Ehl-i Sünnet’e göre Mezheb Nedir?

Ehl-i Sünnet’e göre Mezheb Nedir?​

Sözlük anlamı gitmek, izlemek, gidilen yol demektir. Mecazi olarak kişisel görüş, inanç ve doktrin karşılığında da kullanılır. Terim olarak bir müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine özgü kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ya da hukuk sistemini dile getirir.

İslâm tarihinde, mezheb kelimesi genel olarak itikadi, siyasi ve fıkhi görüşlerin hepsi için kullanılmıştır. Buna karşılık siyasi ve itikadi mezhepler daha çok Fırka, Nihle, Makale kelimeleriyle ifade edilmiştir. Fırka (çoğulu fırak), farklı görüşlere sahib insan topluluğu demektir. Nihle (çoğulu nihal), görüş, inanış ve kabul ediş tarzı demektir. Makale (çoğulu makalat), fikir, inanış, görüş ve söz demektir. Çeşitli dinleri belirtmek için de Milel (tekili mille) kelimesi kullanılmıştır.

Bazı mezheb tarihçileri, İslâm mezheblerini Hz. Peygamber'den rivayet edilen bir hadise göre taksim etmişlerdir. Bu hadiste Yahudilerin yetmiş bir, Hristiyanların yetmiş iki, fırkaya ayrıldığı, İslâm ümmetinin ise yetmiş üç fırkaya ayrılacağı, müslümanlardan Cehennem'den kurtulacakların Rasulullah'ın ve ashabının yolunu takib eden fırka (başka bir rivayette de birlik ve beraberlikten ayrılmayan cemaat) olduğu beyan edilmektedir (Tirmizi, İman, 18; Ebu Davud, Sünnet, 1; İbn Mace, Fiten 17; ed-Dârimî, Siyer, 75. Bu hadisin çeşitli rivayetleri için bk. Abdulkahir el-Bağdadi, el-Fark beynel-Fırak, Kahire, t.y. s. 4-10.).

İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri

Müslümanlar arasında mezheblerin çıkışını etkileyen başlıca sebepler şunlardır:

1- İnsanların anlayış ve idrak seviyelerinin farklı oluşu, arzu ve isteklerinin uyuşmazlığı.

2- Metod ve ölçülerin farklı oluşu. Mesela; Mu'tezile aklı esas almış ve nakli buna tabi kılmış, Ehl-i Sünnet nakli esas almış ve aklı bunu destekleyici mahiyette kullanmış, İslâm filozofları sadece aklı esas almışlardır.

3-Arab ırkçılığı. Hz. Peygamber zamanında ortadan kalkan Hz. Osman'ın hilafetinin son yıllarında yeniden açık bir şekilde ortaya çıkarak anlaşmazlıklar üzerinde etkili oldu.

4- Hilafet münakaşaları ve bunun neticesinde ortaya çıkan fitne ve iç savaşlar. Bu savaşlarda müslümanlardan ölenlerin ve öldürülenlerin durumu, öldürme (katl), büyük günah işleyenlerin (mürtekib-i kebirenin) durumu meselesi, büyük günah işleyenin kâfir olup olmaması, kader, cebir ve kulun iradesi meselesi, bu iç savaşlarda kaderin rolü, gibi meseleler müslümanlar arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

5- Karşılaşılan eski kültür ve inançların etkisi. Fethedilen ülkelerin değişik kültür ve dinlere mensub halkının bir kısmı samimi olarak ve bir kısmı da zahiren müslüman olmuşlardı. Bunlar eski din ve inanışlarının etkileri altında cebir, ihtiyar, Allahın sıfatları hakkında fikirlerini ortaya koşmuşlar ve bir kısım müslümanları da tesirleri altına almışlardı. Selef alimlerinin bunlara cevap vermekte yetersiz kalması sebebiyle Mutezile mezhebi ortaya çıktı. Bu mezhebin salikleri de akaidde akla önem veren bir metod geliştirmişlerdi.

