ABD'nin en büyük düşmanları

onların Türkiye' ye işi düşmüyor... Türkiye 1960 hatta daha da öncesinden itibaren onlara mahkum oldu...

eğer bir ülkenin yöneticisi kendinden zam isteyen memuruna bunu ımf' den isteyin derse !! siz ne anlarsınız?
doğruları konuşalım...
patron kim bu ülkede gelin bu durum üzerinden Türkiye analizi yapalım..

simdi egri oturup dogru konusalim... türkiyenin imf ye ihtiyaci yokta imf diyormuki ille benim dedigim gibi yapin... türkiye maliye isini beceremiyor acik veriyor, imf den borc istiyor, oda sartlarini ortaya koyuyor, hosumuza gitmesede durum bu, bundan daha dogalde bir sey olmaz... sadece imfden borc alacagi zaman degil, baska yerlerdende kredi aradimi imf nin bekraundunu görmek istiyorlar... bu durumda türkiye belini düzeltinceye kadar patron kredi aldigi finanz kurumlari... tabi belini düzelmesine firsat vereceklerinede hic ihtimal vermiyorum...
 
simdi egri oturup dogru konusalim... türkiyenin imf ye ihtiyaci yokta imf diyormuki ille benim dedigim gibi yapin... türkiye maliye isini beceremiyor acik veriyor, imf den borc istiyor, oda sartlarini ortaya koyuyor, hosumuza gitmesede durum bu, bundan daha dogalde bir sey olmaz... sadece imfden borc alacagi zaman degil, baska yerlerdende kredi aradimi imf nin bekraundunu görmek istiyorlar... bu durumda türkiye belini düzeltinceye kadar patron kredi aldigi finanz kurumlari... tabi belini düzelmesine firsat vereceklerinede hic ihtimal vermiyorum...


bakınız;

T.C., 3 büyük sermaye birikim dönemi yaşamıştır ...
1)Mübadele
2)Varlık Vergisi
3)12 eylül darbesi

Mübadeleyle Rumların ve Ermenilerin serveti devletin elinde kaldı
Varlık vergisiyle Yahudilerin ve az sayıdaki Hristiyanın malı devlete geçti.

12 eyül darbesine kadar olan süreçte ise, devlet birçok geniş sanayi yatırımına girişti, projeler üretti, bunları kar eder hale getirdi.

yine bunun öncesinde Atatürk'ün başarıyla uyguladığı devletçilik paketi sayesinde avrupa ve dünya ekonomisi iflas halindeyken Türkiye 5 yıl gibi kısa bir sürede kalkınmış ve herkezi şaşırtmıştır... avrupalı 12-13 yaşındaki çocukları köle gibi çalıştırırken Atatürk köy enstütileri kurmuş çocukları ve gençleri yüceltmiştir..eğer ömrü yetseydi eminim ki sendikaları kendi elleriye kurar, emekçileri de sömürmezdi...

gelelim sermaye birikimlerine...
o sermayeler nerelere gitmiştir?
yerel burjuvazi yaratılcak diye komprodor sermayeye nasıl hizmet edilmiştir?

menderes ülkedeki tüm demiryollarını söktürüp yerine asfalt yaptırırken ihaleleri kimler almıştır?
bugün asfalt ağlatan arabalara kimlerin çocukları binmektedir?
avrupada ulaşım sadece demiryolu üzerinden yapılırken Türkiye neden arabaya (petrole) muhtaç edilmiştir?

bu ülkenin başına zamanında iyi yöneticilerde gelmiştir!!
işi bilen!!!
ekonomi bilen olmasa bile çözümü kendinde arayan!!

yeşil sermayeye sırtını dayar, dışardan da ülkeye nakit pompalarsanız ülkede göstergeler tabii iyi olur (ama bir yere kadar) ...
insanlar bakarlar rakamlar iyi !!! ama evlerine götürdükleri yiyecek paketlerinin sayısı düşüyor !! ve sorarlar eeee rakamlar iyide bizim cebimizdeki neden azalıyor ?

yeşil musluk kapanırsa... ımf sırt çevirirse... ülkede satılan yerler yerine gideceğine ceplere girerse ekonomi tabiii düzelmez...

sen haktanım deyipte halkı ezersen, halktanım deyipte dışarıya yapışırsan ekonomi tabii iyileşmez...

halk olarak patron olduğunu kanıtlamadığın sürece işler iyiye gitmez...
 
