+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
1. Sayfa, Toplam 19 12311 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 185

Cuma hutbesı-2

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Dokümanlar Forumunda Bulunan Cuma hutbesı-2 Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Cuma hutbesı konusunun devamı buradan.... BU KATOGORİDEKİ POPÜLER KONULAR : Cuma hutbesı Cuma hutbesı-2 Sanal 3D Mekke - Medine Mesnevi-i

  1. #1
    - Çevrimiçi
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Yaş
    41
    Mesaj
    11.290
    Beğenmiş
    50
    Beğenilmiş
    10
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93739

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Sihir, büyü ve fal

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ، مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ، وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ، وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ، وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    113.1-5.“De ki: ‚Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.‘”
    Sadakallah!

    Aziz Mü‘minler,

    Sünnetullah olarak bilinen ilahî emirlerin ana gayesi, insanın dünya ve âhiret mutluluğunu temin edebilmesi amacına yöneliktir. Bu amaç üzere yaşayabilmesi için de Allah Teâla insana, peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Son ilahî kitap olan Kur’ân‘da da erdemli, huzurlu ve mutlu birey ve toplum hayatının elde edilebilmesi için, şahsî, ailevî, dînî, ve sosyal ilişkilerde uyulması gereken bazı kâideler vazetmistir.

    Değerli Mü‘minler,

    Fertlerin ve toplumların huzurunu ortadan kaldıran ve dinimizin kesin olarak yasakladığı fiillerden biri de; sihir, büyü, fal gibi batıl ve yanlış fiillerle uğraşmak ve yapanlara inanmaktır. Yüce Kitabımız Kurîn’da şöyle buyurulmaktadır.
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    5.3.“…Fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı.”

    5.9.“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. ”

    113.1-4.“…düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”
    Sadakallah!

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır:

    “Kuş uçuran veya kendisi için kuş uçurulan, fala bakan veya baktıran bizden değildir. Kim bir falcıya gider de söylediğine inanırsa, o kimse Muhammed'e indirileni inkar etmiş olur.”
    Mecmeu‘z-Zevâid ve Menbeu'l-Fevâid, c.V, s.118, Beyrut 1967.

    “Her kim Arrâfa (çalınan birşeyin veya yitiğin yerini haber veren) gider, ondan birşey sorar da, onun verdiği haberi doğrulasa, o kimsenin namazı kırk gün kabul olmaz.”
    Müslim, Selâm, 35.

    Ayrıca Efendimiz, sihir ve büyü ile uğraşmanın ve büyücülere başvurmanın büyük günahlardan olduğunu; büyücülere ve falcılara başvuran kişilerin, Allah’ın yardımından mahrum kalacaklarını ifade etmiştir.
    Ebû Dâvûd, Vesâya 10; Nesâi, Tahrîm 3.

    Büyü, sihir ve fal gibi batıl uygulamaların; yalan, aldatma, kandırma, Allah'tan başkasından yardım bekleme ve Allah'tan başkasının gaybı bilebileceğini ümit etme gibi İslam'ın temel ilkeleriyle bağdaşmayan birçok yanlışlıgı ihtiva etmesine rağmen - maalesef - günümüzde bilgisizlik ve bilinçsizlik sebebiyle bu fiillere talep ve rağbetin arttığı görülmektedir.

    Muhterem Müslümanlar,

    Sihir, kehanet, medyumluk, falcılık gibi batıl işlerden sakınmalı, bu işlerle meşgul olanlara asla itibar etmemeliyiz. Büyücülerin, falcıların, medyumların ve gelecekten haber verdiğini iddia edenlerin söylediklerinin hiçbir zaman gerçeği yansıtmayacağını, geleceğin sahibinin ancak Allah olduğunu ve geleceği de yalnızca Allah’ın bilebileceğini; bizlerin vazifesinin bütün işlerimizde üzerimize düşenin ifasından sonra Allah'a tevekkül etmek ve O'ndan yardım istemek olduğunu asla unutmayalım.

    Fatih KARAZEYBEK
    DITIB Ingolstadt Din Görevlisi

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643
    Selam

    Cumaniz mubarek olsun!
    Konu mopsy tarafından (24-01-2013 Saat 11:53 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İffeti muhafaza etmek

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    23.5.“Ve onlar iffetlerini korurlar.”
    Sadakallah!

