Belh’in Güvercinleri güvenilir bir kaynak ve akıcı bir üsluba sahip

Emin Hoca, “biraz renk verdim ama kendimden hiçbir şey katmadım” diyor eseri için. Eser 176 sayfalık bir kitap. Emin Hoca kitabı 500 sayfa da yazabileceğini ama büyük kitapları kimsenin okumadığını, kütüphanelerine kaldırdıklarını söyleyerek kitabın hacminin neden az olduğunu açıkladı.
Kitabın hacmi küçük olsa da içindeki bilgiler Mevlana Hazretlerinin hayatının bir özeti gibi. Kitapta Hz. Mevlana’nın hayatı, doğduğu mekânın ve çağın özelliklerinden başlanarak, kronolojik bir sıra izlenerek yazılmış. Biyografi gibi görünse de aslında tam bir biyografi sayılmaz. Edebî türlerin birçoğunu içinde barındırıyor. Hem roman hem hikâye hem şiir hem deneme tadı var.
Belh’in Güvercinleri ilmî bir kitap değil. Emin Işık Hoca bu kitabı yazmak için Mevlana’nın hayatıyla ilgili yazılan birçok eser okuduğunu, bunun için istese kitabın ilmî bir kitap olabileceğini ama ilmî kitapların da kalın kitaplar gibi okunmadığını, ilmin özgül ağırlığı fazla olduğundan dolayı insanlara ağır geldiğini söyledi. Konusu Hz. Mevlana olunca üslup da hazretin üslubu gibi olmuş. Anlaşılır ve sade bir dille yazılmış, zevkle okunacak bir kitap.
Yazar, Mesnevi’den hareketle Mevlana Hazretlerinin tasavvuf anlayışından da bahsetmiş. Tasavvufu o kadar anlaşılır bir dille anlatmış ki Emin Işık Hoca, sohbet esnasında anlattığı bir anekdot kendisi için de geçerli sanırım. Sadrettin Konevi Hazretleri bir gün Hz. Mevlana'ya, “Üstad böyle zor konuları nasıl basit bir şekilde anlatıyorsun?” diye sorar. Hz. Mevlana ise Konevi'ye, “Sen de basit konuları nasıl böyle zor anlatıyorsun, bunu nasıl başarıyorsun?” der. Emin Işık Hoca da, yazdığı zatın hikmetinden olsa gerek, çok anlaşılır bir dille, bir solukta okunabilecek bir eser yazmış.

Ten kafesinde beslenen dört kuş ve temsil ettikleri kötü huylar neler?

Sohbet esnasında Hz. Mevlana’nın hayatıyla ilgili birkaç kesite de yer verdi Emin Hoca. Bunlardan biri şöyle: Hz. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled, bir gün sabah namazını babasıyla kılmak ister. Birlikte namaza dururlar. Sultan Veled namaz esnasında o kadar büyük bir basınç hisseder ki namaz biter bitmez dışarı atar kendini. Babasına hissettiği bu basıncın sebebini sorduğunda Mevlana Hazretlerinin cevabı şöyledir: “Evlat bazen biz O’na gideriz bazen de O bize gelir. O bize geldiği zaman işte böyle olur.”
Kitaptan küçük bir bölümü de paylaşmak isterim. Mesnevi fabl tarzında yazıldığı için kahramanların birçoğu hayvandır. Bu hayvanların hepsi insanın bir özelliğini temsil eder. Belh’in Güvercinleri’nin “Ten Kafesinde Beslenen Dört Kuş” başlıklı son kısmında Mesnevi’deki hikâyelerde yer alan dört kuşun temsil ettiği dört kötü huydan bahsediliyor. Bunlardan ilki horoz. Horoz, şehvetin ve çok eşliliğin sembolü. Kaz, hırsın ve doymak bilmeyen aç gözlülüğün; karga, sonu gelmez isteklerin; tavus kuşu ise makam ve mevki tutkusunu temsil ediyor.
Emin Işık Hoca sohbeti şu sözlerle bitirdi: “Her insan için sevilmek ihtiyaçtır. Allah için haktır.”
Sohbet programını İstanbul Tasavvuf Araştırmaları Merkezi düzenlemişti. Emin Hoca kitaptan bahsederken ben, “Çıkışta kitabı nereden alırım?” diye düşünürken program sonunda katılımcıların tam***** kitap dağıtıldı.

*kitabı okumak nasip oldu. Gerçekten çok akıcı ve güzel bir eser. Tavsiye ederim...