sn.suur r, su köy ensitülerini hic acmiyalim isterseniz... oralarin ne oldugunu osman yüksel serdengecti "bir nesli nasili mahveddiler" adli kitabinda cok veciz bir sekilde ifade etmistir...

türkiyeye sag iktidarlar geldi sol iktidarlar geldi, hepside bir sekilde abd icazetliydi... halkin patron olmasi ancak ve sadece secimlerde, onuda su veya bu sekilde iskaliyor... acaba sadece halkmi yanlis yapiyor... hayir devletin bütün kurumlari o yanlisin icinde bu kisir döngüyü belki bu ergenekon ile kiracaklar, yanliz simdiye kadar bulasanlarida ortaya cikaranlarida yutacaga benziyor...

ama belki ab sevdasiyla bircok standart ab normlarina yükseltilirse belki bir cikis yolu olabilir...
 
sn.suur r, su köy ensitülerini hic acmiyalim isterseniz... oralarin ne oldugunu osman yüksel serdengecti "bir nesli nasili mahveddiler" adli kitabinda cok veciz bir sekilde ifade etmistir...

türkiyeye sag iktidarlar geldi sol iktidarlar geldi, hepside bir sekilde abd icazetliydi... halkin patron olmasi ancak ve sadece secimlerde, onuda su veya bu sekilde iskaliyor... acaba sadece halkmi yanlis yapiyor... hayir devletin bütün kurumlari o yanlisin icinde bu kisir döngüyü belki bu ergenekon ile kiracaklar, yanliz simdiye kadar bulasanlarida ortaya cikaranlarida yutacaga benziyor...

ama belki ab sevdasiyla bircok standart ab normlarina yükseltilirse belki bir cikis yolu olabilir...




Köy enstütileri ; feodal sistem üretim ve yaşam biçimini ortadan kaldırmaya başlamıştı, feodal toprak sistemi değiştiği için insanların eğitim alması toprak ağalarını tedirgin etmeye yetmişti….!!, sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başlamıştı, sanat, edebiyat, bilim teknoloji de olumlu beklentiler oluşacaktı, Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye başlamıştı, ezberci değil, analitik düşünen sorgulayan birey yetiştiren demokratik ve üretici eğitim başlamıştı, Atatürk’ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı oluşmaya başlamıştı, bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başlamıştı...

işte tüm bunlar yeni bir nesil yetiştirmek için şarttır !!

bir nesil yok edilmedi, bir sistem yine bir sistemle hemde eğitim sistemiyle değiştirilecekti bu durum maalesef statükoyu rahatsız etmeye başlamıştı..….

Köy Enstitülerini kuranlarda yıkanlarda statükolarını korumak ve
güçlendirmek için hareket etmişlerdir….Bu emellerini gizlemek için de “ Köy Enstitü”lerinin üzerinden politika yapmışlardır. demokratik kültürden, bilim ve bilimsel düşünceden yana
olmayan her birey ve kurum “ Köy Enstitü”lerinin ortadan kaldırılmasında
birinci derecede sorumluluk sahibidir bu durumda yazar her kim olursa olsun zamanı ve koşulları yaşandığı tarihteki ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi anlamda incelemek zorunluluğundadır…

Köy enstütilerinin tarihine kısaca değinecek olursak 1926 ylında zamanın milli eğitim bakanı tarafından “ köy muallim mektepleri” olarak açılmış ve yüzlerce öğretmen yetiştirmiştir.. 1926 yılında 30,000 binden fazla köyde ilk okul bile yoktur erkeklerde okuma yazma bilmeyenlerin sayısının oranı % 76 -78 civarıdır kadınlarda bu sayı %91’dir. Nufusa bakacak olursak çoğunluğu köyde ve kırsal alanda yaşamaktadır… o zamanda “ köy enstütileri” bir eğitim reformudur .. bunlar tarihimizin gerçekleridir… 1936 yılında deneme amaçlı başlayan “köy enstütileri” 1940 yıllarında yasallaşacaktır yani dört yıl boyunca sürüncemede bırakılmıştır …1942 yılında "yüksek köy enstütileri" kurulmuş fakat 6 yıl gibi bir sürede eğitim sistemi değiştirilmiş ve bir yok oluşa sürüklenmiştir 1950 yılında kapatılma sürecine girmiş ve sonunda 1954 yılında tamamen kapatılmıştır…

