Kürt ama (Erhan Üstündağ)

Tüm veriler bugün Türkiye'de yoksul bir Kürt kadını olmanın katmerlenmiş ayrımcılık demek olduğunu gösteriyor. Uludağ Üniversitesi Rektörü bu ayrımcılığı benimsemiş, uygulamaya geçirmediği için teşekkür bekliyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ilk defa bir karaciğer nakli gerçekleştirildi. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran bu tıbbi başarıyı açıklamak için bir toplantı düzenledi.
Rektör, bu nakli hastanın etnik kimliğine, diline ve ekonomik durumuna "rağmen" yaptıklarını söyledi. Yeşil Kart'lı hasta "Türkçe'yi az konuşan, fakir bir Kürt kadını"ydı. Rektöre göre, buna rağmen hastaya ihtiyacı olan tedaviyi vermiş olmaları PKK ve Avrupalı siyasetçilere ders olmalıydı.
Burada durup konuya hasta açısından bakalım.

Anayasa'nın 10. maddesi herkesin din, dil, ırk ve cinsiyet gözetilmeksizin eşit olduğunu söylüyor. Devlet bu eşitliği sağlamakla yükümlü.

Peki gerçek durum ne?
Van Kadın Derneği 2005'te bir araştırma yaptı. Dernekten Zelal Özgökçe şöyle söylüyordu:
"Sağlık hizmetlerine erişimdeki bir zorlukta dil. Kırsal kesim dahil olmak üzere kadınların büyük çoğunluğu sadece Kürtçe biliyor. Dolayısıyla sağlık sorunlarını sağlık personellerine anlatamıyor."
Kürtlerin ağırlıkla yaşadığı bölgede kadınlar arasında okuma yazma oranı oldukça düşük. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) 2003 araştırmasına göre Güneydoğu Anadolu'da kadınların yüzde 44,6'sı okuma-yazma bilmiyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin (DİKASUM) 2006'da 80 köyde yaptığı araştırmaya göre kadınların yüzde 63'ünün hiçbir sosyal güvencesi yok.
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), 2007 raporuna göre dört kadından biri çalışıyor. Kadınlar tarımda ücretsiz işçi, küçük atölyelerde güvencesiz, düşük ücretli işçi ya da ev emekçisi.
Ekonomist Mustafa Sönmez'in "yoksulluk göstergesi" saydığı, sosyal güvencesi olmayan yoksullara verilen Yeşil kartlıların yüzde 41'i Güneydoğuda.

Veriler çoğaltılabilir. Sonuçta görünen o ki, Rektör Yurtkuran'ın ayrımcılık yaptığı kadının dil bilmeden, parası olmadan ve bir Kürt olarak sağlık hizmetine ulaşabilmiş olması büyük bir şans. Yüzbinlerce hemcinsi aynı şanstan yoksun.
Yurtkuran sadece görevini yerine getirdiği için bu tıbbi başarıya sevineceği, bu mutlu rastlantının tüm vatandaşlara denk gelmemesine de yerineceği yerde, ayrımcılığı besleyen bir açıklama yapıyor. Umalım ki yarın alicenaplığa son verip "Avrupa ve Kandil Dağındakilere ders vermek için" ihtiyacı olan hastalara tedavi verilmesini engellemeye kalkmasın.

Erhan Üstündağ 25 aralık 2007
 
şeref vermişler doğrusu tedavi etmekle.bu toplum arasında da ne yazık ki çok yaygın. konuşmanın ortasında kullanılır:''komşum kürt ama iyi bi insan'' gibi...mevzuyu ''ama'' demekle batırıyorlar.
 
Üst