+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
18. Sayfa, Toplam 19 BirinciBirinci ... 816171819 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 171 ile 180 Toplam: 186

Cuma hutbesı-2

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Dokümanlar Forumunda Bulunan Cuma hutbesı-2 Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! Aziz Müminler! Okumuş olduğum ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle dua etmeyi öğretmektedir: Bismillahirrahmanirrahim “Rabbim! Beni namaza devam eden bir

  1. #171
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Çocuklarda Dini Gelişim ve Sorumluluklarımız

    Selam!

    Aziz Müminler!
    Okumuş olduğum ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle dua etmeyi öğretmektedir:
    Bismillahirrahmanirrahim
    “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”
    Sadakallah!

    Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerinden biri olarak sunulan aile, neslin devamını esas alan rahmet ve sevgi kaynağıdır. Çocuklar ise aile yuvasında Cenab-ı Hakk’ın hem hediyesi hem de emaneti konumundadır.

    Muhterem Müminler!
    Sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okuyarak güzel bir isim verdiğimiz çocuklarımızı helal rızık ile besleyerek büyütmek nasıl anne-baba olmanın gereği ise imanı ve İslam’ı öğretmek suretiyle güzel bir terbiye vermek de anne-babanın ortak sorumluluğundadır.

    Çocuklarımızın dünya hayatlarını imar etme konusunda çaba ve desteğimizi sürdürürken ahiret hayatlarını da ihmal etmemeliyiz. Temyiz çağına gelen çocuklara yaşına ve seviyesine uygun üslupla İslam, iman ve ahlak esasları öğretilmeli, inandığı hususlar, ibadetler ve ahlaki prensipler de kademe kademe hayata aktarılmaya başlanmalıdır.

    Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde
    “Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmalarını öğütleyiniz”
    Ebu Davud, Salat, 26.
    buyurmaktadır. Asıl sorumluluk ise ergenlik çağında başlar. Bununla birlikte bu çağa gelmeden ibadetlerle tanışan çocuklar sorumluluk ile beraber kulluk vazifelerine yabancılık çekmiş olmayacaklardır. Atalarımızın “Ağaç yaşken eğilir.” sözü de bu gerçekliği ifade etmektedir.

    Değerli Müminler!
    Çocuklara huzurlu bir aile ortamı sağlamak da anne-babanın temel görevlerindendir. Zira huzurlu bir aile ortamı, çocuğun eğitimi ve kişilik gelişimi için önemlidir. Karşılıklı sevgi ve saygının olduğu yerde çocuk kendini güven içinde hissedecektir. Zira aile toplumun, çocuklar da ailenin teminatıdır.

    Muhterem Müminler!
    Çocuklarımızın Kur’an ve Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatı ile tanışıp buluşmaları için dernek ve camilerimizde “Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler Kurslarımız okullarla birlikte eğitime başlıyor.

    Geliniz, evlatlarımızı Kur’an’ın rahmet yüklü mesajlarıyla buluşturalım. Evlatlarımızın Yüce Rabbimiz ile sağlıklı bir bağ kurmalarını sağlayalım. Minik yüreklere Efendimizin sevgi ve muhabbetini nakşedelim. Onların, ibadetin huzur ve neşesini keşfetmelerini sağlayalım. İnsani ve ahlaki erdemleri öğrenmelerine öncülük edelim.

    Sözlerime Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bir hadis-i şerifiyle son veriyorum:
    “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”
    Tirmizî, Birr, 33

    Aysun Uğur
    Koblenz Bayan Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  2. #172
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Manevi Bunalım-İntihar

    Selam!

    Değerli Müminler!
    Okumuş olduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    Bismillahirrahmanirrahim
    “Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”
    Sadakallah!

    Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s) de hadis-i şeriflerinde intihar eden kişinin cehennemlik olacağı uyarısını yapmaktadır.

    Okuduğum ayet-i kerimede ifade edildiği üzere, dinimize göre bir insanı öldürmek ne kadar büyük bir günah ise, insanın kendi canına kıyması da o derece büyük bir günahtır. Çünkü insana ve diğer varlıklara hayat veren Allah’tır, onu almaya da tek yetkili O'dur. Zira hayat insana verilmiş bir emanettir.

    Değerli Müminler!
    Hiç arzu etmediğimiz ama son zamanlarda artış gösteren intihar vakalarının birçok nedeni vardır. Birincisi; inanç problemidir. Günümüzde inanç açısından yaşanılan çöküşler ve dinden uzak yaşantılar, insanların manevi bir boşluğa düşmesine sebep olmaktadır. Bu durumda kişi her zaman ve her durumda kendisini gözeten, koruyan ve kollayan Yüce Yaratıcı’nın varlığından habersiz olmaktadır.
    İkincisi; aile değerlerinin yitirilmesi neticesinde insanların kendilerini yalnız hissetmeleridir. Bu durum ailenin sağladığı sevgi, güven ve yardımlaşma gibi birçok güzel hasletten insanların mahrum kalmasına sebep olmaktadır.
    Üçüncüsü; uyuşturucu, alkol ve kumar gibi kötü alışkanlıkların yaygınlaşmasıdır ki, bunlar insanın hem bedenine hem de ruhuna zarar vermektedir.