    Değerli kardeşlerim,

    Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de bizlere kurtuluşa ulaşacak olan mü’minlerin özellikleri bildirilmiştir. Bizleri selâmete ulaştıracak, sonsuz mutluluğu yaşamamızı sağlayacak olan bu özelliklerden biri de iffeti korumak ve namuslu olmaktır. İffet, harâmdan uzak durmak, helâl ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak, haya ve edep dairesinde kalmak, ahlakî değerlere bağlı bir hayat yaşamaktır.

    İffet, insanın doğuştan var olan ve onu diğer varlıklardan üstün kılan en önemli duygularından biridir. İslam’ın gayelerinden birisi de topluma bütün ahlakî güzellikleri ve kıymetleri yerleştirip, her türlü çirkinliği gidermek ve toplumu günahlardan uzaklaştırmaktır. Mü’minlerin her daim iffetli ve temiz bir hayat yaşamalarını isteyen Yaratıcımızın “Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.” [1] buyruğu evli-bekar her müslümanın iffetli olması gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.

    Kıymetli mü’minler,

    İffetli bir hayat, onurlu bir hayattır. İffet insanın süsü ve namus anlayışının göstergesidir. Her türlü fazilet ve Allah’ın hoşnutluğu, dürüst ve iffetli bir ömür sürülerek elde edilir. Bunun için mü’min işe gözlerini harâmdan koruyarak başlamalıdır. Nûr sûresinin 30 ve 31. âyetlerinde:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    24.30-31. “Mümin erkeklere söyle; gözlerini harâmdan sakınsınlar, ırzlarını, iffetlerini korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphesiz Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını, iffetlerini korusunlar.”
    Sadakallah!
    buyrularak kadın erkek bütün müslümanların gözlerini edep perdesiyle perdelemeleri gerektiği belirtilmiştir. İffetli bir Müslüman; kalbini, gözünü, kulağını, her türlü kötülüğe kapatmaya, helâl olan şeylerle yetinmeyi bilerek harâmların her türlüsünden uzak durmaya, seviyesiz, hayâsız, edepsiz ve insanî değerlerden uzak ortamlarda bulunmamaya gayret gösterir.

    Aziz kardeşlerim,

    Kendi iffet ve onurumuzu korumak kadar önemli diğer bir husus da, başka mü’min kardeşlerimizin namuslarının ve onurlarının mukaddes olduğunun bilinciyle hareket etmektir. Rabbimiz
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    24.23-24. “İffetli, hiçbir şeyden habersiz mümin kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.”
    Sadakallah!
    ilahî ikazıyla bizlere seslenerek, dürüst ve namuslu kimselere iftira etmenin büyük günahlardan olduğunu haber vermektedir.

    Değerli müslümanlar,

    Gönül dünyamızı kirleten, şahsiyetimizi değersizleştiren her türlü ahlaksız davranış ve düşünceden uzak durmaya çalışalım ve gelin hep birlikte Rabbimize Peygamber Efendimiz (sav)’in niyazıyla du edelim:
    “Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”
    Müslim, Zikir 72.

    Huriye Akbıyık
    Münih Merkez Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cumaniz mubarek olsun!

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İnfâk anlayışı ve toplumsal sorumluluklarımız

    Selam!



    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    اَلَّذِينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.274.“Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, işte onların, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    İnsanın dünya ve âhiret saadetini kazanmasını, onun şerefli varlık olarak yaşam sürmesini ve mutlu olmasını amaç edinen yüce Rabbimiz, gönderdiği son ilahî kitap olan Kur’ân-ı Kerîm vasıtasıyla insanlığa, yine insanoğlunun mutlulugu için bazı kurallar ve emirler va’zetmektedir. Her bir âyeti, her bir kelimesi hikmet ve mucize kaynağı olan Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in emirlerinden birisi de hiç şüphesiz infâktır.

    Genel manada, mü‘minin kendisinde mevcut her nimeti başkalarına yansıtması, başkalarını o nimetlerden yararlandırması anl***** gelen infâk; İslâm dininde çok önemli yeri olan bir ibadettir. Bakara sûresinin hemen başında muttakilerin vasıfları sayılırken gayba iman ve namazdan hemen sonra gelen infâk, Kur’ân-ı Kerîm‘de mü‘minlere defaatle emredilmekte ve infâk edenler övülmektedir;
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.274.“Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, işte onların, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”
    Sadakallah!
    buyurarak yüce Rabbimiz, mü’minlerin infâk ile elde edecekleri manevî mükafatın ne derece büyük olduğunu bizlere bildirmektedir.

    Aziz müminler,

    Diğergamlığın, yardımseverliğin, başkasını karşılıksız düşünmenin artık yavaş yavaş yok olmaya yüz tuttuğu, bencilliğin para ve mal hırsının adeta hücum ettiği çağımız insanına ve hastalığına İslâm’dan ve onun güzel Peygamberinden başka kim çare olabilir ?

    Komşusu açken tok yatmamayı emreden, her fırsatta yetimi ve yoksulu gözeten, kendine el açanları hiç boş çevirmeyen Fahr-i Kâinat Efendimiz, bakın bizlere neler öğütlüyor:

    “Fakirleri kollayıp gözetiniz. Aranızdaki zayıflar sayesinde Allah’tan yardım görüp ve rızıklandığınızdan şüpheniz olmasın.”
    Ebû Dâvûd, Cihâd 70.
    “Bir müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah’ın rızasını umarak sağlarsa, bu kendisi için bir sadaka olur.”
    Buhârî, Îmân 41;
    “Ben ve yetimi himâye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız” buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak, gösterdi.
    Buhârî, Talâk 25,

    Değerli Mü‘minler;

    Yüce Rabbimizin bir emri olan zekât ibadetimiz başta olmak üzere, malımızı ve paramızı Allah‘ın emrettiğı şekilde fakir ve muhtaçlarla paylaşalım. Canımız gibi bize emânet olarak verilen ve nihayetinde bir imtihan vesilesi olan mallarımızda, yetimlerin, yoksulların, kimsesizlerin de hakkı olduğunu unutmayalım ve âhiret için bir vebal değil bir kazanç olacak hayırlı amellere koşalım.

    Hutbemi Bakara sûresi 254. âyetinin meâliyle bitirmek istiyorum:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.254 “Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayır yoluna sarfedin. İnkar edenler ancak yazıkedenlerdir.” [5]
    Sadakallah!


    Haluk DİŞCİ
    Berlin Muradiye Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cumaniz mubarek olsun!

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Selamlaşmanın önemi

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    وَاِذَا حُيِّيتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوهَا اِنَّ اللهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيباً

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    4.86.“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin
    Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır”

    Sadakallah!

    قَالَ رَسوُلُ اللهِ صلى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ:
    وَ الَّذِي نَفْسِى بِيَدِهِ لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا ، وَ لاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا ، أَ وَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَىْءٍ إذاَ فَعَلْتُمُوهُ تَحاَبَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ

    Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki:
    “Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de îmân etmiş olmazsınız
    Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayın”

    Müslim, Îmân, 22

    Muhterem Müslümanlar,

    Hz Peygamber İslam’ın temel sembollerinden olan ve barış anla mina gelen selâmın hikmetini, biz ümmetine anlatırken, selâmın sevginin yayılmasının temeli olduğunu, İslam dinine inananların da, yine aynı barış ve sevgi dilini kullanarak birbiriyle selamlaşarak ilişki kurmalarını biz mü‘minlerden istemektedir

    Selâm, insanoğlunun atası ve ilk Peygamberi olan Hz Adem (as)‘a, Yüce Mevla (cc) tarafından, melekler vasıtasıyla öğretilen ve “neslinin selamlaşması böyle olacak” dediği kutlu bir barış ve muhabbet dilidir

    Değerli Mü’minler!

    Selâm günümüz dünyasının menfaatler arasına sıkıştırılmış bakış açısını kaldırararak, tüm insanlığa karşı barış dilini kullanmaktır Selâm; muhatabına benden sana hiç bir zarar gelmez samimiyetinin adıdır Selâm; kendini karşındakinin yerine koyabilmek, davranışlarında bu şekliyle hareket etmektir Selâm; hile ve aldatmadan uzak, Allah’ı biliyor olmanın sembolüdür Selâm; etrafına güven ve emniyet telkini, hayatın acımasızlığına vurulan şefkat tokadıdır

    Müslümanın hayatında bu denli önemli bir yere sahip olan ve mü’minde var olması gereken, omurgalı duruşun dışa yansıması olan selâm, evlerimizden başlayarak tüm topluma dalga dalga yaymamız gereken İslam‘ın önemli şiarlarındandır

    Tebessümle içten verilen selâm, kalbî yakınlığa vesîle olur Gönüller arasında köprüler kurar Üzgün ve küskün kalplerde muhabbet çiçekleri açtırır Katılaşmış kalpleri yumuşatır Kırgınlıkların ve dargınlıkların ortadan kalkmasına yardımcı olur

    Selâmı vermek ve yaymak, Peygamberimizin sünnetine uymaktır Selâm gibi muhteşem bir duâya karşılık vermek ise farzdır! Yüce Rabbimiz, Kerîm Kitabı’nda bu gerçeği şöyle belirtir:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    4.86.“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin”
    Sadakallah!
    Gönüller Sultanı (as) da
    , “İslam’ın en hayırlı davranışı hangisidir?” şeklindeki bir soruyu, “Yemek yedirmen ve tanıdığın tanımadığın herkese selâm vermendir”
    Buhârî, İmân, 5
    diye cevaplamış, böylece selâmın önemini vurgulamıştır

    Öyleyse kardeşlerim,

    Birbirimize selâm vermeyi ihmal etmeyelim Çocuklarımız ve gençlerimize selâmı öğretelim Selâmı aramızda yaygınlaştıralım Selâm ile, sevgi ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirelim Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi ve esenliği hepimizin üzerine olsun

    Abdussamet VARLI
    DİTİB Berlin Mescid-i Aksa Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cumaniz mubarek olsun!

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İslâm’ın akla verdiği önem

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    اَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰى اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُولُوا الْاَلْبَابِ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    13.19.“Sana Rabbinden her ne indirilmişse, bunların hak olduğunu gören kimseyle bunu göremeyecek kadar kör olan kimse bir midir? Bu gerçeği yalnızca akıl ve sağduyu sahipleri anlar.”
    Sadakallah!

    قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ :
    الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ، وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ. وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، وَتَمَنَّى عَلَى اللهِ

    Peygamber Efendimiz (sas.) buyuruyor:
    “Gerçekten zeki ve akıllı kişi, nefsinin kötü arzularına hâkim olup ahireti için çalışandır. Aciz kişi ise, heva ve heveslerinin kurbanı olup Allah’tan olmayacak şeyleri isteyendir.”
    Tirmizî, Kıyamet, 25

    Muhterem Müslümanlar,

    Allah Teâlâ insanı en güzel şekilde yaratmış, kendisine maddî-manevî birçok lütufta bulunmuştur. Akıl da insanoğluna Allah’ın bahşettiği en büyük nimetlerden olup, insanı diğer varlıklardan ayıran temel vasıftır. İnsan, akıl sayesinde hakikatleri kavrayabilir, Allah’ın rızasını aklın inayetiyle elde edebilir.

    Akıl, ilmin kaynağıdır. Şayet akıl olmasaydı cehaletin perdeleri aralanmaz ve pek çok husus anlaşılamazdı. Akıl, kendisini iyi kullanmayı bilen kimseleri, doğru yoldan ayrılmaktan engeller. O, bazen “hakem”, bazen de “hâkim” olarak, iyiye ve doğruya teşvik eder. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (sas.) bir hadîs-i şerîflerinde
    “Kendisine akıl bahşedilen kimse, kurtuluşa ermiştir.”
    Beyhâkî, Şuabu’l- İman,
    buyurmaktadır.

    Değerli Müminler,

    Dinimiz, akıllı insanları muhatap olarak kabul etmiş ve sorumlu tutmuştur. Bu itibarla akıl, mükellef olmanın öncelikli şartıdır. Aklî melekelerini işletemeyen insanların dinen sorumluluklarının bulunmadığı bizzat Hz. Peygamber tarafından teyit edilmiştir. Bu yüzden İslam geleneğinde “aklı olmayanın dini yoktur” prensibi benimsenmiştir. Buna ilaveten dinimiz, korunması gereken beş temel esastan birinin “akıl” olduğuna vurgu yapmış; insan aklına zarar veren, aklın ve bilincin kaybolmasına sebep olan, sarhoş edici ve uyuşturucu maddeler başta olmak üzere her türlü zararlı maddelerin kullanımını yasaklamıştır.

    Aziz Cemaat,

    Akıl, bu denli bir değere sahip olmakla birlikte, insanın kurtuluşu için tek başına kifayet edecek bir meleke değildir. Çünkü bütün insanlar, aklı sayesinde doğruya ulaşacak seviyede değildir. Kimi insanlar aklını yanlış şekilde kullanabilir, onu heva ve heveslerine kurban edip hatalı işler yapabilir. İşte yüce Allah, kullarının bu tür yanlışlara düşmemesi için onlara doğru yolu gösteren, rehberlik eden peygamberlerini göndermiş; bu peygamberlere ve getirdikleri hakikatlere iman ve itaat edenlerin kurtuluşa ereceğini, inkâr ve isyan edenlerin ise kaybedeceğini bildirmiştir.

    Bunun için, imanla bütünleştirilmemiş bir akıl
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    13.19. “Sana Rabbinden her ne indirilmişse, bunların hak olduğunu gören kimseyle bunu göremeyecek kadar kör olan kimse bir midir? Bu gerçeği yalnızca akıl ve sağduyu sahipleri anlar.”
    Sadakallah!
    âyetinde de ifade edildiği gibi kördür. İmanla desteklenmemiş akıl ek******. Tabii, imanın yanı sıra bilginin, düşünmenin ve araştırmanın da olması gerekir. Bunlarla yoğrulmayan, mayalanmayan bir aklın üretmesi, gelişmesi mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerîm’e ve sevgili Peygamberimizin hayatına baktığımızda, aklın, düşünmenin, öğrenmenin, araştırmanın, ne kadar önemli olduğunu ve bizlere emir ve tavsiye edildiğini çok açık olarak görürüz.

    Değerli Kardeşlerim,

    Şunu bilelim ki, Müslümanların ilerlemesi ve güçlenmesi, ancak bize yüce Allah’ın nadide bir nimet olarak lütfettiği aklımızı kullanmakla, düşünmekle, öğrenmekle, okumakla ve araştırmakla gerçekleşebilir. Bu itibarla, geri kalışımızın sebebinin, aklını kullanmayan, okumayan, araştırmayan, taklitle yaşayan, geçmişe körü körüne bağlı kalan, sorgulamayan ve düşünmeyen bir tembellikten kaynaklandığını iyi bilelim.

    Bununla birlikte aklımızı heva ve heveslerimizin kurbanı yapmayalım. Bize verilen bu kıymetli nimeti boş işlerle meşgul edip heder etmeyelim; aklımızı bizi ebedî kurtuluşa taşıyacak amellerle besleyelim. Okuyalım, okutalım, araştıralım, soruşturalım. Peygamber Efendimiz (sas.)’in
    “Gerçekten zeki ve akıllı kişi, nefsinin kötü arzularına hâkim olup ahireti için çalışandır. Aciz kişi ise, heva ve heveslerinin kurbanı olup Allah’tan olmayacak şeyleri isteyendir.”
    Tirmizî, Kıyâmet, 25
    sözlerinde ifade ettiği gibi, hayatımızı imanla bütünleştirilmiş, akılcı bir anlayış içerisinde devam ettirelim. Cenâb-ı Hak, bizlere, Kur’ân ve Sünnet ışığında, aklını doğru kullanıp salih ameller işleyen, iyi bir Müslüman olarak yaşamayı nasip eylesin.

    Kıymetli Müminler,

    Dillerin, renklerin ve ırkların farklılığı, Allah’ın yaratıcı kudretinin yeryüzündeki âyeti olarak belirlenmiştir. Bir ırkı, bir dili dışlamak, hor görmek bütün insanlığa ve Allah’a karşı işlenen bir suçtur. Hele bir insanın dini, dili ve ırkı yüzünden öldürülmesi bütün dinlerin yasakladığı büyük günahlardandır. NSU ya da kamuoyunda dönerci cinayetleri diye bilinen, sırf Türk ya da Müslüman olduğu için öldürülen kardeşlerimizi unutmadığımızı yaklaşan resmi yıldönümü nedeniyle ifade ediyor, kendilerine Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır niyaz ediyorum.

    İdris Ertürk
    DİTİB Berlin Osmangazi Camii Din Görvlisi

    Musluman
    Cuman Mubarek olsun!
    Konu mopsy tarafından (22-02-2013 Saat 07:11 AM ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Çocuk eğitimi

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقينَ اِمَاماً


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    25.74.“Rahmân’ın Kulları, ‚Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl, bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle‘ diye dua ederler.”
    Sadakallah!

