konya merkezinden gelen Bizans Devri, taş ve mermerden yapılmış mimari parçalar, mezar taşları ile Roma Devrinden (M.S.2., 3.yüzyıl) mezar stelleri sergilenmiştir.

2- Ön Bahçedeki Eserler
Ön bahçede, taş ve mermerden yapılmış Roma Devri (M.S.2. 3.yüzyıl) heykelleri, lahitleri, mezar sandukaları ve stelleri, kül kutuları, mezar aslanları, sütun başlıkları ile yazıtlar görülmektedir. Bu yazıtlardan St. Paul'ün ziyaret ettiği şehirler olan Iconium, Derbe ve Lystra yazıtları çok önemlidir.
 

Kütahya Arkeoloji Müzesi

Ulu Camii yanında Vacidiye Medresesi olarak bilinen yapıdadır. Medrese binası 1314 yılında Germiyan beylerinden Umur Bin Savcı tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapının portali Selçuklu sanatının özelliklerini gösterir. Kapıları kubbeli orta mekana açılan dokuz küçük odası vardır. Müzede yer alan vitrinlerde Miyosen döneminden itibaren, Paleolitik, Kalkolitik, Eski-Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler teşhir edilmektedir. Restorasyonu ve yeni teşhir düzenlemesi yapılarak 5 Mart 1999 tarihinde ziyarete açılmıştır.
alıntı
 
Üst