Kürtlerin özeleştirileri

KÜRTLERİN ÖZELEŞTİRİLERİ​


Bir amacı realize etmenin en önemli yolu, sorunun içerisinde yer almak, çözüm üretebilmek ve seçenek sunmaktır. Sadece problemi anlatarak, konuşarak ve yazarak onun çözümüne katkı sağlamak mümkün değildir. Tam katkıdan bahsedebilmek için ona uygun pratik adımlar atmak gerekir. Çözümün bir parçası olmak ve sorunu çözmek, ‘çözümde sorun aramamak’ başarmanın ön koşuludur. Düşüncelerimizi değerli ve anlamlı kılan şey ona uygun davranmaktır. Türkler’in ve Kürtler’in geleceği, esenliği, sağlıklı, açık, demokratik, barışçıl, toleranslı, karşılıklı kabule ve güvene dayanan çağdaş ve modern bir siyasetin başarısına bağlıdır. Bu başarının elde edilmesi her kesimin yararına olacaktır. Çağımızda artık demokratik kültür, kural ve kurumları dışlayan, görmezden gelen veya demokrasinin özünü kavramadan biçimsel verilerle oyalanan hiçbir siyasetin başarı şansı yoktur. Hatta yaşama şansı bile çok sınırlıdır.
Nasname adlı internet sitesinde Sıdkı Zilan imzasıyla yayınlanan bir makalede; Kürtlere yönelik çarpıcı bilgilere değinilerek, adeta özeleştiri niteliğinde açıklamalara yer veriliyor.
“Her gün yeni gelişmeler ve değişimlerle karşı karşıya kalmaktayız. Değişime ayak uyduramayanlar veya fırsatları iyi değerlendiremeyenler geç kalmakta veya kaybetmektedirler. Kaybedince de hırçınlaşmakta, sağa sola saldırmakta ve başarısızlığı hasımlarında, içlerinde hainlerde aramakta veya onlara yüklemektedirler. Biz Kürdler kendi işlerimizi yıllarca ihmal ettik. Biz biz olamadık. Hep kendimizi, ecdadımızı, dinimizi, mezhebimizi, kadınlarımızı, erkeklerimizi suçladık. Partilerimizi, örgütlerimizi, şahsiyetlerimizi suçladık. Suçladıkça, düşman olduk birbirimize, tefrika girdi içimize, zayıf düştük, bitap düştük. Aslında en büyük hasmımız ümmiliğimizdir. Bunu da anlayamadık. Gelinen noktada bölünmüş, yek diğerine düşman veya fertlerden oluşan bir millete dönüşmüş bulunmaktayız.
Bir milletin, tek tek fertlerin, ortak çabası olan bazı olumlu neticeleri, şerefi de tek bir şahsa, örgüte vermek de bizim açmazlarımızdandır. Keza, kendi gücümüzle kendimizi, milletimizin başka fertlerini, oluşumlarını tehdit etmek de bizim şiarımızdır. İttifak etmemek üzere ittifak etmiş, anlaşmamak üzere anlaşmış gibiyiz.
Milli bir mefkureden, duruştan uzağız. İçimizde demokrasi, hukuka saygı, geleneğe hürmet, çalışana kadirşinaslık n***** bir şey yoktur. Kimimiz dışımızdaki Kürtleri hain, satılmış, kimimiz de bizden olmayanı veya olup farklı olanı münafık ilan etmede tereddüt etmeyiz. Ölçü nedir, kim koymuştur, neye göre ölçüp biçeceğimizi de bilmeyiz. Esas aldığımız doğru bir ölçü, doğru tartan bir terazimiz de yoktur. Herkesin kendine göre bir ölçüsü, olayları değerlendirme tarzı vardır. Ortak değer, ortak anlayış, hissiyat arama. Standart adına bir şey bilmeyiz.
Savaşımız kendimizledir. Kendi enerjimizi kendimize karşı seferber etmişiz, birbirimizin kuvvetinden istifade edeceğimize, birbirimizin varlığından rahatsız olmakta, birbirimizi yok etmek için uğraşmaktayız. Biz birbirimizi öldürdük bıkmadık. Hala didişme, hala çekişme, hala tefrika. Bir gaflete daldık ki hala uyanmadık. Uyananları da susturduk. Oysa gerçek başkadır, başkadır, başkadır. Eğitimimizden, ümmiliğimizden, kurallara riayet etmememizden, hukuka saygılı olmamamızdan, kendimize ve milletimize saygımızın eksikliğinden kaynaklanan sorunlar, ciddi sorunlar vardır.
Biz ailemizden, köyümüzden, çevremizden, milletimizden fertleri kötüler, gammazlar, kıskanır, şikayet eder, ölüm fermanını hazırlar, öldürtür, öldürür de sonra ağlamaya başlarız. Kendi insanlarımız, gençlerimizi birbirini öldürmedi mi, köylerimiz bizim tarafımızdan viran edilmedi mi? Örgütler savaşında binler mağdur, yetim, dul kalmadı mı? Kendi yaptıklarımızı da başkalarına yıkmıyor muyuz?”
Bana göre de, kendi tarihi ile yüzleşemeyen, geriye dönüp bakamayan, yanlışlık ve zaaflarını sebepleri ile birlikte ortaya çıkaramayanların, geleceği ile ilgili daha az riskli, net ve uygulanabilir bir çizgiyi tespit etmeleri mümkün olmayacaktır.

Helin Demir
helindem@mynet.com
 
Üst