Zana’yla Ilgili

ZANA’YLA İLGİLİ​


Kapatılan DEP eski milletvekillerinden Leyla Zana’nın cezaevinden çıkışı sonrasında “demokrasi ve barıştan yana olunduğu” yönündeki söylemleri yalanlarcasına, son dönemde bölgede şiddeti tırmandırmaya çalışan PKK ile arasına net bir mesafe koyamaması, uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmeye devam ederken, Faruk Bildirici tarafından Zana ile ilgili olarak yazılan kitap gündeme bomba gibi düşüyor.

Faruk Bildirici’nin Zana’nın yaşam öyküsünü anlattığı, yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ürünü olan ve çok sayıda yüz yüze görüşmeyle oluşan 450 sayfalık kitapta, 33 erin öldürülmesinin ardından Leyla Zana’nın Abdullah Öcalan’la Şam’da gizlice görüştüğü anlatılıyor.
Leyla Zana’nın siyasi bir figür olarak belirdiği ilk yıllardan bu yana yasadışı PKK örgütünün lideri Abdullah Öcalan’la sürekli temas ve bilgi alışverişi içinde olduğu ortaya çıkıyor. Zana’nın, kurdukları partiden, yaptıkları eylem ve görüşmelere kadar her adımları hakkında Öcalan’a danıştığı ya da bilgi verdiği belirtiliyor.
Faruk Bildirici’nin yeni yayımlanan ve Zana’nın hayat hikâyesini anlattığı “Yemin Gecesi” adlı kitapta, tüm bunlara rağmen, Öcalan’ın Zana’yı kendi liderliğine bir tehdit olarak gördüğü ve “Onu lider yapmak istiyorlar” diyerek, “Ön plana çıkmasına engel olmak istediği” vurgulanıyor. Hâlâ süren bu “gerilimli” ilişkiye rağmen Zana’nın DTP’nin içinde bulunduğumuz son dönemine damgasını vurduğunun ifade edildiği kitapta; daha önce kurulan partiler hakkında da bugüne kadar bilinmeyen bazı ayrıntılara yer verildiği görülüyor.

Zana ve milletvekili arkadaşlarının SHP’den ayrılıp, daha önce kurulmuş olan, ancak mali sıkıntıları bulunan HEP’e geçmelerinin ardından Avrupa’da çeşitli organizasyonlarda topladıkları 278 bin Mark paraya PKK’nın el koyduğu ve bunun sadece 150 bin markını parti yöneticilerine iade ettiği ve kimsenin itiraz edemediği vurgulanıyor.
Yine kitapta anlatıldığına göre; 1994 yılıyla birlikte DTH kurulurken, AİHM’nin DEP’in kapatılması davasında verilen 210 bin euro tazminat parasına ihtiyaç duyulduğu, Zana’nın, partinin genel başkanlarından Hatip Dicle’ye “Çıkar o parayı bari DTH’nin masraflarını oradan karşılayalım, hiç olmazsa yol harçlıkları çıksın” dediği, Dicle’nin ise “Ben zaten bir miktarını arkadaşlarla harcamışım” cevabını verdiği, küçük bir miktarın iadesi üzerine, partinin masraflarının büyük oranda herkesin kendi cebinden karşılandığı da hikâye ediliyor.
Faruk Bildirici’nin kitabından da anlaşıldığı gibi, başta Leyla Zana olmak üzere, Kürt siyasi yaşamındaki kişi, parti ve oluşumların, PKK/Kongra-Gel’in uydusu görüntüsünden kurtulup, bağımsız bir Türkiye partisine dönüşemedikleri ve teröre samimiyetle karşı çıkıp net bir tavır alamadıkları sürece, kamuoyundaki olumsuz imajlarından arınmaları oldukça zor görünüyor. Tavırlarını yeniden gözden geçirip saflarını ve çabalarını netleştirmeleri en acil çözüm olarak kapıda bekliyor.

Bu arada örgüt içerisinde parasal konularla ilgili yozlaşmalar, kokuşmuşluklar ve çıkar ilişkileri de “Yemin Gecesi” adlı kitapla bir kez daha su yüzüne çıkıyor.

Helin Demir
helindem@mynet.com
 
Üst