1-CPU ( Central Processing Unit ) Nedir ?
CPU için bilgisayarın beyni benzetmesini yaparsak yanlış olmaz. Gerçekten de PC içinde matematiksel hesapların neredeyse tümü CPU içinde gerçekleşir.

2-Çekirdek ( Execution Unit ) ve Die Nedir ?
CPU içinde milyonlarca transistörden oluşan tek bir kırmık halindeki bölüme çekirdek, bunun kapladığı fiziksel alanada die denir.

3-Cache Nedir ?
Sistem belleğinden gelen veriler, bazı durumlarda CPU ‘nun hızına yetişmeyebilir. Bu problemi çözmek için CPU içinde, küçük bir miktar cache ( tampon ) bellek bulunur. Cache bellek genellikle L1 (Level 1) ve L2 (Level 2) iki kısımdan oluşur. Cache için kullanılan belleğin çok hızlı ve özel yapıda olmasının yanı sıra, ( yüksek fiyatı yüzünden de ) masaüstü sistemlerde CPU ‘dan CPU ‘ya değişmekle beraber, toplam cache bellek miktarı 1 MB ‘ın altındadır. Serverlarda kullanılan özel CPU ‘larda daha yüksek miktarda cache bellek bulunabilir. Modern CPU ‘larda hem L1 hem de L2 cache bellek, CPU çekirdeği ile aynı saat hızında çalışır.

4-FSB ( Front Side Bus ) Nedir ?
Chip setteki kuzey köPage Rankingüsüyle CPU arasındaki veri yoluna FSB denir. FSB, CPU ve anakart mimarisine bağlı olarak değişebilir.

5-Integer ve FPU ( Floating Point Unit ) Nedir ?
Integer ( tamsayı ) operasyonları CPU ‘lar için fazla zor değildir. Fakat karmaşık matematiksel hesapların yapıldığı kayar nokta hesaplamaları CPU ‘ları oldukça zorladığından, bu tür uygulamalarda hızdan ödün vermemek için CPU ‘ların içinde sadece kayar nokta hesaplamalarının yapıldığı bir bölüm olan FPU bulunur .

6-CPU Çarpan Nedir ?
CPU ‘nun saat hızı anlamında çalışma hızını oluşturan iki temel etken vardır. Fsb ve çarpan. Çarpan bir katsayıdır ve CPU modeline göre değişir. Örneğin P4 2Ghz, 100 Mhz Fsb’ye ve 20 çarpanına sahiptir. Böylece 20 x 100 = 2000 Mhz’lik saat hızı elde edilir.

7-CPU ‘larda Saat Hızı Peformansı Ne Derece Etkiler ?
Aynı CPU ailesinde bile, kullandığınız yazılımlarda elde ettiğiniz performans, CPU saat hızıyla orantısal olarak lineer bir eğri çizmez. Diğer bir değişle, örneğin sisteminizde PIII 800 Mhz işlemci var ve Quake3’te 120 kare/sn gibi bir değer elde ediyorsunuz. İşlemcinizi PIII 1.2 Ghz’e terfi ettirdiğinizde 180 kare/sn elde edemezsiniz. Kaldı ki, Celeron ve Athlon gibi farklı işlemciler işin içine girdiğinde, durum daha da karmaşık bir hal alır. Aslına bakarsanız formül basittir: Performans= Birim Zamanda Yapılan İş x CPU Saat Hızı. Bu bağlamda saat hızı performans konusunda belirleyici olmaz, zira her CPU ailesinin birim zamanda yaptığı iş miktarı farklıdır.

8-Soğutucu Pasta Ne İşe Yarar ?
CPU ‘lar tüm yarı iletken yapılar gibi %100 verimle çalışmazlar ve bir miktar ısı üretirler. Sağlıklı bir çalışma için CPU içinde ısının bertaraf edilmesi gereklidir. Soğutucular die üzerine sıkıca monte edilerek, ortaya çıkan ısı emilir ve alüminyum soğutucu ısıyı dağıtır. Soğutucu üzerindeki bir fan, ısının alüminyum üzerinde birikmesini ve soğutma kapasitesinin düşmesine engel olur. Die ve alüminyum soğutucu, her ne kadar tutturucular tarafından sıkı sıkı birbirine değecek şekilde monte edilseler de, arada gözle görülmeyecek bazı boşluklar kalabilir ve bu da ısı aktarımına engel olur. Bu durumda ısı iletimini arttırmak için soğutucu ve die arasına pasta denilen ısı ileten, macun kıvamında bir madde sürülür.

9-Wafer Nedir ?
CPU ‘ların üretim sürecinde, CPU çekirdekleri silikon plakalar üzerinde onlarcası bir arada bulunur. Bu plakalara wafer denir.

10-TPI ( True Performance Initiative ) Nedir ?
AMD ‘nin aynı saat hızındaki işlemcilerinin Intel işlemcilerden daha performanslı olduğu fikriyle, AMD tarfından ortaya atılan; CPU performansında çekirdek saat hızının tek kriter olmadığı mantığına dayanır. AMD yaygın benchmark programları yardımıyla, Intel işlemcileri kıyas kabul ederek örneğin çekirdek hızı 1533 Mhz olan Athlon işlemcisini AthlonXp 1800+ ismiyle piyasaya sürüyor.

