Saklı Kenti Arayanlar...

blueice

Zaman gelmiş, gidilmesi gereken yerler kendine sahip çıkacakları beklerken ve gitmesi gerekenler yol alırken, umudunu yitirmemek için yarin gözlerinden saklı kentleri arayanlar, yıkıntılar arasında can çekişiyor.

Unutmalı mı bütün umutları yoksa saklı kentin bütün sokaklarında yerini sadece sevdanın bildiği o yarin gözlerinde mi almalı son nefesi.
Yorulmuşluğun miskin halini üzerine çekip sinmeli mi bir köşeye yoksa bu saklı kentin kaldırım taşlarının altında bulunmayı bekleyeni aramaya devam mı etmeli.

Yalnızlığı sitem dolu sözlere yükleyip, kanadı kırılmış serçelerle, sedefi rengini yitirmiş, soluk sandıklarla sunma bana.. Biliyorum en az benim kadar yalnızsın ve benim kadar anlaşılmıyorsun mekanın içinde yaşayanlarca. Biliyorum çaresizliğin kıyısına yanaşmış anlamayı çare edinenleri bekliyorsun hasretle..Her bekleyişin sahiline ulaşması için yüreğinin titremesi gerektiğini bilmiyorsun. Uyuşmuş bedeninle koynuna aldığın çaresizliklerin seni zehirlemesini izliyor ve sessiz sessiz can veriyorsun.

Yalnızım, ama sinmiyorum köşeme, arıyorum bana kendini saklayan kenti. Bir umuda yalvarıyorum, sense bir martıyla ağlaşıyorsun. Sesini diri kılanın ağlamaların olduğunu sanıyorsun. İçindekileri kaybetmişliğinin sebebini soranlara gözyaşlarını gösteriyor ve her sonbaharın aslında sonbahar olmadığını bilmiyorsun.

Vurulmuş bir ilkbaharın koynundasın, bilmediğin sonbaharını yaşıyorsun

Alıntı...
 

blueice

1975gm6.jpg
 
Üst