Tanrı Kavramı

A. Tanrı Kavramları

Tanrı’ya ilişkin dünyada birçok görüşler bulunmaktadır. Buna rağmen bu görüşlerin çoğunu bir araya getirseniz aslında Tanrı hakkında bir çok tanımlamanın üç aşağı beş yukarı birbirine benzerlikler taşıdığını görmeniz de mümkündür. Şimdi bu farklı görüşlerin bazılarının ana başlıklarını sıralayalım:

Politeizm: Eski Yunan ve Nordik mitolojilerinde oldukça yaygın olan ve birçok kişisel tanrının varlığını kabul eden bir inanç biçimidir.

Henoteizm:
Bu inanç biçimi de çok tanrıcılık olarak bilinmektedir. Fakat tek bir tanrı diğer bütün tanrıların başında yer almaktadır. Çünkü bu tanrı kendi kabilesinin, halkının tanrısıdır.

Monoteizm: Bu kısaca Teizm ile ifade edilmektedir. Tek bir tanrının varlığına imandır. Tanrı kendi kendine var olan ve her şeyi yaratan en yüce ve kadir Olandır. Bütün her şeyi hiç yoktan var etmiştir.

Panteizm:
Genelde Hinduizm ve Doğu dinleri ile bağlantılıdır. Batıda pek yaygın değildir. Tanrı bir kişi değil her şeyde bütün evrende kendi varlığını sunmaktadır.

Panenteizm: Bu inanca göre tanrı evrenle tanımlanamaz ama fakat evrene dahil olarak görülebilir. Evren bir anlamda Tanrı sayılsa da Tanrı evrenden daha fazla büyüklüktedir.

Yukarda saydıklarımız dünyamızın belli başlı dinlerinin Tanrı görüşleridir. Bu ana başlıkların aslında bir de alt başlıkları da vardır. Tabi bunların her birini ayrı ayrı tanımlamamız mümkün değildir. Ancak bazı alt inançları da burada görmemiz gerekiyor:

Dualizm: Panteizmin bir çeşidi olarak karşımıza çıkar. Dualist birbirine karşı iki tanrıya inanır. Genelde bu tanrılardan biri iyi bir diğeri ise kötü tanrıdır. Görüldüğü gibi çok tanrılı bir inanç sistemini koruyup iki tanrı ile sınırlandırmış olmaktır.

Deizm: Bir anlamda Teizmin bir alt çeşididir denilebilir. Bu inançta kişi bir Teist gibi tek bir Tanrıya inanır ama fark Deist’e göre bu Tanrı yaratma eyleminden sonra evrenin hiçbir işine müdahale etmemektedir.

Mutlak Monizm: Bu da yine Panteizmin ya da Panenteizmin bir çeşitlemesidir. Bu inanca göre Tanrı mutlak bir birlik içindedir. Yalnız kendisini tam anlamı ile gerçek olmayan bir dünyaya çoğul bir görünümde kendini açıklamaktadır.

Bu tarz tanrısal inanç görüşleri ve çeşitleri yanı sıra bir de herhangi bir tanrıyı kabul etmeyi reddedenler vardır. Bunları da şu başlıklarla özetlememiz mümkündür:

Agnostikler: Bu anlayışa göre Tanrı hakkındaki gerçek bilinmez ve bilinemez.

Ateizm: Teizmin karşıtı olan görüştür. Tanrının varlığını tamamen inkar ederler.

Naturalizm: Basitçe ateizmin olumlu ifadesidir. Ateistler doğanın arkasında bir tanrı fikrini kabul etmezler ve her şeyin kendi başına var olduğunu ileri sürerler. Ateizm bir çok din karşıtı kişi tarafından izlenilen bir inanç olduğu halde bazen bazı dindar kişilerde bu inancı edinmişlerdir. Budizmin bir çeşidi olan Teravadanın ateizmden etkilendiği görülmektedir. Bazı ateistler hümanist insan dininin hiçbir tanrı ile ilgisi olmadan olabileceğini de ileri sürmektedirler.
 

Venhar

1. Hikaye yarışma birincisi, 2. Avatar yarışma bir
yok ya bana göre degil bu kavramlar nevrim döndü
bana göre tek bir ilah var oda yaratıcımız
 
Elbette insanlığın varoluşu ile inanma ve tanrıcılık inancı da sözkonusu olmuştur . SOnuçta hiçkimse inanmadan yaşayamaz ve hepimiz bir şekilde içimizi rahatlatmak için bir güce inanmak zorundayız . Politeist inançlar , yazıda da vurgulandığı gibi mitlerde oldukça fazla miktarda yer alıyor . Tanrı krallar , sayısı hesaplanamayan tanrılar , yarı insan yarı tanrı varlıklar ve daha neler neler ...
 
