+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
3. Sayfa, Toplam 19 BirinciBirinci 1234513 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 185

Cuma hutbesı-2

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Dokümanlar Forumunda Bulunan Cuma hutbesı-2 Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الحَرَامِ إِلى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Mi‘raç Kandili

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الحَرَامِ
    إِلى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا
    إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِير

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.1-5.“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed‘i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ‘ya götüren Allah‘ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    Önümüzdeki 5 Haziran Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece, Receb ayının 27. Gecesi Mi’raç Kandilidir. Mi’raç, Sevgili Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir. Bu gece Resûlullah(s.a.v.) Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya, yani Mekke’den Kudüs’e, oradan da daha yüce âlemlere götürülmüştür. Bu sır ve hikmet dolu yolculuğu Cenâbı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle bildirmektedir:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.1-5.“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed‘i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ‘ya götüren Allah‘ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
    Sadakallah!


    Aziz Müminler,

    Yüce kitabımızın bildirdiğine göre hemen her peygamber Rabbimizin davetini tebliğ ederken pek çok sıkıntı çekmiştir. Hakarete uğramış, mecnûn ve sihirbaz denmiş, taşlanmış, vatanını terke mecbur edilmiş, hatta öldürülen nebiler bile olmuştur. Peygamberlik zincirinin son halkası sevgili Peygamberimizin davet serüveni de öncekilerden farksızdır.

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    74.1-2.“Ey bürünüp sarınan, kalk ve uyar”
    Sadakallah!

    emrini aldığı andan itibaren bu mukaddes davanın sıkıntıları başlamış ve artarak devam etmiştir. Diğer taraftan peygamberliğin onuncu yılında sevgili eşi Hz. Hatice ve zor günlerinde desteğini esirgemeyen amcası Ebû Talib’in vefatı sevgili Peygamberimizi üzüntüye boğdu. Onun için bu yıla hüzün yılı denildi. Her şeyi bilen Allah (c.c.) sevgili habîbini teselli etmek, bu ulvî davetin ardında duran yüce kudreti göstermek ve kâfirler istemese de bu dinin kemâle ereceğini müjdelemek için onu melekût âlemine davet etti.

    Bir gece Resûlullah’ın Kabe’de bulunduğu bir sırada Cebrâil (a.s.) geldi. Onu Burak adlı bir bineğe bindirerek Kudüs’e götürdü. Resûlullah (s.a.v) Mescid-i Aksâ’da iki rekat namaz kıldı. Sonra Cebrâil (a.s.) onu alıp semalara yükseltti. Yedi semayı geçerken daha önceki peygamberlerden bazılarıyla karşılaştı. Sidrey-i Müntehâ’da ilâhî huzura kabul edildi. Orada Allah Teâlâ ona bazı âyetler vahyetti. Bunlar arasında beş vakit namaz emri de vardı. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Miraç’ta, Allah ile buluştuğu gibi, mü’min de namazda aracısız ve vasıtasız olarak, manen Rabbiyle buluşur. Miraç gecesinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e ayrıca Bakara sûresinin son âyetleri indirildiği gibi, Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi de verilmiştir.

    Muhterem cemaat,

    İsrâ ve Mi’raç bir mucizedir, mucizeler akılla izâh edilemez, onlara sadece îmân edilir. Bizler de Hz. Ebûbekir (r.a)’in dediği gibi “O (s.a v.) söylediyse doğrudur” der, Resûlullah (s.a.v.)‘in haber verdiklerine şeksiz şüphesiz îmân ederiz. Mi’raç gecesinde nice ilâhî ikrama nâil olan bir Peygamber’in ümmeti olarak, bu gecenin feyz ve bereketinden, af ve mağfiretinden istifade etmeye gayret edelim. Mi’racın bize en kıymetli hediyesi olan, dinin direği, müminin miracı, gözümüzün nuru beş vakit namazı terk etmemek üzere ahdedelim.

    Bu vesileyle Mi’raç Kandilinizi tebrik ediyor, bu mübârek gecenin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

    Ömer BAYRAKTAR
    DİTİB Wetzlar Merkez Camii Din Görevlisi

    MUSLUMAN
    CUMAN MUBAREK OLSUN!

  2. #22
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Eğitim Kurumları Camilerimiz

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

    قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    39.9.“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
    Sadakallah!

    Değerli Müslümanlar,

    İlk emri ‘oku’ olan yüce dinimiz İslam, ilmi, faziletlerin en üstünü saymış, bilgisizlik ve cehâletin her zaman karşısında olduğunu açıkça beyan etmiştir. Bütün insanları bir tarağın dişleri gibi eşit sayan İslamiyet, bu konuda teşvik olsun diye ilim sahiplerini üstün tutmuştur. Kur’ân-ı Keîm;
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    58.11.“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
    35.28.“Allah içinizden iman edenlerle, ilme nail olanların derecelerini yükseltir.”
    6.35. “Kulları içinde Allah’tan gerektiği şekilde ancak ilim sahipleri korkar.”

    Sadakallah!
    meallerindeki âyet-i celîlelerle ilim sahiplerini övmüş,
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    “Sakın cahillerden olma.”
    Sadakallah!
    ve benzeri anlamlardaki âyetlerle de cehaleti ve bilgisizliği yermiştir.