    Kıymetli Müminler!
    Yapılan araştırmalara göre ailevî problemler, iş hayatında başarısızlık, ekonomik sorunlar, ağır hastalıklar, psikolojik problemler ve duygusal ilişkilerde yaşanılan bazı olumsuzluklar intihar teşebbüslerine sebep gösterilmektedir. Bu tür durumlara düşmekten korunmanın elbette bazı yolları vardır.
    Birincisi; manevi destektir. İnsan, beden ve ruhtan müteşekkildir. Her ikisinin de dengeli beslenmeleri gerekir. Beden; hava, su ve besin gibi maddî gıdalara ihtiyaç duyarken, ruhumuz da manevî gıdalara muhtaçtır. İhtiyacımız olan manevî gıdalardan en gereklisi ise her durumda kendisine sığınılabilecek Yüce Allah’a inanmak, O’na dayanmak ve O’na güvenmektir.

    İkincisi; kader inancına sahip olmaktır. İnanan insanlar için kader; fırtınaya tutulmuş geminin sığındığı bir liman gibidir. Mü’min bilir ki, gücünün bittiği yerde Allah’ın yardımı başlar. “Bittim” diyen kula, “yettim” diyen Allah vardır. Karıncaların sesini duyan, elbette gönüllerin feryadını da duyar. Yeter ki insan Allah’ın her zaman yanında ve yardımında olduğunun farkında olsun.

    Bu konuda fert ve toplum olarak üzerimize düşen bazı sorumluluklarımız da vardır. Bunların başında da intihara eğilimli kişinin sorunlarına çözüm bulma, empati kurma, kişiyi ve aileyi güçlü kılma, bu kişilerin toplumsal sorumlulukları yerine getirmelerinde destek olma ve toplumu intihar vakaları konusunda bilgilendirmek gelmektedir.

    Unutmayalım ki; bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibi sevap kazanır.
    Bir kardeşimizi kurtarabilirsek ne mutlu, bir gönlü rahatlatabilirsek ne mutlu, bir derde derman olabilirsek ne mutlu bize…

    Orhan Bal
    Münih-Ingolstadt Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  3. #173
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hac ve Kurban Mevsimi

    Selam!

    Değerli Mü’minler!
    Bizleri bir kurban ve hac mevsimine daha yaklaştıran Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. O’nun izni ve lütfuyla hep birlikte bu manevi mevsimi idrak edeceğiz. Kurbanlarımızla Rabbimize teslimiyet ve sadakatimizi, yapacağımız paylaşımlarla kardeşliğimizi, hac ibadetiyle de bir ve beraber olduğumuzu bir kez daha göstereceğiz.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Kurban, Allah’a daha yakın olmak amacıyla gönlümüzü birbirimize açmak, sevgimizi ve varlığımızı paylaşmaktır.
    Kurban, yoksulu ve kimsesizi hatırlamadır. Kurban, muhtaç kimsenin hanesine muhabbet ve sevinç taşıyabilmektir; renk, dil ve coğrafya ayrımı gözetmeksizin müminler topluluğuna kardeşlik esintisi götürebilmektir. Darlık, yokluk ve açlık içerisinde yaşayan, hiç görmediğimiz, tanımadığımız kardeşlerimizin dertleriyle dertlenebilmek ve onlara bir umut ışığı olabilmektir.
    Kurbanlarımızla bir taraftan Rabbimize yakınlaşırken bir taraftan da kardeşlerimizle aramıza köprüler kurabilmektir asıl olan.
    İşte böylesi ulvi gayelere matuf kurbanlarımız, ruhlarımızı yüceltir; onları geldiği yüce kaynağa, yani Rabbimize yakınlaştırır. Bu yakınlaşma, insanlığımızı daha da derinleştirir, merhamet duygularımızı harekete geçirir ve sırat-ı müstakim üzerinde sebat etmemize vesile olur.