    Değerli Cemaatimiz,

    Bizler için kendi nefsimizden eşler yaratması, eşler arasında sevginin var edilmesi Allah’ın varlığının delillerindendir. Allah’ın eşler arasında varettiği sevginin neticesinde kurulan yuvalar… Bu yuvaların en güzel meyvesi çocuklarımız…

    Çocuklar bizlere Allah‘ın birer emaneti ve de en güzel nimetidir. Bizlere düşen görev Allah’ın emaneti olan yavrularımızı O’nun istediği şekilde yetiştirmektir. Çocuklar şekil vermeye hazır hamur gibidirler. Onlara anne ve baba olarak istediğimiz sekli verebiliriz. Çocuklar bereketli toprağa ekilen tohum gibidir. Neyi eker isek ileride mutlaka onu hasat ederiz.

    Kıymetli Cemaat,

    Çocuklara kalıcı olarak verilen eğitim ve terbiyenin yeri ne anaokulları ne de üniversitelerdir. Çocukların kalıcı davranışları edindiği asıl yer aile ocağıdır. Evlatlarımızın kimler ile arkadaşlık yaptığına, zamanını nerede ve ne şekilde geçirdiğine dikkat etmek anne-babanın vazifesidir. Çocuğun yaptığı her şeyi iyi-kötü ayırımı yapmadan onaylamak doğru bir eğitim anlayışı değildir. Aynı şekilde çocuklarla ilgilenmemek, onları ihmal etmek, onların hakkı olan vakti başka yerlerde heba etmek hem kendimize hemde çocuklarımıza karsı yaptığımız bir kötülüktür.

    Çocuklarımızı yetiştirirken güzel ahlaktan taviz vermeyelim. Unutmayalım bizlerin onlara bırakacağı en güzel miras güzel ahlaktır. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
    “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz.”
    Tirmizî, Birr, 33.

    Muhterem Müslümanlar,

    Bir gün Peygamber Efendimiz (sav) torunu Hz. Hasan‘ı öpüyordu bu esnada sahâbeden Akra bin Habis Peygamberimizi gördü ve şöyle dedi: “Yâ Resûlallah, benim on çocuğum var. Fakat şimdiye kadar hiçbirini öpmedim.” Bunun üzerine Peygamberimiz; “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdular.
    Buhârî, Edeb, 18.
    Yine bir defasında Bedevilerden bir grup Peygamberimize gelmişlerdi; Siz çocuklarınızı öper misiniz diye Peygamberimize sordular. Hz. Peygamber ‚evet‘ deyince onlar ‚Vallahi biz çocuklarımızı öpmeyiz‘ dediler. Bunun üzerine Efendimiz
    “Allah sizin kalbinizden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim”
    Müslim, Fedâil, 64.
    dedi. Okuduğumuz hadîs-i şerîflerden de anlaşılacağı üzere asl olan çocuklarımıza karşı sevgi ve merhametle yaklaşmaktır.

    Değerli kardeşlerim,

    Her anne ve baba evladının iyi bir eğitim almasını, güzel yerlere gelmesini ister. Fakat bunun için gereken çabayı gösteren anne ve babaların sayısının çok fazla olduğunu söyleyebilmemiz maalesef mümkün değil. Evlatlarımızı kız erkek ayrımı yapmadan, zamanın şartlarına ve gereklerine uygun olarak eğitelim. Bu konuda Hz. Ali Efendimzden geldiği rivayet edilen “Çocuklarınızı kendi yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” sözlerini kendimize düstur edinelim.

    Toplumların tarih sahnesinde hak ettiği yeri alabilmeleri, geleceğe umut ile bakabilmeleri ancak iyi bir eğitim ile mümkündür. Tarihinden (geçmişinden) habersiz, geleceğini iyi bir eğitimle planlamayan toplumlar tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdurlar. Bir Çin atasözü şöyle der bizlere; “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” Unutmayalım kendi istikbalimiz, toplumsal geleceğimiz iyi yetişmiş nesiller ile garanti altına alınabilir.

    Hutbemi başta okuduğum âyet ve bir hadîs mealiyle bitirmek istiyorum:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    25.74.“(Rahmân’ın Kulları), ‚Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl, bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle‘ diye (dua ederler).”
    Sadakallah!

    “Allah’tan korkun çocuklarınız arasında adâleti gözetin.”
    Buhârî, Hibe, 12-13.

