Selam!



O dönem kaynaklarında Hz. Muhammed

Kutsal Kitab'ın 1inci Krallar, 14üncü Babın tefsirinde şu ifadelere yer veriyor.
- Mesih bizim hatalarımız ve günahlarımız yüzünden, Arapların elinden bize bela yağdırıyor...
Süryani Ortodoks Edessa Papazı Yakub (640-708)'


Yedinci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı kabul edilen kronikinde, şu ifadeler de dikkat çekiyor:
- Muhammed tüccarlık yaparken Şam'a, Filistin'e ve diğer komşu ülkelere seyahat ediyordu....
Yedi yıl Araplara krallık yaptıktan sonra yerine Ebubekr geçerek, iki yıl da o krallık yaptı...

The Quest of Historical Muhammad, s. 32; Robinson, a.g.e., s. 49.

Başka bir kaynağa bakıyoruz ve 8inci yüzyıla ait Thomas Presbyter'e (640) atf edilen
Süryani bir el yazması ile karşılaşıyoruz:
- 945 yılında (634)... Muhammed'in Arapları ile Romalıların arasında, Gazze'nin 12 mil doğusunda bir savaş oldu.... Araplar tüm bölgeyi yağmaladılar.

Aynı eser de:
- 4 Şubat 634 sabahın erken saatlerinde Bizanslılar ve Muhammed'in Arapları arasında bir mücadele başladı.

Yine aynı eserin bir başka bölümünde
- 947 yılında ( 635 - 636)... Araplar Suriye'yi ele geçirdiler ve İran'ı feth ettiler, denildiğini görüyoruz.

Ermeni Rahip Sebeos tarafından 660'lı (656-661) yıllarda yazıldığı ileri sürülen ve Ermenice yazılmış olan döküman da, beşinci yüzyılın sonundan başlayıp, 661'e kadar Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Hz. Muhammed'in adı bu kaynakta "Mamet" olarak geçmekte ve Emevi Halifesi Muaviye'nin zaferi üzerine, Muhammed'in ağzından şöyle seslenmekte Sebeos:
- Siz İbrahim'in çocuklarısınız ve Tanrı, İbrahim ve onun soyuna verdiği sözü sizinle yerine getirmek istiyor. İbrahim'in Tanrısını sevin ve babanız İbrahim'e verilen bu toprakları, gerekirse, mücadele ederek alın. Size kimse karşı koyamayacaktır, çünkü Tanrı sizlerle.
Bu vakayinâme F. Macler tarafından Historie d’ Heraclius başlığıyla Fransızca’ya tercüme edilerek 1904’te yayınlanmıştır. 1999 yılında da Armenian History Attributed to Sebeos adı altında Robert W Thomson, J.D.Howard-Johnston ve Tim Greenwood tarafından İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Doğu Suriye'li bir Rahip tarafından kaleme alınan (670 - 680) metin de, Arapların Bizanslılara karşı zaferi de şu sözlerle anlatılmaktadır:
Gerçekten, İsmail'in evlatlarının, iki krallık (Bizans ve Sasanlar) üzerine başardıkları zafer, aslında o güne kadar bunlara izin vermeyen Tanrı'nın zaferidir.Onun için bu zafer, Araplara değil, Tanrı'ya ait olan bir zafer. Bizim arayıp bulamadığımız İbrahim'in tapınağıdır burası. Şunu biliyoruz ki, İbrahim, zengin idi ve Kenanlıların arzularına uymak istemediği için, yalnız kalmayı yeğledi. Bunun için çöllere göç etti. Çadırlarda yaşayanların adeti olduğu gibi oraya bir tapınak inşaa etti, bu tapınağın üzerinde ibadet etti ve kurbanlar sundu. O yer, bu yerdir. Bu yerde Araplar ibadet ederken yeni birşey yapmıyorlar, tam tersine onlar, ataları olan İbrahim'den öğrendikleri gibi ibadet ediyorlar. Kutsal krallığının başı dediğimiz Hasor (Kuzey Kenan) Araplara aittir. İbrahim'in dördüncü oğlunun isminden esinlenerek (Madian) bu yere Medine ismini verdiler. Bu yer "Yatrib" olarakta anılmakta.
Chronike Minora (SSCO, Scriptoris Syri III 4)

"Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eseri de, Hz. Muhammed'i bir askeri lider olarak anlatır.
- İskenderin yılı 940'da Heraklius ve Bizanslılar Konstantinopel'e girdi. Muhammed ve Arapları'da güneyden yola çıkıp ülkeyi teslim almak istediler.
Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium („Chronica minora“ III) / İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 17

Mezopotamya'da yaşamış olan Keşiş Yohannes bar Penkaye, kendi sözleri ile "Arapların hakimiyetinin 67'inci yılında", yani 686-687 yılında kaleme aldığı eserinde ( Ktābā d-rēš mellē) bize şu bilgileri veriyor:
- Onlar (Araplar) Muhammed'in geleneğine öylesine sarılmışlarki, Onun (Muhammed'in) yasalarını kabul etmeyen ve emirlerini yerine getirmeyen herkesi ölüm cezasına çarptırıyorlar.
Kitap X-XV: A. Mingana: Sources syriaques, Bab 14-15. Mosul 1908. Oriens Christianus 87 (2003)


Yine "Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eserinde bulunan "Zuknin Kroniki de" :
O (Muhammed) onlara (Araplar'a) tek Tanrı'yı anlattı ve onlar ( Araplar) onun liderliği altında Bizans'a galip geldiler. Onlara , onların arzularına göre yasalar verdiği için, onu "Peygamber (orijinal metin de: nbîyâ)" ve "Tanrı'nın Elçisi (orijinal metin de:rasùlâ)" diye andılar.

Aynı Kronikin başka bir yerinde:
"Kan dökmeden, savaşmadan kazandılar...Onlara bu zaferi veren Tanrı'dır..."
Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium

A. Palmer, sekizinci yüzyıldan kalan bir metnin parçasını tercüme ettiği bölümde:
- O (Muhammed) 932 (620-621) yılında dünyaya geldi ... yedi yıl hükmetti... deniyor.

Emevi Halifesi Muaviye'nin zamanında kaleme alınan ve Kilise konularını ele alan
"Maronit Kroniklerin"de, Halife Ali ile alakalı şu kaynakların da yer alması oldukça ilginçtir:
- Ali, Muaviye'ye karşı savaşmak için tekrar hazırlıklara başladı, ama onlar onu Al-Hira'da ibadet ederken öldürdüler...
Maronit Kronikleri A. Palmer

İspanyol kronikleri diye anılan ama aslında İspanya'ya ait olmayan, 8inci yüzyıla ait olan küçük bir metin de,
Abdullah oğlu Muhammed'in, "büyük bir kabilenin soyundan" geldiğini ve "çok büyük bir alim" olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Arapların onu "Havari" ve "Tanrı Elçisi" olarak kabul ettikleri için büyük bir saygı ve derin bir sevgi besledikleri dile getiriliyor.
Claude Cahen, Note sur l'accueil des chretiens d'Orient a l'islam 53. 1954

Yine yedinci yüzyılın ortalarında yazılmış olan başka bir metinde şöyle deniyor:
- O sapıtmışlar sizi aldatıyor: ne oluyorsa o sapkınların emirleri yüzünden oluyor. Bu gerçek değildir. Aslında Muhammed'in arapları, Tanrı'nın acı çektiğini ve öldüğünü söyleyenlere yardım etmiyorlar...
Iso'yahw Patriarche III., Liber Epistularum, Ingilizceye tercüme R. Duval (CSCO, Vol:11. Scriptorus Syri Tomus II), 97
“Hagarism, the making of the Islamic World” 1977, Patricia Crone ve Micheal Cook

Metnin orijinalinde gecen terim "Arabes Mohammetani"

....