İntihar edenlerin bıraktıkları Mektuplar

ağlatan ölüm mektupları , yeni ölüm mektubu , duygusal ölüm mektubu , acı çeken kızın mektubu , ölmeden önce sevgiliye yazılan mektuplar , aileye son mektup , intihar ederken mektup yazan

İntihar Mektupları :
Kalemin,fırçanın ve notaların artık duygularını ifade etmekte yetersiz kaldığı ya da yaşayacakları tüm anlar tükendiği için mi?...

Gün gelir yürekleri çatlar,acı sızar bedenlerine...Yıllarca her acıyı taşımış olan yürek gibi değildir diğer hücreler..Onlar bu yangına dayanamazlar ve her hücre kuru bir yaprak olup düşer ateşe..Yangın ele geçirince bedeni,son şiirler,son mektuplar yazılır...İntiharlardan geriye kalan en trajik belge,şüphesiz bir intihar mektubudur.İşte intihar eden bazı şair ve yazarlar...Ve bunlara ait intihar mektupları,şiirleri...

MAYAKOVSKI
4 Nisan 1930 günü,ünü yalnız ülkesinde değil,bütün dünyada yayılmış Vlamidir Mayakovski,aniden tabancası ile kendini vurdu.Beş yıl sonra,şair dostu Sergey Yesenin'i intihar ettiği için yazdığı bu şiirler eleştirirken,''Şu yaşamda en kolay işti ölmek..Asıl güç olan,yepyeni bir yaşama başlamak...''
Ancak ne var ki,kendisi de fazla dayanamaz hayatın yüküne.Bedenini kaplamıştır yüreğindeki ateş.Yesenin'in ''buluşmayı vaadediyor ileride bir gün'' diyerek gittiği ölüm,Mayaskovski'yi ilham verircesine ölüme sürükler ve Yesenin'den 5 yıl sonra,1930'da,cansız bedeninin yanında ''Son Mektup'' u bulunur.Mektubunda,ölümün sessizliği ve hüznü içinde seslenir geride kalanlara..

ATİLLA JOZSEF
''Raylarda çırpınır kanlarım sıcak'' dedikten sonra kendisini trenin altına bırakır...

BEŞİR FUAD
İntihar Mektubu
;
5 Şubat 1887:''Ameliyatımı icra ettim,hiçbir ağrı duymadım.Kan aktıkça biraz sızlıyor.Kanım akarken baldızım aşağıya indi.Yazı yazıyorum,kapıyı kapadım,diyerek geri savdım.Bereket versin içeri girmedi.Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum.Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım.Baygınlık gelmeye başladı''...

SABAHAT HASTAOĞLU
İntihar Mektubu;

Hiç tak ettiği oldu mu canınıza birşeylerin?
Kendinizi şu şehirden ya da dünyadan hatta evrenden dışarı atmak istediğiniz,yapayalnız hissettiğiniz benliğinizi kimsesiz bir sokak kedisi gibi? Ya da izbe bir parkın bankında çiseleyen bir yağmurun altında geceyi geçirmek istediniz mi?Hayatı hergün değişen ve karmaşıklaşan dertler yumağı olarak gördüğünüz,sabahlara kadar gözünüzü hiç kırpmadan efkarlı ve çaresiz bir vefasızı düşündüğünüz?Ahh keşke diye umutsuzca iç çektiğiniz?Sonra ağladığınız,yorulana kadar bitiverir diye...
Kahrolası aşk masalını bir kalemde silmek istediğiniz oldu mu?
Her geçen gün biraz daha umudunuz kırıldı mı yarınları düşünürken bir başınıza?
Sonra bir dost aradınız mı hep sadık,güvenilir ve samimi...
Uzaklara bakıp derin derin daldınız mı mutsuz ve umutsuzca?
Uçan kuşlara imrendiniz mi ne kadar özgür,temiz ve saflar diye...
Geçmiş günler canlandığında gözünüzde,neden diye sordunuz mu hiç kendinize?
Şimdi için kaygılandınız mı?
Ve gelecek içinse,satmışım anasını diyip boşverdiniz mi herşeye?
Sizi bilmem ama ben bunların hepsini yaptım,Anlayacağınız HAYATI DENEDİM...Ama olmadı,olamadı...Gönlümdeki öksüz çiçeği büyütemedim,soldu gitti,ruhumdaki mistik melodi sustu gitti..
Açıkçası ben beceremedim galiba umarsızca yaşamayı...
Mutluluğu bir çocuğun gözlerinde aramayı bilemedim,kuşların cıvıltısındaki o dinmez coşkuyu duyamadım..
Korkarım ben hiç kimseyi ölümüne sevmedim,sevemedim.O yüreği görmedim kendimde,kahretsin göremedim...
Önemli değil nasılsa artık bunların hiçbiri...
Biraz sonra dinecek bu feryatların hepsi,hayatını bitirecek bu şanssız,bahtsız kişi..
Yalan dünya;SONSUZA DEK ELVEDA...

PAUL CELAN
Toplama kamplarından kurtulmuş ünlü şair Paul Celan,kendini Seine nehrine atarak canına kıyar.Celan'ın ölüm havası şiirinden:

Siyah sütünü içiyoruz,sabahın akşam saatlerinde
Onu içiyoruz,öğle sabah demeden hep onu
Geceleri içiyoruz,habire içiyoruz
Bir mezar kazıyoruz gökyüzüne rahatça yatmak için
Adamın teki,bir evde yılanlarla oynuyor,yazıp çiziyor
Almanya'ya yazıyor karanlık çöktüğü vakit altın saçın Margarate
Onu yazıp evin önüne çıkıyor
Islıkla köpeklerini çağırıyor
Yıldızlar ışıyınca
Yahudilerini çağırıyor toprağa
Bir mezar kazsınlar diye
Ve bize buyruklar yağdırıyor
Oyun havaları çalmamız için........
 
