Kosova

Balkanlarda Bir Yeşil Belde: Kosova

Osmanlının yetimi Balkanlarda bir doğal güzellik. Her yeri buram buram Osmanlı ve Müslümanlık kokan Kosova, devlet olma yolunda. 2 milyon civarındaki nüfusu ile Avrupanın ortasında bulunan Kosovada, Osmanlının 500 yıllık hoşgörü ortamı 100 yılda tamamen değişmiş. Etnik çatışmaların, acıların ve gözyaşının olduğu yeşil ülkede tekrar huzur örgülenmeye çalışıyor. Gerçekten yeşilin her tonu mevcut. Yeşilin içine tarih işlenmiş. Her şehrinde tarihi görmek mümkün, komünizm rüzgarı buraları da yıkıp atamamış, temel sağlam. Bir yerden bir yere giderken sakın korkmayın, kaybolmazsınız. Çünkü bulunduğunuz mekanda mutlaka Türkçe bilen birisi vardır.

Başkent Priştina

Kosovanın Başkenti Piriştina. Ülkenin uluslar arası ulaşıma açık tek hava limanına sahip. Şu anki modern görüntüsünün arkasında tam bir tarihi doku yatıyor.

Priştina tabir yerinde ise tam bir Osmanlı şehri. Çünkü bu şehri Osmanlı kurmuş. Şehir turuna başladığımız alanda her yerde olduğu gibi yine ilk yapılan bina hamam. Çok eski olduğu için koruma ve restorasyon çalışmasına alınmış. Ve hamamın yanında bir cami.

Caminin iç mimarisi neredeyse orijinalliğini koruyor.

Caminin yanında bir saat kulesi.

Hemen karşısında ise Türk evi.

Türk eğitim gönüllüleri ise tam bu sokağa atalarının imar ettiği dede yadigarı Balkanlara gelmişler ve kendilerini bu güzel insanlara adamışlar. Bölge halkından o kadar destek ve ilgi görmüşler ki yanlarında bulunan Amerikan koleji kendilerine öğrenci gelmemesinden dolayı eğitimi bırakmışlar ve istemeleri halinde Türk eğitimcilerin kendilerinin boşalttığı binayı kullanabileceklerini belirtmişler.

Cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz. Ve karşımızda bir başka Osmanlı eseri....

Aynı cadde de bir başkası daha ...

Aynı cadde üzerinde üç adet Osmanlı camisi, aynı tarihlerde peş peşe inşa edilmiş. Üç caminin arası 90 adım. Halen bunun nedeni çözülememiş. Ancak vakit akşam vakti. Ve ezanlar peş peşe kalplerde heyecan uyandırıyor. Kim bilir belki de o tarihlerde hoparlör gibi ses cihazları olmadığından halkın ezanı duyması için bu şekilde inşa edilmiş olabilir.

Sultan I. Murat Han

Başkent Priştinadan Vushtrriye gider iken yolun solunda kalıyor Sultan I. Murat Han Türbesi.

Osmanlı Devleti Balkanlara ilk olarak 1387 yılında gelmiş. 1389 yılında ise I. Kosova Savaşı Koca Sultan bir Sırp tarafından şehit edildikten sonra iç organları türbenin bulunduğu alana defnediliyor bedeni ise Bursa şehrimizde misafir.

Sultan Reşad 1911 yılında Sultan I. Murat Han türbesini ziyarete geldiğinde sanki tüm Balkanlar Kosovada toplanmış. Kılmış olduğu Cuma namazında yaklaşık 500 yüz bin kişinin namaza iştirak ettiği söylenmekte. Bu fotoğraf o gün çekilmiş olan ancak kimin tarafından çekildiği bilinmeyen, Kosovada yaşayan bir arkadaşım tarafından gönderilen fotoğraftır.

Bu bölgede yaşayan halk Koca Sultanı çok seviyor. Günün her saatinde türbe ziyarete açık. Ziyaretçilerin ardı arkası kesilmiyor dersek sanırım mübalağa etmemiş oluruz.

Hacı Ali Buhari, Özbekistanın Buhara şehrinde 1660 senesinde görmüş olduğu bir rüya üzerine Özbekistandan kalkarak Kosovaya gelir. O tarihten sonra türbedarlık görevini üstlenir. Artık geriye dönüş yok. Türbedar ailesi halen göreve devam ediyor. Görevi şu anda Hacı Ali Buharinin torunlarından Saniye Hanım ve rahmetli eşi Fahri Beyin kız kardeşi Muradiye Hanım devam ettiriyor.

Gülen bir yüz ve sıcak bir el ile bizi karşılıyorlar ve tarihi bir kere yaşatıyorlar tıpkı herşeye tanık olan bahçedeki koca dut gibi. O kadar büyümüş ki ortasından ikiye yarılmasına rağmen sultanın türbesini gölgelendirmeye devam ediyor.

Kaldıkları yer 2005 yılında TİKA tarafından restore edilmiş. Yanına da gelen misafirlerin kalması için bir misafirhane yapılmış. Türbedar ailesi gördüğünüz gibi bütün her yeri tertemiz bir şekilde korumakta ve temizliğini yapmaktadır.

