Marksizim ve yabancılaşma kuramı...

Bence Marksist felsefenin en önemli ve geçerli kuramlarından biri yabancılaşma... İnsanın doğal üretim sürecinden koparak, piyasanın egemenliği altına girmesiyle kişinin kendine, emeğine yabancılaşması olarak kısaca tanımlayacağımız bu görüş, kendini en açık 'meta fetişizmi' kavramıyla ifade eder...Basit atelye üretim düzeninden karmaşık, gelişmiş fabrika üretim sürecine geçen işçi ürün üzerindeki egemenliğini kaybedip, işbölümüyle çarkın bir dişlisi haline gelir. Yaptığı iş sıradanlaşır, keyifsizleşir. Üreticiyle ürün arasındaki doğrudan ilişki kopmuş, birbirine yabancılaşmıştır...İşçi farkına varmadan kendi de bir meta haline gelir. Kapitalist düzende insanlar sürekli sahip olmak için koşullandırılırken diğer yandan ancak yaşayacak kadarına sahiplenmelerine izin verilir. Tavşanın önündeki havuç misali bir kısır döngüdür, söz konusu olan...Diğer yandan din de insanın kendine yabancılaşmasının ilk çağdaki bir versiyonu gibidir. İnsanoğlu doğa ve ölüm karşısındaki güçsüzlüğünü yenmenin yolunu, kendi yaratıcı özelliğini kendinden üstün bir kutsal yaratıcıya devretmesiyle bulmuştur...

Amacım enine boyutuna bir felsefe tartışması yapmaktan konu üzerine bir giriş yapmaktı..Devamı gelirse ne güzel!...
 
Üst