Sadece iki kulağımız var ama sesler söz konusu olduğunda üç boyutlu algıya sahibiz. Çünkü beynimiz her iki kulaktan aldığı verileri son derece küçük detaylarına kadar ölçebiliyor. Örneğin sağ kulağımızın olduğu taraftan gelen bir ses, bu kulağa diğerine göre daha çabuk ulaşıyor ve daha fazla duyuluyor. Ses tam önümüzdeki bir noktadan geliyorsa her iki kulak da aynı oranda duyuyor ve beyne iletilen sinyaller bunun ya önümüzde ya da arkamızda gerçekleşen bir durum olduğunu söylüyor. Ama beynimiz saniyenin 100 binde birinde tüm bu farkları ölçüp işleyebildiği için sesin tam olarak hangi noktadan geldiğini de anlıyor.

Kulağa gelen sinyaller, işitme sinirleri aracılığıyla beyin köküne ulaşıyor. Buradaki her bir hücre, zaman ve yön saptaması yaparak belirli aralıklara karşılık verecek durumda çalışmakta. Sesin hangi yöne ait olduğu bu birimde belirleniyor. Bunun için beynimizde zorlu bir hesaplama süreci gerçekleşiyor. Burada işlenen veri beynin ilgili birimlerine ulaştırıldığında sesin yönü ve şiddetinin algılanması sağlanıyor.