11-CPU ‘lardaki Transistör Boyutu Neden Önemlidir ?
CPU çekirdeği, sadece birkaç milimetreye sığan milyonlarca mikroskopik transistörden oluşur. Bu transistörler, belli belli bir miktar ısı üretir ve transistör boyutları büyüdükçe bu yarı iletkenler arasındaki mesafe azalır. Bunun sonucunda daha sıkışık bir yapı ortaya çıkar ki, buda ısıl problemleri beraberinde getirir. Bu bağlamda daha küçük transistörler, daha az ısı üretimi ve daha esnek bir yapı anl***** gelir. Şu anda Intel 0.13 mikron teknolojisiyle ürettiği P4 işlemcilerde (Northwood) AMD’den bir adım önde. Zira AMD, CPU üretim bandında hala 0.18 mikron teknolojisini kullanıyor.

12-Komut Seti Nedir ?
Komut setleri, yazılımları daha hızlı çalıştırmak üzere CPU ‘lara entegre edilen donanımsal kısayollardır. Bu yollar dikkate alınarak kodlanan yazılımlarda, ciddi bir performans artışı görülebilir. MMX ( Multimedia Extensions ) yada SSE hem Intel hem de AMD işlemcilerde kullanılan en yaygın komut setleridir.

13-SMP ( Symetric Multi Processing ) Nedir ?
Tek işlemcili sistemlerin yanı sıra, bazı anakartlar da iki yada dört işlemciyi destekleyebilir. SMP sistemlerde, sadece anakartın değil, işletim sitemi ile CPU ‘ların da SMP uyumlu olması gerekir. Win NT, Unix türevleri ya da Win2000 SMP destekli işletim sistemleri arasındadır. Bu sistemlerde kullanılan CPU ‘ların aynı saat hızında çalışması şarttır. Çalıştırılan tek bir uygulama varsa ve bu uygulama SMP destekliyse, bariz bir hızlanma görülebilir. Örneğin: Lightwave ya da 3D Studio Max gibi rendering programları, genellikle fazla CPU gücüne ihtiyaç duydukları için SMP uyumludur.

14-Overclock Nedir ? Nasıl Yapılır ?
Overclock en basit anlamıyla, bilgisayarınızın tavsiye edilenden daha hızlı çalıştırılmasıdır. Bunu için sistem veri yolu hızı, BIOS içindeki ilgili seçenekler yardımıyla arttırılır. Örneğin, 133 Mhz veri yolu hızında çalışan PIII 800 işlemciniz var diyelim! Anakartınızın BIOS’undan FSB hızını , örneğin 150 Mhz yaparsanız bu durumda işlemciniz 900 Mhz saat hızında çalışır. Burada dikkat edilmesi gereken, bu sırada AGP ve PCI hızınında artacağıdır. Bu şekilde normalde 133/2=66Mhz olması gereken AGP hızı 150/2=75Mhz ve 133/4=33Mhz olması gereken PCI hızı da 50Mhz olacaktır. Tabii, bilgisayarınızın içindeki AGP ve PCI kartların bu yüksek hızı kaldıramaması durumunda, sistem kilitlenecektir. Bellek modülleri de benzer şekilde normalde 133Mhz’de çalışacak şekilde üretildikleri için, üretim kaliteleriyle orantılı bir overclock performansı sunarlar. Sonuç itibariyle overclock sırasında, sadece CPU ve bellek değil tüm sistem daha hızlı çalışmaya zorlanır. Ve bu zorlama, üreticilerin tavsiye ettiği sınırları çok aşabilir ve riskli bir işlemdir.

15-Overclock İçin Püf Noktaları
Kesinlikle kullandığınız soğutucu/fan kombinasyonun kaliteli olmasına dikkat etmelisiniz. Bunun dışında, sistemin sınırlarını deneyerek bulmak ve kilitlenme yaşamadığımız optimum saat hızını doğru tespit etmek de çok önemlidir. CPU ‘nun yüksek saat hızlarında sorunsuz çalışabilmesi için, gerekiyorsa CPU çalışma voltajını artırmak, sistem stabilitesini sağlamak adına önemli bir adımdır. Bunun dışında CPU sıcaklığının, sadece soğutucuyla CPU arasındaki bir değişken olmadığını, kasa içi sıcaklıkla da yakından ilgili olduğunu hatırlatalım. Bu aşamada gerekiyorsa kasa içi fanlar da kullanmakta fayda var. Aslına bakarsanız, overclock belli incelikleri ve riskleri olan bir işlem.

16-RAM ( Random Access Memory ) Nedir ?
Bilgisayarda olup biten herşey, bellekte (Ram) cereyan eder. CPU ve chipsetteki kuzey köPage Rankingüsüyle yakın bir ilişki içinde bulunan bellek, bilgisayarın hızı konusunda en önemli etkenlerden biridir. Bellek bir anlamda not defteri gibidir, yani yapılacak işler ilk önce buraya aktarılır. RAM’ler temel olarak SRAM ve DRAM olarak ikiye ayrılır. Oldukça hızlı olan SRAM (Static Random Access Memory), yüksek fiyatı yüzünden az miktarda ve sadece cache bellek olarak kullanılır. Daha yavaş olan DRAM (Dynamic Random Access Memory) ise az sayıda transistör içermesi ve nispeten basit yapısıyla, sistem belleği olarak kullanılmaya daha uygundur.

17-Popüler DRAM Çeşitleri Nelerdir ?
Şu an için en yaygın olarak kullanılan bellek tipi SDRAM’dir (Synchronous Dynamic RAM). PC100 ve PC133 olmak üzere iki türü vardır. PC100 SDRAM 100Mhz hızında çalışırken, PC133 SDRAM 133Mhz hızında çalışır. Bu mimarinin bir adım ilerisi olan DDR-SDRAM ise, veri iletimimiz sırasında, dalganın hem tepe hem de çukur noktalarını kullanabildiği için 2 kat hız sağlar. Bu durumda kuzey köPage Rankingüsü, işlemciyle 133Mhz hızında haberleşirken, bellekle 133x2=266Mhz hızında haberleşir. SGRAM (Synchronous Graphics RAM) ise SDRAM ‘in grafik kartları için optimize edilmiş versiyonudur. Diğer bir bellek teknolojisi olan RDRAM (Rambus DRAM), Intel ve Rambus şirketinin yarattığı bie bellek türüdür. 2’şer 2’şer kullanılmak zorunda olan RDRAM platformunda kullanılmayan bellek yuvalarının da, anakartla gelen sonlandırıcılarla doldurulması şarttır. Şu anda kullanılmakta olan 800Mhz’lik PC800 RDRAM belleklerin yerini, kısa bir süre sonra daha hızlı olan PC1066 RDRAM modülleri alacaktır.

18-RAS ve CAS Nedir ?
Veriler, bellek modülleri içinde dolaşırken, sıralar ve sütunlar düzeniyle hareket ederler. Sıralar RAS (Row Access Signal) sütunlar CAS (Column Access Signal) iletileriyle uyarılırlar. Bellek, onay sinyali almasının ardından bir sonraki dur sinyaline kadar, istenilen bilgileri satırlar halinde veri yoluna yollar. Bu sinyallerin gidip gelmesi sırasında bir geçikme (Latency) oluşur. Bu gecikmenin mümkün olduğunca az olması önemlidir. CAS 2 (yada CL2) bellekler CAS 3 (yada CL3) belleklere göre daha hızlıdır.

19-Parite ve ECC Nedir ?
Her iki terim de, bellek modüllerindeki hata düzeltme yapılarını gösterir. Pariteli RAM modülleri, giren ve çıkan verileri kontrol ederek karşılaştırır ve hata kontrolü sağlar. ECC (Error Checkhing Control) ise, 1 byte için kullanılması gereken 1 bit yerine 8 byte için 7 bit’lik bir hata kontrol yöntemi kullanır. 1 bit’lik hataları otomatik olarak düzeltebilen ECC bellekler, bunun üzerindeki hatalarda sistemi kilitler

20-Chip Set Nedir, Ne İşe Yarar?
Chipset için basitçe “anakartın kendisidir” dersek yanlış olmaz. Anakart üzerindeki CPU, bellek ve ekran kartı arasındaki iletişimin yanı sıra, giriş/çıkış (I/Q) portları, PCI slotlar, IDE yuvaları gibi tüm bileşenler chipset sayesinde birbiriyle haberleşir. Bu bileşenleri birbirinden bağımsız adacıklar olarak düşünürsek, chipsette bu adacıklar arasındaki yolları ve köPage Rankingüleri temsil eder. Chipset genellikle iki kısımdan oluşur. Farklı isimlerle anılsa da kuzey/güney köPage Rankingüsü olarak isimlendireceğimiz bu chipsetlerden kuzey köPage Rankingüsü CPU, bellek ve AGP veri yolundan sorumluyken, güney köPage Rankingüsü diğer bileşenlere ait verileri düzenler. Kuzey köPage Rankingüsüyle CPU/Bellek/AGP arasındaki veri aktarım hızı, chipsetten chipsete göre değişebilir. Benzer şekilde bazı chipsetlerin güney köPage Rankingüsü,örneğin maksimum 4 USB portu desteklerken diğerlerindeyse bu sayı 6’ya çıkabilir. Anakartınıza ait bu tür özelliklerin hepsini chipset becerileri belirler. Tabii bir de kuzey ve güney köPage Rankingüsü arasındaki hız var. Yakın zamana kadar popüler chipsetlerde kuzey/güney köPage Rankingüsü arasındaki hız 266MB/sn idi. Fakat Sis 645 chipsetlerinde bu rakam 533MB/sn ‘ye çıktı. IDE cihazlar,PCI kartlar ya da çevre birimlerinden gelen ve güney köPage Rankingüsünce kontrol edilen veriler, CPU ‘ya ulaşmak için önce kuzey köPage Rankingüsüne varmak zorundadır. Bu aşamada kuzey/güney köPage Rankingüsü arasındaki hızın çok önemli olduğunu takdir edersiniz. Zira içi (ve dışı) kalabalık bir bilgisayarınız varsa, kuzey/güney köPage Rankingüsü arasındaki 266MB/sn ‘lik hızın size yetmeyeceğini ve chipsetin bu noktasında bir performans dar boğazı olacağını söylemek mümkün. Tabii FSB hızı da performansa etki eden kriterlerden biridir. Sadece chirset değil CPU mimarisiyle de ilgili olan FSB, chipsetteki kuzey köPage Rankingüsüyle CPU arasındaki veri yoluna verilen isimdir. Intel, VIA, SIS, ALI ve AMD şu an için en büyük chipset üreticileri olarak dikkat çekiyor.