Cevap: İntihar Mektupları

hepimiz bazen çok bunalıyoruz ve gözümüz hiç bişe görmüyor..ama ölüm çare değil..butarafta gülemediysek öbür tarafımızıda öldürüyoruz..RABBİM kimseyi bu durumlara getirmesin..AMİN
 
Cevap: İntihar Mektupları

Haklısın SKURT.Bu arada, çizgini asla bozma ve hep bu güzellikte devam et.İnan çok başarılı olacaksın.Saygılar Sunarım
 
intihar mektupları

Sen bu mektubu okuduğunda ben çok uzaklarda, İspanya’nın güneyinde, Endülüs’ün sarı topraklarında olacağım. Sierra Nevada dağlarının eteklerinde kendime bir ölüm beğendim. Granada’da, Federico Garcia Lorca’nın İspanyol diktatör Franco’nun adamları tarafından kurşuna dizilip, yol kenarında bir su birikintisine atıldığı yerdeyim.

Lorca’nın, o naif bedeninin cansız olarak bulunduğu o küçük su birinktisinin başındayım. Birazdan Lorca’nın cesetinin çıkartıldığı yerde kendi ölümümü bekleyeceğim. Bu küçük su birikintisindeki kirli sular, boğazımdan dolarken, kirlettiğin içimi temizleyeceğim.

Akşamüstü saat beşte. Akşamüstü saat beşti. Lorca’yı kurşuna dizdikleri an, güneş saat beş karanlığındaydı. Saat beşti, Lorca hayattan, sen benden ayrılmıştın. Ve benden ayrıldığın saatte ben de hayattan ayrılacağım. Bu küçük kirli su birikintisinde hayatımı temize çekeceğim.

Beynimde bir tümör gibi taşımıştım seni. Sevgili tümörüm, tüm ömrüm. Böyle olsun istemezdim. Ben sadece beni sevmeni istemiştim. Ben seni bir okyanus gibi sevmiştim, oysa sen beni birazdan canımı alacak şu küçük su birikintisi kadar bile sevseydin, bu satırları yeryüzüne hiç inmezdi.

Sevgili ayrılığım, ölümüm, intiharım. Sana yine cümlelerden oluşan bir hediye bırakacağım. Mezar taşım olmayacak benim, bu mektubu mezar taşı gibi boynumda taşıyacağım. Birazdan Lorca’nın kanının aktığı yerde, kansız bir ölümüme şahit olacağım.

“Ne garip Federico adında olmak” demişti Lorca ve ne garip senin adında ölmek. Akşamüstü saat tam beşte, kalanım ölüm, yalnız ölüm. Ölüm yaraya yumurtasını koydu. Benim için artık tek umut oydu. Saat beşte akşamleyin, son kelimeleri seçerken senin için, keşke böyle olmasaydı diyor içim..

cihan yavuz
 
Sevgilim

Sen bu mektubu okuduğunda, ben çok uzaklarda başka bir kıtada olacağım. Afrika kıtasının tam ucunda, Akdeniz ile atlas okyanusunun hem birleştiği, hem de ayrıldığı yerdeyim. Bir küçük kaya parçasının üstünde, bir kıtanın ucunda, bir okyanusun başındayım.

Biraz bu kaya parçasının üstünden kendimi boşluğa bırakacağım. Bedenimin son kalp atışları, Atlas okyanusunun derin sularında mı, Akdeniz’in tuzlu sularında mı olacak bilmiyorum. Ama ben Akdeniz’in tuzunu tercih ederim. Senin için titreyen bedenimden dökülen terlerin tuzu ile, Akdeniz’in tuzu birleşsin isterim.

Sevgilim, Akdeniz’im, mavim, derinliğim.. Bulunduğum kayanın arkasındaki küçük kafede Paul Bowles Çölde Çay kitabının son satırlarını yazmıştı. İki yabancıyı yazmıştı, bizim gibi birlikte ama yalnız iki yabancıyı yazmıştı.

Sevgilim, çölüm, kum tanem.. Nasıl da sevmek istemiştim seni, sonumuzun iki yabancı olacağını bilemeden. İnanmanı istemiştim bana, sadece inanmanı. Hiç yalan söylememiştim sana, son söylediğimin yalan olduğunu düşünüp beni suçladığında bile, inanmıştım sana. Ama sen inanmadın bana. Şimdi kendime derin bir ölüm seçtiğimde, öldüğüme inandığında, sana yalan söylememiş olduğuma da inanmış olacaksın.

Birazdan bu kaya parçasını arkamda bırakıp atlayacağım. Koskoca bir Afrika kıtasına sırtımı verip uçacağım. Hani ilk paraşütle atladığımızda uçtuğumuz gibi kendimi boşluğa bırakacak, ilk dalışımızdaki gibi gözlerimi denizin içinde açacağım. Akdeniz’in Atlas okyanusundan ayrıldığı yerde hem senden hem dünyadan ayrılacağım. Cesedimi hiç aramayın senin içinde olacağım…

cihan yavuz
 
Üst