6- Eski Yunan, Hind ve İran felsefesinin Arapçaya tercüme edilmesi. Eski felsefenin pek çok hükümleri İslam akaidi ile uyuşmuyordu. Bazı müslümanlar İslam Akaidini felsefenin tesiri altında kalarak mütalaa etmişler ve çeşitli görüş ayrılıklarına sebep olmuşlardır. Mutezile, felsefe ile meşgul olmuş, İslam akaidini açıklamada felsefi metodları uygulamışlardır.

7- Bir takım kıssacı ve hikayeciler, İslamla uyuşmayan asılsız hikayeleri nakletmişler ve müslümanlar arasında yaymışlardır. İsrailiyat denilen ve İslâmla bağdaşmayan bu hikayeler tefsirlere ve İslâm tarihlerine girmiş ve bu da müslümanlar arasında ihtilaflara yol açmıştır.

8- İslâmın tanıdığı fikir hürriyeti. Hicri I. asrın sonlarından itibaren herkes istediği gibi düşünür ve görüşünü söylerdi. Açıkça zarurat-ı diniyyeden birini veya birkaçını inkâr etmek hâriç, fikirler ve kanâatler üzerinde baskı yoktu. İlim adamları ortaya atılan meseleler üzerinde deliliyle birlikte hakikati arar, fikir ve kanaatını serbestçe beyan ederdi.

9- Nassların karakteri. Kuranda muhkem ve müteşahih ayetlerin bulunması. Müteşabih nasların belirlenmesi ve bunların tefsir ve te'villeri ihtilafa yol açmıştır.

10- Hadislerin, zabt edilme ve senedi konusunda konulan şartlar sebebiyle sahih, hasen ve zayıf kısımlarına ayrılması, zayıf hadisle amel edilip edilemeyeceği de ihtilaflara yol açmıştır.

11- Arabçanın gramer ve belâgatını bütün incelikleriyle bilememek. İslâmın maksadını anlamamak, hüküm çıkarırken cehalet sebebiyle Kur'ân'ın bütünlüğüne riayet edememek.

12- Heva ve nefse uymak, arzulara tabi olarak delilsiz hüküm vermek, başkalarını delilsiz taklid etmek.

13- Örf ve âdetlerin değişik olması da mezheblerin çıkış sebeplerinden

İnanç, gönülden bağlanma, kat'i kanaat, yakın. Belli bir düşüncenin, dinin ya da felsefî ekolün prensipleri inanç esasları.

İTİKADİ MEZHEBLER​

Dini hükümler iki kısına ayrılır; fer'î amelî olanlar ve aslı; itikadi olanlar. İkinci kısım dini hükümler inanç esasları ile ilgilidir. Bu grup dinî inanışları isimleri anlatan itikat sonraları bu inançların bütününe ad olan akâid ile eş anlamlı kullanır olmuştur. Kelimenin manası üzerine kelâm ve mantık ilmi çerçevesinde çeşitli ihtilaflar mevcuttur. Ancak bu ihtilaflar aslı ilgilendiren meseleler değildir. Şu kadarının bilinmesi yeterlidir: itikat; meşhur olan manası ile aklî kesin hükümdür. Bu hüküm aklî olması dolayısı ile şüphe mahalli olabilir. Meşhur olmayan ikinci tarife göre; kesin veya tercih edilen aklî bir hükümdür. ilme istinat eder, şüphe götürmez. Bu mana bazen yakını bilgi ile de açıklanır (bk. Tehânevî, Keşşâf, II, 952).

İtikat terimi sonraki dönemlerde akâid ile eşanlamlı kullanıldığı için bütün inanç sistemlerini ifade eder. Her ne kadar günümüzde teorik çerçeve içerisinde disiplin hâline gelmiş mezhepleri anlatmak için (özellikle kelâmî) mezheplere atfen kullanılmaktadır. Hakikatte itikat daha geniş anlamları ihtiva eder. En geniş anlamıyla itikat; kişinin Allah, insan ve kâinat hakkındaki tasavvur ve telakkilerini kapsayan, olaylara bakış tarzını etkileyen düşüncedir. İslâm iman esasları bir müminin itikadı olduğu gibi Marksizm ve hümanizm de kendi mensuplarının itikadıdır (bk. iman mad.)

İslâm'da kelâmî mezhepler Maturidilik, Eşarilik ve Selefilik itikadı mezheplerdir (bk. Mezhep mad.).

FIKH-I MEZHEBLER​

Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı A'zam Ebû Hanîfe (ö. 150/767)
Ebû Hanîfe H. 80 yılında Kûfe'de doğdu, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak orada yetişti. Irak ve Hicaz Ebû Hanife'nin yetiştiği dönemde önemli iki ilim merkezi hâlindeydi. Çünkü Hz. Ömer (ö.23/643) devrinde Fustat (eski Mısır), Kûfe ve Basra gibi büyük İslâm şehirleri kurulmuş ve bu merkezlere aralarında birçok sahâbenin de bulunduğu binlerce müslüman yerleşmişti. Hz. Ömer Kûfe'ye fasih Arapça konuşan kabîleleri yerleştirmiş ve Abdullah b. Mes'ûd (ö. 32/652)'a onlara ilim öğretmesi için göndermiş, "kendisine ihtiyacım olduğu halde Abdullah'ı size göndermeyi tercih ettim" demiştir (İbnü'l-Kayyim, İ'lâmü'l-Muvakkin, I, 16, 17, 20

İmam Şafiî (ö. 204/819)'ye nispet edilen fıkıh ekolü. Şafiî'nin künyesi, Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs elKureşî el-Hâşimî el-Muttalibî b. Abbas b. Osman b. Şâfi' olup H. 150'de Gazze'de doğmuştur. Hz. Peygamber'in dördüncü batından dedesi Abdu Menâf'ın dokuzuncu göbekten torunudur. İmam Şafiî'nin doğum yılı Ebû Hanîfe'nin (ö. 150/767) vefat yılına rastlar.

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye nisbet edilen fıkhî ekolün adı. Büyük fıkıh ekollerinden biri olan Malikî mezhebinin imamı İmam Malik, Hicrî 93 yılında Medine'den doğmuştur. İmam Malik, ilimle uğraşan bir aileye mensup olduğu için tahsil hayatına küçük yaşta başlamış ve Medine'nin seçkin âlimlerinden hadis ve fıkıh dersleri alarak kısa zamanda ilmî olgunluğa erişmiş, yeterliliğine kanaat getirince de Mescid-i Nebî'de ders okutmaya başlamıştı.

Ebû Abdillâh Ahmed b. Hanbel eş-Şeybânî'ye nisbet edilen mezhebin adı. İslâm'da dört büyük fıkıh mezhebin birisi. Ahmed b. Hanbel 164/780 yılında Bağdad'ta doğdu. 241/855'te yine orada vefat etti. Büyük babası Hanbel Horasan bölgesinde bulunan Serahs Vilâyeti'nin valisi idi. Babası Muhammed b. Hanbel de komutanlık görevi üstlenmiş bir askerdi. Hanbel ailesi, Ahmed'in doğumuna yakın bir sırada Bağdad'a gelmiş ve orada yerleşmişti
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
sayın arkadaşlar messebin ismi muhammedttir bundan başka isimli messep yoktur

bu günkü bilinen messep müslümanlar önce ikiye ayrıldı ehlibeyite düşman oldular hz muhammed,ten sonra zuhur eden on iki imamı öldürdüler
bizim kurduğumuz din düzenine kimse yanlış demesin diye