Balkanlardaki belki de ilk şehitlerimizden olan Sultan I. Murat Han Türbesinden tüm şehitlerimize okuduğumuz Fatihalar, dualar ve buruk bir hüzünle ayrılıyoruz. Ruhunuz şad olsun.

Vushtrri Şehri ve Kalesi

Vushtrri çok eski bir şehir. 8.yy da Sırp kralları şu anki tam şehir merkezine bir kale yapmışlar ve bu kaleyi zaman içinde bölgede yerleşen tüm halklar kullanmış. Günümüzde kalenin sadece kalıntılarını görmek mümkün.

Osmanlı döneminin beyler, ağalar şehri olarak biliniyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Vushtrri için tahir bir halk diye bahsediyor. Burada yaşayan Müslüman Arnavutlar çok sıcak, çok dostane... Yolda selam verdiğin selamını alıyor, gülümsüyor, elini sıkıyor, kahve içmeye davet ediyor, çay ikram ediyor. Birçok esnaf Türkçe biliyor, konuştuklarınızı anlıyor, Türk televizyonu seyrediyor, Başbakan ve devlet büyüklerini çok iyi tanıyor, Türkiyedeki gelişmeleri çok iyi takip ediyor ve üstüne basarak şunu söylüyorlar: Siz buralara gelmeden biz düzelmeyiz, her şeyinizle burada olmalısınız. Daha çok gelmelisiniz. Türk okulu açmak için yer dahi ayarladıklarını ve Türkiyeden gelecek olanları dört gözle beklediklerini söylüyorlar. Kendinizi hiç yabancı yerde hissetmiyorsunuz, sadece cadde adları farklı, bakkallarda ise Türk ürünlerini görmek mümkün. Şehrin nerede ise her yerinde tarihi.
Gazi Ali Camii ve Hamamı
Sultan I. Murat Hanın Paşası Evrenos Paşanın 3. oğlu Gazi Ali Paşa tarafından ordunun temizlenmesi için ilk önce Hamam inşa edilmiş. Şimdilerde ise bu tarihi dokuyu UNESCO koruma altına almış. Tam 580 yıllık.

Hemen hamamın yan sokağına Balkanların ilk camisini yaptırmış Gazi Ali Paşa.

Caminin bahçesinde Osmanlının ilk bölge Valisi Abdullah Bey yatıyor, vefatı 1440. O da nöbete devam ediyor tıpkı diğerleri gibi, mezar taşı yerinden sökülmesine rağmen kadirşinas Müslüman Arnavutlar tarafından götürüldüğü yerden alınarak tekrar kabrinin olduğu yere getirilmiş. Yanında 60 yıl camide imamlık yapmış tercümanımızın büyük dedesi Hafız Fethi ve Kardeşi Molla İbrahim Maxumi yatmakta.

1999 yılında Sırplar ile olan savaşta cami bombalanmış ve minaresi tamamen yıkılmış ancak Müslüman Vushtrri halkı minareyi ve camii tekrar inşa ederek ibadete açmışlar.

Karamanlı Cami

Cennetmekan Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Karamandan gelen Türkler bu bölgede istihdam edilmiş ve bu camiyi inşa etmişler. Yaklaşık 450 yıllık.

Camiyi ziyarete gittiğimiz esnada öğle ezanı okunuyordu ve camiye gelen Müslüman Arnavut cemaat bizim Türkiyeden geldiğimizi öğrenince bize öyle sıcak sarıldılar ve davrandılar ki müthiş bir hayranlık ve saygı duyduk. Kendilerini Türk olarak adlandırıyorlar çünkü Müslümanız diyorlar. Adeta devrin çilekeşini teyit ediyorlar: Nerede bir Türk taifesi var ise Müslümandır, Müslümanlıktan çıkmış ise Türklükten dahi çıkmıştır.

Hele yukarıdaki resimde görülen cami avlusunda gördüğümüz Hasan Amca adeta bizleri kucakladı. Cemaatin Hasan Amca için anlattığına göre; kendisi her gün kalktığında Türk televizyonunu açar, büyük hasret ve umut ile bizlerin gelişini beklediğini ve Türkler gelmeden huzuru bulamayacaklarını söyler ve hergün ağlarmış.

Karamanlı Camiinde kılmış olduğumuz Cuma namazı ise bir başkaydı. Ezan vakti gelmiş olduğumuz camii içi ve bahçesi tamamen dolu olmasına rağmen biz camiye elimizde seccademiz ile gelmiş bir şekilde bize Vushtrride eşlik eden ailenin yol göstermesi ile cemaatin en ön safına geçerek seccadelerimizi serdik ve hiç kimse neden böyle yapıyorsunuz şeklinde bizlere bir tepki göstermedi. Bambaşka duygu ve haz ile kılmış olduğumuz Cuma namazı hiç unutulacak gibi değil.
Hayrettin Paşa Çeşmesi
Osmanlı Devletinin Valisi Hayrettin Paşa 300 yıl kadar halkın ihtiyacını karşılaması için bir çeşme inşa ettirmiş ve 300 yıldır çeşme halen hizmet vermeye devam ediyor. Çeşmenin hemen yanında şu anda büyük bir bina inşa edilmekte yeni binanın sahipleri çeşmeyi yıkmak istemiş ancak çevre halkı çeşmenin yıkılmaması için tabiri yerinde ise neredeyse ayaklanmış ve şimdilerde etrafı çevrilerek koruma altına alınmıştır.

Taşköprü

Balkanlarda bu tarz Osmanlı eseri görmek çokça mümkün. Her yeri imar eden atalarımız ağalar, beyler şehri Vushtrriyi de imar etmekten geri kalmamış.

Şu anda gördüğünüz gibi taş köprünün zamanında kurulmuş olduğu dere kurumuş durumda ve köprü tarihi bir yapı olarak ayakta durmakta. Ancak belediyenin önümüzdeki yıllar için hazırladığı bir proje -yine tarafımıza tercümanımız tarafından aktarıldı- kapsamında bölgede yapay bir su kanalı oluşturularak etrafta bir mesire alanının oluşturulacağını öğrendik.
Osmanlı Türk Evi
Burası bir konak. Ancak uzun yıllardan beri kullanılmadığından terk edilmiş ve çok bakımsız. Bizi gezdiren, yörede çok sevilen, Türk ve Türkiye aşığı tercümanımız Şaban Abimiz önümüzdeki günlerde belediyenin bu binayı yıkacağını, fakat Türkiyeden yapılabilecek herhangi bir yardım ile burayı Kültür veya Gençlik Merkezine çevirebileceklerini, belediyenin de bu anlamda böyle bir projeye sıcak bakacağını belirtmiştir. Bu manada Başkent Ankara nın Mamak Belediye Başkanı Gazi Şahin tarafından gönderilen bir heyetin binaları gezdiği ve restorasyon için her türlü yardımı yapacaklarını söylediklerinde yöre halkının Türklere minnettarlığı bir kat daha da artmış, başkanın verdiği sözü yerine getirmesini büyük bir heyecanla beklemektedirler.

Balkanlarda bir Türk Şehri: Prizren​

Bu şehirde Türkçe bilmemek ayıp. Şehrin nerede ise tüm esnafı Türkçe biliyor. Ve bu durum halk arasında asalet ölçüsü olarak kabul ediliyor.

Cennetmekan Sultan Fatih Mehmed Han devrinde 21 Haziran 1455 yılında inşa edilen Namazgah, -geniş kitlelerin namaz kılması için yapılan üzeri açık camiyi ifade etmektedir- Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Gazi Ünv. Fen Edebiyat Fak. Sanat Tarihi Bölümü, Kosova TGK K.lığı, Prizren Eski Eserleri Koruma Enstitüsü ve Prizren İslam Birliği Başkanlığı işbirliği ile Ekim 2001-Nisan 2002 tarihleri arasında yapılmıştır.

Prizren deyince Sinan Paşa Camisi ve Ali Paşa Köprüsü akla gelen ilk yapıtlar.

Ve bu iki yapıt bir araya gelince şehrin simgesi olarak kabul ediliyor.

Sinan Paşa camisine biraz daha yakından baktığımızda Osmanlının hoş görüsü ortaya çıkıyor. Önde cami, arkada kilise...

Tabii ki Türk hamamı. Osmanlının olmaz ise olmazlarından.

Osmanlı hangi beldeye gitti ise mutlaka hamam, cami ve köprü inşa etmiş. Hepsi de insanların ihtiyacı için.

Hamamın karşısında kalan bu cami ne yazık ki o kadar şanslı değil. Osmanlıdan günümüze sadece minaresi kalmış. Fakat bu resme bakıp lütfen peşin hüküm vermeyin. Türkiyenin bir çok vilayetinde yoktur, Prizrende halen Osmanlı döneminden kalma 29 adet cami ibadete açık.

Tercümanımızın anlattığına göre; halk arasındaki şöyle bir inanış var: Prizren meydanında bulunan Sinan Paşa camisinin şadırvanından su içenin Prizrene tekrar geleceğine inandıklarını söylemesi üzerine biz adete şadırvandan duş alıyoruz...

Tekrar görüşmek üzere Prizren, Kosova, Balkanlar. Hoşçakal, gönlümde kal, gönüllerde kal...
Kaynak:kalembiz
 
Osmanlı Devleti Balkanlara ilk olarak 1387 yılında gelmiş. 1389 yılında ise I. Kosova Savaşı Koca Sultan bir Sırp tarafından şehit edildikten sonra iç organları türbenin bulunduğu alana defnediliyor bedeni ise Bursa şehrimizde misafir.

Kaynak:kalembiz

Kosova son günlerde tarihe dönen bir devlet ama SIRP (aklıma hep sırtlanlar gelir kalleşçe bekleşen) ırkı ise 620 yıl evvelki davalarını ve hainliklerini ağa babaları rus ve cermen ırkına dayanarak yine sergiliyorlar. Ama emeğinize sağlık güzel bir konu eklemişsiniz. İyi forumlar
 
Üst