21-Anakartlarda Sürücü Yüklemek Şart Mı?
Kesinlikle evet! İşletim sistemi içindeki jenerik sürücüler, anakart bileşenlerini tam kapasiteyle ve doğru biçimde kullanmanız için yeterli değildir. Kaldı ki, yeni sürücülerin yardımıyla, anakart chipsetinize ait çeşitli donanım uyumsuzluklarını gidermek bile mümkün. Chipset üreticileri belirli aralıklarla sürücülerini güncellerler. Size düşen anakartınızın chipsetini bilmek ve chipset üreticinizin web sayfasına giderek suport / downloads / drivers bölümünden en son sürücülerini indirip kurmak. Anakartınızın sahip olduğu chipseti öğrenmek için, beraberinde gelen kitapçığa göz atmanız yeterli. Elinizde bu kitapçık yoksa, bilgisayarınızın açılış ekranından anakartınızın markasını ve modelini öğrenip pdf formatındaki elkitabını yine web sayfasından indirebilirsiniz. Aslına bakarsanız bu kitapçığa genel amaçlı olarak şöyle bir göz atmanızda her zaman fayda var. Denetim Masası/Sistem/Aygıt Yöneticisi bölümünde hem IDE kontrolör hem de CPU / AGP kontrolör kısmına bakarak, sistemde yüklü olan chipset sürücüleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

22-BIOS Nedir, Ne İşe Yarar?
BIOS (Basic Input Output System), anakartınıza ait tüm donanımsal özellikleri içinde saklayan minik bir yazılımdır. Özel bir flash bellek chipi içinde saklanan bu yazılım, yine özel bir yazılımla silinebilir ya da değiştirilebilir. BIOS chip bilgisayarın açılması ve işletim sisteminin sisteme yüklenmesi sırasında çok önemli bir rol oynar ve kendine ait bir pili vardır. Açma düğmesine bastığınızda BIOS, Post ( Power On Self Test ) işlemini gerçekleştirir. Post işlemi sırasında BIOS, ekran kartı ve CPU kontrolü, bellek sayımı ve kontrolünü yapar ayrıca bilgisayardaki genel donanımın yerli yerinde olduğunu ve düzenli çalışıp çalışmadığını kontrol eder, her şey yolunda ise de sistemin açılmasını sağlar. Ekran kartınız yuvasına yeterince oturmadı ise, anakarttan gelen uyarı sesi BIOS ‘un marifetidir. Bilgisayar açılırken, genellikle “delete” tuşuna basılarak, BIOS ayarlarının yapıldığı alana geçilir.

23-AMR, CNR ve AGP Pro Nedir?
AMR (Audio Modem Riser) ve CNR (Communication Network Riser) uygun fiyatlı ses ve ethernet kartı çözümleri olarak ortaya atıldıysada, bu düşünce pratikte pek hayata geçmedi. Zira anakartlar üzerinde AMR ve CNR slotu varsa da böyle bir kart bulamak neredeyse imkansız. OEM sistem entegratörleri için tasarlanan bu mimariler, fiyat olarak başarılı ama performans olarak pek de parlak değiller. AGP Pro ise AGP karta daha fazla akım sağlayabilen özel bir mimari. Klasik AGP mimarisi içinde ekran kartına 25W’lık güç sağlanabilirken, AGP Pro’da bu 50W, hatta 110W’a kadar çıkabilir. AGP Pro yuvasına, AGP kartları da takmak mümkünse de, yapı olarak bazı farklılıklar ve ek pinler mevcut.

24-Hardware Monitoring Nedir?
Bilgisayarınızın kalbi olan anakartınız üzerindeki bileşenlerin çalışma şartları konusunda bilgi alabileceğiniz en iyi kaynak, BIOS ‘daki Hardware Monitoring ( donanım izleme ) kısmıdır. Buradan CPU yada kasa içinde fanın dakikadaki dönüş hızı, çekilen voltaj miktarı, CPU ‘nun yaklaşık olarak ısısı gibi konularda bilgi almak mümkündür. Tabii BIOS ‘dan BIOS ‘a değişmek kaydıyla , CPU fanı durduğunda alarm veren, hatta sistemi kapatan becerikli BIOS ‘ların da olduğunun altını çizmek gerek. Donanım izleme özellikleri, BIOS ‘da örneğin PC Health Status gibi farklı isimlerde de bulunabilir. Donanım izleme konusunda tek seçenek BIOS ekranı değil... BIOS ‘dan aldığı bilgileri Windows ortamında gösteren progr*****lar da mevcut. Başka bir donanım izleme yöntemi de anakart üzerindeki bir yada birkaç basamaklı led göstergesinden oluşan debug sensörü. Açılıştaki POST işlemi sırasında gerçekleşen tüm rutin testleri, bu led gösterge sayesinde izlemek mümkün. Herhangi bir hata durumunda, örneğin bellek modüllerinden birinin yuvaya yeterince oturmaması durumunda, göstergede özel bir kod görünerek kullanıcıyı uyarır. Hangi kodun hangi probleme işaret ettiği, anakart kitapçığında gösterilmiştir.