1950 yıllarında abd tarafından ülkeye yapılan “Marshall yardımları” kapatılma süresini hızlandırmıştır çünkü yardım paketinin içinde başka eğitim projeleri vardır !! bir nesli yok etme 1926’da değil 1950 yılından sonra sistemli olarak başlatılmış halen devam etmektedir..

tarihimizdeki hangi devrime, reforma, ilkeye, ınkılaba bakarsanız şunu görürsünüz hepsinin içinde ve arkasında bizim kültürümüze, geleneğimize, göreneğimize ve bize has motifler vardır hepsi bize has ve bizim ülkemizin gerekliliğinden oluşmuştur ve yine bizim içindir..

sizin ab normları dediğiniz olay kültürel, ahlaki, siyasi, ekonomik ve toplumsal bir işgalden başka bir şey değildir..

karanlık derin bir kuyunun içindeki tek bir kibriti aramaktan başka bir şey değildir…

sizi üye yaparız ama önce siyasetini bırakacaksın, sizi üye yaparız ama önce kültür miraslarınızı yok edin, sizi üye yaparız ama gelenekleriniz göreneklerinizi bırakın, sizi üye yaparız ama önce ekonominizi biz düzeltelim, sizi üye yaparız ama kimliğinizi değiştirin , sizi üye yaparız ama atanızı, atalarınızı unutun, sizi üye yaparız ama önce topraklarınızı alırız .. sizi biçimsiz, kimliksiz,ırksız,atasız,topraksız,vatansız bırakırız…

bu ab’li olmak ise üstü kalsın……..

bana ab’ nin bize dayattığı iyi bir şartını söyleyin, bizi yücelten bir seçenek söyleyin…paketlerinde bize yönelik tek bir pozitivist yön gösterin..
 
"tarihimizdeki hangi devrime, reforma, ilkeye, ınkılaba bakarsanız şunu görürsünüz hepsinin içinde ve arkasında bizim kültürümüze, geleneğimize, göreneğimize ve bize has motifler vardır hepsi bize has ve bizim ülkemizin gerekliliğinden oluşmuştur ve yine bizim içindir.."

yani buna aci aci gülerim... megersem yapilan devrimler, inkilaplar , reforumlar, bizim kültürümüzmüs...:malesef:

"sizin ab normları dediğiniz olay kültürel, ahlaki, siyasi, ekonomik ve toplumsal bir işgalden başka bir şey değildir..

karanlık derin bir kuyunun içindeki tek bir kibriti aramaktan başka bir şey değildir…

sizi üye yaparız ama önce siyasetini bırakacaksın, sizi üye yaparız ama önce kültür miraslarınızı yok edin, sizi üye yaparız ama gelenekleriniz göreneklerinizi bırakın, sizi üye yaparız ama önce ekonominizi biz düzeltelim, sizi üye yaparız ama kimliğinizi değiştirin , sizi üye yaparız ama atanızı, atalarınızı unutun, sizi üye yaparız ama önce topraklarınızı alırız .. sizi biçimsiz, kimliksiz,ırksız,atasız,topraksız,vatansız bırakırız…

bu ab’li olmak ise üstü kalsın……..

bana ab’ nin bize dayattığı iyi bir şartını söyleyin, bizi yücelten bir seçenek söyleyin…paketlerinde bize yönelik tek bir pozitivist yön gösterin.."

ab dedigimiz sey 50 senedir bu kapida bekleniyor sagiyla soluyla... eger oraya girmek isterseniz sartlarina uyulmasi gerekir... bizimkiler vatan perver olsa , suurlu olsa , isimizen gelen ktiterleri alalim , ekonomoik , sosyal demokratik o seviyeye yükselelim... ama oluyormu , yapiyorlarmi, ab zorlamasa kimse killarini kipirdatmiyor, mecbur kalincada, ab zorladigindan degilde halkimiz icin iyi oldugundan yapiyoruz diyorlar...

dünya globallesti, herkes heryerde... bizim hedefimiz halkin hayat standartlarinin yükseltilmesi icin neler gerekiyorsa yapilmalidir... bilhassa türkiyeye özel laiklikten!!! kurtulmaliyiz...

