Mükremin Kızılca'dan Şiirler

DEDİLER Kİ​

Duvarlara ördüm fikirlerimi
Yazayımmı dedim yazma dediler
Ölmeden ölüpte kendi kabrimi
Kazayımmı dedim kazma dediler

Hak yolundan çıkıp çizgiden taşma
Mevkiini öğren haddini aşma
Yürünecek yerde hızlanıp koşma
itaatsiz olup azma dediler

ibret al arıdan çiçekten gülden
Kendinde yok ise bekleme elden
Bir yerde karar kıl çalma hertelden
Artık bir meyve ver tozma dediler

Bilince kabul et örtme hatanı
Afvetme dinini pula satanı
Köprü et yarına medfun atanı
Yapıcı ol hanı bozma dediler

Dostların cürmünü deme yüzüne
Elin kanda olsa bağlan sözüne
Dedi kodu bulaştırma yazına
İkaz edenlere kızma dediler.

MEMLEKET KUŞLARI​

Memleket kuşları heryıl
Geçer gider yurdumuzdan
Kana kana soğuk suyun
içer gider yurdumuzdan

Yuva yapar çalı çırpı
Yavrusunu alır kirpi
Atlar zirveleri sarpı
Göçer gider yurdumuzdan

Çekirgenin özelini
Danelerin kızılını
Eşlerin en güzelini
Seçer gider yurdumuzdan

Yuvalarını bozarsak
Analarını üzersek
derilerini yüzersek
Kaçar gider yurdumuzdan

Tekrar geri gelmek için
Bizleri dost bilmek için
Yavrusuyla gülmek için
Uçar gider yurdumuzdan

Er Mektubu...​

Dilberler içinde bir güzel gördüm
Gözleri kömüre sürülmüş gibi
Onu çok ayrı ve pek özel gördüm
Kainat kendinde dürülmüş gibi..

Kaşları,hilali andırır durur
Kendine bakanı yandırır durur
Saçları mahbubu kandırır durur
Örülmemiş ama örülmüş gibi..

Tertemiz ahlakı sanki kar suyu
Alyanaklar kızarıyor arsuyu
Dudakları sanırsın ki nar suyu
Az durgun ve bitkin yorulmuş gibi..

Gözlerinin önü ikiz gamzeli
Burnunda lamelif ağzı hemzeli
Onun nasibdarı vardır ezeli
Ta galu bela da sorulmuş gibi..

Boybosu endamı herşey uğrunda
Kolları kıvrılmış durur böğründe
Zümrüt gibi dökülen saç yağrında
Duvara manıza sarılmış gibi..

Neredesin ey talihim nerede
Daha dün gördüydüm onu derede
Şansım,banada gül,gel bir kerede
Geri geri durma darılmış gibi..

Bir güzelki sana dönüp bakmassa
Bir tebessüm edip seni yakmassa
İkinci kez karşınada çıkmassa
Bir yargıya ulaş,Verilmiş gibi...

Allah bağışlasın sevgilisine
Haydi çek git yolcu kendi işine
Kul hakkını bulaştırma dişine
BİR ER MEKTUBUDUR GÖRÜLMÜŞ GİBİ..

Emmoğlu​

Ben kaldım emmoğlu gurbetellerde
Hastalardan ölenlerden haber ver
Sıladan habersiz yabanellerde
Hırslanandan yılanlardan haber ver

Merdi az bulunur çoktur namerdi
İnsaniyet artık hıtama erdi
Atalar kalksaydı bilmem ne derdi
Doğrulardan yalanlardan haber ver

Memleketin insanını özledim
Gitmek için aylar yıllar gözledim
Televizyon varmış geçen,izledim
Kırda arpa yolanlardan haber ver

Kocaköyden,öteköyden,mahleden
Camilerden kürsülerden rahleden
Varsa köye hiç varmayan,kahreden
Bayramlarda gelenlerden haber ver

İtburnular çiçek açınca söyle
İrtibat keseni ihbar et köyle
Hiç vatan sevgisi olurmu böyle
Bu sözüme gülenlerden haber ver

Eski karlar kışlar yokmu diyorsun?
Yoksul yok herkesler tokmu diyorsun
Hasretlik böğrümde okmu diyorsun?
Açanlardan,solanlardan haber ver.

ANNE

Cenneti gözledim rüyalarımda
Bütün işaretler seni gösterdi.
Taradım konuyu kitaplarımda
Kur'anda ayetler seni gösterdi.