    Değerli Kardeşlerim,

    Müslüman toplumlarda eğitim ve öğretim önce camide başlamış, İslam kültür ve medeniyetinin oluşup gelişmesinde cami hep en önemli rolü oynamıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de İslam’ın kurumsallaşmasına camiden başlamış, hicretten hemen sonra inşa ettiği camiyi, bireysel ve sosyal pek çok ihtiyacın karşılandığı bir merkez haline getirmiştir.

    Değerli Mü’minler,

    Peygamber (sav) hicretten sonra ilk adım olarak Mescid-i Nebevî’yi inşa etmiştir. Göçmen işçiler olarak Avrupa’ya çalışmak üzere gelen insanımız da, ihtiyaçlarının en önceliklisi olarak ibadethaneleri görmüş ve bu ibadethaneler de insanımızı bir arada tutmuştur. Bu gayret, sivil toplum kuruluşlarının teşekkülünü beraberinde getirmiştir. İhityaç gereği kurulan cami dernekleri, zamanla birer sosyal kurum ve kültür merkezlerine dönüşmüştür.

    Milletler içerisinde fedakarlıklarıyla göz kamaştıran insanımız, geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklarımızın dinî eğitimi için de model insan olmuştur. Bu vesîle ile bu mekânların kurulumunda emeği geçenleri hayırla yâd ediyor ve onlara minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

    Değerli Kardeşlerim,

    Bizlere bırakılan bu emanetlere sahip çıkmanın gereği, bu kurumlarda verilen eğitimi desteklemek, geleceğimiz olarak baktığımız çocuklarımıza, din ve ahlâk konularında verilen eğitimden çocuklarımızın istifâde etmelerine aracılık etmek ve bu mekânları çocuklarımızın ikinci adresleri haline getirmek olmalıdır. Bütün bu görevleri daha canlı tutmak için gelin bu yaz biz de camilere koşalım, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başlattığı kampanyaya biz de katılalım “Haydi bu yaz, Kur’ân-ı gönlüne yaz” diyelim ve çocuklarımız ile beraber bizler de camilere koşalım.

    Gelin bu yaz, bir kişiye de Kur’ân okumasını biz öğretelim.

    Gelin bu yaz Kur’ân şenlikleri gerçekleştirelim, resim, şiir, ezber yarışmaları düzenleyelim.

    Gelin bu yaz, bu kurumları bizlere emanet edenleri gururlandıralım.

    Gelin bu Ramazan mukabelerimizi çocuklarımızla birlikte okuyalım.

    Gelin bu yaz camilerde buluşalım.

    Hutbemizi bir hadîs-i şerif ile bitirelim:

    Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    “Ya Öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen , ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma helâk olursun.”
    Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, c. 1, s. 122.

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Sıla-i Rahim

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    4.1.“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”
    Sadakallah!


    Muhterem Kardeşlerim,

    İslâm, sosyal bir dindir ve insanlar arası ilişkilere çok önem verir. Özellikle en yakınlardan başlayarak; anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibini son derece önemli görür.

    Birgün bir sahâbi Resulullah (s.a.v)‘e gelerek:
    “Ey Allah’ın Resûlu! Beni cennete yaklaştıracak ve cehennemden uzaklaştıracak bir ameli haber verir misiniz“ dedi. Peygamberimiz: “Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaz, namazı doğru kılar, zekâtı verir, yakınlarını ziyaret edersin.“ cevabını verdi. Adam uzaklaşmaya başlayınca Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Emrolunduğu şeyleri yaparsa cennete girer.”
    Müslim, İman, 4.
    Hadîs-i şerîfte de ifade edildiği üzere Peygamber Efendimiz, Müslümanın emrolunduğu şeylerden birisinin de sıla-ı rahim diye tabir ettiğimiz akrabalarla bağı korumak olduğunu beyan buyurarak, onu, sıla-i rahmi, kişiyi Cennet’e götürecek amellerden saymıştır.

    Sıla-ı rahim, kan veya evlilik bağıyla oluşan akrabalıklarda, onlara iyilikte ve yardımda bulunma, onları ziyaret etme, onlarla ilgilenme ve akrabalık bağlarını güçlendirip koruma şeklinde kendini gösterir. İnsan, çok kısıtlı iletişim araçlarına sahip olduğu dönemlerde bile, diğer insanlarla ve özellikle de akrabalarıyla bağlarını muhafaza etmiştir. İletişim çağı olarak adlandırdığımız bu çağda ise, maalesef haberleşme olanaklarına ters orantılı olarak, yakınlarımızla bile yeterli iletişim kuramadığımızı ve onlarla hemhal olamadığımızı müşahade etmekteyiz. Artan meşgaleler ve yoğun iş hayatı bizleri bazen daha fazla yalnızlaştırmakta ve yakınlarımızla aramıza mesafeler koyabilmektedir.

    Değerli Mü’minler,

    Halbuki bizler biliyoruz ki, Resulullah (s.a.v.) bir kutsî hadîste bizlere Rabbimizden şu müjdeyi aktarıyor:
    “Akraba ve dostlarıyla irtibatını kesmeyenlere ve Ben’im için birbirlerini ziyaret edenlere benim de muhabbetim hak olmuştur.”
    Ahmed b. Hanbel, V/229.
    Rabbinin muhabbeti için koşturan biz mü’minler, Resulullah (s.a.v.)’den ayrıca şu uyarıyı duyuyoruz:
    “Hayırlar içerisinde sevabı en çabuk olanı, iyilik yapmak ve akraba ziyaretinde bulunmaktır. Şerler içerisinde cezası en çabuk olanı ise, zulmetmek ve akrabalarla alakayı kesmektir”
    İbn Mâce, Zühd, 23.
    Öyleyse anlıyoruz ki hayrı ve Allah rızasını hedef edinmiş biz Rahmanın kulları için hiçbir mazeret, akrabalarla ilgimizi kesmemiz için gerekçe olmayacaktır.

    Ayrıca bizler sıla-i rahmin diğer birçok faydasını da yine Resulullah (s.a.v.)‘den öğreniyoruz. Buyuruyor ki Efendimiz:
    “Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin (yani yakın akrabalarınızı tanıyın). Zira sıla-i rahim, akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”
    Buhârî, Edeb, 12.
    Demek ki akrabalarla bağları korumak, sadece âhiret boyutu olan bir salih amel değil, dünyevî faydalara da haiz bir ameldir. Çünkü sıla-i rahim yapıldıkça manevî bağlar kuvvetlenir, ilişkiler düzelir, muhabbet ve sevgi artar, aradaki kin ve düşmanlıklar sona erer, kalplerdeki bencillik ve yalnızlık duyguları da ortadan kalkar.

    Muhterem Müslümanlar,

    Hemen hemen her sene kilometrelerce yolu katedip akraba, eş dost ve vatan hasretini dindirmek için ülkelerine yolculuk yapan siz değerli mü’minlere şunu da hatırlatmak isterim. Bazen yakınlarımıza içerlenip de akrabalarımızın bizlere yeterli ilgiyi göstermediklerinden yakınmak yerine, ilk adımı atıp irtibatı kuranlar biz olalım. Efendimiz (s.a.v.) de hakiki sıla-i rahmin bu şekilde olacağını bir hadîslerinde şu şekilde beyan buyururlar:
    “Akrabadan gelen iyiliğe dengiyle karşılık veren kimse, tam manasıyla akrabasına sıla etmiş değildir. Gerçek sıla, kendisiyle ilgiyi kesenleri görüp gözetmektir.”
    Buhârî, Edeb, 15.
    Hutbemize başta okumuş olduğumuz âyet-i kerîmenin manasıyla son verelim:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    4.1 “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”
    Sadakallah!

    DITIB Köln Hutbe Komisyonu

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #24
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Berat Kandili

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    “Ey kendilerine günah işlemek suretiyle kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
    Sadakallah!

    Muhterem Mü’minler,

    Allah’ın izniyle 23 Haziran Pazar gecesi Berat Kandilini idrak edeceğiz. Günahlardan arınmamız için Rabbimizin bizlere arınma vesilesi olarak lütfettiği Şaban ayının 15. gecesi, günahlardan kurtuluş anlamına gelen Berat gecesidir ve bu, on bir ayın sultanı Ramazan’a on beş gün kaldı demektir.

    Bu mübarek gece ile ilgili Efendimiz (sav):
    “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya en yakın göğe tecelli ederek fecre kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım, bir belaya mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ diye kendisine yalvarıp, dua ve istiğfar etmemiz için biz kullarına adeta yalvarır.”
    İbn Mâce, H. no: 1388.
    buyurmuştur Yine Efendimiz (sav) Berat Gecesinde bir kısım insanların bağışlanacağını, ama günahlarından tevbe etmeyip ısrar edenlerin ise bağışlanmayacağını haber veriyor:
    “Bu gece Şaban'ın onbbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları cehennemden azad eder. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına âsî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.”
    Buhârî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, II, 118.

    Değerli Mü’minler,

    Bu gece, önümüzdeki bir yıl içerisinde kime ne kadar rızık verileceği, kimin ömrünün o yıl içerisinde biteceği, ilgili meleklere tevdi edileceği bu gecede; Rabbimizden hakkımızda hayırlı uzun bir ömür, geniş ve bol rızık vermesini; her türlü hastalık, kaza ve musibetlerden de muhafaza etmesini gönülden isteyelim. Mü’mine yakışan ümitvar bir eda ile tevbe ve istiğfar edelim. Yakarışlarımızı bir damla göz yaşıyla da olsa süsleyip, Mevlamızın şu büyük müjdesini asla aklımızdan çıkarmayalım. “…
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    39.53.Ey kendilerine günah işlemek suretiyle kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
    Sadakallah!

    Değerli Kardeşlerim,

    Kadir Gecesinin de müjdecisi olan bu mağfiret gecesinin hakkımızda hayırlara vesile olması dileğiyle sözlerimi Efendimiz (sav)’in şu duasıyla taçlandırarak tamamlamak istiyorum
    “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senâyı, senin kendine yaptığın senâya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim”
    Müslim, Salât, 222/1090

    Mehmet Yıldız
    Bad Oldesloe Mevlana Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  5. #25
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hayırda Yarışmak

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَأْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَمِيعاً اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.148.“Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah‘ın gücü her şeye hakkıyla yeter.“
    Sadakallah!

    Değerli Müslümanlar,

    Yüce dinimiz İslam, bütün insanları hayra davet etmekte ve bizlerden faydalı işler yapmamızı istemekte, bunun yanında iyilik ve hayır yolunda başkalarına örnek olmayı ve hayırda yarışmayı teşvik etmektedir. Nitekim bu hususta Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.148.“Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.“
    Sadakallah!
    bir başka ayette:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    5.2.“İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.“
    Sadakallah!

    Değerli Kardeşlerim,

    Hayır, Allah’ın rızasına vesile olan her çeşit iyi ve güzel davranışların adıdır. Allah Resûlü (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde bunlardan bazılarını şöyle tanımlamıştır:
    “İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adaletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyen kimseye yardım ederek bindirmen, yahut yükünü bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen de sadakadır.”
    Buhârî, Sulh, 11
    Hz. Peygamber (s.a.s.) ayrıca,
    “Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi bir iyiliği bile sakın küçük görme!”
    Müslim, Birr, 144
    buyurarak hiçbir iyiliğin küçük görülmemesini tavsiye etmiştir.

    Değerli Kardeşlerim,

    Peygamberliğinden önce bile Allah Resûlü (s.a.s.), 20 yaşında bir delikanlı olduğu dönemde müşrikler tarafından kurulan ve hayır üzere oluşturulan bir kuruluşa üye olmuştu. “Hılfu’l-fudul/erdemliler ittifakı” adı verilen bu kuruluş, sadece tarihsel bir kurum değil, aynı zamanda, farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da, temel ahlâkî ilkelerde anlaşan insanların zulmü engellemek için yaptıkları bir ittifak idi. Hz. Muhammed (s.a.s.) Peygamber olduktan sonra dahi hayırla adından söz etmesi ve “bugün bile üye olurum” buyurması bize yol göstermeketedir. Buradan yola çıkarak diyoruz ki, bir yerde insanlığın hayrına kurulmuş bir teşkilat varsa, onun en yoğun üyeleri Müslümanlardan olmalıdır. Müslüman, iyilikte ve hayırda öncü olmalıdır. Doğanın korunmasına yönelik, canlıların hangi türü olursa olsun korunmasına yönelik oluşturulmuş kurumlarda aktif olmak müslümanın da görevidir. Çünkü biz yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi prensip edinmiş bir inanca sahibiz. Bu bakımdan Müslümanların, insan menfaatine oluşturulmuş her kurumda söz sahibi olmaları gerekmektedir. Hiç kimse, Allah’ın emaneti olarak görülen değerlerin korunmasında Müslümandan daha liyakatli olamaz. Bizler de yaşadığımız ülkede hayır üzere kurulmuş teşkilatlarda söz sahibi olmalıyız. Sadece cami üyeliği bir mü’mine yetmemeli, insanlara hayırlı hizmetler götüren farklı dernek ve vakıflara da üye olunmalıdır.

    Bu konuda Allah Resûlü (s.a.s.) şu hadîsi bizlere rehber olmalı:
    “İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayra anahtar, şerre de kilittirler. Öyleleri de vardır ki, şerre anahtar, hayra kilittirler. Allah’ın, ellerine hayrın anahtarlarını verdiği kimselere ne mutlu! Allah’ın, şerrin anahtarlarını ellerine verdiği kimselere de yazıklar olsun!”
    İbn-i Mâce, Mukaddime, 19.

    Ahmet Altıntaş
    DİTİB Harburg Mehmet Akif Ersoy Camii Din Görevlisi

  6. #26
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Ramazan’a Girerken

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.185.“Ramazan ayı, insanlara doğru yolu gösteren, hak ile batılı birbirinden ayırmanın açık delillerini getiren ve hidâyet rehberi olan Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyleyse sizden kim bu aya ulaşırsa oruç tutsun.”
    Sadakallah!

    Muhterem Kardeşlerim,

    Rabbimize sonsuz hamd ve senâlar olsun ki; sevgili Peygamberimizin tabiri ile evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayının heyecanını yaşıyoruz. Önümüzdeki Pazartesi akşamı inşaallah ilk terâvîh namazlarımızı kılacağız ve faziletlerle dopdolu günleri hep birlikte yaşamaya başlayacağız. Ramazan ayımızın bütün İslam dünyası ve insanlık için hayırlara vesîle olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

    Kıymetli Müslümanlar,

    Manevî güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı, ilâhî rahmetin bütün kâinatı kuşatıp kucakladığı, kulluk şuurunun yeniden alevlendiği rahmet ve bereketi bol bir aydır. Oruçlar, terâvîhler, iftarlar, sahûrlar, mukâbele, zikir, dua ve niyazlarla her türlü feyiz, bereket ve mağfireti içinde barındıran bu ay, insanlığın kararan ufkunu aydınlatan
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.185. “doğru yolu gösteren, hak ile batılı birbirinden ayırmanın açık delillerini getiren ve hidâyet rehberi olan Kur’ân’ın inmeye başladığı aydır.”
    Sadakallah!

    Hz. Muhammed (sav) bu ayda peygamber olarak görevlendirilmiştir. İslam’ın dört temel ibadetinden biri olan oruç, bu aya özel olarak farz kılınmıştır. Bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’ân’da ifâde edilen Kadir Gecesi bu ayın eşsiz gecelerinde gizlenmiştir. Sevgili Peygamberimiz bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyuruyor:
    “Mübarek Ramazan ayına kavuştunuz. Allah (cc) bu ayda sizlere oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapatılır ve şeytanlar zincirlere vurulur.”
    Müslim, Sıyam, 2.
    Bu hadîs-i şerîf gösteriyor ki; Ramazan ayında iyi işler yapıp kötülüklerden sakınan kimse için cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır. Mü’min, oruç sayesinde nefsine hâkim olup şeytana uymadığı için, şeytan eli kolu bağlanmış ve etkisiz hale gelmiş olur.

    Kıymetli Mü’minler,

    Ramazan ayına mahsûs ibadetlerimizin en başında oruç gelir. Yüce Allah Bakara sûresinin 183. âyeti-i kerîmesinde şöyle buyurur.
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    “Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Umulur ki, (oruç tutmak suretiyle kötülüklerden) korunursunuz.”
    Sadakallah!
    Görülüyor ki, Ramazan ayında oruç tutmak Allah’ın kesin bir emridir. Bu sebeple Ramazan hangi mevsimde gelirse gelsin ister kış aylarında, ister bu yıllarda olduğu gibi uzun yaz günlerinde olsun, akıllı ve büluğ çağına eren yani çocukluktan kurtulmuş olan her Müslüman oruç tutmakla mükelleftir. İçinde yaşadığımız ülkede yaz mevsiminde gündüzlerin oldukça uzun, gecelerin ise kısa olması hasebiyle bu ibadetin ifâsında güçlükler gözükse de Allah (cc) bizlere sabır ve güç nasip edecektir. Oruç sadece hastalık ve yolculuk durumlarında kazaya bırakılabilir. Allah Teâlâ’nın mü’minlere bir ikrâm olarak sunduğu Ramazan orucunu geçerli bir sebep olmaksızın asla sonraya bırakmamalıyız.

    Allah Resûlü (sav) Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
    “Âdemoğlunun her ameli(nin karşılığı) kat kat verilir. Bir iyilik on mislinden yedi yüze kadar mükâfâtlandırılır. Yalnız oruç müstesnâdır. Onun mükâfâtını ben veririm. Zira yemesini içmesini ve nefsânî arzularını, sırf benim için terkediyor.”
    Buhari, Savm, 2.
    Yine başka bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz yöyle buyurmuştur:
    ”Oruçlu için iki sevinç anı vardır. Biri iftar ettiği, diğeri de Allah’a kavuştuğu vakittir. Ağzının kokusu da Allah katında misk kokusundan daha hoştur.”
    Müslim, Sıyam, 152.

    Kıymetli Müslümanlar,

    Bir sonraki Ramazan ayına ulaşıp ulaşamayacağımız belli değil. Şüphesiz bu, bize hayatı da ölümü de veren Allah Teâlâ’nın takdirinde olan bir konudur. Madem öyle, gelin bu yıl yüce Rabbimizin bize bir kez daha nasip ettiği Ramazanımızı şanına göre değerlendirelim. Ramazan boyunca kendimize bir yol haritası çizerek rahmetten, feyiz ve bereketten en çok nasıl istifade edebiliriz diye bir gayretin içerisinde olalım. Birlerin yedi yüz olduğu, hatta sınırsız olduğu bu ayda, bizi günde beş kez huzuruna çağıran ilâhî çağrıya cevap verip camilerimize koşarak daha çok icabet etmeye çalışalım. Kadını, erkeği ve çocuğu ile ibadetlerimizi camilerimizde cemaat içinde yaparak bereket ve mağfiretten daha çok istifade edelim. Ramazan Kur’ân ayıdır, o halde biz de Kur’ân’la olan irtibatımızı daha güçlü tutalım. Elimizi uzattığımız her bir ni’metin bize Allah (cc) tarafından gönderildiğini tefekkür edelim ve şükredelim. Manevî oluşumumuza katkıda bulunacak yeni kitaplar ve mutlaka Kur’ân meâli okuyalım ya da dinleyelim. Ramazan gecelerinin sıcak yuvalarımızda aile fertlerimiz arasında ayrı bir mânâ içinde yaşanması gerektiğini de unutmayalım. Çocuklarımız Ramazan neş’esini, iftarların sahûrların ve terâvîhlerin manevî havasını soluyarak büyütelim. Bunun için, bu mübarek gecelerde onları hediyelerle sevindirip, camilerimize alıştıralım. Özellikle iftar ve sahûr vakitlerinde milletimiz ve tüm İslam dünyası için dualar edelim. Yüce Rabbim Ramazanı hakkımızıda hayırlı eylesin.

    Fatih SARIGÜL
    Hannover DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #27
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kur’ân Ayı Ramazan

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّۤذِي اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.185.Ramazan ayɪ öyle bir aydɪr ki, o ayda Kur’ân indirilmiştir. Kur’ân ise insanlara yol göstericidir ve onda doǧruyu eǧriden ayɪrmanɪn açɪk delilleri vardɪr.“
    Sadakallah!

    Muhterem Mü’minler,

    Allah katɪnda bazɪ günlerin, gecelerin ve aylarɪn özel bir yere sahip olmasɪ, o günlerde ve gecelerde önemli birtakɪm olaylarɪn gerçekleşmiş olmasɪndan kaynaklanɪr. Böyle özel zaman dilimleri, temizlenmemiz, arɪnmamɪz, yeniden canlanmamɪz ve kendimize gelmemiz için birer fɪrsattɪr. Bu anlamda, Kur’ân’ɪn inmeye başladɪǧɪ Kadir Gecesi ve Ramazan ayɪ da Allah katɪnda ayrɪ bir öneme sahiptir.

    Allah (c.c.) Kur’ân-ɪ Kerîm’de şöyle buyurur:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.185.Ramazan ayɪ öyle bir aydɪr ki, o ayda Kur’ân indirilmiştir. Kur’ân ise insanlara yol göstericidir ve onda doǧruyu eǧriden ayɪrmanɪn açɪk delilleri vardɪr.“
    Sadakallah!
    Bu âyeti kerîmeye bakarak, çok net bir şekilde „Ramazan ayɪ Kur´an ayɪdɪr“ diyebiliriz.

    İçerisinde indiǧi geceyi bin aydan daha hayɪrlɪ yapan, indiǧi ayɪ onbir ayɪn sultanɪ yapan Kur’ân, acaba kendisini okuyan, anlayan ve ona göre yaşamaya gayret eden bir insanɪ ne kadar hayɪrlɪ yapar ve nelerin sultanɪ yapar. Eǧer bizler tam bir Kur’ân insanı olabilirsek, bir gecede bin ayɪ şereflendirip yücelten bu Kur’ân, bizleri de şereflendirip yüceltecek ve iki cihanda azîz ve mesûd edecektir.

    Aziz Mü´minler,

    Kur’ân ayɪ olan Ramazan ayɪnɪ en güzel bir şekilde deǧerlendirebilmek için, bol bol okuduǧumuz hatimlerin, mukabelelerin yanɪna, Kur’ân’ɪ anlama, tanɪma, üzerinde düşünme ve bizlere sunduǧu ahlâkî güzelliklerle donanma faaliyetini de mutlaka ekleyelim. Peygamber Efendimiz (sav)’in en büyük sünnetinin Kur’ân’ɪ yaşamak ve yaşatmak olduǧunu ve onun ahlakɪnɪn da tam bir Kur’ân ahlakɪ olduǧunu unutmayalɪm.

    Sevgili Kardeşlerim,

    - Kur’ân bizler için bir hidâyet rehberi ve yol göstericidir. Yolumuzu onunla bulalɪm.

    - O, bizim hayat kaynaǧɪmɪzdɪr, onun hayat pɪnarɪndan kana kana içelim.

    - Kur’ân, dirilere, yaşayanlara gönderilmiş bir kitaptɪr, ruhlarɪmɪzɪ ve gönüllerimizi onunla diriltip canlandɪralɪm.

    - O, hayatɪmɪzɪn içinde, tam merkezinde olmalɪdɪr, onu tozlu raflardan ve asɪlɪ durduǧu o yüksek yerlerden indirelim.

    - Kararmɪş ve kirlenmiş gönülleri aydɪnlatan bir nurdur o, ruhlarɪmɪzɪ ve gönüllerimizi onunla aydɪnlatalɪm.

    - Tüm dertlerimizin ve sorunlarɪmɪzɪn çözümleri onda mevcuttur, her derdimiz için ona müracaat edelim.

    Cenab-ɪ Allah cümlemize Kur’ân dolu bir Ramazan ve Kur’ân´la geçen bir hayat nasib etsin.


    Hasan Ağırbaş
    DITIB Osnabrück Yeni Cami Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!
    Konu mopsy tarafından (12-07-2013 Saat 05:24 AM ) değiştirilmiştir.

  8. #28
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İslam’da Komşuluk

    Merhaba



    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
    وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    4.36.“Allah'a ibadet edin ve ona hiç bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”
    Sadakallah!

    Değerli Kardeşlerim,

    Dinimiz insan ilişkilerine çok önem vermiştir. İnsan ilişkilerinin bir boyutu ise komşu ilişkileridir. Türkçe’deki komşuluk “yakın olma, yakınlık” anlamına gelen isim olup genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade eder.

    Müslüman kendisinden ve ailesinden sorumlu oldugu kadar komşularıyla olan iletişim ve davranıslarından da sorumludur. İnsan bir sosyal çevre icinde varolur ve yaşamını devam ettirir. Yüce Kitabımız, bu sosyal çevre ile ilişkimiz hususunda nasıl davranmamız gerektiği ile ilgili Nisa suresinin 36. âyetinde şöyle buyurmaktadır: “Allah‘a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” Müfessirler, âyette geçen “yakın komşu” ile evleri en yakında bulunan ve akrabalık bağı bulunan komşular, “uzak komşu” ile de nisbeten daha uzakta oturan komşular ve gayr-i müslim komşuların kastedildiğini ifâde etmişlerdir.

    Aziz Müslümanlar,

    Peygamberimiz (sav) komşunun komşu üzerindeki sorumluluklarını şu şekilde ifade etmiştir:
    1. Hastalandığında geçmiş olsun ziyaretine gitmek.
    2. Öldüğünde cenazesinin kaldırılmasında bulunmak.
    3. Borç istediğinde vermek.
    4. Darda kaldığında yardımına koşmak.
    5. Bir nimete kavuştuğunda tebrik etmek.
    6. Başına bir musibet geldiğinde teselli etmek.
    7. Evi onun rüzgârını (güneşini, manzarasını) engelleyecek şekilde yüksek yapmamak.
    8. Ne pişirdiğini ona belli etmemek, belli ederse pişirdiğinden ona da vermek.

    Mecma’u‘z-zevâ‘id, VIII, 168-170.

    Bugün teknolojinin sunduğu iletişim imkânları sayesinde komşuluk kavramının bütün dünyayı içine alacak şekilde genişlediği rahatlıkla söylenebilir. Efendimiz (sav)
    „Komşusu aç iken kendisi tok yatan kimse bizden değildir.”
    İbn Ebi Şeybe, Musannef, Îmân ve Rüya, 6.
    buyurmaktadır. Bu anlamda hem çevremizdeki hem de dünyadaki komşularımızın dertlerine ve sıkıntılarına gücümüzün yettiği kadar yardım etmeli ve onların sıkıntılarını yüreğimizin derinliğinde hissetmeli ve bir nebze olsun azaltmaya çalışmalıyız.

    Aziz Kardeşlerim,

    Bencilliğin ve egoizmin zirvede oldugu bir zamanda yaşıyoruz. Ama biz Müslümanlar dinimizin üzerimize yükledigi sorumluluk bilinci ile hareket etmeli, suya atılan bir taşın meydana getirdiği daireler gibi hayır ve iyiliği ailemizden ve yakınlarımızdan başlayarak bütün topluma yaymalıyız. Komşularımızın dertlerini paylaşmalı, azaltmalıyız, sevinçlerini paylaşmalı, artırmalıyız. “Ev alma, komşu al” “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, gibi atasözlerini üretmis milletin fertleri olma şuuru ile hareket etmeliyiz. Peygamber Efendimiz (sav)’in ifâdesi ile; şerrinden komşusunun emin oldugu, komşusuna ikram eden, ama sıkıntı vermeyen iyi komşular olmalıyız.

    Hutbemi Efendimiz sav’in komşuluk ile ilgili hadîs-i şerîfleri ile bitiriyorum:
    “Allah katında arkadaşların en hayırlısı arkadaşına karşı en iyi olandır; komşuların en hayırlısı ise, komşusuna karşı en güzel davranandır.”
    Dârimî, Siyer, 3.

    Hayrettin GÜL
    Bremen E. Sultan Bahçe Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #29
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Zekât

    Selam

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ
    وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاءُ وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    7.156.“Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." Allah şöyle dedi: "Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.“
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    Toplum varlığının sağlıklı bir şekilde sürebilmesi için, toplumsal denge ve barışın bir şekilde sağlanması ve fertler arasında duygusal gerilime yol açabilecek etkenlerin giderilmesi şarttır. Bir toplumda zenginlerin ve fakirlerin bulunması doğaldır. Fakat doğal olmayan, bunların birbirlerinin haklarını gözetmemesi ve sosyo ekonomik açıdan bir bakıma sünnetullah denilebilecek bu durumun toplumda gerilim ve gerginlik sebebi olmasıdır.

    Kur'ân-ı Kerîm'de bu yönde yapılan düzenlemeler âdeta böyle bir gerilimin potansiyel varlığını ima edip, bunu önlemenin yollarını göstermektedir. Kur’ân’da cennet ehli müttakîler tanıtılırken onların dünyada güzel davranan kimseler olduğundan söz edilip

    Bismillahirrahmanirrahim
    51/19“...ve mallarında muhtaç ve mahrumların hakkı vardı.”
    Sadakallah!

    Kıymetli Mü’minler,

    Zekâtın toplumsal bir arınma olduğu Kur’ân’da

    Bismillahirrahmanirrahim
    9.103.“Onların mallarından sadaka (zekât) al. Onunla kendilerini temizlemiş ve arıtıp geliştirmiş olursun.”
    Sadakallah!
    şeklinde ifade edilmiştir.

    Zekât vermeyen bir zengin Allah’ın geniş rahmetine, Allah ve Resulü’nün sevgisine de hak kazanamaz. Zira Allah Teâlâ Hz. Musa (as)’ın duasına şöyle buyurur:

    Bismillahirrahmanirrahim
    7.156. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Ben onu, sakınan, zekât veren ve âyetlerime iman edenlere has olmak üzere yazacağım.”
    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler,

    Zekâtın kelime anlamı artma, çoğalma, arıtma ve berekettir. Fıkıhta ise zekât, Allah'ın, belirli yerlere sarfedilmek üzere dince zengin sayılan kişilerin mallarından belli bir payın alınması işlemini ifade eder.

    Zekâtın vücûb sebebi zenginliktir. Artıcı vasıfta belirli bir miktar mala mâlik olan kimse zekât açısından zengin sayılır. Zenginliğin ölçüsü sayılan miktara ve alt sınıra “nisab” denir. Borcundan ve tabii ihtiyaçlarından fazla nisab miktarı artıcı mala sahip olan ve bu malının üzerinden bir kamerî yıl geçen kimse zekât ödemekle mükellef olur.

    Zekâtın, kendilerine zekât verilebilecek fakir akrabaya ödenmesi daha faziletlidir. Zekât öncelikle -varsa- muhtaç olan erkek veya kız kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, sonra muhtaç amcalara, halalara, dayılara, teyzelere, bunların çocuklarına ve daha sonra da diğer akrabalar ve komşularara verilmelidir.

    Muhterem Kardeşlerim,

    Peygamber Efendimiz (sav) bazı
    Sahâbe Efendilerimizden “namaz kılmak, zekât vermek ve gönlünde Müslümanlara kin ve kötülük beslememek” üzere söz almıştır-
    Buhârî, İmân 42
    Müslüman olmayanları dine davet edecek kimselere de, bu sırayı gözetmelerini emrederdi. Muâz ibn Cebel’i Yemen’e vali ve zekât memuru olarak gönderirken, ona şunları söylemiştir:

    “- İnsanları önce Allah’a ve Peygambere iman etmeye davet edeceksin;
    - bunu kabul ederlerse onlardan günde beş vakit namaz kılmalarını isteyeceksin;
    - onu da benimsemeleri halinde zenginlerden alınıp fakirlere dağıtılmak üzere zekât vermeleri gerektiğini hatırlatacaksın.”

    Buhârî, Zekât 1

    Hutbemi Peygamber (sav) Efendimiz’in şu uyarısı ile bitirmek istiyorum:
    “Sağlık henüz yerindeyken, fakirlikten korkup zengin olmayı düşlerken ve can boğaza gelmeden önce verilecek sadaka daha sevaptır; can boğaza geldikten sonra varislerine “şöyle hayır yapın, böyle hayır yapın” demenin hiçbir değeri yoktur; o mal zaten kendi tasarrufundan çıkmış, vârislerin olmuştur.”
    Buhâri, Zekât 11

    Yemlihan Ardahanlıoğlu
    Ditib Ronnenberg Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #30
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kadir Gecesi

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
    إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ ، وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ ، لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ، تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ، سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    97.1-5.“Şüphesiz, biz onu (Kur’ân-ı Kerîm’i) Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, fecre kadar bir esenliktir.”
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    Şu günlerde oruçlarla, teravihlerle, mukabelelerle farz ve nafile ibadetlerle değerlendirdiğimiz Ramazan ayına veda etmenin hüznünü yaşarken; mübarek Kadir Gecesinin arafesinde olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz. Yarın akşam, Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen tek gece olan bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesidir. Kadir Gecesini bu derece değerli kılan en önemli şey, Kur’ân-ı Kerîmi‘n bu gece de indirilmiş olmasıdır. Nitekim Allah (c.c) Kadir Gecesinin fazileti hakkında şöyle buyurmaktadır:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    97.1-5.“Şüphesiz, biz onu (Kur’ân-ı Kerîm’i) Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar. O gece, fecre kadar bir esenliktir.”
    Sadakallah!

    Muhterem Mü’minler,

    İlahî rahmetin yeryüzünü doldurduğu bu geceyi nafile namaz kılarak, Kur’ân okuyarak, zikir, tesbîh ve dua ile ihya ederek geçirmeliyiz. Çünkü sevgili Peygamberimiz bu geceyi ihya edenlere şu müjdeyi vermektedir:
    “Kim iman ederek ve sevabını Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesini ihya ederse geçmiş günahları affolunur.“
    Buhårî, Leyle-i Kadir 1.

    Bir başka hadîs-i şerîflerinde ise:
    “O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Kim onun hayrından mahrum kalırsa pek çok şeyden mahrum kalmıştır“
    Ahmed b. Hanbel, 2/230.
    buyuruyor.

    Hz. Aişe validemiz, bir gün Efendimiz (s.a.v)’e:
    Ey Allah’ın Resûlu, Kadir Gecesine ulaşırsam nasıl dua edeyim? diye sordular. Peygamberimiz (s.a.v) de: “Ey Allah’ım, şüphesiz sen çok affedicisin. Affı seversin. Beni de af eyle”
    Tirmizî, Sünen, Deavât, 84.
    diye dua edersin buyurdular. Biz de bu duayı örnek alabiliriz.

    Değerli Mü’minler,

    Bu gecede indirilen hidayet rehberimiz Kurân‘ın hedefinin ise, dünya ve ahiret mutluluğumuz olduğunu bilmeli, Allah’la konuşuyormuş gibi lafzını okumalı, mesajını anlamaya çalışıp, onu yaşamak üzere yeniden Mevla’ya yönelmeliyiz.

    İndiği geceyi, bin aydan daha hayırlı, indiği ayı, ayların sultanı, indiği sıradan bir şehir olan Mekke’yi, ‘kentlerin anası’ yapan Kur’ân‘ı Kerîm; bu gece de bize iniyor. Onunla yücelmek, onunla değerlenmek ve onurlanmak bizim elimizde. Toprağın yağmurla buluşması gibi, bülbülün güle kavuşması gibi, bu gece vahiyle baş başa kalmalı, kana kana vahyin pınarından içmeli. Bütün gönlümüzü vahye açmalı, Kur’ân, tan yeri ağarana dek hayatımıza tekrar nazil oluyormuş gibi onu tanımalı anlamalıyız.

    Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesini inanlar hakkında hayırlı eylesin. Oruçlarımızı, zekâtlarımızı, her türlü ibadet ve hayırlarımızı kabul eylesin!

    İrfan BOZKURT
    Ettlingen Ditib Mevlana Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Bu Gun CUMA!!!
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 91
    Son mesaj: 02-12-2016, 09:16 AM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. ATATURK ve BALIKESİR HUTBESİ
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-10-2009, 02:00 PM
  5. Veda hutbesı/ılk evrensel beyanname
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 17-07-2009, 04:43 PM
Yukarı Çık