HANCI PERVANE 806
İlkin Allah ismi halk etti
Resulullahın ismini Fergari olarak halk etti
Muhallahtan kandile indi
Muhammet olarak
Anadan gelince Ahmet olarak kondu

İmam Hüseyin öldükten sonra kimse bir şey söylemesin diye imam zeynalı zindana aldı imam Zeynel yedi yaşında idi yetmiş sene zindanda kaldı yezitte yetmiş yıl pdışahlık yaptı imam zeynalı yezit astı asıldıktan sonra yine imam gelmeye başladı her gelen imamı öldürdüler
Ve zindana attılar BUNLARDAN BAŞKA KURANI BİLEN YOKTU onun için yapardı çünkü gelen çocuk kuranı bilirdi muaviyenin oğlu yezit benim yaptığım kitaba karışmasın diye zindana atardı ve öldürürlerdi zehir verirlerdi ki biz öldürmedik kendi öldü diye
Karşı gelen halkı ve hz aliye ray atanları Cuma günü asarlardı camilerin eşiklerine hz alinin ismini yazarlardı küfür ettirirlerdi hz Aliyi de öldürdüler

xxxxxxxxxx
işte arkadaşlar halk birbirine düşman olmasın diye messepleri dörde indirdiler cünkü dini bilen kalmamıştı dedilerki herkes güvendiği alime inansın bu günkü şeratıda emeviler yaptı emevilerin din adamı olan lomenin oğlu imam azemdi
imam azemin hocası elibeyitte altıncı imam olan imam caferdi imam caferi öldürdüler

kendi yaptıkları messebi onaylaması için imam azeme baş vurdular
imam azem onaylamdı zindana attılar günde kırk kırbac vudurlar kırk günde imam azem öldü
imam azemin kızı olan hanife babamın mirascısıyım dedi o kabul etti
messebin ismi imam azem abu hanife oldu


işte messep olayları böyle oldu yukarıdaki yazaılanlar tamamen normal insanların fikri görüşü zaman gelecek bu messepler gecerliğiğini yitirece hak olan hz muhammedin şeratı tekrar yerine oturacak

işte hancı pervane hakkın gönderip ders verdiği imamıdır hak dinide kuranı kerimide kendisi korumaktadır
mevcut insanın eli dokunan kuranı kerimi değil insanın eli dokunmayan sırdaki yeşil yapraklı kuranı kerimi hak koruyor hakkın gönderdiği imamı dahi bir satırını asla tekrarını yapamıyor onun dahi eli dokumuyor

aşağıda hak aşığına kelamı kibiyadan verilen dersten gelen şeriatı okuyun

315 .HANCI PERVANE -ADEMİN TAPUSU
Ademin hepisini söyleyim tapusunu
Ademin hepisini söyleyim tapusunu
Ademe can verildi adem dünyaya baktı
Kimseyi görmedi Cenneti cehennemi
Ve dünyayı ben halk etmişim dedi
Benlik içine düşünce Hemen uykusu geldi
Allh cekti o benliği çıkarttı cennetin bir köşesine dikti
buğday ağacı oldu yeme dedi bu meyveden
Uyanınca cebraili gördü Cebrail lahveyi gösterdi
Lehvada leilaha illalah muhamed resulullah yazılı
Adem cebraile sordu bu ne dedi
Cebrail dedi bu seni beni yaradan ALLAH'IN ismi
Öteki ne dedi o senden sonra 124000 nebiden sonra
senden geleçek senin evlâdın karanlığa düşersen onun
yüzü gözü hürmetine 3 oruç tut

iblis kandırdı havaya yedirdi havada ademe yedirdi
Adem havayıyla bir olduğu zaman hey
Serencip derler tamamı kapısını
Cidde yaptılar bunun yapısını

