Sanal alemin değerli fenomenlerinden Sayın Bia yani Ceren Hanım ın başka bir foruma açtığı konunun girişinden alıntı;
""""""
Samsun Anadolu Lisesi, 8 Aralık 1955 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'nca yurt çapında yabancı dille eğitim yapacak olan Maarif Bakanlığı Kolejleri'nin kurulması kararı doğrultusunda, Samsun Maarif Koleji adıyla kurulmuştur. 1975'te Anadolu Lisesi adını alan Kolej,Türkiye'nin ilk 6 Anadolu Lisesindendir (Diğerleri: Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul/Kadıköy, İzmir ve Konya).

Samsun Maarif Koleji olarak eğitim ve öğretime başlayan Samsun Anadolu Lisesi 8 Aralık 1955 tarihinde, günümüzde yıkılmış olan, Eski Samsun Müzesi'nde Samsun Koleji adı ile 26 yatılı öğrencisiyle eğitim öğretime başlamıştır. Önce eski Kız Sanat Enstitüsü, eski Merkez Ortaokulu binalarında öğretim hizmeti vermiştir.

Samsun Koleji olarak ilk mezunlarını 1961-1962 öğretim yılında vermiştir. 1964-1965 öğretim yılında ilk olarak 12 gündüzlü kız öğrenci okulda öğrenim görmek üzere alınmıştır. 30 dönüm alana kurulan bugünkü okul binalarına 1971-1972 yılı eğitim öğretim döneminde taşınmıştır. Türkiye'nin en büyük yüzölçümüne sahip liselerinden biridir.Okulun adı 1975 yılında Samsun Anadolu Lisesi olarak değiştirilmiştir
""""""
Ceren den şimdilik bu kadar. Eğer bu mesajı görüp de bu konuya yazmamışsa Ceren halt etmiştir!!!

Şimdi bendeniz devam edeyim;
Samsun un fen lisesinin de olmadığı zamanlarda zirve okulu Yani en üst seviye öğrencilerinin buluşma noktası. Ama sonradan kaybetmiş olduğunu öğrenmiştik zirvedeki yerini. Okulumuz Samsun un uzunca bir yokuş çıktıktan sonra ulaşılan bir tepesindeydi ki daha sonra Samsun da Fen Lisesinden sonra ikinci sırayı yer alan Atatürk Anadolu lisesi merkezde hemen ortadaki elit yeri ile de okulumuzu geçmiş olabilir sıralamalarda.

1995-2002 arası mezunuyuz. 7 yıl okunurdu o zamanlar. Biz daha yeni okula girmişken öğrencilerin (eskilerin) hali bi tuhaf gelirdi. Bir erkek diğer bir erkeği kucağına almış kirvesi gibi bacaklarının arasından ellerini geçirmiş alkış yapıyordu. Tuhaf şeylerdi... Ama orjinal bir kültürü olduğu her halinden belliydi. Sevmişizdir o zamanki ortamımızı...

Tabi bizim emsallerden okulu özel derslerle kazanmış olduğu izlenimi veren zengin çocukları (Meralcan özel okulu aklımıza geldi) ile Anadolu delikanlıları bir anda kaynaşması beklenmeyen bir ortam yapmışlardı. Ara bir teneffüste(alelade bir zamanda) bir çocuğun almış olduğu o zamanların en pahalı dondurması ve bir kızın haftalık haşlık olarak 20 milyon lira demesi... Ne yalan söyliyim benim aylık haşlığım 5TL idi hatırladığım.

O zamanlar sarı-kırmızı-yeşildi renkleri. Malum bir sebepten olsa gerek renkler 2 ye (sarı-yeşil) indirildi. Tabi bize üniforma değiştirtemediler, çömler için geçerliydi. Bizim okulun kumaş desenleri sanki diğer tüm okullar tarafından taklit ediliyordu. Öyle ki kızların eteklerindeki kırmızı bir çizgiden bizim okul fark ediliyordu. Tabi kolejin havası başka, o zaten ben burdayım diyordu...
Okul renkleri 3 tü bizim zamanımızda. Bizim bitirmeye yakın sarı-yeşil olarak ikiye indirilmişti. Ama bir sınıf arkadaşımızın eniştesi okulun ilk mezunlarındanmış ve kravatı sarı yeşildi. Getirip takıyordu sınıfta.

Kare kare beton parsellerinin arasında çizgi halindeki çimleri ile ana bahçesinin ayrı bir havası vardı, 2000 kişi sıra olurdu, sonra sonra öğrencilerin sessizliğini sağlamak için anormal haykırışlarla bir şeyler söyleyen askersi hocaları bağırtırlardı.

İstiklal Marşı nda bayrak tutmuştum, gönderde zaten vardı ama ben yine de tutmuştum. Bir kere de iç kısımda toplandığımızda tutmuştum, çok disiplinli bir zamanda müd.lerin yanında nasıl koyu gri tonlu farklı gömlek giyebildiğimi herkes merakla müşahade ediyor olmalıydı.
Bu arada değiştiğini hiç görmediğimiz md başvekili Zeynel Özdemir... Disiplinin esas odak noktası Fikret Atlı !

Sonradan kütüphane yapılan yer o zamanlar kantindi: sosisli, tost, hamburger vardı. (Kantin neydi onu hatırlayamadım, boş muydu yoksa..) O zamanlar kantinin girişine yakın tek başına bir musluk vardı, ara sıra boşa akıtılırdı. Kantin kütüphane değilken kütüphane, A bloğun üst katlarında bir iki sınıflık bir yerdi. Ne hikmetse hiçbir zaman rahat rahat girip çıktığımız bir yer olmamıştır. Boş bir dersimizde anormal psikolojilerle düzelttirildiğini hatırlıyorum.

B blok ve A bloğun üst katları laboratuvar, video seyir yerleri vb. Alt katları sınıflar. Zeminin bir tarafında yatılılar için ayrılmış bir yer. O zamanların eskisinde okul yatılıymış. Hazırlık sınıfı ki o zamanlar ilkokul beşten sonra okunurdu, öğretmenlerimizden Keriman Şahlı nın "inşaatta tuğla taşıyan öğrencim de vardı" diye zengin kültürüne gider yapışı aklımıza geldi... Bi ara bizi okulda ziyarete gelmişti ama onu Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafında bir otobüste ayakta tek pozluk bir seyirden başka hiç görmemişimdir. Videolarda tarihi bir şeyler(Sarızeybek belgeseli Hocamız pek ciddi ve bir öğrencisinin "harika bir tarihçi diye bahsettiği disiplinli tarihçi Sayın AYtül Eroğlu Dura tarafından), ingilizce film, laboratvarlarda deneyler. O deney aletlerinden her masada duran elektronik ayarlı ama daha naylonu açılmamışcasına duran güç kaynaklarının ne akla hizmet alındığı bize hiç anlatılmadı. Kaçak köçek açtığımızı hatırlıyorum.

Toriçelli deneyini sınıftan para toplanarak alınan civa ile yapmıştık. Kamil AKyol du deneyi yaptıran fen bilgisi öğretmenimiz. elektrolizler, kimyasal reaksiyonlar... Hatta tüpte iki gazın buluşmasıyla oluşan mavi halkanın yerinin ölçüldüğü bir deney bile yapmıştık. Hocamız değerli kimyacı ve idealist insan Fatma Seferoğlu nun Dünya çapında bir şeyleri (çalışmaları) olmuştu.
Biyoloji lab da her masada mikroskop ve hocanın mikroskobuna takılı kamera, video ya bağlı. Yumurtadaki civicivin kalp atışları, kurbaa kesmeK -kurbağanın sökülmüş kalbinin atmaya devam etmesi- Bu kurbağa kesme işini ben varken yapmadılar, Osmanlı torunu olduğumuzu anladıklarından belki.

A bloktan spor salonuna doğru oturaklı bir kısmı çökmüş bir yer vardı, sonradan başka okula verdiler. Orasının altına denk geliyordu herhalde, bir boş derzimizde bizi bir hoca oraya götürdü. Kendi resim çiziyordu A4 kağıdına. Yan tarafta da biyoloji lab. tarzı eskimsi bir yer. Oraya sızdık ki, biyoloji öğretmeni ve sınav kağıtlarına Dr. Nazmi Arslan diye ismini yazan zaat bir şeyler yapıyor. Lab. da sıvı dolu kavanozlarda canlılar saklanmış. Bir tanesinde bir bebek konmuştu... Gerçekten küçük bir bebek sıvı içinde duruyor... Çok yanlış bir şey. İnsana yapılamaz ama artık ölü mü doğmuş neyse..

Biz hazırlıkta İngilizce okuduk ki tam grammer. Orta kısımda mat-fen dersleri ingilizce verilirdi, yabancı dil ingilizce devam ederken almanca da verilmişti. İki dil eğitim ve sayısal dersler ingilizce...
Ama bir istiklal marşı öncesi kayıp bir elektronik cihazın ismini Zeynel Bey le birlikte bir hoca bana soruyordu. Sahibine ulaşmak için anons edecekler ama ne bulundu diyeceklerdi ? İngilizce ve Almanca eğitim veren bir okulda o aletin translater olduğunu söylemiştim de Zeynel Bey Türkçe bir karşılık istedi ve e-sözlük çevirici tipi bir şeyler söylemiş olmalıyım. Tabi o zamanlar daha pentium 2-300 bilgisayarlar piyasada yeniydi...

O zamanların akabinde okulun Camiye benzer kubbeli spor salonu belediyeye devredildi, B blok olan koca bir kısmı 50.Yıl İlköğretime devredilmiş olsa gerek, üst yazımda çökmüş diye bahsettiğim kısım sanırım onarılıp başka bir okula... Derken orijinal kampüs gibi bir okul ve Samsun un efsane lideri şu an eskimiş oldu. Eskidendi Tepedeki yeri...

BU KATOGORİDEKİ POPÜLER KONULAR: