• Hoşgeldin ziyaretçi ÜYE OLARAK Özgün Haber ve Makalelerinizi kaynak göstererek uygun olan katogoriye ekleyebilirsiniz.

TARİKATLAR

Cumhuriyet tarihimiz büyük ve esaslı uygarlaşma atağı olarak başlamışken1940 lar dan sonra gerici dinci muhalefetle karşı karşıya getirildi.Küçük hesaplar peşindeki siyasi partiler,iktidar olmak veya içlerindeki Cumhuriyet ve Türklük düşmanlarının teşvikiyle siyasi partiler tarafından irticaya tavizler verilmiştir.Ticanilik,Nakşibendilik,Kadirilik,Rufailik güçlenmeye Nurculuk,Süleymancılık gibi yeni gruplar oluşmaya başlamıştır.1949 yılında Ticaniler Mustafa Kemal Atatürk’ün heykellerini kırmaya başlamış heykel puttur Laiklik dinsizliktir Hilafeti kaldıran Mustafa Kemal Atatürk mel’un dur.Türkçe ezan küfürdür diyen Ticani şeyhi Kemal Pilavoğlu 1951 yakalanıp hapse atıldıktan sonra bu tarikat ortalıktan çekilmiştir.Adnan Menderes 14 Haziran 1951 de ezanın Arapça okunmasını teklif etmiş CHP de buna muhalefet etmeyip kabul etmiştir Son 50 yıllık süreçte İslamın siyasal yaşamda,çıkar sağlama aracı olarak kullanılmasının üç önemli dönemi vardır.I. Dönem1950-1960 yılları,II. Dönem 1965-1980 arası,III. Dönem 12 Eylül 1980-28 Şubat 1997 arasıdır.Milli Şef denilen İsmet İnönü ile temelleri atıldı Adnan Menderes ile irtica başladı.1945 yılında kurulan Demokrat Parti ile 1948'de kurulan Millet Partisi, programları açıkça dinci kesimlere ışık yakmışlardır.1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi,1946'da kurulan Sosyal Adalet Partisi 1946'da kurulan Arıtma Koruma Partisi.1947 yılında kurulan Türk Muhafazakar Partisi, o dönemde çoğu parti,adeta irticacıya taviz verme yarışına girmiştir.İsmet İnönü’nün CHP si 30 Mart 1950 de 19 türbenin açılmasına izin verir.Ancak 14 Mayıs 1950 de Demokrat Parti iktidara gelir görüldüğü gibi İsmet İnönü iktidar da kalabilmek için verdiği tavizler yetmemiş Adnan Menderes iktidara gelmiştir.İkinci Dünya savaşından sonra Rusya’nın savaş dan galip çıkmasıyla Türk milliyetçilerini vatan haini ilan edip yargılayan İsmet İnönü iktidarı kaptırmamak için Cumhuriyetin temellerine irtica dinamitlerini yerleştirmiştir.Adnan Menderes irticaının velinimeti haline gelmiştir DP millet vekillerine mecliste “Siz İsterseniz Hilafeti de Getirirsiniz” Cumhuriyete ve Türk Ordusuna kafa tutmaya başlamıştır “Ben İstersem Bu Orduyu Asteğmen ile Bile Yönetirim” demiştir.Şimdiki kürtçülüğün temellerine atan kürt saidi Emirdağ da sürgün de iken ziyaret etmiştir.İrtica Türkiye de yeniden hortlamıştır.12 Eylülden sora Turgut Özal ile temelinde kürtçü eğilimli Türkleri kimliksizleştirmeye ve bilinçsizleştirmeye yönelik dincilik devlet desteği almıştır.1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk Konya’ya yaptığı ziyarette gittiği bir medresede mollanın biri medreselerin sayılarının artırılmasını ve medrese öğrencilerini askere alınmamasını ister kendisini tutamayan Mustafa Kemal Atatürk “ Ne o yoksa sizin medrese yunanlıları mağlup etmekten halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir millet kan içinde yüzerken halkın iyi çocukları cephede dövüşürken yurt için canlarını feda ederken siz burada genç delikanlıları besiye çekemezsiniz” Atatürk yurt topraklarının üçte ikisini kontrol eden mollalardan toprakları alıp asıl sahiplerine köylülere vermeye karar veririr.Tam bu sırada 13 Şubat 1925 de Şeyh Said isyanı başlar.Dini kökeni olmayan etnik kökeni olan şeriatçı dini ayaklanmadır denilip kürt gerçeğini gizlenmiştir.1922 de Albay Halit ve Yusuf Ziya kürdistan istiklal cemiyetini kurarlar ve ayaklanma tarihini 21 Mart 1925 olarak belirlerler kendi salaklıkları yüzünden isyan kimi bölgelerde erken başlar.İsyanları bastırmak için uğraşılırken İngiliz kuvvetleri Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul ve Kerkük’e yığınak yapıp ele geçirmiştir.Bu sırada kürt mücadelesini başlatan Saidi Nursi Nurculuk tarikatı palazlanmaya başlıyor.1877 yılında Bitlis’in Hizan İlçesi Nurs Köyünde doğup 24 Mart 1960 yılında 83 yaşında Urfa’da ölen gençliğinde kürt Said yada Saidi kürdi olarak anılan sonrasında da Nurs’lu olduğunu belli etmek için Saidi Nursi adını kullanmaya başlamıştır.Nakşibendi Tarikatında bulunmuş Van da Mısır da ki El Ezher İslam Fakültesi benzerini kurmak için çalışmıştır.Volkan Gazetesinde kürdistanın bağımsızlığı yolunda kışkırtıcı tahrik ve teşvik edici yazılar yazmış 31 Mart ayaklanmasına katılmış Milli Mücadelenin zor olduğu günlerde kürt teali cemiyetinin kurucuları arasında olup Milli Birlik ve beraberliği bozmak için elinden geleni yapmıştır.Darbeden sonra, bir gece gelinip mezarı açılarak, tabutu başka sandukaya kondu.Diyarbakır’a götürülüp uçakla Mersin-Kıbrıs istikametinde Akdeniz’in ortasına bırakıldı.Nurcuların ve kürtlerin çoğu,yinede gidip onun mezar yerini,makamıdır diye ziyaret etmeye devam ediyorlar.kürt Said de Konya'da Atatürk'e ricada bulunan molladan farklı düşünmüyor,gençleri askerden kurtarma konusunda, Nur Risaleleri'nin bir parçasını teşkil eden Lem'alar Risalesi'nde söyle diyordu “Risale-i Nur öyle değerli bir kitaptır ki,Kuran’ın onda yansıyan nurlarına hizmet etmek,askerlikten ve kutsal savaştan bile üstündür. Benim elimde fırsat ve param olsa, Risale-i Nur hizmetinde olan değerli kardeşlerimi askerlikten kurtarmak için,bin lira karşılığında bile olsa bedeli öder ve kurtarırım onları.” kürt Said'e göre, risaleler, askerlikten ve hatta kutsal savaştan bile üstündür.Said’i Nursi 1960'da öldüğü zaman risalelerin satışlarından gelen para yüzünden şeyhin yerine geçme hususunda Nurcu elebaşları arasında mücadele ve bölünmeler oldu.kürt Said'in ölümünden sonra Nurcular,çeşitli sebeplerden dolayı kendi aralarında bölünmüşlerdir.Said'e olan inanç hepsinde de tartışmasız olarak mevcuttur. Bu inanç bir otorite seviyesinde olup, risaleler yine Kuran gibi kutsal mahiyettedir.Nurcular, her ne kadar Said'in sağlığında olduğu gibi,kendilerini siyasetten uzakmış gibi gösterip buna karşılık siyasete karışmışlar ise, Said'in ölümünden sonra da aynisi olmuş ve sürekli olarak siyasetin içinde bulunmuşlardır.Demokrat Parti'den sonra, Adalet Partisi, Millî Nizam Partisi ve Millî Selamet Partisi'ni desteklemişlerdir.Yakın yıllarda ise eğitim ve finans alanlarında yoğun faaliyet göstermektedirler.Bu eğitim ve finans faaliyeti ise sanki bir Iran devriminin işareti gibidir.Üstelik çoğu siyasi de oy ve maddi çıkar gibi bazı yollarla etki altına alınmaktadır..Türk-İslam sentezi arkasına gizlenmiştir.Fethullah Gülen ve müritleri, bu son dediğimiz gruptan olup, bir yandan Kürt Said'i baş hazret olarak alırken, bir yandan da Türk Milliyetçilerini saflarına çekmek için Türk-İslam sentezi kisvesiyle insanları aldatmaktadırlar.Nurcularin arasındaki ilk bölünme, Said'in ölümünden sonra ve Adalet Partisi'nin desteklenmesi sırasında meydana gelmiştir.Bir kısmi açıkça siyaset ve basın ile iç içe olmayı savunurken,diğer bir kişim ise bu faaliyeti kabul etmemişlerdir. Ancak bu kabul etmeyenler de siyasete bulaşmışlardır.Nurculukta,bu bölünmelerin dışında,ayrıca,İttihatçılar,Konseyciler,Aczmendiler gibi bölünmeler de meydana gelmiştir.İttihatçılar, Yeni Asya cemaatinden kopan diğer bir gruptur,bunlar tipik anlamıyla, klasik Nurculuğu savunanlardır.Bu kapsamda,Atatürk düşmanlığını ön plana çıkarmışlardır.Liberal sağ ile muhabbet içindekiler,bazı çıkarların da zorlamasıyla bu düşmanlığı açıktan yapmayıp,bu konuya da pek değinmek istemezler.Fethullah Gülen de bunlardan birisidir.Fethullah Gülen'in esrarlı bir şekilde bürokratik,parasal ve öğretim alanındaki yoğun faaliyetlerine karşılık,Nurculuk,yakın yıllarda eylemci grubunu da ortaya çıkarmış bulunmaktadır.Her ne kadar bütün bu Nurcu gruplar ayrı ayrı gibi görünseler bile nihayetinde hepsi de ayni kaynağa dayalı olup,hepsi de ortak bir amaca doğru ilerlemektedir.Gülen, ilimli bir şekilde dinciliği yaygınlaştırıp,Nurculuğu benimsetmeye çalışırken,Nurculuk ayni zamanda eylemlerini de ortaya koymaya başlamıştır.1940'li yılların ticanilerini andıran bu Nurcu kol,Aczmendiler adıyla anılan cübbeli, asalı, uzun saçlı ve sakallı gruptur.Liderleri, ilkokul mezunu,Müslüm Gündüz adli kişidir.Gerek Gündüz ve gerekse müritleri, açıkça Nurcu olduklarını söylemektedirler.Fazla kalabalık olmamalarına karşılık, propaganda amacıyla ortaya çıktıklarında tamamı her yerden gelip eylem yerinde toplandıkları için sanki önemli bir güçmüş gibi bir görüntü yaratmaya çalışmaktadırlar.Halbuki bunlar topu topu300-400 kişilik bir cemaatten fazla değildir Ama ortaya çıkınca hepsi birlikte çıkmaktadır.Bu kalabalık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üç dakikada halledeceği basit bir meseledir,fakat nedense göründükleri yerde adeta bir hareket serbestliği tanınmaktadır.Bu da Nurculuğun devlete ne ölçüde tasınmış olduğunun belgesidir.Devlet çok ayaklanmalar görmüştür,ama yeter ki yerinde ve gerekli tedbirler alınabilsin Aczmendiler,tıpkı Kürt Said'in kıyafeti gibi,siyah bir sarık ve siyah cübbeli olup,hepsi de uzun saçlı ve uzun sakallıdır.Çoğunun saçı da örgülüdür.Tamamı birer asa taşımaktadır.Eylemleri, şimdilik, belli bir noktada toplanıp,cemaat ayinini,yani kendilerine özgü zikirlerini yapmaktır.Ama elbette bu eylem giderek başka mecralara dökülecektir.Camilere gidip, önünde ve içinde tef çalarak zikir yapmaya kalkışmışlardır.Zikir hareketleri ise tam bir tımarhane vakasıdır.Memurların zamları protesto etmek için yaptıkları toplantı ve yürüyüşlerini, acımasız bir şekilde tekme tokat dağıtan Emniyet sıra Aczmendilerin tefli zikirlerine gelince adeta seyirci kalmaktadır.Emniyet güçleri tarafından adeta nezaketle izlenmiştir.Aczmendiler, o gün bütün kinlerini kusmuşlar, devlete ve Atatürk'e hakaret etmişlerdir.Caminin önünde kıldıkları namazdan sonra bir Aczmendi dua ederken, Kan istemiyoruz, bela istemiyoruz, fakat bizi mecbur ediyorlar. demiş, kendilerine zulüm yapıldığını ve bunun Said Nursi döneminde de yapıldığını ileri sürerek,Atatürk hakkında da, devrin Reisicumhuru Mustafa Kemal Deccal'i diye söz etmiştir.Din baronları her yerdedir.Hizbullah'ın tanık olduğumuz bu korkunç cinayetleri işleyecek kertede genişleyip gelişmesi,işledikleri vahşet noktasındaki cinayetlerin yurt ölçeğindeki yaygınlığı insanı ürpertiyor.Ortaya çıkarılan yüzlerce cinayet, binlerce silah, roketatarlar, havan topları,makineli tüfekler, el bombaları, bir orduya yetecek kadar cephanelik, yurdun dört bir yanında gizli ve etkin bir örgütlenme,bürokrasiye ve eğitime sızma tüm bunlar çok ciddi bir şeriat kalkışması hareketiyle,insanlık dışı bir vahşet örgütüyle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Hizbullah, İBDA-C gibi şeriatçı örgütler birdenbire mi ortaya çıktı.Gökyüzünden mi indi, yoktan mı var oldu Bu gelişmeye yardım edenler kimlerdir.Bir yanda adaletsiz bir gelir dağılımı,yıllarca süren adaletsiz gelir dağılımı,dar gelirli kitleleri,sosyolojik olarak doğaüstü güçlerden çare ummaya yönlendirdi.Bu gibi örgütlerin gelişmesine ortam hazırladı.