Ah yareb biri sekizinci kapıdan biri rahmet kapısından
Yedinci kapıya uğradı hava hepisini
Sekizinci kapının mehhengi ademdir
Rahmat kapısın erenler babında
Soydular ya hu hemende ademin behül kapısını
Acıl dı behhül kapısı şimdi oldu bir zamanı hey

Şimdi zamanında abdes ile tehret ismini
Koydular bununda hemen cismini
Temizlik diye tamam destini
Hal buysa buğdayı yemek kastini
Cennete melekler istemedi
Bunun kokusunun ismini
Attılar ademi cıktı kapıya
Buz eyledi karanlık eyledi
Havaya minnet eyledi
Oruç tutu da buldu hepisini
Üç oruçtur ademin illa kapısı
Ne ararsın ya hu bunda vardır yapısı

Üç oruçtur ademin gelen çilesi
Çünkü resullahhın ismine tutar hepisi
H z peygamberin ismini lehvada okudu
Oruçunu yahu rahmet ile bakar çana dokudu
Resmi kurettir bunun hepisi
Otuz günü ya hu millet çıkardı buldu yapısını
Millet çıkardı hakın verdiği üç gündür bunun adı
Oruçtur ya hu bayazı ayamdır
Kuranda bunun isminin tadı
Kuran da ismi orucun bayazı ayamdır
Bakarsanız ya hu ayın adı ramazandır heey
Zamanın ayı ramazandır
Buna söz bağlasın arif hepisi
Bu sözümde yakışır hakka nazar
Beş vakit namazdır defterde yazar
ALLAH beş vakit namazı ademe halk etmiş
Herbirisini bir renge tutmüş
Ah yareb amaan ya tabib
Nalet yezidin işine bakma
Bak kurana ya hu
Kimsenin başına naleti takma
Her daim aşıklar seyredir ernlere
Arşı kürşü ya hu görenlere
Namaz kılıp ta hakka selam verenlere
Muhhammetin nurudur gelir namaza
Kuranın nuruyla eyledik aşı
Kudrettir bunun kurandadır başı
Aak hele dünyaya gelip gitmek namaz
Kılmak olur bir dünyaya gelmişsin
Birde gideçeğim biri farz biri sünnettir
Elhem dulullah böyle olur
Hakikat marifet bunda tamamdır
Zahir batın ya hu çekem elemandır
Kuranın noktası peygamber
Resulullahın harfiyle
Tamam kurulmuş çebrail getirmiş
Onda durmuş resulahhın isminin altına
Mühürün vurmuş ayet budur
Ya hu çimiyle sultana
Elhem dulullah bismillahrahmanrahhim
Eylerim başı leilahaillallah
Hakkın ismine karşı
Muhhammet ya hu yüz yirmi dört bin nebinin başı
Resulullahtır hükümettir işi

Hükümetlikte resuullah dediler
Onun ismi muhhammettir messebin işi
Messep muhammetir eyle sen bu nazarı
Harun reşitin yaptığı messep
Ya hu eyler bu ana
Devlet bunu bozar hemen bir yana
Kimin şafi diyer kimin maliki kimin hembeli
Kimin hanifi diyer bu harun reşitin
Yaptığı Pazar Muhhammedin değil
Bu iş böyle burada benim yaram var azar
Muhhammettir ya hu söylediğim Pazar
Kan dökülmesin diye dinime
Ehli sünnet koydular hikmetine
Vel çemat koydular hikmettine
Kan dökülmesin diye kodular
Resulullahın bir sözünü koydular
Ah yareb ama an
Hey ehli sünnet vel çemat
Peygamberin sünnetiyle çemaatının ismidir
Kan dökülmesin diye harun reşit koydu
Elhem dulullah rabbim ale me böyledir
Yareb ya tabib
Aşıklar sadık tır eyler nazarı
Kuranda okumak elhem dulullah
Hakkının pirin pazarı
Yüküm lali cehver
İnçi merçana la melifle elif derim bu yara
Ararsan pirim sende var ara