    Adnan CÖMERT
    Duisburg-Beeckerwerth DİTİB Selimiye Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman Mubarek olsun!
    Konu mopsy tarafından (28-02-2013 Saat 11:40 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İslam’da kadın

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنِّي لَا اُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    [Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
    3.195.“Rableri onlara şu karşılığı verdi: ‚Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zâyi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.‘”
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    İslâm dininde kadın Rabbinin hitabı açısından bir birey olarak kabul edilir ve davranışlarının sonucundan da sorumlu tutulur. Eğer güzel amel ve davranışlar yaparsa mükâfatını görür ama kötü ve istenmeyen, Rabbi tarafından yasaklanan davranışlar gösterirse bu davranışlarının sorumluluğunu yüklenir. Kur’ân-Kerîm’de Allah (cc) şöyle buyurmuştur:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    3.195. “Rableri onlara şu karşılığı verdi: ‚Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zâyi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.‘”
    Sadakallah!

    Aziz Mü’minler,

    İnsanların Allah katında birbirlerine karşı üstünlüğü ne cinsiyeti ne de malı ile alakalıdır, bu üstünlük sadece takvâ iledir. Bu gerçek Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde ifade edilmektedir:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    49.13.“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O‘na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.”
    Sadakallah!

    Peygamber Efendimiz de
    “Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama O sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.”
    Müslim, Birr, 33
    hadîsi şerîfiyle bu konuyu en güzel bir şekilde dile getirmektedir.

    Muhterem Kardeşlerim,

    Allah Rasûlü Veda Hutbesi’nde kadınları Allah’ın emaneti olarak bildirmiş, kadınların haklarının korunması hususunda da çok titiz davranmış ve bu konuda
    “Allah‘ım! Ben şu iki zayıfın hakkının çiğnenmesinden cidden sakındırırım: Yetim ve kadın.”
    İbn Mâce, Edeb, 6
    diyerek bu noktaya dikkat çekmiştir. Bununla birlikte kadınlarına karşı iyi davrananları överek
    “Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.”
    Tirmizî, Radâ’, 11
    buyurmuştur.

    Aziz Kardeşlerim,

    Peygamber Efendimiz bu konuda en iyi davranış örneklerini de kendisi göstermiş, hanımlarına her zaman değer vermiş, gerektiğinde onlara danışmış, ev işlerinde yardımcı olmuş, onlarla sohbet etmiş, dinî meseleleri onlara anlatmış, onlara hoşgörü ve şefkat göstermiş, onlarla şakalaşmış, espri yapmış, maddî-manevî yönden destek olmuştur. Onlara nezâket ve zarâfet içerisinde davranmış, her zaman fedakârlık içinde ilgi ve sevgiyle yaklaşmıştır.

    Değerli Kardeşlerim,

    Hz. Peygamber, genel olarak çocuklar arasında da cinsiyet ayırımı yapmamış, onlara eşit ve adaletli davranmıştır. Hz. Peygamber’in, kızı Fatıma ile olan diyaloğu konusunda Hz. Aişe’nin şu ifadeleri dikkat çekicidir:
    “Ben Rasûlullah’a her bakımdan Fatıma’dan daha fazla benzeyen hiçbir kimseyi görmedim. Fatıma Peygamber’in yanına girince Rasûlullah onun için ayağa kalkar, onu öper ve yerine oturturdu. Peygamber Fatıma’nın yanına girince, Fatıma da ayağa kalkar, onu öper ve kendi yerine oturturdu.”
    Ebû Dâvûd, Edeb, 144

    Bu örnekte de görüldüğü üzere Hz. Peygamber kız çocuklarına karşı ayrı bir değer vermiş ve kesinlikle küçümsememiştir. Onlara şefkat ve merhametle muamele ederek kadının hayatımızda bir anne, bir kız çocuğu olduğunu hatırlatmış, eş olarak da kadınlarımıza gereken değeri vermemizi en güzel örnekleriyle bizlere öğretmiştir. Ne mutlu Peygamber Efendimizi örnek alarak İslam‘ın kadına verdiği değerin bilincinde olan müminlere…

    Nagihan Kocadağ
    DİTİB Dinslaken Selimiye Camii Bayan Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman hayirli olsun!