    Değerli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz’in
    “Hayra sebep olan o hayrı işlemiş gibidir”
    Tirmizi, İlim, 14.
    buyruğuyla hareket ederek her yıl olduğu gibi bu sene de vekâleten kurban kesim organizasyonu düzenlenmektedir.
    Siz değerli cemaatimizin emaneti olarak aldığımız vekâlet kurbanlarını yedi kıtada fakirlere, yetimlere, mazlumlara, mağdurlara, aç ve yoksullara taşımak, onların dualarını, tebessümlerini, sevinçlerini alıp tekrar sizlere ulaştırmak için çalışmalarımız büyük bir gayretle sürdürülmektedir.
    Kurbanların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına bazı arkadaşlarımız da bizzat katılmaktadır.
    Gerekli şartları taşıyan kardeşlerimizin, Kafkaslardan Orta Asya’ya, Afrika’dan Güney Amerika’ya muhtaç insanlara, bir kurban bayramı hediyesi göndermesi, kardeşlik bağımızın güçlenmesi ve iyilik hareketimizin başarıya ulaşmasına çok önemli katkı sağlayacaktır.

    Değerli Mü’minler!
    Kurbanlarını vekâlet yoluyla eda etmek isteyen kardeşlerimiz, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne bağlı camilerimizde görev yapan din görevlilerimizden detaylı bilgi alabilir ve onlar aracılığı ile kurban bağışlarını yapabilirler.
    Unutulmamalıdır ki;
    Bismillahirrahmanirrahim
    22.37. “Kurbanların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na ancak sizin takvanız ulaşır.”
    Sadakallah!
    Bu duygu ve düşüncelerle ibadet ve bağışlarınızın Cenab-ı Hakk katında makbul olmasını ve iyilik hareketimizin başarıya ulaşmasını niyaz ediyor, Cumanızı tebrik ediyorum.

    DİTİB Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #174
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kurban ve Hac İbadeti

    Selam!

    Muhterem Müslümanlar!
    Bizleri bir kurban bayramına daha yaklaştıran Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. O’nun izni ve lütfuyla önümüzdeki Pazar günü sabah namazı ile birlikte teşrik tekbirlerini getirmeye başlayacak ve Pazartesi günü de hep birlikte yeni bir kurban bayramını idrak edeceğiz.

    Değerli Mü’minler!
    Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    Bismillahirrahmanirrahim
    “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya, gerek de uzak yollardan binekler üzerinde sana gelsinler.”
    Sadakallah!
    Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),
    “Allah tarafından kabul edilmiş haccın karşılığı ancak cennettir.”
    Buharî, Umre 1.
    buyurmaktadır.
    Dünyanın dört bir tarafından dinimizin beş temel esasından birini yerine getirmek üzere kutsal topraklara yolculukların yapıldığı günlerdeyiz. Kâbe özlemiyle, Peygamber sevgisiyle tutuşan milyonlarca hacı adayımızı tatlı bir heyecan sardı. Onlar ki, yıllardır özlem duydukları mübarek bir seferin hayaliyle yaşadılar.

    Kardeşlerim!

    Hac ibadeti, ihram, namaz, telbiye, zikir, vakfe, istiğfar, tavaf, sabır, kurban, sadaka gibi yoğunlaştırılmış bir dizi ibadetten oluştuğu için ruhunda pek çok kazanım barındırmaktadır.

    Hac, en başta Allah'a, peygamberlere, ahirete iman gibi inanç esaslarını pekiştirir ve Müslümanlara takva, sabır, sevgi, saygı, kardeşlik, fedakârlık, cömertlik gibi ahlâkî güzellikleri kazanma ve yaşama imkânı sunar.

    Değerli Mü’minler!
    Hac, dilleri, renkleri, giyimleri ve ülkeleri farklı ama gayeleri ve yürekleri bir, milyonlarca Müslümanın mal, mülk, makam ve mevki gibi tüm dünyevî kaygıları geride bırakarak kefen misali bir giysi içerisinde sanki mahşerin provasını yaparcasına Yüce Rabbimizin huzurunda olmanın huzurunu yaşatır.
    Hac; “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek; Allah’ım! Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum. Bütün varlığımla sana teslim oldum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet senindir, mülk de senin... Senin hiçbir ortağın yoktur." nidalarıyla Müslümanı teslimiyetin en yüksek zirvesine ulaştırır.

    Değerli Mü’minler!
    Hac ibadetinde zaman, mekân ve yolculuk unsuru çok önemlidir. Hac yolculuğu uzun ve zor ama bir o kadar da hayatın en güzel yolculuklarından biridir.
    Ne kadar sıkıntı çekilirse çekilsin, ne kadar zahmete maruz kalınırsa kalınsın ömür boyu mutlulukla hatırlanacak, müminin hayatında adeta bir dönüm noktası oluşturacak, ömür boyu silinmeyecek derin hatıralar bırakır. Hac, bir ay içerisinde başlayıp biten bir ibadet değildir. Sonucu itibarıyla ömrün sonuna kadar etkisi devam eden bir ibadettir. Sayılı günler içinde eda edilen hac biter ama hacla kazanılan kulluk boyutu bir ömür boyu devam eder. Bu yönüyle hac, mü’min için bir yenilenme ve bir dönüşümdür.

    Kardeşlerim!
    İbadetlerimiz, Müslüman kalma şuurumuzu diri tutan ve bizi Allah’a yaklaştıran kulluk görevlerimizdir. Hac, Peygamberimiz (s.a.s)’in ifadesiyle annemizden doğmuş gibi arınmış, temizlenmiş ve şuurlanmış olarak evlerimize dönmektir. Bu şuurdan uzak yerine getirilen hac, turistik bir seyahatten öte geçmeyecektir.

    Kardeşlerim!
    Pazar günü sabah namazı ile birlikte farz namazlardan sonra teşrik tekbirlerini unutmayalım.
    Rabbim hepimizi bayrama sağ salim kavuştursun, kurbanlarımızı kabul buyursun, hacca giden kardeşlerimizin haccını makbul eylesin ve gidememiş kardeşlerimize de en kısa zamanda hacca gitmeyi lütfeylesin.
    Kurban bayramınız mübarek olsun.

    Recep Işıldar
    Gelsenkirchen Buer Merkez Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  5. #175
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hayâ İmandandır

    Selam!

    Değerli Müslümanlar!
    Hayâ; “utanmak, çekinmek” demektir. Genellikle yüzün kızarması, kişinin başını öne eğmesi, gözlerini kaçırması gibi şekillerde dışa yansır.

    İslâm dini, insanın doğasında var olan bu hayâ duygusunu geliştirmek, Allah Teâlâ'nın belirlediği ilkeler doğrultusunda şekillendirmek ve şahsıyla bütünleşen bir karakter özelliği hâline getirmek ister. Böylece doğruyla yanlışı ayırt ederek Rabbinin kötü ve çirkin görüp yasakladığı söz ve davranışları yapmaktan hayâ eden kulun, haramları terk edip helâllere sarılması, dolayısıyla dinin gereklerini yerine getirmesi daha kolay olacaktır.

    Okuduğum ayeti kerimede;
    Bismillahirrahmanirrahim
    29.45. “Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”
    Sadakallah!
    buyrularak haya konusunda ibadetlerin önemine işaret edilmiştir.

    Aziz Müminler!
    “Her dinin kendine özgü bir ahlâkı vardır; İslâm ahlâkının özü de hayâdır.”
    İbn Mâce, Zühd, 17
    buyuran Allah Resûlü, müminleri söz ve fiillerinde hayâ üzere davranmaya teşvik etmiş;
    “Arsızlık nerede ve kimde olursa olsun çirkinleştirir; hayâ ise nerede ve kimde olursa olsun güzelleştirir.”
    Tirmizî, Birr, 47
    buyurmuştur.

    Muhterem Müminler!
    Başkalarından utandığı, tepkilerinden çekindiği için ortama göre davranan insan bilmelidir ki asıl hayâ edilmeye layık olan Rabbimizdir. İhsan üzere, yani Allah'ı görüyormuşçasına hareket ederek Allah'ın kendisini her an gördüğü bilinciyle yaşayan kulun Allah'tan hayâ etmesi, onun her zaman ve her mekânda takva sahibi bir mümin olmasını sağlar.

    Değerli Kardeşlerim!
    Hayâ, bizim kültürümüzde de nesiller boyu üstün bir ahlâkî meziyet olarak görülmüştür. Ancak ahlâkî değerlerin giderek yozlaştığı günümüz toplumunda hayâ duygusu eski değerini kaybetmeye başlamıştır. Öyle ki önceleri hayâ sahibi olan kişiler övülürken, şimdilerde ise edebe aykırı söz söylemek, ahlâksız davranışları alenî olarak işlemek, bazı çevrelerde, cesaretin, özgüvenin ve özgürlüğün bir göstergesi kabul edilmektedir.
    Hâlbuki hayâyı kaybetmek, öncelikle insanı “en şerefli varlık” olmaktan çıkararak değersizleştirir. Birlikte yaşamanın temeli olan saygıyı ortadan kaldırarak toplumun bozulmasına yol açar. Onun için Peygamberimiz (s.a.s);
    “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!”
    Buhârî, Enbiyâ, 54
    diyerek konuya işaret etmiştir.

    Aziz Kardeşlerim!
    Peygamberimiz;
    “Hayâ imanın göstergesidir, iman da cennete götürür. Çirkin söz ve davranış ise kabalık ve kötü ahlâkın göstergesidir. Kötü ahlâk da cehenneme götürür.”
    Tirmizî, Birr, 65
    derken diğer bir hadislerinde ise;
    “İman, yetmiş küsur parçadır. Hayâ da imandan bir parçadır.”
    Müslim, Îmân, 57
    buyurarak iman ile hayâ arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir.

    Bu nedenle biz Müslümanlar olarak dinimizin diğer ahlâkî prensiplerine uyduğumuz gibi hayâlı olmaya da gereken önemi vermeliyiz. Özellikle doğruyu ve yanlışı yetiştiği çevrede öğrenen çocuklarımıza hayâyı asli bir değer olarak öğretmeli, tertemiz zihinlerine hayânın güzelliğini aşılamalıyız.

    Edep dışı sözler söyleyen veya edebe aykırı davranışlarda bulunan masum çocukların bu hâllerine gülüp onları hayâsızlığa teşvik etmemeliyiz.

    Bilmeliyiz ki biz müminler için hayâ, ahlâklı ve onurlu bir yaşamın anahtarı ve kişinin imanını yansıtan, onu Rabbi katında değerli kılan ahlaki bir özelliktir.

    DİTİB Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #176
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Camiler ve Derneklerimiz

    Selam!

    Değerli Kardeşlerim!
    Okumuş olduğum ayeti kerimede
    Bismillahirrahmanirrahim
    3.96. “Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.”
    Sadakallah!
    buyrulduğu üzere, insanlar için yeryüzünde inşâ edilen ilk ibadet yeri Kabe’dir.
    İslam tarihi boyunca müminler gittikleri ve yaşadıkları her yeri Kabe’nin şubeleri olan, camilerle süslemişlerdir.

    İslam medeniyetinde camiler yaşanılan yerin kalbi ve Müslümanların sosyal rotasını tâyin eden pusulalar olmuştur. Tarihimizde camiler, sadece beş vakit namaz kılınıp dua edilen yerler olmamıştır. Bu kutsal mekânlar aynı zamanda ilmin, irfanın, bilginin, hikmetin, hüznün ve sevincin paylaşıldığı, kardeşliğin de pekiştirildiği birer yuva olmuştur.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Dinimize göre cami ve mescit yapmak, yaptırmak ve yapılmasına katkı sağlamak çok önemli ve değerlidir. Nitekim Medine’ye hicret ettiğinde, ashabı ile birlikte ilk işi bir mescit yapmak olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s);
    “Her kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bu mescidin benzeri bir köşk inşa eder.”
    Müslim, Zühd, 44.

    buyurarak konunun önemine işaret etmiştir.

    Yıllar önce Almanya’ya gelen ve burayı vatan edinen kardeşlerimiz de, Peygamberimiz ve ashabının yaptığı gibi yaşadıkları yerlerde ilk olarak mescitler inşa etmişlerdir.

    Kardeşlerim!
    Cami yapmak kadar, camilerin mamur edilmesi de son derece önemlidir. Çünkü cami, eğer Allah için atan kalplerle doluyorsa mamur demektir.

    Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde Allah’ın rahmetiyle kuşatacağı yedi sınıf insandan birinin de gönlü mescitlere sevgiyle bağlı olan kimse olduğunu belirterek camilere bağlılığın değerini ifade etmiştir.

    Öyleyse geliniz! Camilerimizi tıpkı saadet asrında, Peygamber Mescidinde olduğu gibi hayatımızın merkezine taşıyalım. Huzur dolsun dünyamıza. Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla sıradağlar gibi tek vücut olup Rabbimizin huzurunda kıyama duralım. Ailece aynı kubbe altında rükûlarda, secdelerde buluşalım. Eşlerimizle, çocuklarımızla hep birlikte camilerde hayat bulalım. Unutmayalım ki camiler, ancak bu şekilde Rabbimizin istediği gibi imar ve mamur edilmiş olacaktır.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Dernek ve camilerimiz bize büyüklerimizin emanetidir. Bizden öncekiler malıyla, mülküyle, gönlüyle muhabbet ve sadakatıyla, her türlü zorluğa rağmen bıkmadan yorulmadan, ibadet aşkıyla derneklerimizi kurdular, camilerimizi inşa ettiler. Hizmet eden tüm kardeşlerimizi minnet ve şükranla yâd ediyor, vefat etmiş olanları ise rahmetle anıyoruz.
    Şimdi bize düşen dernek çalışmalarını birlik ve beraberlik içinde bir adım ileri götürmek ve camilerimizin asr-ı saadette olduğu gibi gerçek fonksiyonuna kavuşması için gayret göstermektir.

    Bu vesile ile 3 Ekim 2016 tarihinde çeşitli etkinliklerle dernek ve camilerimizin tanıtılmasını sağlayacak ‘Cami Açık Kapı Günü’ düzenlenecektir. Komşularımızdan ziyaret etmek isteyenlere camilerimizin kapısı açık olacaktır. Bu etkinlikler çerçevesinde yapacağımız en güzel şey cami ortamının manevi havası ile dinimizin barış ve hoşgörüsünü hissetmek ve gelen ziyaretçilerimize hissettirmek olmalıdır.
    Yüce Rabbim, bizleri mabedine hâdim olan ve insanlığa hayırlı hizmetler sunan salih ve sadık müminlerden eylesin.

    Hutbeme son verirken Pazar günü gireceğimiz yeni hicri yılının hayırlara vesile olmasını, İslam beldeleri başta olmak üzere tüm dünyamıza huzur ve barış getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

    DİTİB Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #177
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Muharrem Ayının Hatırlattıkları

    Selam!

    Değerli Mü’minler!
    Bazı vakitlerin kendilerinde cereyan eden hâdiseler sebebiyle diğer vakitlerden farklı değerlendirildiği Kur'an ve sünnetin bizlere bildirdiği bir gerçektir. Ancak bu vakitlerin insanlar için de bereketli olabilmesinin en temel şartı; Allah'a kulluk bilinciyle geçirilmeleridir. Kulluk bilinciyle geçirilirse, o zaman dilimi mübarektir, değerlidir.
    Mesela Ramazan ayı Kur’an’ın kendisinde indirildiği ve oruç ayı olması sebebiyle diğer aylardan; Cuma günü, Cuma namazı sebebiyle diğer günlerden; Kadir gecesi, Kur’an’ın inmeye başladığı gece olması sebebiyle diğer gecelerden farklıdır.

    Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayı da, kendisinde gerçekleşen bazı olaylar sebebiyle diğer aylardan farklıdır.

    Muharrem ayı; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “hürmete şayan bir ay” diye nitelediği, sayısız lütuf ve hikmetlerle dolu kutlu bir aydır. Muharrem ayı aynı zamanda hüzün ve ibret ayıdır; bizlere, ciğerlerimizi dağlayan Kerbela’yı hatırlatır.
    Kerbelâ, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in “cennet gençlerinin efendileri” sözüyle taltif ettiği, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın iki oğlundan biri, ümmetin gözbebeği olan Hz. Hüseyin efendimizin ve yetmişten fazla müminin şehit edildiği yerdir.
    Asırlardır yüreklerimizi sızlatan bu elim hâdise, Efendimizi ve O'nun Ehl-i Beyti'ni seven, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanları derinden yaralamıştır.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Birlik, beraberlik ve huzura en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde, kardeşliği ve barışı önceleyen bir dinin mensupları olarak, aynı acıların bir daha yaşanmaması için; Muharrem ayını doğru okuyup anlamaya, ibret almaya ve müspet sonuçlar çıkarmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.
    Bu nedenle Yüce Rabbimizin;
    Bismillahirrahmanirrahim
    “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın...”
    Sadakallah!
    emrine uygun hareket etmeye ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
    “Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeşler olun!”
    Buhârî, Edeb, 62,
    uyarısına sımsıkı bağlanmaya ihtiyacımız vardır.

    Aziz Mü’minler!
    Bütün vakitler, Allah'ın insanlara sunduğu birer nimettir. Muharrem Ayını da Müslümanların muhabbet, kardeşlik ve beraberlik duygularının güçlenmesi için bir fırsat ve nimet bilmeliyiz.
    Bu vesile ile Muharrem Ayının bütün Müslümanlar hakkında hayırlara vesile olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyorum.

    İbrahim ÖZCAN
    DİTİB Feuchtwangen Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #178
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Helal Gıda Helal Rızık

    Selam!

    Kıymetli Kardeşlerim!
    İnsanları sorumluluk sahibi varlıklar olarak yaratan Allah, onlara yeryüzünde sayısız nimetler vermiştir.Bu nimetlerin pek çoğunu onlara helâl kılarken bir kısmına ise sınırlama getirmiştir.

    Söz gelimi bunca üzüm bağını bahşeden Allah, sarhoş ederek insan aklını giderdiği için içkiyi yasaklamıştır. Koymuş olduğu yasaklar, aslında yine insanların yararına yöneliktir. Yüce Allah neyin haram, neyin de helâl olduğunu gönderdiği kitaplar ve elçiler aracılığıyla açıklamış ve kendisine inananların bu yasaklara dikkat etmesini istemiştir.

    Değerli Müminler!
    Hutbemin başında okuduğum ayette Rabbimiz;
    Bismillahirrahmanirrahim
    23.51,“…Helal şeylerden yiyiniz ve salih ameller işleyiniz.”
    Sadakallah!
    buyuruyor. Dolayısıyla salih amel işlemenin ancak helalinden kazanmak ve helal yemekle mümkün olabileceği bildiriliyor.

    Bu nedenle bunu gerçekleştirmenin yolu; “Helal Gıda, Helal Rızık” bilincinin geliştirilmesidir. İnsaflı, sorumlu, ölçülü ve mutedil bir hayat tarzını benimsemektir. Allah’ın koyduğu helal-haram sınırlarını hakkıyla muhafaza edebilmektir. Helalinden üretmek, helalinden kazanmak ve helalinden harcamaktır.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de, hutbemin başında okuduğum hadislerinde,
    “Mümin bal arısı gibidir. Bal arısı, hep güzel şeyler yer, hep güzel şeyler üretir. Her yere konar, ama hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”

    buyuruyor.
    Dolayısıyla bir müminin, Allah ve Resulünün belirlediği ölçüleri göz önünde bulundurması lazımdır. Ve yine hiçbir müminin sofrasına kul hakkı karıştırmaması, midesine haram lokma sokmaması gerekmektedir.

    Değerli Müminler!
    Dinimizde haram ve helal yiyecekler belirlenmiştir. Öyleyse helal olan yiyecek ve içeceklerle yetinmeli, haram olanlardan kaçınmalıyız.

    Asla gayr-i meşru yollardan rızık edinme peşine düşmemeli, haram yiyecek ve içeceklerden de uzak durmalıyız.

    Zira bilmeliyiz ki, Hz. Âdem’in yaratılış öyküsünde ifade edildiği gibi haramları bedenine kattığında insanın ayıpları ortaya dökülür. Böylece Allah katındaki saygınlığını kaybeder. Dua ettiğinde duası, ibadet ettiğinde ibadeti kabul olmaz.

    Bu nedenle her mümin, geçimini temin ettiği kazancının; boğazından geçen lokmanın; çoluk çocuğuna ve ailesine sağladığı rızkın; ürettiği ve pazarladığı her malın helal olup olmadığına dikkat etmelidir.

    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği şu dua ile bitirmek istiyorum;
    “Allah’ım! Helal rızıklarından nasip ederek bizi haramlarından koru! Lütfunla bizi Sen’den başkasına muhtaç etme!”
    Tirmizi, Deavât, 110.

    DİTİB Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #179
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Aile Bağlarını Korumak

    Selam!

    Kardeşlerim!
    Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    Bismillahirrahmanirrahim
    “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.
    Sadakallah!

    Peygamber efendimiz (s.a.s) de;
    “Sizin en hayırlınız, ailesine en güzel şekilde davranandır. Ben, aranızda ailesine en güzel davranan kişiyim”
    İbnMâce, Nikah, 50.
    buyurmaktadır.
    Yüce Allah’ın en güzel nimetlerinden biri olan aile, O’nun rahmeti ile desteklenen, çocuk ve temiz rızıklar ihsan edilerek güzelleştirilen kutsal bir birlikteliktir. Aile olmak, bir bütünü tamamlamak, neşeyi, muhabbeti ve hayatı paylaşmaktır.

    Değerli Müslümanlar!
    Günümüzde aile kurumu, çok çeşitli tehdit ve tehlikelerle karşı karşıyadır. Ailelerin gittikçe küçülmesi, aile fertleri arasındaki karşılıklı sevgi ve saygı bağının zayıflaması, çocuklara karşı ilgi ve alakanın azalması, aile fertleri arasında bencillik, ilgisizlik ve lüks tüketimin artması, kimlik ve kişilik bunalımları, aile içi şiddet ve çalışma şartları gibi hususlar bugün aileyi tehdit eden problemlerin başında gelmektedir. Bu problemlerin etkisiyle, ailelerde boşanma olayları artmakta, yeni nesiller aile kurma sorumluluğundan kaçınmakta, meşru olmayan birtakım yaşam tarzları ortaya çıkmaktadır.

    Değerli Kardeşlerim!
    Aile saadeti, eşler arasında karşılıklı hak ve sorumlulukların dengeli bir şekilde yerine getirilmesine bağlıdır.

    Kadın, eşine saygı, çocuklarına sevgi göstermeli; işlerini zamanında yapmalı; evini, malını; kendisinin, kocasının ve çocuklarının onur ve şerefini korumalı, kocasına sevgi ile bağlanmalıdır.

    Erkek ise, Allah’ın kendisine bir emaneti olan hanımını hoş tutmalı, ona nazik davranmalı ve merhamet duygusuyla hareket ederek ailesini korumaya ve geçimini sağlamaya çalışmalıdır. Çalışmayan ve evine ekmek getirmeyen kişi, gittikçe evine sorun, sıkıntı ve sefalet getirmeye başlar. Böylece büyüklerimizin de dediği gibi, “sefalet kapıdan girince, saadet bacadan kaçar.” Erkek, evine her zaman güler yüzle ve selam vererek girmeli; eş ve çocuklarının meşru istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmeli, ev işlerinde eşine yardımcı olmalıdır. Hz. Aişe’ye Peygamber Efendimiz’in evdeki hali sorulduğu zaman,
    “Ev halkına işlerinde yardım ederdi; elbisesinin söküğünü diker, ayakkabısını tamir ederdi; ezanı işitince de namaza çıkardı.”
    Buharî, Nafakât, 8
    demiştir.

    Aile içerisinde yer alan kadın ve erkekten her biri kendi anne, baba ve akrabalarını nasıl seviyor ve onlara nasıl hürmet ediyorlarsa, eşinin ana-baba ve akrabalarına da aynı saygı ve hürmeti göstermelidir.

    Aileyi meydana getiren temel unsurlardan biri de çocuklardır. Çocuğun yetişmesinde başta anne ve baba olmak üzere, ailede bulunan herkes onlara güzel örnek olmalıdır.
    Hutbemi Kerim Kitabımızda yer alan şu dua ile bitirmek istiyorum;
    Bismillahirrahmanirrahim
    25.74“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”
    Sadakallah!

    Bekir KALE
    Wetter Eyüp Sultan Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #180
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hayra vesile olmak

    Selam!

    Değeli Mü’minler!
    Efendimiz (s.a.s) bir gün ashabı ile birlikte namaz vaktini beklemekteydi. Derken bir grup insan çıkageldi. İhtiyaç sahibi oldukları her hallerinden belliydi. Onların bu durumunu gören Efendimiz, namazdan sonra herkesin imkânı ölçüsünde yardımda bulunmasını, bu misafirlere duyarsız kalınmamasını emretti. Kısa bir süre sonra sahabeden biri elinde bir yardım ile geldi. Bunun üzerine diğerleri de harekete geçti ve azımsanamayacak miktarda yardım toplandı. Bu manzara karşısında sevinçten yüzü parlayan Rahmet Peygamberi şöyle buyurdu:

    “Her kim güzel bir davranışa vesile olursa, hem kendisi sevap kazanır, hem de onu yapanların sevaplarından nasibini alır. Her kim de kötü bir davranışa çığır açarsa, hem kendi günahını hem de kendisinden sonra onu yapanların günahlarını yüklenmiş olur.”
    Müslim, Zekât, 69.
    Efendimiz bu sözüyle, hayra öncülük eden sahabeyi övüyordu. O, aynı zamanda hayırlı işlerde yarışmanın değerini vurguluyor, kötülük ve kötülüğe sebep olma konusunda bizleri uyarıyordu.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Biz müminler, Yüce Yaratanımızın lütfu ile her şeye hikmet ve ibret nazarı ile bakarız. Mümin şuuru ile düşünür, mümin basireti ile görmeye çalışırız. Ancak hayatta öyle durumlar karşımıza çıkar ki hakkımızda hayırlı mı hayırsız mı olduğunu kavrayamayız. Bu nedenledir ki, Rabbimizden her şeyin hayırlısını diler, hayırsız olanlardan yine O’na sığınırız.
    Çünkü Rasûlullah Efendimiz, bizlere sürekli hayır işlemeyi ve hayra vesile olmayı emretmiştir. O,
    “Hayra aracılık eden, o hayrı işleyen gibi sevap kazanır”
    Tirmizî, İlim, 14.
    sözüyle de aynı zamanda hayırlı hizmetlere öncülük etmeyi teşvik etmiştir.
    Hayra vesile olmak denildiğinde sadece maddiyat akla gelmemelidir. Bu, herkesin gönlüne ve gücüne göredir. Hayra vesile olmak, bazen yolunu kaybetmiş birine yol göstermek, bazen de boynu bükük bir mazlumun ümidi olabilmektir. Kimi zaman da darda olan kardeşlerimize duada gizlidir.

    Değerli Kardeşlerim!
    Bismillahirrahmanirrahim
    5.2.“İyilik ve Allah’a karşı gelmekten sakınma hususunda yardımlaşın. Günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın.”
    Sadakallah!
    ayetinde belirtildiği gibi, kendimizi ve kardeşimizi Rabbimizin rızasına ulaştıracak her türlü düşünceye, söze ve işe yönlendirmek müminin görevidir.

    Kardeşlerim!
    Öyleyse geliniz, hayırlı hizmetleri sadece desteklemekle kalmayıp, bu hizmetleri daha ileri götürmek için gayret edelim. Hayırlı işlerin yanında olalım ki, hayırla hatırlanalım. İyilik ve güzellikleri çoğaltalım ki güzel olana kavuşalım. Hutbemizi, Efendimizin şu duası ile sonlandıralım:
    “Allahım! Senden doğru söyleyen bir dil, sana teslim olan bir kalp istiyorum. Her zararlı şeyin şerrinden sana sığınıyor, her hayırlı şeyi istiyorum. Her günah için beni bağışlamanı diliyorum."
    Tirmizî, Deavât, 23.

    DİTİB Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Bu Gun CUMA!!!
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 92
    Son mesaj: Dün, 11:13 PM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. ATATURK ve BALIKESİR HUTBESİ
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-10-2009, 02:00 PM
  5. Veda hutbesı/ılk evrensel beyanname
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 17-07-2009, 04:43 PM
Yukarı Çık