Hem Müslüman,Hem Hiristiyan olunurmu? tartışması

Hem Müslüman hem Papaz ABD'li yeni bir tartışma başlattı.
ABD'li kadın papaz Müslüman olunca dünyaya haber olmuş, din adamları çoğunluğu olumsuz farklı tepkiler göstermişti. Oysa küreselleşme dinler arasında da kendini gösterirken iki, üç dine mensup insanların sayısı özellikle Batı'da hızla artıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Üzeyir Ok'a göreyse din psikolojisi açısından, bir insan iki hatta birkaç geleneğe mensup olabilir. Ama…

"İsa'nın gözünden bakıyorum ve Allah'ı görüyorum" diyen kadın papaz Ann Holmes Redding, arabasına bir haç sembolü ile üzerinde Allah yazan bir sembol asmış. Pazar günleri kilisede ayin yönetiyor, diğer günler başını örtüyor ve günde beş vakit namaz kılıyor; namaz kılmanın aslında disiplinsiz bir insan olan kendisini Tanrı'ya daha da yaklaştırdığını söylüyor. İlk kez 17 Haziran 2007'de Seattle Times Gazetesi'nde haber olan, Türkiye'de ise 17 Temmuz'da Sabah Gazetesi'nde konu edilen 55 yaşındaki Afrika asıllı ABD'li Redding, 20 yıldır Anglikan Kilisesi'nde papazlık yapıyor. 2005'te St. Mark's Episkopal Katedrali'ne bir konuşma yapmaya gelen Müslüman bir din adamından çok etkilenen Redding, Mart 2006'da şahadet getirerek Müslüman oldu. Ancak asıl fırtına, kiliseyi de bırakmayacağını söyleyince koptu. Yurtdışındaki din görevlileri tartışadursun, Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı bir insanın iki dinli olamayacağını açıkladı. Ancak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Üzeyir Ok'a "Bir insan hem Müslüman hem de Hıristiyan olabilir mi" diye sorduğumuzda, "Din Psikolojisi" alanında çalışan bir ilahiyat sosyal bilimcisi olarak bu soruya yanıtının prensip olarak "Evet" olabileceğini söylüyor.

Eklektik kimlikler

Doç. Ok, lisans ve lisanüstü eğitimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamlamış, doktorasını ise Birmingham Üniversitesi'nden almış. Seattle'da Sünni bir Müslüman grup olan Al-Islam merkezinin üyesi de olan Redding örneğinin din psikolojisi açısından karşılaşılan nadir vakalardan olmakla birlikte mümkün olduğunu, bir kişinin iki hatta birkaç geleneğe mensup olabileceğini iddia ediyor ve söylemini şöyle temellendiriyor: "Özellikle globalleşmenin bir sonucu olarak artık insanlar, kimliklerinin şekillenmesine katkıda bulunan farklı gelenekleri, ki en önemlilerinden biri dinsel geleneklerdir, ve kendi kültürel habitatlarını terk edip başka geleneklerle ve onların bireyleriyle etkileşimde bulunabiliyor. Bunun sonuçları, sosyologların da belirttiği gibi kimlik çözülmeleri, anlam krizleri, arayışlar ve bilişsel stresler şeklinde ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda, her ne kadar görece kapalı ve homojen toplumlarda sınırlı olsa da, bireyler artık yerel kimlik kalıplarına sığmaz hale gelerek 'eklektik' kimlikler oluşturabiliyor." Ancak Ok, bu kişilerin tercihlerinin arkasındaki "güdü"nün ne olduğu konusunda bilimsel araştırma yapmadan emin olmanın güçlüğünü belirtiyor ve ekliyor: "Mesela bu güdü misyonerlik olabilir, ki bu da ayrı bir konudur. Ayrıca, bireyleri tek bir geleneğin kalıplarına zorlamak, tek tür inançtan ve onun üstünlüğünden söz etmek laik ve özgürlükçü toplumlarda kabul edilebilir bir tutum değildir." Ayrıca, kendi yorumuyla bir İslam fıkıhçısınınki arasında fark olacağının altını önemle çiziyor. "Yani bir insanın hem Müslüman hem de Hıristiyan olması İslam'a göre olabilir mi derseniz bu konuda Müslümanlar'ın görüşü hermenötik (yorumlama) meselesidir ve kişilerin İslami değerleri yorumlama biçimine göre değişir."

Papazlıktan uzaklaştırıldı

Namaz kılan ve başını örten Redding'i Başpiskoposu Vincent Warner, Hıristiyan ve Müslüman olarak kabul ettiğini söylemişti. Gerçi 6 Temmuz'da piskopos Geralyn Wolf, Redding'in bir yıl boyunca papazlık hakkının elinden alındığını açıkladı; ancak bir yıl sonra ikili tekrar biraraya gelerek durumu görüşecek. Redding, bu uzaklaştırmayı normal karşıladığını, ancak papazlıktan istifa etmeyi düşünmediğini söylüyor. Redding'in üyesi olduğu Al-Islam merkezi yöneticisi Ayesha Anderson, İslam dininin "Hıristiyan'sanız, Müslüman olamazsınız" demediğini söylüyor. Kentucky Üniversitesi İslam Çalışmaları bölümünde öğretim üyesi olan Doç. Dr. İhsan Bagby de İslamiyet'in bu konuda daha esnek olduğunu, Müslüman bir kişinin, Hz. Muhammed'in mesajına inandığı sürece İsa'ya inanabileceğini ekliyor.

Yeni bir felsefi akım

Redding'in ABD'de böyle hoşgörüyle karşılanmasının açıklaması Üzeyir Ok'un şu sözlerinde saklı aslında: "Bilindiği gibi kapalı toplumlar, muhafazakârlığı ya da gelenekselliği koruma eğilimi taşır ve 'aykırı'lar dışlanır. Oysa özellikle liberal toplumlarda bireylerin kendi bireysel kimliklerini oluşturmalarına daha fazla izin verilir. Yani örneğin Hıristiyan bir ailenin çocuğunun Sih dinine girmesinde bir sakınca görülmez. Ayrıca 'inanç' gelişimi kur***** göre, yukarı aşamalarda inanç geliştiren bireylerin kimlikleri, Alman psikolog ve psikoanalist Erik Erikson'un ifadesiyle 'sınırları sıkı örülü', ya da rijit bir inanç yerine esnek olabiliyor; yani farklı geleneklerin erdemlerine açık olabiliyorlar."
Seattle Times Gazetesi'nde bir okurun "Marysville Kasabası'nda, Yahudi öğretilerinden faydalanarak vaaz veren bir papazın yönettiği bir Hıristiyan kilisesine gidiyorum" yorumu da bu açıklığın göstergesi. Ancak ABD'de, "Religions For Peace" (Barış İçin Dinler) isimli blogda, Margaret Fuller tarafından yazılan aşağıdaki çarpıcı satırlar ise, toplumun her kesiminin çok da açık olamadığının göstergesi:

"Günümüzün dinsel çevrelerinde beni çok şaşırtan bir gelişme var: Interfaith ministry. Erkek arkadaşımın bir bayan arkadaşı, ait olduğu dini söylemeyi reddederek boynunda üç büyük dinin sembollerinin bulunduğu bir kolye taşıyor. Bir de insanların "inançlar arası" olmayı öğrendiği çok sayıda din okulu var. Dünya dinlerini araştırmayı kabul edebilirim fakat geniş bir inanç yelpazesi içinde dolaşmak bana tuhaf geliyor." Fuller'ın işaret ettiği yeni oluşum, Batı'da birçok insanı peşinden sürükleyen, dünya üzerindeki tüm dinlerin "güzel" ve "bilge" yanlarını alan felsefi bir akım olan "interfaith ministry", yani inançlararası din görevliliği.

Takipçileri Tanrı'nın mutlak ve tek varlık olduğunu, ona ulaşan birçok yol bulunduğunu, ona nasıl seslendiğimizin bir önemi olmadığını savunuyor ve tüm dinlerden insanları kapsayan bir tutum sergiliyor.
Akımın öncüleri ABD ve Avrupa'da, özellikle İngiltere'de bu inanca uygun din okulları açıyor ve tüm dinlere mensup insanlara hizmet eden din görevlileri yetiştiriyor. Zaten Redding de Müslüman olduğu bahar aylarında, St. Mark inançlararası din okuluna katılmış. Bu okullarda yetişen din görevlileri oluşumlarının bir din olmadığını, deyim yerindeyse tüm dinlerin üzerinde olduklarını belirtiyor. Bu alanda açılan ilk okul olan "New Seminary"de papazlar, hahamlar, Budist rahipler bulunuyor. Bir başka okul "Interfaith Minister" da benzer görüşleri paylaşıyor ve insanlara bireysel inançlarını kapsayan, kendi istedikleri gibi törenler, evlilik, cenaze, isimlendirme vb. imkânı sunuyor. Chaplaincy Enstitüsü ise, insanların hayatlarına anlam kazandırmalarına, acı ve kriz zamanlarını atlatmalarına yardımcı olduklarını, hiç duyulmamış yeni inançlara da açık olduklarını ilan ediyor.

Üzeyir Ok, aslında inançlararası din görevliliğinin ilahiyatın inançlararası konularıyla ilgilenen yeni bir din hizmetleri yaklaşımı olması gerektiğini düşünüyor. Örnek olarak ise İslam ya da Hıristiyanlık geleneğinden bir din adamının, bu iki farklı dinden kişilerin evliliğinin getirdiği, çocuğun hangi gelenekte kültürlenmesi gerektiği ya da inanç krizleri gibi sorunlarla ilgilenmesini gösteriyor. Bu alanda hizmet verecek din adamının çok iyi eğitimli ve farklı din, değer ve geleneklere açık olması gerektiğini belirtiyor. "İnanç kelimesi yanlış yönlendirilmemeli, hiçbir dinsel ya da dinsel olmayan geleneğin tekelinde olmamalı" diyen Ok, inancın sadece yerleşik dinlere özgü bir olgu olarak da ele alınmaması gerektiğini, çünkü herkesin yönelim gösterdiği değerler bulunduğunu ve bireylerin yaşamlarını bunlarla anlamlandırabileceğini ekliyor.

AKTÜEL
 
Günümüzde, reform bezirganlarına (dinde yenilik sevdasında olanlara) maalesef bazı tahripçi odakların prim verdiğini, destek olduğunu görmek samimi müslümanları gerçekten çok üzmektedir.

Dinde reform olmaz.

İslamiyeti kabul eden bir müslümanın başka bir semavi dini kabul etmesi mümkün değildir.
 
tarihte bunun örneklerine sıkça rastlamak mümkün fakat tartışmaya gerek yok akademik açıdan.İslami literatürde bunun adı MÜNAFIKLIKtır.
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşlar dinin koruyucusu yüce hz Allahtır hz Allahın velisi evsanası ve tellalı mevcuttur önemli olan bu değerli insanları normal uyanık nefsini dine alet eden insanlardan ayırdı etmektir

işte bu hak imamlarının önderliğinde dinde reforum şarttır cünkü din tamamen değişmiş
gecmişte şartlara göre uyarlanmış düzene oturtulmuş dini vecibelere hz muhammedin ismi alet edilerek gelmiştir

hz muhammedin ismi maşa olarak kullanılmaktadır
halbuki hz muhammede sözü ulaşan ondan ders alan sünneti farz olarak gelen erenler mevcuttur

amerikadaki bir papazın hem hırıstıyan hem müslüman olması şöyle yanlıştır her peygambere sünnet inmiştir kimki kendi peygamberinin sünnetini tam yaşarsa saten hz muhammedin sözünü tutuyordur hz muhammed her nebinin ruhu mehine uğrayarak en son peygaber olarak geldi

kıyamet günü din ayrımı yoktur

Hazreti peygamberin
Cemali nurunda
Yarebbi inayet eyle
Cemali nurunda
Halil peygamber zenginleri çeker
Yusuf eleyiselam zindandakileri çeker
Eyüp eleyiselam dertlileri çeker
Yarebi hidayet eyle
Sultan Süleyman memurları çeker
Yarebi hidayet nurundan
İnayet eyle fakirleri ese çeker
Fakirleri İsa çeker
Bu hakın cemali nurundan
İdayattır böyle mahşer yerine
Fakirleri İsa zenginleri Halil
Memurları Süleyman
Hastaları Eyüp eliyiselam
Zindandakileri Yusuf alei selam

Bunlar guruf guruf giderler
Abdal musada çocukları çeker
Davut eleyiselamda hocaları çeker
İşte o divana hak nizam yerine
Leilaha illallah hak Muhammet resulullah
 
amerikadaki bir papazın hem hırıstıyan hem müslüman olması şöyle yanlıştır her peygambere sünnet inmiştir kimki kendi peygamberinin sünnetini tam yaşarsa saten hz muhammedin sözünü tutuyordur hz muhammed her nebinin ruhu mehine uğrayarak en son peygaber olarak geldi

kıyamet günü din ayrımı yoktur
arkadaşım yazılarını beğeniyle okuyorum...
yorumun isabetli olmuş benim görüşümce...
tavizci değil tabi ama dinimizin hoşgörülü müslümanlara ihtiyacı var...
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
arkadaşım teşekkür ederim yanlız ben ne mutluki zamanda yolculuk eden erenlerin üyesinin muhabbetine onun hikmetinden nasibimi aldım bu yazıların temeli kaynağı ben değil hak erenleridir

erenlere selam olsun
 
Kişilerin arzusu istikametinde hoşgörü olmaz.
O zaman İşin içerisinden çıkılmaz bir hal alır.

Tamam... İslam dini hoşgörü dinidir. Ancak neye nasıl hoşgörü ile bakılması gerektiği yine bu dinin kaynaklarında açık olarak beyan edilmiştir. ( Bu kaynaklar beni bağlamaz )diyenlerin ifadeleri ancak kendilerini bağlar, İslam'ı değil.

Din'de reformu savunmak sadece çılgınlıktan ibarettir
.
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
sayın arkadaşım unutmaki dinin sahibi . bizler kişiler değil, yüce hz Allahtır
işte bizlere yaradılışımızda zekat vermeyen cinlerin külünden katıldığı için
her zaman nefsimize uyup doğru yoldan şaşarız

elimizdeki kuranı kerim ve kendi kurduğumuz yasalarımızı bile dinlemez onları değiştiririz
değişmeyen kuranı kerim insanın eline gecmeyen sırdaki yeşillsayfalı kuranı kerimdir sırdaki kuranı kerimi okuyan erelerde batın ilmi sahibidir onların dünya malına karşı nefsi yoktur

bu sebeptendirki kuranı kerimin dinin koruyucusu Hz Allahtır

hz Allahta kendi cemali nurundan halk ettiği erenlerini seyitlerini dervişini tellalını gönderip kuranı kerimi korumaktadır bir milyan yıl sonrada beş milyar yıl sonrada hz Allahtan başkasının kuranı kerimi korumaya gücü yemez
işte reforum bizlerin dejenire ettiği dini uygulamaları bu hak adamlarına gelen teblihlere göre uyarlamak reforum etmek doğrudur kişiler toplumlar göre değil
biz islamlar tarih boyunca bizlere gönderilen imamlarımızı iftira ile astık kestik katlettik sırf emevilerin cıkarına göre kurulmuş düzeni bozmamak için

bu gün ihtibarı ile cok acele dinin temel kaidelere göre refoaruma ihtiyacı vardır


ben her konu hakkında yazıyorum okuyun bakın bu günkü dini vecibelere hiç yakınmı

dinde reforum hakkın emrine göredir kişilerin gurupların devletlerin isteğine göre değil


Tevekkil ettim kapısı haktan
Şahi vilayatten olduk biz turabi
Evliyayıde bakta

Tahtı teçelle kıldım ya hu
Başta kabağa seyretim hakta
Ne hafta geçti ne seneler aylar
Tükenmedi çana bakta

Hancı pervane ismimi koydu hak benim
İstersen deftere söze bakta
Yareb aamaan heey

http://www.supermeydan.net/forum/forum251/thread8734.html

orjinal sesi dinleyiniz
 
Son düzenleme:
Din, Allah’ın bildirdiği şekilde mi doğrudur, yoksa insanların süzgecinden geçtikten sonra mı doğru olur? Yani insanlar, hâşâ Allah’ın yanlışını mı düzeltiyor?

Mecelle’de, (Zamanın değişmesi ile, örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Nassa dayanan hükümler ise değişmez) deniyor

Müslüman, zamana uyar, teknolojinin en iyisini kullanır. Bu zaten dinimizin emridir. Dinimiz, fen bilgilerinde, her değişikliği yapmayı, bütün yeni keşifleri öğrenmeyi emretmiştir. Fakat, namaz, oruç gibi ibadetlerde, değil bir santim, bir milim bile değiştirmek, onu bize bildiren Allah ve Resulünün koyduğu hükmü beğenmemek olur. Bu hükmü beğenmeyen ve değişmesi gerektiğine inanan kâfir olur.
 

h sadık

Uzaklaştırıldı
sayın arkadaşım hz Allah kuranı kerimi terbiyeyi insanların keyfiyatına bırkmıyor kendisi her yüz yılda bir öğretmen gönderiyor kuranı kerimi terbiyeyi düzenliyor

ama insanlar o kadar dünya nefsine düşkünkü hakkın emrinin üstünde emir yapıyorlar

gecmişte gelen hak öğretmenlerini bu islam astı pir sultanı astı hatayi sultanı öldürdüler nesimi sultanı öldürdüler daha onlarcasını sırf kendi düzenledikleri kitaba kimse ayıklanmış uygulamalar yanış demesin

bu gün bu yanlışı silah gücü zoruyla koruyorlar halbuki kuranı korumak yanlız hakkın
tekelinde

islamlar hakkın korumasının üstünde emevilerin yaptığı dini kendileri koruyorlar

erenleri kesiyor düşman oluyorlar

HANCI PERVANE
Her gelen pehlivanlar kalkanla ok ile taş ile
Kılıç ile bıraktıkları mülklere çalışmayarak sol ervahlara vermekteler
Evliyaları aşıkları doğru çalışanları arada öldürdüler cennet bizim diye
Bir birlerine söylerler bize yetmiş hüri verecekler diye söylerler
Resulullahın cumayı kıldığı gün söylediği cevabı işitmişlerdir
Onun için ileri çıkan ehlibeyiti yok etmeye hazırlanmışlardır
Her anda her zamanda emevi saltanatı bu işi yapar
Şimdi yine emevi saltanatı tahtadır hancı pervane

Resulullahın Cuma günü söylediği söz
Ali benim ben aliyim kim kuranıma hucum ederse ona şefatım yok
Yezit o günden bu güne kadar cumada sela okutur cumaya
Ehlibeyitin sülalesini yok etmek için sela okutmuştur
Bu yezidin yaptığı işi hırıstıyanlar işitmiş
O günden bu güne kadar onların zayıf olduğunu bilir hırıstıyanlar
Mülklerini almak için çalışmışlardır ve güçlüdürler
Hğam evlatları ve sam evlatları lem evlatlarına hucum etmektedir
Emevilerde hğam evlatlarıdır onlarda lem evlatlarına hucum etmektedirler ehlibeyit lem evlatıdır
 
Üst