Kabeyi beytullaha nurula ırkara
Yüz yirmi dört bin nebi kebaya taş koydu
Halil onun ismini hemen baş koydu
Mehrabı karısı heçer ile sara etti
Bizim emeğimiz geçsin diye mehrap yapıldı
Saffa böyle gelir hakkına tamam
Kabeyi beytullahta lehilahhaillallah
kapısında yazılıdır elhemdulullah
Birde kabenin eşiğinde
Birde hasan hüseyinin beşiğinde
Leilahha illallah muhhammetresulullah yazılı
Sultan süleymanın illa köşkünde
Çennetın eşiğinde başında
Ah hele mümünlerin annıda
hilal kaşında leilaha illallah yazılıdır
Ah hele birde teberin zilfikarın
Başında leilahhaillellah yazılıdır
Birde seyfenin attığı okun
Başında birde erenlerin ile karşımda
Mümünlerin ya hu hemen başında
İnçil tevrat zebur illada kuran
Hepisine böyle canımı soram
Dördünede kurban olayım firdine hayran
Elhem dulullah çümle nebiler bu çan
Ak hele otuz iki farzı bölmüşler ayan
Otuz ikisine Allahın emrile eylerim bu çan
Allahıın emri kınama nışan
Hancı kurban olsu zöhre hanıma hey çan
Elhem dulullah rabbim alemde allahhı ökber
Leilaha illallah muhhammete resulullah
316-HANCI PERVANE
Seyhat edersen gülünen güle
Yetiş aklında terazisi
Hak seni de bile bile
Gidersen dünyada kazan bir hakkı
Temennah ette fikrini bile bile heey

Yakıştır kendini sorgu suval kapısına
Radet eyle çıkta yapısına
Kudretinden açta hakın kapısına
Git sevdiğim sende var bile bile heey

Ementiye yakın olda bu halı
Dünyada oy sakla vuçudu varı
Ah hele türlü türlü gelir akılın çarı
Sen düşün hakka ver intizarı cemala yakın heey

Seyhat aleminde alda bir zaman
Bütün dünyada çok ruh vardır kelâmın
karışma hakkın işine bulasın tamam
Çağır erenleri her gün varı da varı hey

Akıl yetmez bunun hudanın işine
Tevek kil başla sende düşüne
Yeme haramı gelir zemheri kışına
Yazın eyle gönlün varasın hakka hey

Rahmet eyle her gün kendine
Bezusanı kılda kanın bendine
Irgala ya hu ağa çını meyve versin kendine
Yemişin kudurt alda sevdiğim hey

Temenna eyle seyrette arşa
Hğrreyi hğetim eden gelir baştan ey başa
Kimseye karışma kötüsüne dede oy haşa
Ah hele kendin kendini sakla aman sevdiğim hey

Hayal kurma elin oy çarkına
Kendin çabala bak ta har gına
Demini ver şahlar şahına
Hay el düşünme bulda sevdiğim hey

Hancıyam di yerim ustaza yakın
Ah erenler evliyalar fakire bakın
Yetime doğru malından çıkın
Ah hele bin bir kuruşu hak kazan sevdiğim hey

Hancıyam bu sözüm vardır emanet
Sende kendini bulda selamet
Erenler ya hu günde kanında ette oy müğret
Bulasın doğruyu alda sevdiğim
Hancı pervanedir hayalimiz baştan hey
 
h.sadık;

Mezhepleri kabul etmemeni yadırgamadım.
Sen zaten Kur'an-ı kabul etmiyorsun...
Mezhepleri kabul etsen ne olur ? etmesen ne olur ?

Ehli sünnet cemaati demek;
Peygamberin yolundan giden cemaat demektir.

