sinemaya uyarlanan bir Metafizik öyküsü

Metafizik; Algılayamadığımız kadar ufak Maddelerin etkileşimleri sonucu ortaya çıkan duruma verilen genel bir isimdir.
Bu etkileşim doğanın parçası olan bizleri de kapsar, Değim yerinde ise bizim hayatımıza müdahele etmesi de mümkündür.

Egemen sınıflar bu müdahaleyi, Bilimsel olmayan konuların ürünü olduğunu insan bilinç altına yerleştirmeyi hedefler, Etkisiyle ekonomik işleyişlerinin sorgulanmamasını,yavaşlatılmamasını yahut durdurulmamasını sağlamaya çabalarlar.

Örneğin sinemaya uyarlanan bir Metafizik öyküsü şöyledir;

Flimin adı Hayalet Avı

"Radyasyon sahasının içerisindeki bir zambak bahçesinde Annesi Çocuğunu boğarak Bahçenin bir yerine defneder, Ardından çocuğun Maddesel olmayan elektronların dan oluşan ruh'u Radyasyon sahası Manyetiğiyle reaksiyona girerek bir enerji dengesi sağlar,Buna paralel olarak Hayalet denilen olgu ortaya çıkar."

Bu örnek dışında, Farklı şekillerde Çeşitli örnekler sunmak mümkündür,
Halisilasyon görmek farklı bir örnek olabilir.

Metafizik,felsefenin bir bölümünü oluşturur.Varlığın ne olduğu,beden ile ruh arasındaki ilişkiler,tanrının olup olmadığı gibi konuları işler.Bunların yanısıra sahip olduğumuz bilgilerin nereden geldiği,hangi konular hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz gibi soruların da cevabını arar.Felsefe tarihi boyunca metafizik kavramı filozoflarca çeşitli biçimde kullanılmıştır.Ama gözümüze çarpan en önemli yönü,bu filozofların metafizik görüşten yana olup olmadıkları ile ilgilidir.Zira ileri sürülen görüşler metafizik kavramının benimsenip benimsenmemesine bağlı olarak birbirinden tamamen farklı sonuçlara ulaşmaktadır.

Metafizik kelimesi ilk olarak M.Ö. birinci yüzyılda Rodos’lu Andronikos tarafından kullanılmıştır Andronikos,Aristoteles’in eserlerini bir araya getirme eylemine girişmişti.Bu düzenleme sırasında fizikten bahsedilen bölümden sonra gelen bölümlere,’fizikten sonra gelen’ veya ‘fizik ötesi’ anl***** gelen metafizik adını verdi.Bu tarihten sonra da Aristoteles’in fizik dışında incelediği konular metafiziğin konusu olarak kabul edildi.
Felsefe içerikli yazılarda metafizik konular incelenirken,duyularımızı ve algılarımızı aşan konulardan söz edildiği anlaşılır. Aristoteles’in kendisi, incelediği böyle konulara ‘ilk felsefe’ adını vermişti.

Aristoteles ilk felsefe veya bugün kabul ettiğimiz gibi metafizik ile,varlığı yine varlık olarak incelemişti.Varlığın şartları ve kaç çeşit neden olduğunu irdeledikten sonra bütün varlıkların kaynağına,yani Tanrı’ya varıyordu.Bu görüş temel alınarak ortaçağın sonuna kadar klasik felsefenin temel konusunu metafizik oluşturmuştur.Metafiziğe karşı ilk eleştiriler bilimdeki gelişmeyle mümkün olmuştu.Madem ki metafizik duyularımızı ve algılarımızı aşan konuları inceliyordu,o halde sağlam bilgiler veremezdi.

Duyularımızla bilip tanıyamadığımız varlıkları araştıran metafizik,bilgilerin nereden geldiğini,bilgilerin alanını ve bilgilerin değerini araştırırken aslında tanrının,evrenin ve ruhun ne olduğunu sorup bunlara cevap vermektedir.Mutlak varlığın bilgisine ulaşacağımızı kabul eder.Metafizik böylece ortaçağ felsefesinde ilahiyatla özdeşleştirilmiştir.16.yüzyıldan sonra ise ontoloji terimi ile,yani genel varlık kuramı ile aynı anlamda kullanılmıştır.(alıntıdır)
 
Üst