25-Power Management ve ACPI Nedir ?
ACPI ( Advanced Configuration and Power Interface ) yeni ve başarılı bir Power Management ( güç yönetimi ) özelliğidir. ACPI sayesinde çalışan bir bilgisayar, klavyedeki tek bir tuşa basarak ( sleep tuşu ) uyku moduna geçebilir. Uyku modunda ekran kararır, sabit diskler ve fanlar durur. Bilgisayarın tekrar uyanması içinse, tek bir tuşa basılması yeterlidir. 5-6 sn içinde bilgisayar açılarak kullanıma hazır hale gelir. ACPI kullanabilmeniz için, chipset ve BIOS’ un dışında diğer donanımların ve tabii ki işletim sisteminin de ACPI destekli olması şarttır. Win98SE ve Win2000, ACPI destekli işletim sistemleridir.

26-Paralel Port ve Seri Port Ne İşe Yarar ?
Artık yavaş yavaş terk edilen paralel port, yakın zamana kadar yazıcıların ve tarayıcıların en fazla kullandığı arabirimdi. Zamanla yerini kolay kullanımı ve esnek yapısıyla daha cazip olan USB ‘ye bıraktı. Fakat hala geri doğru uyumluluk için anakartlar üzerinde paralel port mevcut. Benzer şekilde, genellikle fare bağlantısı için kullandığımız seri port da, artık anakartların kullanmadığımız bağlantı noktaları arasında.

27-USB ( Universal Serial Bus ) Nedir ?
Sorunsuz ve esnek yapısıyla artık tüm çevre birimleri tarafından kabul görmüş bir arayüz olan USB , ilk olarak Apple tarafından ortaya atıldı. USB sayesinde fareden modeme kadar pek çok aygıtı kolayca PC ‘nize bağlayabilirsiniz. Genel olarak USB; full speed ( 12 Mbit/sn=1.5 MB/sn ) ve low speed ( 1.5 Mbit/sn=Yaklaşık 0.19 MB/sn ) olmak üzere iki farklı hızda çalışabilir. CD sürücü / yazıcı ve video yakalama cihazları gibi aygıtlar, full speed kategorisinde çalışırken, klavye ve fare gibi bileşenler de low speed yapısını kullanıyor. Yeni anakartlarda kullanılan 4 hatta 6 USB portu sayesinde, USB Hub kullanmadan tüm USB aygıtlarınızı anakartınıza bağlayabilirsiniz. Full speed USB aygıtlarda kullanılabilecek kablonun uzunluğu maksimum 5 metreyken, low speed aygıtlarda bu uzunluk 3 metreye düşmektedir.

28-USB 2.0 Ne Vaat Ediyor ?
USB 1.1 ‘in sunduğu 1.5 MB/sn, harici sabit diskler ve yüksek hızlı CD yazıcılar için yeterli olmadığından, üreticiler USB 2.0 ‘ı geliştirdiler. USB 2.0 ‘ın geriye doğru uyumluluğu bir yana, sunduğu 60 MB/sn ‘lik hız kesinlikle harici bir cihaz için tatmin edici. Windows XP ‘nin de USB 2.0 ‘a hazır olması ve halihazırda üretilen pek çok USB 2.0 uyumlu kart; çok yakında USB 2.0 ‘ın iyice yaygınlaşacağının göstergesi...

29-Fire Wire ya da IEEE-1394 Nedir ?
Fire Wire veri aktarımında kullanılan yeni ve oldukça hızlı bir arayüzdür. 50 MB/sn ‘lik maksimum veri aktarım hızına sahip olan Fire Wire, anakartların standart bileşenlerinden biri olacak mı, pek belli değil. Fire Wire kontrol kartları epeydir ayrıca satılıyor ve fiyatları da yüksek sayılmaz. Özellikle dijital video ile ilgilenen kullanıcılar için Fire Wire en sık kullanılan arabirim. Bu arabirimin anakartların standart arabirimi olacağı konusunda hale şüpheler var. Zira özellikle Intel bu işe soğuk bakarak chipset bazında sadece USB 2.0 desteklediğini belirtmişti. VIA ise daha esnek. Bekleyelim görelim.

30-Bluetooth Nedir ?
Bluetooth gelişmiş bir kablosuz iletişim arabirimidir. Mevcut PDA cihazlarında ve diz üstü bilgisayarlarda kullanılan IDA ( The Infrared Data Association ) arabirimin pabucunu dama atacağı tahmin edilen Bluetooth 2.56 GHz’lik yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanıyor. Frekansın bu kadar yüksek olması, hem sinyalin diğer frekanslarla karışarak bozulmasını önlüyor hem de ortamı içinde kolayca yayılmasını sağlıyor. Tabii infrared sinyallerin aksine, cihazların birbirini görme zorunluluğunun olmaması, Bluetooth’ un en büyük avantajlarından biri.

31-Kasa ve Güç Kaynağı Önemli midir ?
Tüm PC bileşenlerine ev sahipliği yapan kasa, ergonomik bir kullanım için büyük önem taşır. Sağlam ve kolay kolay yerinden oynamayan, montaj sırasında sorun çıkarmayan, sessiz bir fana sahip olan kasalar her zaman tercih edilir. Stabil bir PC için kaliteli bir kasa şarttır. Zira ucuz bir kasanın içindeki güç kaynağı ( Power Supply ), başınıza ummadık işler açabilir. Gerek Intel gerekse AMD, yeni işlemcileri için 300W ‘lık güç kaynağına sahip kasaları tavsiye ediyorlar.

32-Sabit Diskler Nasıl Çalışır ?
Sabit disklerin çalışma prensibini, kasetli teyplere benzetebiliriz. Her iki durumda da manyetik bir ortama, verilerin yazılması söz konusudur. Fakat kasetli teyplerin aksine, sabit disklerde okuma/yazma kafası, verilerin okunup yazıldığı ortama değmez. Sabit disklerde veriler yüksek yoğunluklu alüminyum plakalara yazılır. Manyetik alanlara duyarlı özel bir maddeyle kaplanıp cilalanan bu diskler, dakikada binlerce kere dönebilir. Veriler okuma/yazma kafalarınca, 1 ‘ler ve 0 ‘lar halinde bu disklere yazılır. Okuma/yazma kafaları, saniyede 50 kere hatta daha hızlı olarak plakaların içine ve dışına doğru hareket edebilen çok özel bir mekanizmaya sahiptir.

33-IDE ve ATA Nedir ?
IDE basit anlamıyla sabit disk ve CD sürücü gibi cihazların PC ‘lerle haberleşebilmesi için geliştirilmiş bir arabirimdir. Aslına bakarsanız bu arabirimin asıl adı, IDE değil ATA ‘dır. IBM ‘in ürettiği AT modeli için yaratılan bu arabirim, AT Attachment ‘in kısaltması olan ATA olarak anılır.

34-ATA Türleri Nelerdir ?
Üreticiler sabit disklerin performansını artırabilmek için mekanik olarak daha başarılı diskler tasarlamakla kalmadılar, aynı zamanda sabit disk ve PC arasındaki bant genişliğini yükseltmenin de yollarını aradılar. Bu bağlamda ilk çıkan AT1; AT2, AT3, AT4 ve AT5 izledi. AT4 ile birlikte AT2 ve 3 ‘teki 16 MB/sn ‘lik maksimum veri aktarım hızı 33 MB/sn ‘ye çıktı. ATA4, Ultra DMA ya da Ultra ATA adıyla da anılır. Daha sonra çıkan ATA5 yani Ultra DMA 66 maksimum 66 MB/sn ‘lik veri aktarımına olanak sağlıyordu ayrıca bu arabirimde kullanılan bağlantı kablosu 40 değil 80 damarlıydı. Aslında veriler yine 40 minik kablo üzerinden iletiliyordu. Fazladan 40 kablo ise sinyal karışmasını önlemek için toprak bağlantılarıydı. İşin ilginç yanı eğer 80 damarlı bir kablo kullanılmazsa sistem bunu anlayıp ATA5 yerine ATA4 olarak çalışıyordu. En son chipset bazında desteklenen ATA arabirimi ise ULTRA DMA 100 dür. Bu arabirimde maksimum değer olarak100 MB/sn ‘lik veri aktarımı mümkündür. Tabii, bu arabirimlerin hem chipset ve BIOS hem de sabit disk tarafından desteklenmesi gerektiğini söylememize gerek yok.

35-ATAPI ( AT Attachment Program Interface ) Nedir ?
ATA4 arabirimi ile birlikte, CD sürücü ve teyp yedekleme üniteleri gibi cihazlar da, yeni bir standarda kavuştu. ATAPI denen bu arabirim, 33 MB/sn ‘lik bir veri aktarım hızı sunuyor.

36-Primary/Secondary, Master/Slave Nedir ?
Standart olarak her anakart üzerinde 2 adet IDE yuvası bulunur. Bu yuvalara 2 ‘şer adet IDE cihaz bağlanabilir. Yani toplam 4 adet IDE cihazı , ki bu cihazlar sabit disk, CD sürücü/yazıcı yada DVD sürücü olabilir, anakart üzerindeki IDE portlarına bağlayabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken konu, portlardan birinin primary ( birincil ) diğerlerinin secondary ( ikincil ) olduğudur. Bu aşamada işletim sisteminizin yüklü olduğu sabit diski Primary porta bağlamak gerekir. Bunun dışında bu IDE cihazları, master ya da slave olarak belirtmeliyiz. Her porta ikişer IDE cihaz bağlanırken, bunlardan biri MASTER diğeri SLAVE olmalıdır. Bunu yapmak için IDE cihazın arka kısmındaki jumper ‘ı kullanabilirsiniz.
37-Self-Monitoring Analysis & Reporting Technology
ATA3 ile ortaya atılan SMART özelliği sayesinde, sabit diskteki bazı olası problemler önceden kullanıcıya haber verilebiliyor ve böylece veri kaybının önüne geçilmiş oluyor. Performanstan az da olsa ödün vermeyi gerektiren bu özellik BIOS ‘dan açılıp kapatılabiliyor.

38-RPM ( Rotation Per Minute ) Nedir ?
RPM disk plakalarının dakikadaki dönüş hızını gösterir. Şu anda IDE diskler genellikle 7200 RPM olarak üretiliyor. Fakat uygun fiyatlı bazı modellerin 5200 RPM olduğunu görüyoruz. SCSI disklerse bu konuda daha ileride. Zira 15000 RPM ‘lik SCSI diskler mevcut.

39-Bad Sector Nedir ?
Sabit diskteki kafa, normal şartlarda diske değmez. Fakat ani bir çarpma durumunda kafa plakaya vurur ve noktayı zedeler. Artık zedelenen noktaya veri yazmak mümkün olmadığı gibi, buradaki verilerde kullanılamaz hale gelmiştir. Bu zedelenen noktanın büyüklüğüne göre sabit disk plakası üzerinde bad sektor denilen hasarlı bölgeler oluşur. Bad sektorlü bir diske fazla güvenmemek gerekir. Zira bad sector’ler yayılma eğilimi gösterirler ve ummadığınız bir anda değerli verilerinizi geri alınamayacak şekilde silebilirler.

40-Defrag ve Scandisk Ne İşe Yarar ?
Sabit diskinizden dosya sildiğinizde, disk plakasındaki o kısımlar, sıfır ( 0 ) olarak işaretlenir ve boş olarak görünür. Fakat silinen bu dosyalara ait boşluklar, disk üzerinde dağınık bir şekilde bulunur ve disk üzerine tekrar yazılırken bu boşluklar düzenli bir şekilde doldurulamayacağından, sabit diskinizdeki veriler bir anlamda “ parça parça “ (fragmantasyon ) olur. Bu verilerin hepsinin bir araya getirilerek boşlukların son kısımlarında toplanması gerekir ( defragmantasyon ). Böylece veri okunması sırasında kafa, diskin birbirine uzak kısımlarına gitmek zorunda kalmaz. Diskin bu şekilde düzenlenmesi yani defragmante edilmesini sağlayan program olan DEFRAG ‘a işletim sisteminizdeki disk araçları bölümünden ulaşabilirsiniz. SCAN DISK ise, bilgisayarın çeşitli sebeplerden ötürü sabit diskinizde oluşabilecek hataları düzeltmeye yarar. Scan disk içinde iki çeşit tarama vardır. İlki sadece bad sector ‘ü ve klasörleri denetler ve hata bulursa düzeltir. Diğeriyse, yüzey taraması yapar ve ek olarak bad sector olup olmadığını denetler. Eğer disk taraması sırasında bad sektor bulursa, diskin bu kısımları işaretler ve o kısım için veri okunup / yazılmasını engellediği için, bad sector ‘lerin diskin çalışmasına olumsuz etkide bulunması bir ölçüde engellenmiş olur. Sabit diski kullanım şeklinize bağlı olarak, ayda bir defrag programını çalıştırmanız yerinde olur. Defrag’ dan önce program diski tarar ve hata varsa sizi önce scan disk ‘i çalıştırmanız yönünde uyarır.

41- Sabitdisk Kafalarının Sayısı Önemli Mi?
Sabitdiskler içinde birden fazla disk ve kafa bulunur. Bu kafa ve disklerin sayısının artması, verilere erişimde kolaylık sağlar, fakat maliyeti arttırır.

42- Erişim Süresi Nedir?
Sabitdisk üzerindeki verilerin okunabilmesi için, önce ilgili sektöre ait kafanın bu kısma erişmesi gereklidir. Kafanın sabitdisk üzerindeki herhangi bir bölüme ulaşması için gereken bu süreye rasgele erişim süresi denir ve milisaniye (ms) ile ifade edilir. Daha düşük bir erişim süresi daha hızlı bir sabitdiske işaret eder.

43- Formatlama Ve Bölümleme Ne İşe Yarar?
Yeni bir sabitdisk aldınız diyelim. Bu diski hemen sisteminize bağlayıp kullanamazsınız. Zira önce bölümlemeli (Partitioning) sonra da bu bölümleri formatlamalısınız. Disk bölümleme için kullanılan en yaygın program Fdisk’tir. Disk bölümleme sırasında, diski istediğiniz kadar bölüme ayırabilirsiniz. Fakat bölümleme işlemi bitince, bu bölümlerden birini aktive etmeyi unutmayın. Zira işletim sistemini, bu aktive edilmiş disk bölümüne kurmak durumundasınız. Bölümleme bittikten sonra sıra sabitdiskteki bu bölümlerin formatlanmasına gelir. Bu işlem de bittikten sonra, dosyalarınızı sabitdiskinize kopyalayabilirsiniz.

44- SCSI (Small Computer Systems Interface) Nedir?
IDE ev kullanıcıları için ideal bir yapı oluşturuyorsa da, örneğin server’larda sabitdiskler için SCSI arabiriminin kullanılması daha yerinde olur. SCSI, IDE’nin aksine her anakart tarafından desteklenmez ve ayrı bir kontrol kartı gerektirir. SCSI disklerin IDE disklerden en büyük farkı, aynı anda gerçekleştirdikleri işlemler sırasında performans kaybına uğramamalıdır. Tabii bunda disklerin mekanik yapıları kadar, kontrol kartlarındaki özel işlemcinin de payı vardır. SCSI disklerin, IDE disklere nazaran daha yüksek dönüş hızlarına sahip olduklarını ve fiyatlarının da çok daha yüksek olduğunu da belirtelim. SCSI, ilk ortaya atıldığından beri epey değişikliğe uğradı ve gelişti. Şu anda ULTRA3 SCSI arabirimi ile sabitdiskler 160MB/sn gibi yüksek bir veri aktarım hızına sahip olabilmesinin dışında, çok yeni olan Ultra4 SCSI arabirimi 320MB/sn’lik bir hız sunuyor. IDE’nin aksine SCSI, sadece sabitdisk ve CD sürücü gibi cihazlarda değil, tarayıcı ve yazıcı gibi harici cihazlarda da kullanılır.

45- SCSI ID Ve Termination Nedir?
SCSI kontrol kartına maksimum 16 adet SCSI aygıt bağlanabilir. Fakat kontrol kartının bu aygıtları tanıyabilmesi ve veriyolu üzerinden kontrol edebilmesi için onlara birer ID (identifier) , yani tanıtıcı numara vermelidir. SCSI kontrol kartları, SCAM (SCSI Configured Automatically) adlı bir sistemle, aygıtlara otomatik olarak en uygun ID numaralarını verir. SCSI’yi bir zincir olarak düşünürsek, bu zincirin bir son halkası olmalıdır. Bunun için de SCSI zincirinin belirli bir noktası için Terminatör (sonlandırıcı) denilen ve temel olarak dirençlerden oluşan minik bir elektronik devre kullanılır. Böylece SCSI aygıtlar SCS kontrol kartı arasında istenmeyen etkileşimler oluşmaz.

46- RAID Nedir?
RAID (Reduntant Array Of Inexpensive Disks) , birden fazla sabitdiskin performans ya da güvenlik, hatta bazı durumlarda her ikisini gözeterek tek bir diske nazaran daha başarılı bir şekilde çalışmasıdır. Farklı RAID 0 modunda, en az 2 disk kullanılarak veriler disklere bölünerek yazılır ve okuma sırasında ayrı ayrı okunan veriler, RAID kontrol kartı yardımıyla birleştirilir. Böylece tek bir diske nazaran, birim zamanda gerçekleşen veri aktarım hızı daha yüksek olur. Bu yöntemin dezavantajı, disklerden biri zarar görürse tüm verileriniz çöpe gider. RAID 1 ise, tam tersi veri güvenliğini amaçlar ve bir diskte gerçekleşen tüm işlemlerin bir diğer diskte de gerçekleşmesini sağlar. Böylece disklerden biri bozulsa da diğeri kullanılabilir. RAID 0 ve 1’beraber olarak da kullanılabilir. Fakat bu durumda en az 4 disk gerekir. Gerek IDE gerekse SCSI diskler için RAID karları mevcuttur.


47- Serial ATA Nedir?
Şu anda kullanılan ATA mimarisi paralel bir yapı arz eder. Serial ATA ise farklı bir yaklaşımla, buna köklü bir çözüm getirerek, sabitdisklerin yaşadığı performans darboğazını aşmaya çalışıyor. Klasik Paralel ATA arabiriminde aygıtlar kontrol kartıyla aralarındaki veriyolunu paylaşırlar. Serial ATA’da ise aygıtların kontrol kartıyla bağımsız olarak iletişimi söz konusu. Serial ATA’nın avantajları sayacak gibi değil. Her şeyden önce o sıkıcı IDE kablosundan kurtuluyoruz. SATA kabloları çok daha ince (neredeyse USB kablosu kalınlığında) ve kasa içinde kalabalık yapmıyor. Ayrıca mevcut işletim sistemleri ve yazılımlarla tam uyumluluk, SATA’nın en önemli avantajlarından.

48- Serial ATA’nın Hızı Nedir?
Şu anda chipset bazında desteklenen en hızlı ATA standardı ATA 100’dür. ATA 133 destekli sabitdiskler ve kontrol kartları mevcutsa da, Intel’in ATA 133’ü desteklemeyeceği bunun yerine bambaşka bir mimari olan Serial ATA’yı kullanacağı belirtiliyor. 2002 içinde görebileceğimiz SATA’nın başlangıç için sunduğu hız, 150 MB/sn. Fakat bir süre sonra bu hızın 300 MB/sn’ye çıkacağı belirtiliyor. Yol haritalarının ucundaysa 600 MB/sn’lik bir SATA versiyonu var.

49- Sabitdisklerin Uzun Ömürlü Olması İçin Ne Yapmalı?
Her şeyden önce sabitdiskinizi, özellikle çalışırken, asla ve asla sarsmamalısınız. Ayrıca kasa içinde iyi bir havalandırma olması ve kasa içi sıcaklığın da yüksek olması da sabitdiskin ömrünü uzatır. Bazı sabitdiskler (özellikle Seagate diskler) , çalışma sırasında ortaya çıkan gürültüyü azaltmak için diskin arka kısmındaki plaketin üstüne bir çeşit sünger örtüyor. Bu çıkan sesi önemli ölçüde azaltıyor, fakat diskin daha fazla ısınmasına sebep oluyor. Özellikle sıcak havalarda sık sık sisteminiz göçüyorsa ve sisteminizde başka bir sorun olmadığına eminseniz sabitdiskinizden şüphelenebilirsiniz. Böyle bir durumda, sabitdiskin sıcaklığını kontrol etmek ve gerekiyorsa özel olarak disklerin arka kısmına oturacak şekilde üretilen fanlardan kullanmak gerekir. 7200 RPM yada üzeri dönüş hızına sahip disklerde bu tür ısınma problemlerine sıkça rastlanır.