Mezhepsizlik ise dinsizliğe götüren bir koprudur.
Arzu eden arkadaşlar varsa,
"Mezhepsizlik niçin dinsizliğe götüren bir koprudur" konusunu kaynaklar ışığında biraz daha açarız.
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşım okuduğunu anlamıyorsun messepin ismi hz muhammedin ismi
bu demekki peygamberimizin muhammed olan ismi ismi messep
neden messep bak yukarıda

muallahta peygamberimizin ismi fergeriymiş

kandile beş isimle beraber inince muammed olmuş

kainat hiç bir şey yokken beş isim insan şeklinde nur olarak kandile inmiş

ruhlkar bu beş isimden türemiş kefle nun ruhların mayası kef fadime nun muhammedttir

kandilin ismi haticetil kübra
kandil demek sitretil müntuha

muhammed ismi messebin ismi işte hz muhammedin yoluna giden kimseler in messebi var demek
benim messebim hancı pervanenin messebi vardır ismi muhammedttir
senin kaynakların yanlış taraflı ehlibeyite düşman olanların kaynakları

ben bu bilgileri aldığım kaynak dünya yeni güneşten koparak oluşurken ruhlar mehinden bu seyreden gözlüyen hakkın görevli tellalı hafızası kayıp olmuyor sen ölünce toprağa karışıyorsun yok oluyorsun erenler senin benim gibi değil

bak aşğıda bunu bağırıyor ama siz hala anlamıyorsunuz

sen eğer hz allahı hz muhamammedi onun ehlibeyitini seviyorsan artık fikir yürütmeyi kaynak kurcalamyı bırak
cünkü hz allah hancı pervaneyi görevlendirmiş ordu askerde bu hikmete şahit olduğu için süresiz izin vermiş bundan dolayı eline belge vermiş

erenlere ters düşen demek hz muhammede ters düşmek demek
bak sen okuyorsun yazıyorsun
hak aşığı imzasını ismini bile yazmasını bilmiyor bu ders bu ilimi kim veriyorsanıyorsun

bu senin bildiğin her şey beyazla siyah kadar müslümanlıkla alakası yok
saten ondan hak imalarını gecmişte astılar kestiler sırf bizim sözümüzü kimse yanlış demesin diye

301 - HANCI PERVANE
Kandili mahallahta gör ne ders te gördüm
Erenler payına sürdüm canım yüzümü
Deryalar coştu mahallaha karşı

Mahallahtan indi bir nokta
Erenler mülküne geldi hakta
Ne hafta geçti ne ayda şahta
Tevekkil ilmine geldi bir nokta

Zamanından eyledik tavayı
Gördük mahallahta bizde köpüren arşa çıktı havayı
Yerler halk oldu gördük duvayı
Zamanı tabir ettikte geldik
Zamanı tabir ettikte geldik

Yükledik köçümüzü bizde kandilden
Erenler deminden her daim birden
Cebrail israfil mükail ordan
Mahallaha düş olduk nokta var geldik heey
 
Son düzenleme:
sayın h sadık,
ne oldu, karşındaki gayet ciddi bir şekilde kendi anlayışını sergiliyor, sen ise kadı gibi ahkam kesip hemen tekfir etme yöntemine gidiyorsun, dur ve dinle ,anla sonra konuş varsa dağarcığında birşeyler,
m.Ebu zehra'nın kitabından alıntı yapmak kolay tabii.yazdıklarını okursan enson vardığın yargıya ulaşılamayacağını görürsün, slm.
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşım ebu zehra diye bir ismi senden duyuyorum onun kitabının varlığını sen söylüyorsun

benim kaynağım hiç kimsenin kitabından değil sadece hakkın tellalına gelen menrefe sırrından

sizler bu sözlere karşılık vermeniz için batın ilmi hikmetine vakıf olmanız gerek

onun için cevap vermeyi değil artık
bu menerefe sırrında daha neler nasıl bildiriliyor diye yazmanız sormanız gerek
 
