Idealizm Nedir?

Ruh maddeyi yaratır

Bu, idealist felsefenin ilk biçimidir ve evrenin ruh tarafından yaratıldığını kabul eden bütün dinlerde kendini gösterir.

Evren, düşüncemizin dışında var olamaz

İşte özelliklerin ancak zihnimizde var olduklarını, ve böyleyken onları şeylerin kendilerine atfetmekle yanılgıya düştüğümüzü kabul eden idealistlerin ispatlamaya çalıştığı şey budur. İdealistler için, şu masa ve sıralar vardır elbette, ama sadece düşüncemizde. Çünkü şeyleri yaratan fikirlerimizdir.

Başka bir deyişle, düşüncemizin yansısıdır şeyler. Gerçekten de, madem ki zihnimiz tarafından yaratılmaktadır bizdeki madde fiksiyonu, madem ki madde kavramı zihnimiz tarafından bize verilmektedir; ve madem ki şeylerden aldığımız duyunun nedeni düşüncemizdir, öyleyse bizi çevreleyen şeylerin hiçbirinin bizim zihnimizin dışında bir varlığı yoktur. Ve de bunlar, düşüncemizin yansıları olmaktan öteye geçemezler.

Demek oluyor ki, ruhumuzun yaratıcısı olan ve bize evren hakkındaki bütün fikirleri empoze eden daha üstün bir ruh vardır. Buysa, kendiliğinden de anlaşılabileceği gibi Tanrıdır.
 
Ruh maddeyi yaratır

Bu, idealist felsefenin ilk biçimidir ve evrenin ruh tarafından yaratıldığını kabul eden bütün dinlerde kendini gösterir.

Evren, düşüncemizin dışında var olamaz

İşte özelliklerin ancak zihnimizde var olduklarını, ve böyleyken onları şeylerin kendilerine atfetmekle yanılgıya düştüğümüzü kabul eden idealistlerin ispatlamaya çalıştığı şey budur. İdealistler için, şu masa ve sıralar vardır elbette, ama sadece düşüncemizde. Çünkü şeyleri yaratan fikirlerimizdir.

Başka bir deyişle, düşüncemizin yansısıdır şeyler. Gerçekten de, madem ki zihnimiz tarafından yaratılmaktadır bizdeki madde fiksiyonu, madem ki madde kavramı zihnimiz tarafından bize verilmektedir; ve madem ki şeylerden aldığımız duyunun nedeni düşüncemizdir, öyleyse bizi çevreleyen şeylerin hiçbirinin bizim zihnimizin dışında bir varlığı yoktur. Ve de bunlar, düşüncemizin yansıları olmaktan öteye geçemezler.

Demek oluyor ki, ruhumuzun yaratıcısı olan ve bize evren hakkındaki bütün fikirleri empoze eden daha üstün bir ruh vardır. Buysa, kendiliğinden de anlaşılabileceği gibi Tanrıdır.

şu üstün ruh meselesi;

bizim için tüm evren xihnimizin dışında değildir. ve bize bu evreni yansıtan ruhuda yaratan, daha üstün bir ruh vardır.
1. eğer bu evrenin dışında bir evren yoksa o zaman o üstün ruhta bizim kadar bilir.
2. eğer bu üstün ruhun yansıması olan ve bizim ruhumuzun yansıması dışında da evrenin bilinmeyen yanı varsa, bizim düşüncemiz dışındada evren vardır.
bu her iki durumda bir çelişkidir.
birinci durum tanrının ruhunun üstün olmadığını gerektirir,
ikinci durum ise evren bizim düşüncemizde olduğu kadarıyla değildir.
 
Düşüncelerde var olanlar sadece düşlediğin olgulardır ve dogrularındır. Evrene gerçekten bakabilmek, onun varlıgını tamamen hissedebilmek için zihnindeki dogruların yeterli olmayacaktır.Tümevarım gerçeklere ulaşamaz. Evren sadece şu an bizim için ucu olmayan bir sonsuzluktur. Tartışılamaz.
 