"sizi biçimsiz, kimliksiz,ırksız,atasız,topraksız,vatansız bırakırız…"

biz sunu cok iyi biliyoruzki agirlikli olarak sol kesim atalarimiza (osmanli) sövmeyi marifet saymaktadir... elin gavurunun yapacaklari onlardan daha agir olmaz....
 

güney

dünya globallesti, herkes heryerde... bizim hedefimiz halkin hayat standartlarinin yükseltilmesi icin neler gerekiyorsa yapilmalidir... bilhassa türkiyeye özel laiklikten!!! kurtulmaliyiz...
Nasıl bir kurtuluş yolu öneriniz mevcut acaba bu "Türkiyeye özel laiklikten"...
Globalleşmeden anladığınız eğer bu "kurtulma" durumuysa üzgünüm dostum ben bir şey anlamadım...
 
"Nasıl bir kurtuluş yolu öneriniz mevcut acaba bu "Türkiyeye özel laiklikten"..."

evet bir önerimiz var , avrupa laikligi... her kisinin dinine saygili, dayatmiyan, tek tip insan olusmasi icin elinden geleni arkasina koymiyan, izimlere uydurmak icin halki canindan bezdirmeyen...

globallesmeden anladigim, bugünkü teknoloji sayesinde dünyanin bir ucundan öbür ucuna her türlü etkilesim olmakta, ekonomik , sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal... halklar ve bireyler dogal olarak iyi yönde veya kötü yönde etkilenmektedirler... bizde bize uyan iyilikleri almak icin caba sarfetmeliyiz diye düsünüyorum...
 

güney

"Nasıl bir kurtuluş yolu öneriniz mevcut acaba bu "Türkiyeye özel laiklikten"..."

evet bir önerimiz var , avrupa laikligi... her kisinin dinine saygili, dayatmiyan, tek tip insan olusmasi icin elinden geleni arkasina koymiyan, izimlere uydurmak icin halki canindan bezdirmeyen...

globallesmeden anladigim, bugünkü teknoloji sayesinde dünyanin bir ucundan öbür ucuna her türlü etkilesim olmakta, ekonomik , sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal... halklar ve bireyler dogal olarak iyi yönde veya kötü yönde etkilenmektedirler... bizde bize uyan iyilikleri almak icin caba sarfetmeliyiz diye düsünüyorum...

Hıımmm.. anlamaya çalışma konusundaki samimiyetim içtendir..
Şöyle bir teklifim olsa size
KOMÜN YAŞAM... daha iyi olmazmı...
 
yani buna aci aci gülerim... megersem yapilan devrimler, inkilaplar , reforumlar, bizim kültürümüzmüs...:malesef:


ab dedigimiz sey 50 senedir bu kapida bekleniyor sagiyla soluyla... eger oraya girmek isterseniz sartlarina uyulmasi gerekir... bizimkiler vatan perver olsa , suurlu olsa , isimizen gelen ktiterleri alalim , ekonomoik , sosyal demokratik o seviyeye yükselelim... ama oluyormu , yapiyorlarmi, ab zorlamasa kimse killarini kipirdatmiyor, mecbur kalincada, ab zorladigindan degilde halkimiz icin iyi oldugundan yapiyoruz diyorlar...

dünya globallesti, herkes heryerde... bizim hedefimiz halkin hayat standartlarinin yükseltilmesi icin neler gerekiyorsa yapilmalidir... bilhassa türkiyeye özel laiklikten!!! kurtulmaliyiz...

biz sunu cok iyi biliyoruzki agirlikli olarak sol kesim atalarimiza (osmanli) sövmeyi marifet saymaktadir... elin gavurunun yapacaklari onlardan daha agir olmaz....


yapılan devrimler ve ınkılaplar bizim kültürümüz demedim tamamen yanlış yorumlanmışsınız…

yapılan bu tür fiiller bizim kültürümüze bizim geleneklerimize ve bizim göreneklerimize uygun şelikde yapılmıştır yani bizim insanımızın ve bizim ülkemimizin gerçeklerine uygun bizim için ve bizim ihtiyacımız doğrultusunda yapılmıştır…

anlayacağınız şekilde örnek vermek gerekirse ülkemiz laik bir düzen işleyişi içinde yani laik bir devletiz öyle bir laiklik ki bu din kurumu olan diyanet işleri devlete bağlı ve devlet ödeneğinden yaralanabiliyor bunun dışında camilerde görev alan imamlar devlet memuru statüsünde görev veriyor maaşını devletten alıyor … bu durumlar bizde böyle bir de diğer Avrupa ülkelerine bakalım orda dinin bağlı olduğu bir kurum yok din görevlileri maaşını devletten değil vakıflardan veya bağışlardan alıyor hiçbirinin sosyal güvencesi yok…. Biz ülke olarak dinimiz için görev yapanları sosyal güvence altına almışız bunun dışında laik olduğumuz halde din işlerini diyanete bağlayıp devlet güvencesi altına almışız.. biraz gerçekçi olmak gerekir…

