Ehlibeyitin Aşığından Hz Peygamberimizin Kimliği

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

kahmel

Uzaklaştırıldı
tamam arkadaşım ancak bu şekilde kayıt yapabildim forumda direk görünecek şekilde yapamadın nasıl olacağınıda cözmedim daha
 
teşekkürler kardeşim buyur ben düzelttim...

Güzel bir video ama ses soluk geliyor zor anlaşılıyor..
 

kahmel

Uzaklaştırıldı
arkadaşım cok sağ ol sanırım ses problemi forumdan google öyle sorun yok hem hak aşığı yaşlı olduğundan dişleri yok kelimeler tam cıkmıyor onun için ben sesi yazıya döüştürerek veriyorum yazıyı okursan aynısı
 
Hz. Muhammed (s.a.v) 'e gönderilen Kur'an'ı, geçersiz iddia eden bu safsataların İslam dini ]ile hiçbir alakası yoktur.

Bu açılan konu, ]bölümünde açılmalıydı..
 

kahmel

Uzaklaştırıldı
hakan nikindeki arkadaşım merhaba seninle cok yazıştık ama hala inancını ilerletememişsin

cünkü hz peygamberimize gönderilen kuranı kabul etmiyor demen ne kadar ilimden inanctan geri olduğunu ispatlıyor

bin dört yüz yıl önce hz peygamberimize gelen kuranı kerim hz peygamberimizin kanını dahi içse kanmayan düşmanlarının eline gecti soyuna neler olduğunu araştır

onlar kendilerinin cıkarına uygul olmayanları cıkardılar kuranı kerimin aslı defalarca yakıldı gercek yorumu anlamı zamanla değişti
hz Allah yazılmış belgeyi korumuyor

kendisi ders verip canlı vucudu yüz dört kitap olan

üç nesneden halk olmuş erenleri gönderiyor
bu batın ilmi sahibi ancak kurnı kerimin yorumunu acıklamasını doğru yapar dört elemtten halk olanın beyni aklı kurnı kerimi acıklamya yetmez aşağıda hak aşığının kendi ağzından dinle
sen ben dört elementten halk olduk bizde ateş su toprak ve okşijizen var
ibliste ateşten yaratıldı cinlerde ateşten yartıldı toprağa nefis verildi

işte bu gün senin nefsin bırkmıyorki ehlibeyitin aşığına inanasın

ama erenlerin yardılışında ateş yok
üç nesne beyaz kırmızı yeşil renk hakkın cemali nuru onun için şehitleri toprak cürütmüyor yani her şehiti değil yaradılışı üç nesne olanı

gercekte sen tvdeki bir oyuncuyu ne kadar seviyorsan hz muhammedi işte o kadar seviyorsun
eğer gercekte sevsen hz muhammedin bir fiil ders verilirken bulunduğu nurunu üzerinde taşıyan aşığınıda seversin

hak aşıkları hz muhammedin mububet mührüdür işte aşağıdaki sesi dinle eğer sesten anlamzsan yazıyı oku bak erenler ana,dan insan sıfatında geliyor gercekte görünümü insan sıfatında ruhu senin benim gibi değil yoksa doksan dört yaşındaki insanın nefesi yetermi bu şekilde saatlerce söylemye

eğer hz muhammedi seviyorsan bak hz muhammedin aşığını tanıtmak için bir ametörce site kurmaya calışıyorum ama bu konuda hiç bilgim yok senin bilgin cok bana öğret bu siteyi kurayım hak aşığını herkes tanıma ihtiyacı bulsun ve kuşkular giderilsin
ben elli yıl önce ilk okulu okudum erzurumda işte bu kadar eğitim aldım

hancipervane.googlepages.com
 
bin dört yüz yıl önce hz peygamberimize gelen kuranı kerim hz peygamberimizin kanını dahi içse kanmayan düşmanlarının eline gecti soyuna neler olduğunu araştır

onlar kendilerinin cıkarına uygul olmayanları cıkardılar kuranı kerimin aslı defalarca yakıldı gercek yorumu anlamı zamanla değişti
hz Allah yazılmış belgeyi korumuyor (buraya kadar kahmel adlı üyeden alıntı)

ben anlamadım yani şuandaki kuran'ı kerim orjinal inen değilmi incil tevrat gibi birileri keyfine göremi yazmış Topkapı sarayında hz osman ra anhın kuran okurken şehit edildiği üzerinde kanı bulunan kuran var
Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet
kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.

Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.
Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösteril-
mesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).
Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur.

Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97.
Selam ve dua ile...

Sorularlaislamiyet.com
 

kahmel

Uzaklaştırıldı
bak sayın kardeşim bu yukarıdaki yazıları anlıyamamışsın gecmişten gelen anlatımları
tekrarlamışsın bak kardeşim bir kıymetli kağıdın aslı önemlidir

hele böyle alemlerin rabbinin sözü ise eğer yeni bir ayrı yeni nusasını yapsan bile aslını saklarsın

aslını kayıp etmezsin cünkü ilerde kardeşim bunun böyle olduğuna nasıl inanayım diyen mutlaka biri cıkar

cünkü her nebiye bir hz allah tarafından üccet verildi hz peygamberimizin üççeti ise hatem yüzügü aynı zmandada hatem mührüydü işte her yazdırdığı ayetin sayfasının altına hz peygamberimiz hatem mührünü vurdu
hak aşıklarıda bu hatem mürüdür onun nışanını taşırlar
bu gelen ayetler hepsi şiirsel akışkan bir dildeydi aynı şimdi bozulmadan gelen kısa ayetler gibiydi

hak aşıkları hep şiirsel bir dilde konuyu ifade edrler
hz allah böyle vermiştir cünkü

ayasofyadaki bir fermanın altında bu sana yazdığım hatem mürhrü vurulmuş hz peygamberimiz yabancı bir kırala ferman yazmış yazının altınada mührü vurmuş göndermiş bütün sayfalarda bu mühür vuruldu

senin duyduğun sadece bilgisi olmayanı kandırmaca hikaye

hak aşığının vidyolarını sonuna kadar dinle düşün
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst