+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
13. Sayfa, Toplam 19 BirinciBirinci ... 31112131415 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 121 ile 130 Toplam: 185

Cuma hutbesı-2

Din ve İnanç Kategorisinde ve Dini Dokümanlar Forumunda Bulunan Cuma hutbesı-2 Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla... 22.27. “İnsanlar arasında haccı ilan et

  1. #121
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hac Yolculuğundan Hak Yolculuğuna

    Selam!



    Kardeşlerim!

    Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    22.27. “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya, gerek de uzak yollardan binekler üzerinde sana gelsinler.”
    Sadakallah!

    Aziz Müminler!

    Yüce Rabbimizin lütfuyla yeni bir hac mevsimine erişmiş bulunuyoruz. Yıllardır hasretiyle yanıp tutuştukları Kâbe’ye kavuşmak, İslam’ın beş esasından biri olan hac ibadetini yerine getirmek üzere kardeşlerimizi kutsal topraklara uğurluyoruz. Bu vesileyle bütün müminlerin yapacakları haccın makbul ve mebrur olmasını Rabbimden niyaz ediyoruz.

    Muhterem Kardeşlerim!

    İbadetler, Müslüman kalma şuurumuzu diri tutan ve bizi Allah’a yaklaştıran kulluk görevlerimizdir. Hac ibadeti de niyetin karara, kararın eyleme dönüşmesinin adıdır. Hac, ihram, telbiye, mikât, tavaf, sa’y, vakfe ve kurban ile adeta bir semboller haritasıdır. Bu sembollere yüklenen anlamlar bilinerek ve hikmeti kavranarak yerine getirilecek bir hac, insanı baştan aşağı değiştirip yeniler. Şartlarına uygun ve her türlü kötülükten uzak durularak yerine getirilen hac, mümini günahlarından arındırır. Efendimiz (s.a.s)’in ifadesiyle böyle bir Haccın karşılığı da cennettir.

    Kardeşlerim!

    Hac, tam anlamıyla Âlemlerin Rabbine teslimiyettir; Allah’a itaatkâr, sadık bir kul olmaya adanıştır. Hac,
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    2.156.“Allah’tan gelip O’na dönecek”
    Sadakallah!
    olmanın idraki ile kulun Rabbine yönelişidir; sadece O’nun emri olduğu için ve yalnızca O’nun hoşnutluğunu kazanmak üzere yola koyulmasıdır. Bu yolculukta gaye, Kâbe’den öte Kâbe’nin sahibinin rızasına kavuşmaktır. Âşıkla maşukun, sevenle sevilenin vuslatıdır hac. Allah’ın muhabbetiyle Allah’ın evini ziyaret etmek, mümin için ne yüce bir şereftir. “Rahman’ın misafiri” olarak anılmak, hac yolcusu için ne büyük bir onurdur.

    Hac, büyük bir imtihandır. Bu ibadet boyunca mümin, bedeniyle, malıyla ve tüm benliğiyle Allah yolunda zorlu bir mücadeleden geçer. İnsanlarla ilişkisinde sabır ve sükûnetle hareket etmeye, ahlaki bir olgunluk sergilemeye çaba gösterir. Bu yönüyle hac, müminlere sabrı, fedakârlığı, cömertliği öğretir.

    Kardeşlerim!

    Hac, aynı zamanda bir arınmadır. Mümin, hac ibadetiyle Allah’ın nazargâhı olan gönül evini dünyevi hırs ve tutkuların, nefsani ve şehevi arzuların esaretinden, haset, kin ve nefret gibi kötü duyguların işgalinden kurtarıp arındırır. Böylece tertemiz olan Beytullah’a tertemiz bir gönülle yönelir.

    Hac, kardeşlikte buluşmadır. Dilleri, renkleri, ırkları, kültürleri farklı olsa da gönülleri bir, niyet ve gayeleri bir milyonlarca mümin, her yıl İslam kardeşliğinin manevi atmosferinde bir araya gelir. Haccın her adımında,
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    49.10. “Müminler ancak kardeştirler.”
    Sadakallah!
    âyeti adeta yeniden can bulur ve mümin gönüllere can verir.
    Hac, takvadan başka bir üstünlük olmadığı gerçeğini bizlere gösterir. İnsanların tenlerinin rengine göre ayrıldığı, makam, unvan ve statüye göre değerlendirildiği bir dünyada hac bütün bu farklıları ortadan kaldırır. İslam ümmetinin bir ferdi olmakla mümin, ne kadar geniş bir ailenin mensubu olduğunu hacda yakinen müşahede eder.

    Aziz Kardeşlerim!

    Bu gün elinde olmayan sebeplerden dolayı her isteyenin hacca gidemediği malumdur. Şunu unutmayalım ki; hacca gidebilmenin sevinci ile gidememenin üzüntüsü arasında Allah katında, hiçbir fark yoktur. Öyle hüzünler vardır ki o hüzünler, kimi zaman Allah katında nice sevinçlerden daha üstündür. Peygamberimiz (s.a.s),
    “Ameller, niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır”
    Buhârî, Bedü’l-vahy, 1.
    buyurmuştur. O halde, önemli olan niyetimizdir. Yüreğimizde Kutlu Belde’ye karşı olan sevginin, hüznün hiçbir zaman eksik olmamasıdır. Mühim olan, Kâbetullah’a muhabbetimizi ve sevdamızı muhafaza edebilmektir. Asıl üzülmemiz gereken, yüreğimizde yönümüzü ve istikametimizi belirleyen kıblemize karşı sevgi ve muhabbetimizin yok olmasıdır.

    Değerli Kardeşlerim!

    Hacca gidebilsek de gidemesek de samimi bir iman, teslimiyet ve sadakat içinde, ruhen, kalben ve lisanen Allah’a kul olmaya gayret edelim. Hac yolcusu olamasak da Hak yolcusu olduğumuzu bir an bile unutmayalım. “Sayılı günler” içinde eda edilen hac biter ama kulluk bir ömür boyu devam eder. Ancak bu dünyada ne kadar yaşarsak yaşayalım, bu ömür de hac günleri gibi sayılıdır. Öyleyse geliniz, bu gerçeği idrak ederek fâni olan dünyaya bağlanmak yerine Bâkî olan Allah’a yönelelim. Rabbimizin huzuruna temiz bir yüzle çıkabilmek ve hesabını verebileceğimiz bir hayat yaşamak yegâne gayemiz olsun. Cumanız mübarek olsun.

    Hazırlayan: Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  2. #122
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Yaralı Gönüller: Mülteciler

    Selam!

    ِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ


    Aziz Kardeşlerim!

    Bugün İslam dünyasının içinden geçtiği ağır ve vahim süreç hepimizi derin bir üzüntüye boğarken, Müslüman toplumlardaki iç çekişmeler giderek şiddet ve çatışmaya dönüşmekte, sayısız insan göçe zorlanarak mülteci olmaktadır. Maalesef, düne kadar her biri selam ve eman yurdu olan İslam şehirleri bugün kaosla, çatışmayla ve ölümle anılır olmuştur. İslam ülkelerinde yaşananlar milyonları yurtlarından etmekte ve bunun sonucu olarak masum nice insanlar mülteci sıfatıyla acı dolu bir hayatı göğüslemeye mecbur bırakılmaktadır.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Son yıllarda Suriye başta olmak üzere şiddet, çatışma ve yoksulluğun yaşandığı ülkelerden milyonlarca mülteci, dünyanın çeşitli ülkelerine sığınmaya çalışmaktadır. Yüzyıllar boyunca aynı tarihi, kültürü, coğrafyayı ve değerleri paylaştığımız, aynı medeniyet havzasında birlikte var olmuş kardeş topluluklar olarak silinmez hatıralar biriktirdiğimiz bu kardeşlerimizin yardım çığlığı Anadolu’yu ve Balkanları aşarak Almanya’ya kadar ulaşmış bulunmaktadır.
    Şimdi, Cenab-ı Hakk’ın
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    49.10.“Müminler, ancak kardeştirler”
    Sadakallah!
    ayetiyle bizlere kardeş yaptığı bu muhacirleri bağrımıza basma zamanıdır. En az maddi yardımlar kadar manevi desteğe de ihtiyacı olan bu kardeşlerimiz için sadece yiyecek ve giyecek temin etmekle kalmayıp yüreğimizi açmanın, sevgimizi paylaşmanın, onlara güveni ve merhameti tattırmanın vaktidir. Onlar başlarına gelen sıkıntılardan dolayı zorunlu olarak buralara sığındılar. Belki canlarını kurtardılar, bedenleri için birer sığınak buldular ama ruhlarının aldığı yarayı tedavi edebilmeleri ancak bizim yardımlarımızla mümkün olacaktır. Kardeşlik ahlakımızı ve hukukumuzu bir daha hatırlayalım.

    “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
    Hâkim, II, 15; Heysemî, VIII, 167
    buyuran, Peygamberimiz’i (s.a.s.) dinleyelim. Unutmayalım ki, bizim Müslümanlığımız ve dindarlığımız da bu elim hadiselerle imtihan edilmektedir.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Bütün bunların yanında, asırlardır milletimizin en önemli harcı olan kardeşliğimiz son günlerde tekrar bir kez daha hedef alınmıştır. Birçok mihrakın güdümünde olan gözü dönmüş terör, ülkemizin huzurlu havasını ortadan kaldırmak üzere yeniden harekete geçmiştir. Neredeyse her gün bir şehit haberi, milletimizin ve anaların yüreğini dağlamaktadır.

    Geliniz, İslam beldelerinin ateş çemberine dönüştürüldüğü şu günlerde her türlü saldırı, oyun, tuzak ve plan karşısında birbirimize Ensar ve Muhacir olalım. Provokasyona gelmeyelim. Birlik ve beraberliğimize zarar verecek davranışlardan uzak duralım. Sabrımızı ve metanetimizi koruyalım.
    Bu duygu ve düşüncelerle hutbeme son verirken, vatan, bayrak, millet ve mukaddes değerler için hayatının baharında toprağa düşen kahraman şehitlerimize Yüce Allahtan rahmet, gazilerimize acil şifalar, ailelerine ve milletimize de sabr-ı cemil diliyorum. Unutmayalım ki; onlar, sadece anne ve babalarının, ailelerinin değil, aziz milletimizin şehit ve gazileridir.
    Cumanız mübarek olsun.

    Muammer ŞAHİN
    Köln DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  3. #123
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kurban ibadeti

    Selam!

    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلٰـكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْ ...


    Değerli Müminler!
    Dilleri, renkleri, ırkları, kültürleri farklı ama gönülleri bir, niyet ve gayeleri bir, milyonlarca müminin, her yıl İslam kardeşliğinin manevi atmosferinde bir araya geldiği yeni bir fırsat mevsimine kurban ve hac günlerine kavuşmuş bulunuyoruz.

    Özünde nimetlere şükür ve Allah'a yakınlaşma vesilesi olan kurban ibadeti, Hz. Peygamber (s.a.s)’in Medine'ye hicretinin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Bu nedenle o tarihten günümüze kadar bütün Müslümanlar kurban ibadetine büyük önem vermişler ve onu İslamiyet'in ayrılmaz bir parçası ve Müslümanlığın vazgeçilmez bir sembolü olarak kabul etmişlerdir.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Allah katında makbul olan ibadet, çıkar düşüncesi olmadan sadece rıza-i ilahi için samimi bir niyet ve ihlâsla yapılandır.
    Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    22.27. “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; Allah’a ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.”
    Sadakallah!
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de şöyle buyuruyor:
    “Âdemoğlu kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlemez.”
    Tirmizî, Edâhî, 1.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    İbadetlerde fert ve toplum için maddî ve manevi pek çok faydalar vardır. Mesela kurban ibadetini yerine getirmekle insan bir taraftan Allaha teslimiyetini ifade ederken, diğer taraftan toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunun canlı tutulmasına katkı sağlamış olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen fakirlere dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, eş, dost ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de eve ayrılmasını tavsiye etmiştir. Ancak ailenin ihtiyaç durumuna göre etin tamamının evde bırakılmasında bir mahsur bulunmamakla beraber, toplumda muhtaçların arttığı şu dönemde kurban etinin ihtiyaç sahipleri ile paylaşılması daha uygun olacaktır.

    Değerli Kardeşlerim!
    Her ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Büyükbaş hayvanlar yedi kişiye kadar ortaklaşa, küçükbaş hayvanlar ise bir kişi tarafından kurban edilebilmektedir. İlke olarak kurban için küçükbaş hayvanlar bir, büyükbaş hayvanlar ise iki yaşını doldurmuş olmalıdır. Ayrıca sağlıklı olmayan, hasta, topal, tek gözü kör, zayıf ve cılız olan hayvanlar kurban edilmemektedir.

    Dinimiz, her davranışımızda iyiyi, şefkati, merhameti ve letafeti emreder. Dolayısıyla mümin, kurbanlık hayvana da şefkatli olmalı, ona eza vermekten sakınmalı, dinimize ve Müslümanlara zarar getirecek olumsuzluklara fırsat vermemelidir.

    Değerli Müminler!
    Kurban, uzaklardaki ihtiyaç sahibi kardeşlerini unutmamaktır. Onlarla gönül birliği kurmak, bir kurbanla da olsa gönüllerini kazanmaya çalışmak, binlerce kilometre uzaktaki kardeşleriyle bir olmanın, birlikte olmanın en önemlisi ise ümmet olmanın mutluluğunu yaşamaktır.

    Bu vesileyle Müşavirliğimizce yürütülen vekâlet yoluyla kurban kesim organizasyonuna bağış kabulü, makbuz karşılığı Din görevlilerimize elden teslim edilmek kaydıyla Bayramın birinci gününe kadar devam edecektir. Ancak cemaatimizin havale yoluyla bankadan göndereceği kurban vekaletleri için son gün 21 Eylül 2015 Pazartesi günüdür. Siz değerli cemaatimizin bu organizasyona destek vererek gönül coğrafyamızdaki ihtiyaç sahiplerini sevindirmenizi bekliyoruz. Konuyla ilgili cami görevlilerimizden bilgi alabilirsiniz.

    Rabbim, keseceğimiz kurbanlarımızı kabul eylesin. Kurbanlarımızın birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızın pekişmesine, ülkemizde ve İslam coğrafyasında barış ve huzurun hâkim olmasına vesile eylesin.
    Cumanız mübarek olsun.

    Muammer ŞAHİN
    DİTİB Merkez Cami Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #124
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kulluk Görevimiz, Şükür

    Selam!

    ِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُواْ لِلّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Yüce Allah, kâinatın en şerefli varlığı olan insana yeryüzünde ayrıcalıklı bir konum vermiş ve bunun bir sonucu olarak sayısız maddi ve manevi nimetler lütfederek bizleri şereflendirmiştir.

    Bütün mahlûkatı yaratan Rabbimiz cömertlikte eşsizdir. O’nun gece gündüz demeden verdiği nimetler saymakla bitmez, tükenmez. İçtiğimiz sudan, tattığımız nimetlere kadar, bindiğimiz vasıtalardan, kullandığımız teknolojik ürünlerden, giydiğimiz kıyafetlere kadar her şey ama her şey onun bize bahşettikleridir. Gözümüz, kulağımız, gönlümüz, elimiz, ayağımız, aklımız, sağlığımız hep O’nun ikramıdır.

    Değerli Kardeşlerim!
    Bize hayatımızı, evlâdımızı, evimizi, barkımızı, malımızı, mülkümüzü, kısacası her şeyimizi bağışlayan Allah’a ne kadar teşekkür etsek az değil midir? Aslında insanın şükretme ihtiyacı yaratılışı gereğidir. Tertemiz fıtratını koruyan her insan, kendisine küçük bir iyilik yapana karşı bile vicdanen bir teşekkür borcu hissediyorsa, bütün nimetleri ikram eden Yaratanına karşı Hamd ve şükretmemesi nasıl düşünülebilir?
    Yüce Yaratıcının ihsan ettiği bütün bu nimetlere karşı bizden beklediği de samimi bir kalp ile O’na yönelmemiz, nimetlerinin kıymetini bilmemiz ve kendisine şükredip kullukta bulunmamızdır. Bu konuda Yüce Rabbimiz
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    2.172“Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin”
    Sadakallah!
    buyurmaktadır.

    Sevgili Peygamberimizi ayakları şişinceye kadar ibadete yönlendiren işte bu Allah’a şükretme duygusudur. Ne mutlu bizlere ki, biz bütün günahları bağışlandığı halde Rabbine şükretmekten asla vazgeçmeyen, daima minnettar bir kul olma gayretinde olan ve bu durum kendisine sorulduğunda
    “Ben şükreden bir kul olmayayım mı?”
    Buhâri, Teheccûd, 6
    diye cevap veren bir Peygamber’in ümmetiyiz.

    Aynı şekilde, O sevgililer sevgilisi (s.a.s), bizlere şükrün Müminin temel özelliklerinden biri olduğunu bakın nasıl haber vermektedir:
    “Mü’min’in her hali kendisi için bir hayır sebebidir. Böyle bir özellik sadece Mü’min’de vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için bir hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa, sabreder; bu da onun için bir hayır olur. ”
    Müslim, Zühd,64

    Değerli Kardeşlerim!
    Şükür, aslında bir kulluk bilinci, bir yaşama biçimidir. Kur’an’ın ifadesi ile Allah’a kul oluşun bir gereğidir. Bütün bunlara rağmen, Yüce Allah (cc),
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    34.13.“Kullarımdan şükredenler pek azdır.”
    Sadakallah!
    buyurarak, biri “şükür/teşekkür”, diğeri “küfür/nankörlük” olmak üzere gösterilen iki yoldan, şükür yoluna sımsıkı sarılmamızı ve şükreden bir kul olmamızı emretmektedir.
    Unutmayalım ki, çağdaş dünyanın bize dayattığı ve İslam’ın temel ahlaki ve sosyal değerleri ile taban tabana zıt olan her türlü bencillik, hırs, daha da fazla tüketme şımarıklığından kurtulmak ve bizi kulluğumuzdan uzaklaştıracak bu problemlerle baş edebilmek ancak İslam’ın sunduğu ahlak sınırlarını muhafaza edebilmek ve şükür insanı olabilmekle mümkündür.
    Hutbemi Sevgili Peygamber efendimizin bir duası ile bitirmek istiyorum.
    “Allah’ım! Sen’i anıp zikretmek, nimetine şükretmek, Sana lâyık ibadet etmek için bizlere yardım eyle.”
    Ebu Dâvût, Vitir,26

    Bizi tekrar Kurban bayramına ulaştıran Rabbimize hamd ediyorum.
    Ayrıca cemaatimizin içinden henüz bayramlaşmadığımız kardeşlerimizin
    bayramını ve Cumanızı da tebrik ediyorum.
    Musluman:
    Cuma gunun hayirlara vesile olsun!
    Bayramin mubarek olsun!

  5. #125
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cemaatle Namaz Kılmanın Önemi

    Selam!

    Aziz Mü’minler!
    Geçmişten bugüne hak-batıl bütün dinlerin bir ibadet mekânı olmuştur. Müslümanların ibadet mekanı da camilerdir. Cami; dağınık olanları toplayan, ayrı olanları birleştiren, bir araya getiren demektir. Camiler, gönülleri birleştirdiği, mü’minleri bir araya getirdiği ve onlara topluca ibadet yapma imkânı sunduğu için bu ismi almıştır. Cami kelimesinin Kuran ve sünnetteki karşılığı mescittir. Mescit; secde edilen yer demektir. Secde anı, mü’minin yaratıcısına en yakın olduğu zaman; cami de en yakın olduğu mekândır.

    Camiler;
    bizleri ayıran, aramıza sınırlar koyan yerler değil, aksine bizleri birleştiren, kırık kalpleri tamir eden yerlerdir.
    Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir.
    Buralara güzel ve temiz elbiselerle gelinir.
    Camilerin temizliğine dikkat edilir.
    Camiler, kirli kanı temizleyen akciğerler gibi, mü’minleri günahlarından arındırır.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz (sav), cemaatle namaz kılmaya çok önem vermiştir. Hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında cemaate katılarak Hz. Ebu Bekir’in arkasında namaz kılmaktan geri durmamış ve savaşta dahi cemaatle namaz kılmayı terk etmemiştir. Cuma ve Bayram namazları ancak cemaatle kılınır. Bu da cemaatin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bir araya gelip cemaat olmada; tanışma, kaynaşma, yardımlaşma, sevinç ve kederleri paylaşma, fakir-zengin, makam-mevki ayırımı olmadan beraber yaşama vardır. Zira Allah’ın yardımı cemaat olanlarladır.

    Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan 27 derece daha faziletlidir.
    Abdest alıp camiye giden mü’minin her iki adımına Allah’tan bir karşılık vardır.
    Adımlarının birinde günahları af edilir, diğerinde de ona sevap verilir.

    Müslüman,
    Camide abdestli ve cami adabına uygun olarak kaldığı müddetçe
    melekler onun af edilmesi ve ona namaz sevabı verilmesi için dua ederler.
    Karanlıkta, yani yatsı ve sabah namazları için camilere gidenlere kıyamet gününde bir nur verilecektir.
    Cemaate devam eden, şeytana galip gelmiştir.
    Cemaatten ayrılan ise, sürüden ayrılan koyun gibi mahvolmuştur.
    Sabah ve yatsı namazlarını camide cemaatle kılana, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap verilir.
    Kalbi camilere bağlı olan kimse, kıyamet gününde arşın gölgesinde olacaktır
    .Cemaate iştirak edenlere bu müjdeler verilirken, cemaatten uzak olanlar da çok sert bir şekilde ikaz edilmişlerdir.

    Aziz Mü’minler!
    Bizler de Yüce Allah’ın ve Rasülünün emir ve ikazlarına kulak vererek namazlarımızı camilerde kılmaya gayret edelim. Basit gerekçelerle bunu ihmal etmeyelim ve kendimizi kandırmayalım.
    Hutbemi başta okuduğum ayetin mealiyle bitiriyorum:
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    4.43.“(Ey Mü’minler!) Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rüku edenlerle beraber rüku edin.”
    Sadakallah!

    Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #126
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Hicret

    Selam!

    Muhterem kardeşlerim!
    İslâm âlemi olarak yeni bir hicrî yıla daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşamaktayız. Müslümanlar için bir dönüm noktası olan ve tarihte yeni bir sayfa açan hicret, Hz. Ali’nin teklifiyle Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. Bu vesileyle yeni hicrî yılınızı tebrik ediyor; hicrî 1437 senesinin ülkemiz, gönül coğrafyamız, İslâm âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
    Bilindiği gibi İslâm’ın yayılmaya başladığı Mekke döneminde Sevgili Peygamberimiz ve ilk Müslümanlar sürekli baskı ve işkencelere hedef oldular. Sosyal, ekonomik ve kültürel ambargoya maruz kaldılar. İlk Müslümanlar önce Habeşistan’a, sonra da Medine’ye hicret ettiler. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı kirâm, doğup büyüdükleri ve çok sevdikleri şehirleri Mekke ve Kâbe’den ayrılmak durumunda kaldılar.

    Kardeşlerim!
    Biz Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun kutlu elçisine gönülden bağlılığın bir ifadesidir. Hakka, hakikate, ilme, irfana ve en önemlisi medeniyete yapılan bir yolculuktur.
    Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsüdür. Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır hicret.
    Hicret, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, dostluk ve kardeşliğin ifadesidir. Kardeşine kucak açarak onunla evini, iş yerini, yiyeceğini ve varlığını paylaşmaktır. Kardeşini himaye etmek ve sahiplenmektir.

    Kardeşlerim!
    Aslında Medine’ye hicret, medeniyete hicrettir. Zira Peygamber Efendimiz’in hicretiyle Yesrib, Medine’ye dönüştü. Medine de medeniyet üretti. Rahmet Peygamberi (s.a.s), Medine’de kin, nefret ve intikam toplumundan bir sevgi ve merhamet toplumu meydana getirdi. Katı kalpli insanlardan, can taşıyan her varlığa, hatta eşyaya dahî şefkat ve merhametle muamele edecek bir toplum oluşturdu. Hem maddi hem manevi açıdan arındırdı onları. Çıkarcılığı, çapulculuğu ve fırsatçılığı revaçta olan bir topluma, kendisi için istediğini, kardeşi için de istemeyi, diğerkâmlığı ve kardeşliği öğretti. Komşusu aç iken tok gezilemeyeceğini gösterdi. Dürüstlüğü, güvenilirliği, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, hak ve hukuku, hakkaniyeti, eşitlik ve adaleti öğretti. İyiliği, güzelliği, hayrı, ahlâkı, samimiyeti, olgunluğu, takvayı gösterdi.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz, insanlara hizmette emanet ve mesuliyet bilincini, liyakati getirdi. İffetli ve ahlaklı bir toplum kurdu. İlim ve hikmete, hak ve hakikate, bilgi ve öğrenmeye âşık örnek bir nesil yetiştirdi. Fakirler, sahipsiz olmadıklarını; güçsüzler kimsesiz kalmadıklarını hep O’ndan, O’nun uygulamalarından öğrendi. Kısacası onlara temiz bir toplumun nasıl oluşması gerektiğini göstererek insan onurunu, insanca yaşamı, Müslümanlığı ve medeniyeti gösterdi.
    1400 küsur yıl önce Alemlere Rahmet Efendimiz’in rehberliğinde müslümanların Medine’ye hicretiyle yaşanan destansı Ensar-Muhacir Kardeşliği tarihsel rolünü oynayarak günümüz müslümanlarına yeniden ilham vermekte, dünyanın dört bir köşesindeki garip gureba ve mültecilerin kardeşçe bir araya gelmesini sağlamakta ve böylece nice umudunu yitirmiş insanların hayata tutunmasına vesile olmaktadır.

    Aziz kardeşlerim!
    Diğer yandan hicret manevi boyutuyla da dinamik bir hadisedir. Bu yönüyle bugün bizim için de bir hicret söz konusudur. Fakat bu hicret sadece göç edecek yer ve yurt aramak değil; her durumda daha iyinin, daha güzelin peşinde koşmak, İslâm’ı daha bir samimiyet içinde yaşamaya çalışmaktır. Hicret işte bu yolculuğun adıdır. Hz. İbrahim’in dediği gibi, hepimiz Rabbimize hicret etmekteyiz. Geçici olan bu dünyadan, ebedi olan gerçek âleme doğru göç etmekteyiz. Buradaki hicret, Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi, Allah’ın yasaklarını terk etmektir
    Ne mutlu hicret edenlere!
    Ne mutlu yüreklerinde hicret ruhunu taşıyanlara!


    Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #127
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Gün Birlik ve Beraberlik Günüdür!

    Selam

    Muhterem Kardeşlerim!
    Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz:
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    5.32. “Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.“
    Sadakallah!
    buyuruyor.

    Aziz müminler!
    Hac mevsiminin rahmet iklimi ve kurban bayramı sevincinin gölgesi henüz üzerimizdeyken Türkiye’mizde millet olarak hepimizi üzen ve derinden yaralayan menfur bir terör saldırısı yaşadık. Saldırıda pek çok masum insanımız hayatını kaybetti. Hayatlarını kaybedenlere Yüce Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

    Aziz Kardeşlerim!
    Bizler, bir insanı yaşatmanın bütün insanlığa can vermek olduğunu bildiren, insanları yok etmekle değil, yaşatmakla sorumlu tutan bir dinin mensuplarıyız. Bizler, masum bir insanın canına kıymanın bütün insanlığı öldürmeye eşdeğer olduğunu bildiren İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sas)’ın ümmetiyiz.
    İnandığımız bütün değerler bize gösteriyor ki hiçbir dünyevi hırs, çıkar ve ideoloji, bir insanı yaşatmaktan daha değerli olamaz.

    Değerli müminler!
    Âlemlerin rahmet kaynağı Efendimiz (s.a.s.), asabiyet ve cehaletin, bağnazlığın, kör taassubun zincirlerini kırarak; dilleri, renkleri, gelenek ve görenekleri farklı olmasına rağmen ‘iyilik ve takvada yardımlaşan’lardan bütün insanlığa örnek bir kardeşlik toplumu inşa etti.

    Müslümanlar olarak, Allah Resulü’nden devraldığımız bu kardeşlik mirasını yüzyıllarca yaşattık. Asırlarca yeryüzünün muhtelif coğrafyalarında bu kardeşlik anlayışını diri tutarak bu günlere geldik. Dünyevi çıkarların, güç mücadelelerinin, Kutlu Nebi’nin ardında bıraktığı bu örnek toplumu zedelemesine fırsat tanımadık. Etnik, siyasi, mezhep ve meşrep farklılığı bir ayrılık ve fitne unsuru değil önemli bir zenginlik kaynağı oldu. Dün olduğu gibi bugün de nice mazlum, mağdur ve masum insanların ümidi olduk.

    Kardeşlerim!
    Yaşanan menfur terör saldırıları sebebiyle, kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize zarar verecek düşünce ve davranışlardan uzak durmalı, metanetimizi korumalıyız. Küresel ölçekte fitne ve fesat amaçlı sergilenen oyunlarla asırlardır kardeş olmuş, komşu olmuş, dost olmuş, insanlarımız birbirine düşürülmek istenmektedir. Buna karşılık bize düşen, fitne ve fesat tohumları ekmeye çalışan odaklara hiçbir zaman fırsat tanımamaktır. Gün, birbirimize kenetlenme günüdür. Gün, birlik ve dirlik olma günüdür. Gün, birbirimizin acısına, gözyaşına ortak olma günüdür. Gün, vahşete ve teröre karşı uyanık olma günüdür. Milletimiz geçmişte olduğu gibi bugün de bütün bu badireleri sebatla, metanetle, sağduyu ile aşacaktır. Biliyor ve inanıyoruz ki tarih boyunca sahip olduğumuz yüce değerler etrafında kenetlendiğimiz müddetçe hiçbir güç birliğimizi dirliğimizi ve huzurumuzu bozamayacaktır. Daha güçlü ve huzurlu bir geleceğe bu birlik ve beraberliğimizle ulaşabileceğimizi asla unutmamalıyız.

    Ne demişti milli şairimiz Mehmet Akif; "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez."
    Hutbeme son verirken Ankara’da bütün milletimizi hedef alan menfur terör saldırısında evlatlarını, yavrularını kaybeden, analara, babalara ve milletimize başsağlığı diliyorum.

    Allah’ım ülkemizi ve milletimizi her türlü terör saldırılarına karşı muhafaza eyle. Terör şebekelerinin milletimizin arasına sokmak istediği fitneden, her türlü şerden fesattan hepimizi milletçe muhafaza eyle. (Âmin)

    Hazırlayan: Hutbe Komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #128
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Muharremin Hatırlattıkları

    Selam!

    Değerli Kardeşlerim!
    Mekanlar içerisinde özel mekanlar, zamanlar içerisinde de özel zamanlar vardır. Bu özel zamanlardan biri de, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in “Allah’ın ayı” olarak nitelediği Muharrem ayı ve bu ayın onuncu günü olan Aşure günüdür.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s), Medine’ye geldiğinde Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını öğrenmiş ve bunun sebebini sormuştu. Yahudiler, Allah’ın bugünde Hz. Musa’yı ve İsrailoğulları’nı düşmanlarından kurtardığını ve bu sebeple oruç tuttuklarını söylemişlerdi. Bunun üzerine Gönüller Sultanı,
    “Biz, Musa’ya Yahudilerden daha yakınız”
    Buhârî, Tefsir, 2.
    buyurmuş ve ashabına bugünlerde oruç tutmalarını tavsiye etmiştir.
    Ayrıca Ramazan orucundan sonra en faziletli orucun Muharrem ayında tutulan oruçlar olduğunu bildirmiştir.

    Kıymetli Kardeşlerim!
    Aynı zamanda hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, mü’minlerin gönüllerinde onulmaz yaralar açan elîm Kerbelâ olayına şahit olmuştur. Kerbelâ, Sevgili Peygamberimiz’in, isimlerini bizzat kendisinin koyduğu, “cennet gençlerinin efendileri”4 sözüyle taltif ettiği, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın iki ciğerparesinden biri olan Hz. Hüseyin Efendimizin ve yetmişten fazla müminin siyasi ihtiraslar uğruna şehit edildiği yerdir.

    Bu elim olay, Hz. Peygamber’i ve O’nun Ehl-i Beyti’ni seven bütün mü’minleri derinden yaralamış, kalplerimizi incitmiş; o günden bugüne
    bölgesi, kültürü, mezheb ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanları derin acılara sevk etmiştir. Hz. Hüseyin ve yakınları, haksızlığa ve zulme karşı onurlu direnişleriyle, doğruluk adına samimi yürüyüşleriyle, bütün müminlerin gönüllerini fethetmişlerdir. Resûlullah Efendimiz’in torunlarına bu zulmü reva görenler ise insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmişlerdir.

    Aziz Kardeşlerim!
    Bizler bu hâdisenin hüznünü yaşarken, aynı acıların bir daha tekrarlanmaması için; Muharrem’i doğru okuyup anlamaya, müspet sonuçlar çıkararak ibret almaya ve yüce Rabbimizin; “Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin.

    Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider...”5 emrine uygun hareket etmeye her zamankinden daha çok muhtacız.
    Muharrem ayını; Hz. Hüseyin’in uğrunda canını feda ettiği hak, adalet, rahmet, merhamet, müsamaha ve şefkat duygularının yeniden ihyâsı ve Müslümanların muhabbet, kardeşlik ve beraberlik duygularının güçlenmesi için fırsat bilmeliyiz.

    Nitekim Muharrem ayında yaşattığımız aşure geleneğimiz birlik ve beraberliğimizin, kaynaşma, paylaşma ve dayanışmamızın bir simgesidir. Tıpkı aşure aşında bir araya gelen farklı nimetlerin aynı ortak tada katkı sağlamaları gibi, milletimiz asırlardır sürdürdüğü gelenekle bugün de birlikte yaşamanın gereği olarak sevinç ve kederi, muhabbet ve meşakkati paylaşmaya devam etmektedir.

    Bu vesileyle, Rahmet Peygamberi’nin çiçeği, cennet gençlerinin seyyidi, ümmetin gözbebeği Hz. Hüseyin Efendimizi ve bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, şükran ve tazîm ile yâd ediyoruz.

    Ehl-i Beyt-i Mustafâ'nın muhabbetinin her daim yüreklerimizde bâki kalmasını, onlardan bize miras kalan insanî ve ahlakî erdemlerin zihin ve gönül dünyamızı tezyîn etmesini, bu değerler etrafında kenetlenen sevgi ve bağlılığımızın perçinlenmesini Yüce Rabbimizden diliyoruz.

    Hazırlayan: Hutbe komisyonu
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #129
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Vasat Ümmet Ve Özellikleri

    Selam!



    Aziz Kardeşlerim!
    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    2.143.“Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum olmanızı istedik ki [hayatınızla] tüm insanlığın huzurunda hakikatin şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin huzurunuzda ona şahitlik etsin.”
    Sadakallah!

    Okuduğum ayet-i kerimeden anlaşıldığına göre, Allah Teâlâ İslam ümmetine önemli sorumluluklar yüklemektedir. Daha hayırlı, daha adil, daha dengeli ve istikamet üzere olmak manasına gelen “vasat ümmet” olma özelliği de bu sorumlulukların en önemlilerindendir.

    Vasat olmanın zıddı, ifrat ve tefrit üzere olmaktır. İstenilen şeyden daha fazlasını yapmak ifrat, daha azını yapmak ise tefrittir. İfrat ve tefrit, makbul olmayan, dinimizin nazarında hoş karşılanmayan davranış biçimleridir. Makul olan ise itidal üzere olmaktır.

    Kıymetli Mü’minler!
    Vasat ümmet olmanın gereği olarak bizlerin, inançta, ibadette kısaca dünya ve ahiret işlerimizin tamamında aşırıya kaçmayarak daima itidal üzere olmamız gerekmektedir. Bundan dolayı ne dünya için ahireti ne de ahiret için dünyayı terk edebiliriz.

    Allah’ın azabından korktuğumuz gibi, rahmetinden de ümidimizi kesmemeliyiz.
    Harcamalarımızda aşırıya gidip savurganlık yapmadığımız gibi, cimrilik edip hayır yolunda harcamaktan da uzak durmamalıyız.

    Değerli Müslümanlar!
    Davranışlarımızda ve konuşmalarımızda aşırılıktan uzak durmalı; nerede, ne zaman, nasıl davranacağımızı iyi düşünmeli ve pişman olacağımız aşırı hal ve hareketler içerisine girmemeliyiz. Konuşulması gereken yerde konuşmalı, susulması gereken yerde susmalı, kısaca, az- öz ve hakkı konuşmalıyız.

    Yememizde-içmemizde israftan sakınmamız gerektiği gibi, zamanımızı da iyi kullanmalıyız. Nitekim, bir ayet-i kerimede israf edenler şeytanın kardeşleri olarak nitelendirilirken Asr suresinde de zamanı iyi değerlendirmeyen kimselerin dünyevî ve uhrevî büyük bir kayba ve hüsrana uğrayacakları ifade edilmiştir.

    Giyim ve kuşamımıza dikkat etmeli; çok pahalı ve lüks şeylerden uzak durduğumuz gibi, ibadetlerimizin sıhhatine zarar verecek ve bize yakışmayacak şeyleri giymekten de uzak durmalıyız.

    Kardeşlerim!
    Her şeyin hayırlı olanı vasat olanıdır. Aşırılık da, hafife alma da istenmeyen ve hoşnut olunmayan bir durumdur. Peygamber efendimiz (s.a.s), hiçbir aşırılığı onaylamamış ve bizleri şu şekilde uyarmıştır:
    “Dinde aşırı gitmekten sakının, zira sizden öncekiler dindeki aşırılıkları yüzünden helâk olmuşlardır.”
    Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 125.

    İbrahim DURMAZ
    Ehingen Mevlana Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #130
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kişilik intiharı; kibir

    Selam!



    Aziz Kardeşlerim;
    Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor;
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    17.37. “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma, çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri delebilir, ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.”
    Sadakallah!

    Kibir iki kısımdır: Birincisi, Firavun ve Ebu Cehil gibi Allah’a ve Peygamberine karşı kibirlenip küfre düşmek; ikincisi de insanlardan kendisini büyük görüp, onlarla alay ve istihza ederek günaha düşmektir.
    Kendini üstün, başkalarını küçük görme duygusu olan gurur ve kibir insana şeytandan kalmış kötü bir mirastır.
    Yüce Rabbimiz Lokman Suresi’nde şöyle buyurmaktadır.
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    31.18.“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.”
    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler!
    Müslüman’ın hayatı onurlu, izzetli ama bir o kadar da mütevâzî olmalıdır. Tevazu örnekleriyle dolu Sevgili Peygamberimiz’in hayatından sadece bir tanesini hatırlayalım: Hz. Peygamber (s.a.s), Abdullah b. Mes’ud, Bilâl’i Habeşî, Ammar b. Yasir gibi bazı yoksul ve kimsesiz sahabîlerin olduğu bir toplulukta bulunuyordu. Mekke’nin ileri gelen kibirli müşrikleri, Hz. Peygamber’le görüşmek istediklerini, ancak yanındaki yoksul Müslümanları uzaklaştırması gerektiğini söylediler. Çünkü hakir gördükleri yoksul Müslümanlarla bir arada bulunmak onların gururlarına dokunuyordu. Rasülullah, ‘ben Müslümanları kovamam’ cevabını verince, hiç olmazsa geldiklerinde ayağa kalkıp ayakta beklemelerini istemişlerdi. Hz. Peygamber, bu teklifi belki onların İslâm’ı kabul edecekleri umuduyla düşünürken Allah Tealâ’dan şu ikaz gelmişti;
    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
    6.52. “Rab’lerinin rızasını isteyerek, sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.”
    Sadakallah!

    Aziz Müslümanlar!
    İnsanoğlu bu dünyaya geldiğinde, övünme sebebi saydığı imkanların hiçbirisine sahip değildir.Yüce Allah’ın bir bağışı olarak sonradan sahip olduğu şeyler ise esasen kendisine ve özüne ait değildir. Asıl yurdu olan ahirete göçerken de dünyaya ait her ne varsa bırakacak, kendi özüne ait olan kalbindekilerle gidecektir.

    Değerli Kardeşlerim!
    Kibir manevi bir hastalıktır. Kibrin kalpten sökülüp atılmasının yegâne çaresi haddini bilmektir. Bundan dolayı insan; aczini ve kusurunu idrak etmeli, büyüklük ve azametin sadece Allah’a ait olduğunu bilmeli ve kulluk vazifesini yerine getirerek bu hastalıktan kurtulmalıdır. Bilmeliyiz ki, kibir ve gurur yerine tevazu göstermek insanı daha fazla yüceltir ve itibar sahibi yapar.
    Hutbemi Sevgili Peygamberimiz’in bir hadisi ile bitirmek istiyorum;
    ‘Müslüman’ın kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter’
    Müslim, Birr 32

    Ali Kemal SEYİS
    Berlin DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Bu Gun CUMA!!!
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 91
    Son mesaj: 02-12-2016, 09:16 AM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. ATATURK ve BALIKESİR HUTBESİ
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-10-2009, 02:00 PM
  5. Veda hutbesı/ılk evrensel beyanname
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 17-07-2009, 04:43 PM
Yukarı Çık