Düşüncelerde var olanlar sadece düşlediğin olgulardır ve dogrularındır. Evrene gerçekten bakabilmek, onun varlıgını tamamen hissedebilmek için zihnindeki dogruların yeterli olmayacaktır.Tümevarım gerçeklere ulaşamaz. Evren sadece şu an bizim için ucu olmayan bir sonsuzluktur. Tartışılamaz.
bu mantıklarla devam eder ve türümüzü bu hiçliğe giden bataklıktan kurtarmazsak, belkide hiçbirzaman bilemeyeceğimiz bir şey olarak kalacaktır.
 
bu mantıklarla devam eder ve türümüzü bu hiçliğe giden bataklıktan kurtarmazsak, belkide hiçbirzaman bilemeyeceğimiz bir şey olarak kalacaktır.
Benim amacım ulaşılmamış olan hiçlik değil. yalnızca kastettiğim kişisel dogruların tartışılamayacagı konusudur. İdealizme görede böyledir. Bu gün hava sıcaklıgını tenimizle oldugu gibi hissedebilseydik, suyun altındaki balıgın uzaklıgı, gözümüzle gördüğümüz uzaklık olsaydı, O zaman herkesin gerçege ulaşması hasıl olurdu. O zaman bilinmeyenlere daha kolay ulaşabilirdik. Bu gün çürütülebilen her kuram gerçeklere ulaşılamamanın ispatıdır, Termodinamiğin 0. yasası gibi. Nacizade bir şekilde sormak isterim. Olguların körlüğünden kurtulup gerçeklere ulaşabilirmiyiz???
 
Benim amacım ulaşılmamış olan hiçlik değil. yalnızca kastettiğim kişisel dogruların tartışılamayacagı konusudur. İdealizme görede böyledir. Bu gün hava sıcaklıgını tenimizle oldugu gibi hissedebilseydik, suyun altındaki balıgın uzaklıgı, gözümüzle gördüğümüz uzaklık olsaydı, O zaman herkesin gerçege ulaşması hasıl olurdu. O zaman bilinmeyenlere daha kolay ulaşabilirdik. Bu gün çürütülebilen her kuram gerçeklere ulaşılamamanın ispatıdır, Termodinamiğin 0. yasası gibi. Nacizade bir şekilde sormak isterim. Olguların körlüğünden kurtulup gerçeklere ulaşabilirmiyiz???

olguların körlüğünden neyi kastettiğinizi anlayamadım, ancak olguları değerlendirmeksizin gerçeğe ulaşmaktan söz ediyorsanız, diri olan yaşamı rededip, olayları o anda meydana gelen ve bir nedene veya nedenlere dayanmayan şeyler olarak kabul etmiş olursunuz ki, zaten bu gerçek değildir. sonuç olarak gerçek olmayan bir yöntemle gerçeğe nasıl varabilirsinizki?
asıl körlük olayların arkasındaki olguları göremeyen, görüp görmezlikten gelen veya onları araştırıp yanlı tutumlar nedeniyle çarpıklaştıran insanların körlüğüdür.
bunu çok yakın tarihimizde meydana gelmiş olan 1.dünya savaşı ile özetleyecek olursak, bunun arkasındaki olgu sanayi devrimidir. sanayi devriminin gerektirdiği hammadde ihtiyacı ve pazar arayışı nedenleri de sömürgecilik olgusunu açığa çıkarmaktadır. bu arayışlar içine giren devletlerinde hıristiyan topluluklar olduğu düşünülecek olursa hrıstiyanlık olgusununda olayın arkasında olduğu fikrine varırız. tabi savaş olgusu ve onun içinde şiddet ve güç olgularıda unutulmalıdır. eğer bu adını saydığım olguların nedenlerini ve yöntemlerini araştırarak onları gün ışığına çıkarırsak ancak o zaman körlükten kurtuluruz. yoksa olduğu gibi kabul edersek bu saydığımız tüm olgular rasyonelleşir ve kanıksanır ki, örneyin savaş, sömürgecilik, hristiyanların istilalar ile yayılma etkinlikleri, şiddet ve güç kullanımı, meşru hale gelir.

sizin anlayacağınız olguların körlüğünden değil, onları inceden inceye araştırarak kendi körlüğümüzden kurtulup gerçeklere ulaşabiliriz.
 
