Bir Arada Yaşamak

Eskiden, insanların hak etmedikçe kötülüklere maruz kalmayacaklarına o kadar inanırdım ki...
Taa ki bir gün başa gelinceye dek.
Ve başkalarının -hak etmeden- gördüğü kötülükleri görünceye dek...
***
Nedeni ise, doğup büyüdüğüm topraklarda kimsenin kimseye kolay kolay kötülük ettiğini görmediğim içindi... Kimsenin kimseden mutlak iyilik yapacağına dair bir beklentisi de yoktu.
Yeter ki kötülük olmasındı...
Şehir halkının tek beklentisi, herkesin dostça yaşadığını görmekti.
Dünya sevdalarının akarsuyuna kendini kaptıranların acımasız ortamında büyükler bizi uyarırdı;
-Karşılığı olmayan iyiliklerin altından mutlaka bir çapanoğlu çıkar!
Büyüklerimizin yaklaşımını daima fazla karamsar bulurdum.
Ta ki bütün bunları yaşayıp görene dek...
***
Ne zaman kötülükleri oturup yazmaya kalkışsam, bu kötüleri tek tek tüm dünya insanlarının öğrenebilmesini istesem, aklıma düşer o güzel insanın sözleri;
-En güzeli hepsini dünya defterinden silip at. Bütün kötülükleri unutup da git. İyilik edene iyilik yap, kötülük edeni affet...
Öfkemi dizginler bu sözler.
Tek tesellim olur birden...
***
Yazarlar, yazdıkları her satırın altına imza attığı gibi kelimelerinin de kefili olmalıdır...
Şahit olduğu hayatların ve olayların tercümanı ve katibi olduklarını iddia eden kalem sahipleri, kendilerini tatmin etmek için değil, hayranlarının sayısını çoğaltmak, daha fazla şöhret olmak, daha fazla para kazanmak ve kendine üstad denilmesi için yazmazlar.
Ne büyük 'Yazar' desinler için ise tüm bu kavgaların nedeni; yazamayacakları gün de gelip çatar...
***
Yoksa, yazılan her yazı yaşandığından değil de hayal edildiğinden mi, yazılan her destan oluşundan değil de olmasını arzuladığımızdan mı doğdu?
Çok düşündüğüm zamanlarda kendime sormuşumdur;
Aslında olmadı mı hiçbir zaman ne Leyla ne de Mecnun?
Ne Ferhat ve ne de Aslı?
Aslında hiç yaşamadı mı nam salan babayiğitler...
***
Bir 'şeytan' kadar kimse korkmadı mı hiç Yaradan'dan, dünyadaki malını, mülkünü ve tahtını kaybetmekten korktuğu kadar...
Belki de ağlamadı hiç kimse günahlarına...
Kazandıkça güldüğü kadar...
Belki de hiçbir vakit kimse kimseyi tanımayacaktı bir arada yaşamak mecburiyeti olmasa.
Belki de hiçbir zengin görmek istemeyecekti fukarayı, zenginliklerine bir katkısı olmasa.
Belki ayrı kara parçalarında buluşacaktı tüm kötüler ve iyiler...
İlahi adaletin tecellisi işte bu;
Bir arada yaşamak mecburiyeti...
Bu kadar karışmayacaktı zengin ile yoksul, birbirine ihtiyaç duymasa...
***
Ne de çok zaman geçip gitmiş 'kirpiklerimin arasından' diye düşünürken, bir gün kirpiklerimizi araladığımızda Yaradan'ın bizler için yarattığı bir âlemde yeniden var olacağımız geldi aklıma...
İşte o zaman herkes sahibini arayacak...
Anlayacak...
Ağlayacak...
Bir arada yaşadığımız günlerin hatırına belki de kurtulacağız...
Bir arada nefes aldığımız günleri kavgalarla geçirerek yaşamayı unutmak lazım...
Bir arada yaşamanın kavgalarını değil, sanatını keşfetmek gerek!

Mehmet soysal
 
Üst