Hiç inanmayan bir insan bile bir noktada inanma ihtiyacı hissediyor.
Kimsenin bir yarattıcıya yada güce inanmadan huzurlu olabileceğini sanmıyorum.

Ben Allah'a inanırım bir başkası bir Put'a ama sonuçta inanır...
 
Hiç inanmayan bir insan bile bir noktada inanma ihtiyacı hissediyor.
Kimsenin bir yarattıcıya yada güce inanmadan huzurlu olabileceğini sanmıyorum.

Ben Allah'a inanırım bir başkası bir Put'a ama sonuçta inanır...
birçok kişi inan üzerine kasıtlı olmayan birçok örnek verebilir.
diyelim ki iyi bir geleceğin eğitim ve öğretimle olacağı düşüncesine sahipsiniz.ve hedefede doktor olmayı koyuyorsunuz.ve hayal ediyor ve buna inanıyorsunuz.çünkü hedefe varabilecek tüm donanımlara sahipsiniz, ayrıca seni bu hedeften saptıracak hiçbir gücede izin vermeyeceğinzii kural yapmışsınız.o yüzden inanıyorsunuz ya hatta eminsiniz.herşeye rağmen birgün doktor olamama olasılığınız var mı?yerinize cevap verebilirim zannedersem.var.o zaman inandığımız şeyin gerçekleşememe olasılığıda var.inan buysa nasıl emin olabiliriz.
oysa siz değilde inan kabul etmeyen biri aynı hayali kursa ve bütün varlığıyla çabalasa sizin gibi oda başaramasa.ikinizin bulunduğu durumu karşılaştığımızda ne sonuç elde ederiz size bırakıyorum.şimdi aynı örneğe faklı bakalım.diyelimki ikinizde başardınız.inan tanımayanları doktor yapmıyoruz mu derler.
önemli olan inanıp inanmayanları tartışmak değil.niceleri varki inandıkları halde var dediğimiz tanrı nefret eder.hiç inanmadıkları halde onlar tanrının baş tacıdır ve onları çok sever.işte arkadaşım hala inanmaya ihtiyacın varsa seni vardır.ancak unutmayalım ki bazı insanlar için tanrının var olup olmaması onlar için bir şeyi değiştirmez.çünkü onlar tanımadıkları halde var olan tüm kuralları yerine getirirler.ve bunları yerine getirmek için kendilerine ne bir kılavuz ne de bir yöntem ararlar.
 
Yüce Yaratıcıyı bilmek ve bulmak akıl iledir.
Sanata bakıp sani-i ( ustayı ) görmek,
Sanatın mükemmeliliğini anlayıp , Sanat sahibine hürmet ve tazimde bulunmak elbette akli selim ile hareket etmenin gereğidir, sanırım bu noktada hemfikiriz.

Aynen öylede;
Kainattaki oluş ve bitişlere bakıp,
Daimi bir seyelan ( tazelenme ) ve seyeran sözkonusudur. Bu değişmeler , gidenler .... yerlerine gelenler... Sanırım akla bir şeyler okutuyor olsa gerek.
Mesela ; Küçücük bir sineği nazara alabiliriz. O sanatlı eserin oluşması için üç yol mevzu bahis. Eyer o üç yolun da Yaratma noktasında yeterli kalmadığı aklen ispat edilirse, dördüncü bir yol olan MUTLAK BİR YARATICININ olduğu muhakkat olmakla beraber, bu yolun imzasınıda AKIL atar.

1 . Yol : Teşekkele bi nefsihi ( Kendi kendine oluyor )
2 . Yol : İktizattüt tabiat ( Tabiatın iktizasıdır, tabiat yapıyor )
3 . Yol : Evcedethül esbab ( Yani sebepler bunu yaratıyor )

Bu üç yolun muhal , batıl, ve akıldan uzak oldukları isbat edilse , elbette bir tek yol kalıyor
oda
Tariki vahdaniyet.
Yani bu sanatın mutlak bir kudret eliyle yaratılıyor olmasıdır.

Evet
Bu bahs edilen üç yolun batıl ve akıldan uzak oldukları isbat edilmiş. Uzun olmasın diye buraya yazmıyacam , sadece kaynak gösterecem.
Risalei Nur Külliyatının Lemalar kitabının 23. leması ( Tabiat Risalesi ) bölümüne bakabilirler merak edenler.

Not : Üslübü ağır gelebilir, yardımcı olabilirim ilgilenen arkadaşlara...
 
Üst