Allaha ibadet sonra valideyn
İkisini tartar akıllı beyn
Fatımanın oğlu Hasan Hüseyn
Bütün ehlibeytler seni gösterdi.

Padişahlar, sultan yaptı başına
Kurban olam mezarının taşına
Herkes yazsın kitabının başına
Bütün kitabeler seni gösterdi.

Ciğerinden kopup Dünyaya geldik
Nasıl geldi isek öylede öldük
Ağlarsan ağladık,gülersen güldük
Bir gün işaretler sonu gösterdi.

Ol ulu Peygamber sana, bana der;
Allaha itaat sonra ana, der
Asi kullarına, narım fena der
Bütün oklar senden yanı gösterdi.

Ben ağlarken gözlerinde ki yaşlar
Sarı saçlarımla o, kara kaşlar
Her yokluğa karşı dik duran başlar
Senden bana geçen kanı gösterdi.

Ayaklarınınzın altında Cennet
Bunu anlamayan geçirmiş cinnet
İslami kaynaklar,kitap ve sünnet
Hepsi birden aynı yönü gösterdi.

ÇAKIRGÖZLÜM

Çakırgözlüm Güneyyurdu ararsan
Tam Sadı'ya çıktığında görürsün
Avcıları nerde diye sorarsan
Mavizeri sıktığında görürsün

Olur her şey ancak merak edince
Sılayı bırakma uğra südünce
Ermenekten tam batıya gidince
Bileği'den baktığında görürsün

Görmek için çıkmalısın Kaşına
Dokunmayın yeşiline yaşına
Binerek Yamacın ince Taşına
Çarşaklardan aktığında görürsün

Yaşamalı Hayaller ve Umutlar
Palamutla dolduğunda Pelitler
Ağdığında Göğe kara bulutlar
Ancak Şimşek çaktığında görürsün

Derenin başına sığınır Kunduz
Ardıca kardeştir dağında Andız
Toroslara veda edince Gündüz
Işıkları yaktığında görürsün

Dağda Taşta Arazide İnsanı
Çalışkanlık onun en iyi yanı
Güneş doğmak için ağartıp Tanı
Bıyıkları taktığında görürsün

BALKUSAN-1​

Yüce dağın zirvesine yerleşmiş
Tarihi bin yıllık bir Köy Balkusan
Köylülerle Yörüklerden birleşmiş
Kırk Elli haneliktir Köy Balkusan

Ayıbeleninden hemen görünür
Yorulmadan uzun yollar yürünür
Kışın Damdan bir metre Kar kürünür
Hep başına buyruk Hür Köy Balkusan

Yazın soğuk suları var içilir
Yellibelden Karamana geçilir
Varanların Gözü-Gönlü açılır
Adamı eroğlu Er Köy Balkusan

Ermenekle Karamanın ara da
Üstüne yok Çalında ki Çıra da
Karaman bey oğlu ile burada
Kalenin başında Sur Köy Balkusan

Deresinden Tepesinden atlanır
Yamaçlarda Kısrakları otlanır
Onbir Mayıs Dil bayramı kutlanır
Herkesin bildiği Yer Köy Balkusan

Deresi var akar Yaz-Kış önünde
Mertlik vardır insanının kanında
Kazma-Kürek eksik olmaz yanında
Köylerin içinde Ser Köy Balkusan

YUKARI ÇAĞLAR​

Yaylaların eteğine kurulmuş
Durur endamıyla Yukarıçağlar
Yolu Beli Kayalarla örülmüş
Çatısız damıyla Yukarıçağlar

Devasa Kayalar Sur yapar ona
Bir Atmaca konmuş kur yapar ona
Tarihi sevenler Tur yapar ona
Bekler encamıyla Yukarıçağlar

İzvidi ulya'dır eskiden adı
Yüksek diye koymuş adını Kadı
Siyam efendiler gibi üstadı
Çıkarır namıyla Yukarıçağlar

Çevirmesi Bekeresi ünlüdür
Keçisi kıl,Koyunları yünlüdür
Halkı coşkun geleneği canlıdır
Böyle her anıyla Yukarıçağlar

Kekliklere Kafes yapan elleri
Bir başkadır Sümbülleri,Gülleri
Kışın bile zararsızdır Yelleri
Bilinir şanıyla Yukarıçağlar

Mükremin Kızılca
060108/Konya
 
Üst