Sayın h- sadık
kardeş seninki hiçbir ilmi değeri olmayan menkıbeler, böyle bilgi olmaz, delillerini ortaya koyacaksın, mezhep kelimesini bile yanlış yazıyorsun, messeb diye bir kelime yok, bu kelimenin aslı arapçadır ve zehebe(gitmek) fiilinden türemedir, anlattıkların çok ucuz şeyler,
yalnız bir yanlışlık oldu benim cevabı aslında hakan 2034 e idi, karıştırmışım, o bilir M ebu zehranın kim olduğunu, senin bilmemen doğal, çünkü sen kaynak falan kabul etmezsin, anlattıklarında ilmi olan hiçbir kaynakta yer almaz, ebenin dedenin anlattıklarından ibarettir.
Bu konuda biraz Kuran okumanı tavsiye ederim, kuran gerçekten tarafsız bir kitaptır, ne sünnilere nede şia ya ait değildir o Allah kelamıdır ve tüm insanlık için gönderilmiştir, saygılarımla
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşım ebemin dedemin değil
benim bu forumda ilkin yazdığım konuyu bul oku bu kişi şu an canlı kanlı yaşıyor

bu ilimlerin değerli olup olmadığını saten sizlerin alimleri bilemz
 
aynı şeyleri tekrarlıyorsun kardeş,
sizin bizim alim diye bir şey olamaz, ilim tüm insanlığın ortak malıdır,alimler de öyle, takıntılarından vaz geçmeyi dene,
bahsettiğin konu yani yalnızca bizim alimler bilir dediğin konu ise batınilikle ilgili durumlardır, önce BATINİLİK'in ne olduğunu araştırmanı tavsiye ederim.
kaldıki tüm dünyada en çok tartışılan konulardan biriside ilim elde etme yolları yada neyin ilmi,bilimsel olduğunun tartışmasıdır.
Bu noktada senin söylediklerinin kabul edilebilir olabilmesi için genel geçer ilim elde yöntemlerinden biriyle ortaya çıkmış olması gerekir aksi taktirde doğruluğu kabul edilemez, dedem söyledi, ninem söyledi, o kişi hala yaşıyor falan önemli değil,
günümüzde peygamber olduğunu hatta tanrı olduğunu söyleyenleri hiç duymadınız mı?
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşlar hancı pervane hak aşığı olarak ne ilk nede son olacak hak aşıkları erenler gecmişte onlarca geldiler gelcektede imam olarak gelcekler
aşağıda bir kacının ismi

nesimi sultan
hulusi sultan
mühhittin arabi
yunu emere
karaca oğlan
aşık kerem
aşık daimi
mecnun
pir sultan abdal
fuzuli sultan
muhtar pir
kul hüseyin
kul mahmut
noksani sultan
sümmani baba

bu hak aşıkları ikiye ayrılıyor bir kısmı şeriat aşığı bir kısmı tarigat aşığı
şerat aşıkları hakkın cemali nurundan olan bade içmiştir
tarigat aşıkları hakkın cemali nuru olan dolu içmiştir
hancı pervane hem dolu içmiş hem bade içmiştir

Heey helen ademden hateme gelmiş geceriz
Dolu bade içen aşıklarınan ipek seçeriz
Arı gibi uğrarız dağa gülden geçeriz
Macun eder bizde ferman yazanıyız biz biz heey

gecmişte kayıt imkanı yoktu hak aşıklarını ceşitli iftirayla öldürdüler sırf bizim cıkarımıza dokunmasın
rantı olanların dünya malı gözlerinde büyük hak hukuk arka pilanda kalıyor

dünyada iki ilim var
biri zahir ilmi .işte senin alim dediğin kimselerin ilmi
batın ilmini hz Alla sadece kendi cemali nurundan halk olana veriyor
bu ilmi senin okumuş yazmış fizikle kimyayla cözemezsin
o zaman hz muhammede inanmaman lazım cünkü fizikle cözemdiğin mucuzeler gösterdi
 
Üst