Son düzenleme:
olguların körlüğünden neyi kastettiğinizi anlayamadım, ancak olguları değerlendirmeksizin gerçeğe ulaşmaktan söz ediyorsanız, diri olan yaşamı rededip, olayları o anda meydana gelen ve bir nedene veya nedenlere dayanmayan şeyler olarak kabul etmiş olursunuz ki, zaten bu gerçek değildir. sonuç olarak gerçek olmayan bir yöntemle gerçeğe nasıl varabilirsinizki?
asıl körlük olayların arkasındaki olguları göremeyen, görüp görmezlikten gelen veya onları araştırıp yanlı tutumlar nedeniyle çarpıklaştıran insanların körlüğüdür.
bunu çok yakın tarihimizde meydana gelmiş olan 1.dünya savaşı ile özetleyecek olursak, bunun arkasındaki olgu sanayi devrimidir. sanayi devriminin gerektirdiği hammadde ihtiyacı ve pazar arayışı nedenleri de sömürgecilik olgusunu açığa çıkarmaktadır. bu arayışlar içine giren devletlerinde hıristiyan topluluklar olduğu düşünülecek olursa hrıstiyanlık olgusununda olayın arkasında olduğu fikrine varırız. tabi savaş olgusu ve onun içinde şiddet ve güç olgularıda unutulmalıdır. eğer bu adını saydığım olguların nedenlerini ve yöntemlerini araştırarak onları gün ışığına çıkarırsak ancak o zaman körlükten kurtuluruz. yoksa olduğu gibi kabul edersek bu saydığımız tüm olgular rasyonelleşir ve kanıksanır ki, örneyin savaş, sömürgecilik, hristiyanların istilalar ile yayılma etkinlikleri, şiddet ve güç kullanımı, meşru hale gelir.

sizin anlayacağınız olguların körlüğünden değil, onları inceden inceye araştırarak kendi körlüğümüzden kurtulup gerçeklere ulaşabiliriz.
Gerçekleri çözmek tabikide inceden, derinliklere dalarak, araştırılmasıyla ortaya cıkabilicegi görüsündeyim.Yalnız 1. dünya savasında olsun bütün savaşlarda da Hristiyanlık sadece, mısırlılardan günümüze gelen sosyolojik olarak insanlara empoze edilmiş politik bir oyun olan olgudur. Bir uyuşturucudur. Onların bildigi İsa paganların öncesinde kalan horus un kopyalanmıs, günümüze yapıstırılmıs halidir. Bu din bu haliyle bilimsel gerçeklere dayanmaz. Benim anlatmak istediğim bunlar değildi. Ben gözlerimizin önüne, toplulukların, insanların kullandıgı perdelerden bahsetmiyorum. O da bi körlüktür ama ben bu körlüğümüzü şu cümleleri yazarken ve okurken aştıgımızı düşünüyorum.

Yalnız olguların körlüğünde, birşeyleri zihinlerde yorumlarken dış etkenleri görememe durumudur. Ben bundan bahsettim. Olguları yorumlarken hala her türlü ayrıntıyı bilememe ihtimali vermekteyim. Bu yüzden, bilinen dogruya yüzde yüz gerçek diyemem

Dünya üzerinde ki bütün olgular, her bir zihin tarafından aynı şekilde yorumlanması imkansızdır. Örneğimi biraz daha açim istersen. Bir insan yogunluk farkından ışık kırılmasını bilmiyorsa, suyun altındaki balıgın gerçek uzaklıgını bilemez. Benim bahsettigim olay gerçegi görmemezlikten değil. Sadece bulundugumuz durumda, bilmedigimiz kuramlar, ya da dogru bildiğimiz teorilerin gerçege ne kadar yakın oldugunu bilmedigimizdir.

Aslında senin bu konudaki düşündüklerin benden çok uzak olmadıgına inanıyorum ama beni tam anlayamadıgını ya da anlatamadıgımı düşünüyorum.

Saygılar
 
Saygideger arkadaslar;

Bende, bugun kaydolan bir uye olarak; idealizm konusunda, hem disaridan bakis acisi hemde notr algiyla-ki bu qua yanasimidir. Yani; konu hakkinda yazi yazanin; kendi gorusu yazdigina dahil degildir. Yani, yazar; yazida bireysel gorusune yer vermemistir. Dolayisiyle, benim bireysel gorusum ve yerim yazida yer almamaktadir.-, idealizmi; tanimlamak istiyorum.

Idealizm; felsefenin, ana bransi olan metafizik dalinin; bir ideolojisidir. Bu, dal; varlik konusunu isleyen daldir. Idealizm; mustakil var olan varlik konusunda; soyutu, yani dusunce urunlerini kabul eden bir ideolojidir. Insanoglunun, algi temelindeki sezgisel ve duyumsal kokenin inanc temeline dayanir.

Ayni, konudaki; materyalist felsefenin yansisal ve duyusal algisina-somut-karsidir. Bu konudaki; ucuncu bir ideoloji ise; pozitivizmdir ve mustakil var olan varligi "yok" saymaktadir.

Idealizm, genelde; yaratilisci, dunya otesi ve dogaustu icerikteki; inanci baz alir. Onemli bir nokta da; idealizm ile, idealin biribirine karistirilmamasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan
 
Üst