Bunları Biliyormuyuz?

450 Yıllık Çevre Nizamnamesi

Çevremizin gitgide yaşanmaz hale gelip,bunun ekolojik felakete yol açan neticelerinin hergün biraz daha fazla ortaya çıkmasıyla birlikte,çevreyle ilgili haftalar düzenleyip,hukiki düzenlemelerin gündeme yeni yeni gelmesine karşılık.Osmanlı Devleti’nin bizden tam dört buçuk asır önce, meselenin önemini idrak ederek 1539’da “Çevre Temizliği Nizamnamesi” hazırlayıp uygulamaya koyarak problemi çözdüğünü…

Orta çağ Fransa’sında saray ve tiyatrolarda bile umumi helaların bulunmadığı bir zamanda, su medeniyetinin başşehri İstanbul’da 1400’ün üzerinde umumi hela bulunduğunu…

Nasreddin Hocanın Merkebine Ters Binmesinin Hikmeti

Türk halkının, nüktedan, hazırcevap ve zeki bir fıkra kahramanı olarak tanıdığı Nasreddin Hoca’nın(1208-1284), aslında medresede ders veren büyük bir müderris ve ayrıca da kadı olduğunu…
Talebeleri arasında oldukça sevilen Nasreddin Hoca’nın, ders verdiği medreseden merkebine binip evine giderken dahi talebeleri tarafından yalnız bırakılmayıp yolda kendisine sorular sorulduğu…
Hem yol alıp hem de talebelerin sorularına cevap veren Nasreddin Hoca’nın, soru soran talebelerine arkası dönük olarak cevap vermenin İslami edebe aykırı olacağından dolayı merkebine ters binip, talebeleri ile yüz yüze gelerek ders verdiğini…

Yavuz’un Tevazuu

Yavuz Sultan Selimin günde üç saat uyku uyuyup tahta kaşıkla tek çeşit yemek yediğini…
Herhangi bir saray halkından ayırt edilemeyecek kadar sade giyindiğini ve bunun sebebini soranlara:
“Vezirlerin ve beylerin süslü giyinmeleri, padişahlarına saygıdan ileri gelir.Biz kime şirin görünmek için süslü giyinelim ki?Bizim Padişahımız(Allah c.c) vücudun dışına değil içindeki cevhere(imana) bakar” diye veciz bir cevap verdiğini….

AT SIRTINDA 43 BİN KİLOMETRE

30 Eylül 1520 tarihinde 27 yaşında Osmanlı tahtına çıkan Kanuni Sultan Süleyman’ın vefat tarihi olan 9 Eylül 1566’ya kadar süren 45 yıl 3 ay 7 günlük saltanat süresinin tam 10 yıl 3 ay 5 gününü(2745 gün) at sırtında seferde geçirdiğini…
Kanuni’nin bu seferleri boyunca(Belgrad,Rodos,Mohaç,Viyana,Alaman,İrakeyn,Pulya,Kara Boğdan,İstabur,Usturgun,İkinci İran, Nahcıvan ve Zigetvar) at üstünde katettiği mesafenin 43 bin kilometre olduğunu…
Sultan Süleyman’ın seferlerle geçen hükümdarlığı boyunca 15 milyon kilometre kare üzerine yayılmış 21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devletini bir dünya süper gücü haline getirdiğini…

FRANSA KRALI’NIN KULAĞINI ÇEKEN KANUNİ

Kanuni Sultan Süleyman devrinde Fransada kadın ve erkeğin birbirine sarılarak dans ettikleri haberi Kanuni’ye ulaşınca Osmanlı Hakanı’nın zamanın Fransa Kralına bir mektup yazıp, mektubunda;
“Ben ki; kırksekiz krallığın hakanı Sultan Süleyman Han’ım .Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, herkesin gözü önünde faydasız işler işlenmekte olduğunu işitmişimdir.
….İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i humayunum elinize ulaşmasından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat orduyu humayunumla gelip men’e muktedirim.” Diyerek gözdağı verdiğini ve bunun üzerine Fransa’da dans adetinden hemen vazgeçildiğini….

TÜRK ORDUSU

“Başta Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman olmak üzere birçok padişah devrinde Türkler, Hristiyanlara harplerde itidal ve zaferlerde de mülayemet göstermeyi öğretmişlerdir.1526 yılında, 200 bin kişilik Türk ordusu, ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve bir tek ot koparmadan, yaya olarak İmparatorluğu bir baştan öbür başa kat’etmişlerdi.”
J.Michelet (Fransız Tarihçi)

SURRE ALAYLARI

Osmanlı’nın, mukaddes topraklara verdiği büyük kıymetin ifadesi olarak Yıldırım Bayezid döneminden itibaren her yıl Mekke ve Medine’ye Surre Alayları tertip edildiğini…
Bu Surre Alayları ile birçok hediyeler ve mukaddes belde fukarasına dağıtılmak üzere binlerce altın gönderilerek Allah’ın rızasının kazanılmasına gaye edildiğini….
Ayrıca en önemlisi de, bu Surre-i Hümayunda, padişahın yaptırıp gönderdiği Kabe örtüsünün bulunup bu örtünün merasimle yerine takılarak, eskisinin geri getirilip paylaşıldığını….
Osmanlı’nın, binbir güçlük ve darlık içinde bulunduğu dönemlerde dahi bu an’aneyi terk etmediğini….

İADE-İ ZİYARET

Meşhut bir politikacımıza Fransa’da; “Siz Osmanlıların Viyana kapılarında ne işiniz vardı?” diye sorması üzerine, o politikacımızın gayet veciz bir şekilde: “Haçlı seferlerinin iade-i ziyaretiydi.” diye cevap verdiğini…….

OSMANLI AZAMETİ

1754’de bile, Sultan III. Osman Han’ın bir mektubu Leh kralına ulaştırıldığında, kralın mektubu üç kere öperek başının üstüne koyduğunu ve kralın yanında bulunan devlet erkanının da derhal başlarını açarak saygı duruşuna geçtiklerini….

GASPEDİLEN GEMİLERİMİZ

Osmanlı Devletinin 1913 yılında İngiltere’ye parasını peşin olarak yatırarak iki adet büyük zırhlı ısmarladığını….
“Sultan Osman” ve “Reşadiye” ismi verilen bu zırhlılar için büyük bir kısmı halktan toplanarak yaklaşık 6.775.000 altın ödendiğini…Fakat 1. Dünya Savaşının çıkmasıyla birlikte İngilizlerin bize bu zırhlıları teslim etmeyip paramızı da geri vermediğini…
Bugün zırhlıların karşılığı olarak İngiltere’den alacağımız olan bu paranın, tazminatıyla birlikte yaklaşık 32 milyon YTL(32 trilyon TL)[Alıntı yaptığım kitap 1994 basımı aradaki 13 yıllık farkı da siz ekleyin] bulduğunu yani 1992 yılı bütçe açığımıza karşılık geldiğini…..

HAREM GERÇEĞİ

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra inşa ettirdiği Topkapı Sarayında oluşturulan harem teşkilatının, İslami kuralların titizlikle uygulandığı bir nevi mektep olduğunu…
Savaş ganimeti vb. gibi çeşitli yollarla ele geçen köle ve cariyelerin, iyi bir seçim ve kaliteli bir eğitimden geçirilerek, kabiliyetlerine göre sarayın çeşitli işlerinde görevlendirildiklerini…
Bir kısım bozuk zihniyetli yazarların Osmanlıyı karalama düşüncesiyle kaleme aldıkları hayali, sefih harem senaryolarının aksine Harem-i Hümayun’un, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı bölümlerde hizmet görüp yaşadıkları, çok sistemli bir mimari yapı olduğunu ve Avrupalı seyyahlardan d’Ohson’un bu durumu:
“Doktordan başka hiçbir erkek hareme ayak basamaz.Onlar bile padişahın özel izniyle ve harem ağalarının eşliğinde girerler.Hasta kadın ve çevresindekiler uzun şallara bürünürler.Doktor nabzına bakmak isterse, hastanın bileği tülle örtülür; dilini veya gözlerini görmek istiyorsa, yüzün kalan kısımları tamamiyle örtük olmak şartıyla gösterilir.Kızlar Ağası bile haremdeki kadınlardan birine dikkatlice bakamaz.” Diyerek ifade ettiğini…

EHL-İ BEYT’E SAYGI

Abdülhamit Han’ın, gerçekleştirdiği en büyük projelerden biri olan Hicaz demiryolu inşaatının bitimine yakın, ray döşeme işlemi Medine’ye yaklaştığında Sultanın:
“Mümkün olan bütün aletlerin üzerine keçeler sarınız ki, fazla gürültü olmasın ve Ehl-i beyt’in ve burada yatanların ruhları rahatsız olmasın.” Diye emir verdiğini…
Bu emir gereğince Medine’den kmlerce önce tren raylarına keçe döşendiğini ve yine trenlerin hız keserek şehre çok düşük bir hızla giriş yaptığını…

KIYAS

Kanuni Sultan Süleyman döneminde(1495-1566) Sivas vilayetimizin bütçesinin 20 milyon altın olduğunu…
Buna karşılık yine aynı dönemde Fransa Birleşik Krallığı’nın bütçesinin 4 milyon altın ve Birleşik İngiltere Krallığı’nın bütçesinin de 3,5 milyon altın olduğunu…

İLK TÜP GEÇİT PROJESİ

Boğaz geçişi ile ilgili olarak ilk defa II. Abdülhamid tarafından, Rumeli yakası ile Üsküdar’ın denizaltından tüp geçit ile bağlanması için 1891 yılında Fransız S.Preault Demiryolu şirketi’ne projesinin çizdirildiğini…
Tren yolu ile deniz altından ulaşımın sağlanmasını sağlayan bu projenin bundan 116 yıl önce düşünüldüğü hesaba katılırsa gerçekten zamanına göre devrimci bir girişim olarak nitelendirilebileceğini…
Tüp geçit ile ilgili ikinci Osmanlı projesinin ise, yine Abdülhamit Han döneminde, 1902 yılında emekli Amiral Ahmet Besim Paşa’nın aracılığı ile Amerikalı mühendis Freedric K. Strom tarafından hazırlandığını, fakat bu devasa projelerin maddi imkansızlıklar yüzünden gerçekleştirilemediğini…

SEFER-İ HÜMAYUN TALİMATNAMELERİ VE ABD

Bugünkü ABD ordusunun lojistik talimatnamesinin kökeninde Osmanlı imzasının bulunduğunu…
Amerikalıların, kendi ordularının lojistik yani ikmal talimatnamelerinin temel unsurlarını, Osmanlı fütuhat döneminde(1699) hazırlanan “Sefer-i Hümayun talimatnamesi”’nden aldıklarını…

Avrupada Akıncı Korkusu

1534 yılında Viyanadaki St. Stephen Katedralinde, Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince:”Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin luzumu yoktur.” diye bir karar alınarak iptal edildiğini…..

Ağaca Asılan Zekat Parası

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir müslümanın, günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını…
Bunun üzerine zekatını bir keseye koyarak Cağaloğlundaki bir ağaca asıp, üzerine de:
“Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen zekatımı verebilecek kimse bulamadım.Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al” diye yazdığını…Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı durduğunu….

Amerikan Yardımı!

Truman doktrini çerçevesinde A.B.D’den aldığımız 69 milyon dolar askeri yardımı ile elde edilen askeri techizatın bakımı için ABD’ye her yıl 400 milyon dolarlık bakım ve ithalat parası harcaması yaptığımızı…
Alıntıdır...
 
Hakikaten ansiklopedi tadında ama okuması çok daha keyifli bir bilgi cetveli olmuş . Emeğinize sağlık . Özellikle nasrettin Hoca konusu aklıma takıldı açıkcası . Hakikaten farklı bir karaktermiş . :)
 
Üst