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Edep ve Hayâ

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.37.“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.”
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    Edep, insanın söz ve hareket olarak diğer insanlarla olan ilişkilerinde ölçülü davranması ve iyi geçinmesidir. Benliğe yerleşen güzel bir huy olan edep, kişiyi lekeleyici şeylerden koruyan bir melekedir.Hayâ ise, ahlâk ve edebe aykırı, dinî emirlere muhalif söz ve filler karşısında utanmaktır. Diğer bir deyişle hayâ; çirkin şeylerden ruhun sıkılması, edebe aykırı bir işin meydana çıkmasından dolayı kalbin duygulanıp sıkıntı içinde kalmasıdır.

    Aziz Mü’minler,

    Allah’u Teâla insanı en güzel bir şekilde yaratmış ve ona doğru yolu gösterecek kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından biri de insanı, kâmil bir ahlâkî olgunluğa eriştirmektir. Bizim peygamberimiz ise hadîs-i şerîfinde
    “Ben, güzel huyları tamamlamak için gönderildim.”
    Mâlik, el-Muvatta,
    buyurmuştur. Güzel huy, ahlâk ve hayâ insanı Allah’ın rızasına ulaştıracak en önemli ve gerekli özelliklerdendir.
    “Kıyamet günü mü’minin terazisinde en büyük ağırlığı, huy güzelliği meydana getirir.”
    Riyâzu’s-Salihîn Tercemesi, II, 564.

    Muhterem Kardeşlerim,

    Hayâ ve edep, îmânla bağlantılıdır ve îmânın göstergelerinden biridir. Bu özelliği ise yine hadîs-i şerîfte şöyle ifade edilmektedir:
    “Îmân, yetmiş küsür derecedir. En üstünü ‘Lâ ilâhe illallâh (Allah’tan başka ilah yoktur)’ sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da îmândandır.”
    Buhârî, Îmân, 3;
    Hayâ, hem Allah katındaki hem de insanların yanındaki değerimizi ifade eder. Hayânın en güzeli Allah’a karşı gelmekten sakınmaktır. İnsanı sonsuz nimetlerle donatan, onu bütün varlıklara üstün kılan Yaradan’a karşı nankör bir tavır takınmak elbette doğru bir davranış değildir. O halde Allah’a gerçek manada bir îmân, ibadetleri hakkıyla yerine getirmek, emir ve yasaklara uymak, Allah’a karşı hayâlı olmanın alametidir.

    Aziz Kardeşlerim,

    “İslâm, güzel ahlâktır.”
    Kenzü’l-Ummâl, 3/17, Hadis No: 5225.
    Bir Müslüman her zaman ahlâkını güzelleştirmeye ve İslâm ahlâkıyla ahlâklanmaya çalışmalıdır. Çünkü insanı üstün, yaratılış yolunda değerli kılan bu özelliklerdir. Kişiliğin gelişmesi ve olgunlaşması iyi bir eğitimle mümkün iken, eğitimin mükemmel olması için edep ve hayâyla yoğrulmuş olması gerçeğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamak gerekir. Yine Resûlullah şöyle buyururyor:
    “En kâmil îmânlı mü’minler, en güzel huylu olanlardır.”
    Riyazü’s-Salihîn, II, 565

    Değerli Kardeşlerim,

    Edep ve hayâ ne kadar bizim edinmemiz gereken bir özellik ise o kadar da çocuklarımıza da vermemiz gereken bir duygudur. Peygamberimizin;
    “Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.”
    Tirmizî, Birr, 33.
    hadîsinden de anlaşılacağı üzere onlara herşeyden önce güzel ahlâkı öğretmeliyiz. Bununla birlikte ahlâksızlık veya edepsizlik sayılan her türlü davranış ve hareketten de kaçınmalıyız. Aksi takdirde Allah’u Teâla’nın rızasını kaybeder, insanlar arasında da hoşlanılmayan bir kişi haline gelebiliriz. Hutbemi Cenâb-ı Allah’ın İsrâ Sûresi’ndeki şu âyet-i kerîmesi ile bitiriyorum:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.37.“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.”
    Sadakallah!

    Nagihan Kocadağ
    Dinslaken Bayan Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman hayirli olsun!

Benzer Konular

  1. Bu Gun CUMA!!!
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 91
    Son mesaj: 02-12-2016, 09:16 AM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. ATATURK ve BALIKESİR HUTBESİ
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-10-2009, 02:00 PM
  5. Veda hutbesı/ılk evrensel beyanname
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 17-07-2009, 04:43 PM
Yukarı Çık