Sapık iç ve dış küresel kargaşa senaristlerinin yazdığı senaryo yavaş yavaş işlemeye gerçek pisliklerin üstü örtülmeye başlamıştı.Türkiye üçüncü dünya ülkelerinden daha beter hale gelmişti.İrtica yaygarasını kopartıp yolsuzluklara prim verildiği hortumcuların gözettiği anlaşıldı.2001 2002 ekonomik krizlerinde de bu darbeleri tetikleyen ülkeyi sömürenlerin faturası ağır oldu dış borç 100 milyar dolar arttı Türkiye’yi resmen batırdılar.28 Şubat senaryonun benzeri daha yazıldı ve uygulamaya başlandı.George Soros’un çocukları pkk lı tayad’lı lar Cami avlusunda mini etekle dolaşmaya başladı.Türklerin Ergenekon'dan çıkışını temsil eden Nevruz bayramı nedense bir kürt bayr***** dönüşmeye başlamış, kürtler, Türk Devleti'ne karşı başkaldıracak yeni bir fırsat kazanmışlardır.Son 20 yıldaki nevruz kutlamalarına bakacak olursak kürtlerin Türk Devleti'ne isyan ettiklerini görmekteyiz.kürtler her fırsatta isyan etmeye,Türk değerlerine saldırmaya, en azından Türklerle aralarına mesafe koymaya başlamışlardır.Sözde Türk vatandaşları Araplarla birleşmeyi ümmetçiliği savunuyorlar,Irak İran, Suriye yıllardır Türkiye’deki kürtleri kullanıyorlar pkk açıktan destek veriyordu.Abdullah Öcalan,Suriye'de gizli servis tarafından korundu.Ahmet Casım Musa kimliği ile yaşayan Öcalan,kurşun geçirmez otomobillere biniyor,Suriye içerisinde istediği yere rahatça gidebiliyordu.Sahte kimliğinde ise Suriye askeri istihbarat Başkanı General Ali Duba'nın imzası bulunuyordu. Suriye pkk ve apo bizde değil açıklamaları yaparken, her türlü faaliyetini bu ülkede rahatça yürüten pkk militanları 1993 Ekim ayından itibaren askeri üslerde eğitilmeye başlandı.Suveyde Askeri Hava Üssü ile Tednur Hava Üssü'nde militanlara helikopter kullanmaları ve hava saldırılarına karşı koyma taktikleri öğretilirken, bir bölümü örgütün üst düzey yönetiminde yer alan 360 Suriyeliye de maaş bağlandığı Türk İstihbarat birimleri tarafından tespit edilen bilgiler arasında bulunuyordu.Bu tür binlercesi örnek verilebilir.Hepsi de ayrı ayrı değerlendirilebilir.İran, Irak Suriyeliler acaba neden aynı dini paylaştığı Türkiye'ye böyle bir adilikte bulunuyordu.Tüm bu olaylar Şeyh Said isyanı Saidi Nuri’nin Nurculuk tarikatı ile kürt faşizmi kürt milliyetçiliği oluşturuldu.Mersin de ki iki piçin Türk bayrağını yakmasına tayad’lıların bölücülüklerine ses çıkarmayan sözde Türk aydınları sesiz çoğunluğun faaliyete geçmesine bayrağına devletine milletine sahip çıkmasından rahatsız oluyorlar,milliyetçilik Türkiye için tehdittir diyen holding medyası pkk propagandalığı yapmaya devam ederse Leyla zananın bölücü siyasetine destek verdikçe İstanbul medyası Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya pkk nın azıttığı dönemlerdeki gibi asker kontrolü ile girer.

alıntı
 
Üst