ab ye girmek mesele değil mesele şu; ab’ye tam üye olana dek ne gibi tavizler veriliyor, nelerden vazgeçiliyor, neden oyalanıyoruz…

anayasamızdan tutunda diğer kurumlara kadar tek kalıp içine itiliyoruz, eğitim sistemi değiştirilmiş durumda…kusura bakmayın ama siz ab’ye nerden bakıyorsunuz anlayamadım çünkü bizim işimize gelen kriterleri almak gibi bir lüksümüz yok…

bize dayatma var.. dayatılan şeyler de bizi yaa bölüyor, toprak bütünlüğümüzü yada kültürümüzü tehdit ediyor… hayat standartlarımızın yükseltilmesi ab normlarına değil ülkemizde yeni fabrikalar kurulup daha çok çalışmaktan geçiyor…. Ülkemizde ikinci cumhuriyetçilerin olduğu gibi ikinci mandacılarında olduğunu çok açık bir şekilde görmekteyiz…

dünya globalleşmenin değil sermayeyi komprodorlaştırmanın zorluklarını yaşıyor… dünyanın globalleşmesi dünyayı küçük bir köye çevirmekten başka bir şey değildir… globalleşemeyen ülkelerin halini düşündüğümüzde bu sisteminde üçüncü ve ikinci dünya ülkelerini köleleştirmekten ve yaşam şansını ortadan kaldırmaktan başka bir işe yaramadığını görürüz…


“bizim hedefimiz halkin hayat standartlarinin yükseltilmesi icin neler gerekiyorsa yapilmalidir...” **aladdin**


bunun için ab dayatmalarını kabul etmemizmi gerekiyor yoksa komprodor sermaye için kölemi olmamız gerekiyor ? ımf ye boyun eğmemizmi gerekiyor yoksa tüm tarihimizi unutup her şeyimizden vazmıgeçmemiz gerekiyor….
yoksa; Kendi iç siyasetimizi, ekonomizizi ve kültür dejenerasyonunu yoluna koyup kendi çarelerimizi kendimizinmi üretmesi gerekiyor?


"evet bir önerimiz var , avrupa laikligi... her kisinin dinine saygili, dayatmiyan, tek tip insan olusmasi icin elinden geleni arkasina koymiyan, izimlere uydurmak icin halki canindan bezdirmeyen..." **aladdin**


Sizin türkiyeye özel laiklikten kurtulmanız ve Avrupa laiklikliğini isteminizi anlıyabilirim ama bizim ülkemiz demokrasiyi tam sindiremediği için ve demokrat olamadığı için sizin söylediğiniz geniş anlamıyla (sekülarizm) Avrupa laikliğine geçiş için hazır değil… daha birkaç yıl yada birkaç on yıl önce madımakta yakılan, maraşta katledilen masumları düşününce bizim henüz farklı bir mezhebe bile tahammülümüzün olmadığı açıkça ortadadır kaldı ki farklı dini simgelere ve farklı dinlere tahammülümüz olsun… seküler düşüncenin laikliğin zaman içinde evrimleşmiş ve gelişmiş düşünce sistemi olduğunu düşünürsek laikliğe tahammülü olmayanların ve gerçekte demokrat olmayanların seküler düşünceye tahammül etmesi zordur… seküler laikliğin türkiyeye önümüzdeki 100 yada 200 yıl uğrayacağınıda düşünmüyorum…

Laiklikten kurtulmak isteyeceğiniz kadar ona adapte olmanız daha mutlu yaşamanıza olanak sağlar… zira devletin temel niteliklerinden birini bile değiştirmek bu ülkeye ummadığınız zararlar verir zararında ötesinde devletin temel niteliklerini değiştirmek kimsenin haddi değildir…

Son cümleniz 1918-1919 senelerinin saray yanlısı söylemleri daha doğrusu saray ağzından başka bir şey değildir… 600 yıllık Osmanlı devletini bir avuç solcumu yoksa öğündüğünüz avrupamı yıkmıştır ? çok güvendiğiniz ve hayat standartınızı yükselteceğini düşündüğünüz Avrupalı İngilizler bile padişahınızı anca maltaya kadar götürmüştür….

son söz;

“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanmıştır. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleri ile ecnebilerin plânları ile yükselebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 
Üst