Küreselleşme ve Sömürgecilik

Dünya her geçen gün değişmekte ve insanlar her biri farklı değerler, kavramlar, idealler ve geleneklerle birlikte bu farklılıklara ayak uydurmak zorunda bırakılmaktadırlar. Şüphesiz, günümüzün en baskın ve güçlü kavramlarından biri Amerikan emperyalizmidir. Amerikan emperyalizmi, küreselleşme süreci içerisinde oluşan ve toplumların her birini ayrı ayrı etkileyen gizli bir sömürgeciliktir.

Her ne kadar küreselleşme olumlu ve sömürgecilik ise olumsuz bir kavram olarak algılansa da, Amerikan toplumunun Türkiye dahil olmak üzere diğer tüm dünya ülkelerine olan etkisi ve baskısı kesinlikle küreselleşen bir dünyada mutlak bir sömürgecilik olarak adlandırılabilir. Küreselleşmek kavramı şu şekilde tanımlanabilir: Dünya milletlerini, ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşma ve bir bütün olmaya götürmek, globalleşmek. (Türkçe Sözlük, 1440)

Bunun yanı sıra, sömürgecilik ise genel olarak bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik olarak tanımlanır. (Türkçe Sözlük, 2020)

Bu iki geniş kavramın anlamları karşılaştırıldığında, aradaki bariz benzerliği görmemek mümkün değildir. Amerikan toplumunun dünyadaki diğer ülkelere olan dil, din, giyim kuşam, müzik ve benzeri sosyal ve kültürel etkileri göz önüne getirildiğinde, Amerika dışındaki bu ülkeler küreselleşen bir dünyada Amerikan sömürgeciliği himayesinde yaşayan ve etnik değerlerini yitirmek üzere olan toplumlar olarak adlandırılabilir.

Sonuç olarak, çoğu dünya ülkesinde kullanılan ana dilin öneminin ve geçerliliğinin azalması ama bir yandan da Amerika isimli sömürgeci toplumun ana dili olan İngilizcenin yaygınlaşmasının ve öneminin artması, ancak küreselleşme süreci içinde sömürge şeklinde adlandırılabilir.

Böylesi ciddi bir olumsuz etkinin temel nedeni ise ironi olarak medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar olarak kabul edilebilir. Küreselleşme sürecinde Amerikan emperyalizminin oluşmasında etkili olan bu canavar, gazeteci yazar Aydın Engin tarafından şu şekilde ele alınmıştır: Ellerimizi yıkayıp kendimizi aklayabileceğimiz, ödevlerimizi erteleyebileceğimiz, kendimizi mazlum gösterebileceğimiz canavarlar yaratmak çok yeni değil. O çevreden geldiğim için rahatlıkla söyleyebilirim, bütün tökezlemelerimizin, yetersizliklerimizin, beceriksizliklerimizin sorumlusu olarak soyut bir "emperyalizm" canavarı yarattık biz de. "Abi işte emperyalizmin oyunu..." İnsanlara mutluluk getirme potansiyeli olmasına karşın, görünen o ki mutsuzluk getirecek küreselleşme. Türkiye bu mutsuzluktan dolaysız ve ağır etkilenecek ülkelerden biri. Kara Afrika bizden daha çok acı çekecek. Dolayısıyla bizim "küreselleşme canavarına" şiddetle ihtiyacımız var. Pilav su kaldırır denir ya, Türkiye daha epey canavar kaldırır. (Engin, prg 7) Sonuç olarak, Amerikan sömürgeciliği aslında olumlu yanlarından çok olumsuz yanları ile küreselleşme süreci içerisinde yer alan bir tür canavardır ve öyle görünüyor ki, yakın bir zamanda her toplum bu canavarı kaldırabilecek kadar dirençli olamayacaktır.

Özetlemek gerekirse, Amerikan emperyalizmi küreselleşme ile kardeş gibi geçinen bir sosyal oluşumdur ve genel etkileri olumsuzdur. Çünkü Amerika sömürgecilik sistemi ile insanların eskiden alışkın olduğu köle sistemini, küreselleşme adı altında biraz daha modern bir hale dönüştürmeye çalışmaktadır ve bu durumda olan sömürge altındaki toplumlara ve bu toplumlarda yaşayan her bir bireye olmaktadır. Oscar Wildeın da belirttiği gibi: Amerikalının tek isteği, tüm Avrupayı baştan aşağı onarıp yenilemektir.

H. Mine Bahadır
alıntı..
 
Üst