11. Sayfa, Toplam 15 BirinciBirinci ... 910111213 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 101 ile 110 Toplam: 141

Cuma hutbesı

Din ve İnanç Kategorisi Dini Dokümanlar Forumunda Cuma hutbesı Konusununun içerigi kısaca ->> Selam! بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ اُدْعُ اِلى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتي هِيَ اَحْسَنُ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ ...

  1. #101
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Dini Hoşgörü, Toplumsal İtidal

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    اُدْعُ اِلى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتي هِيَ اَحْسَنُ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ


    Bismillâhirrahmânirrahîm
    16.125."Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir."
    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler,

    Kur’ân, içerdiği evrensel mesajla, inanç ve davranışında tutarlı bir birey, buna bağlı olarak da huzurlu ve dayanışma içerisinde bir toplum olmanın yolunu gösterir. İslâm, insanı birey olarak yaptıklarından sorumlu tutar, topluma katkı sunmaya teşvik eder, ama aynı zamanda birey olarak insanı, yaşama temel hakkı başta gelmek üzere, insanın düşünce ve inanç özgürlüğünü, insanların tümünün, bütün bir insanlığın korumasına, duyarlılığına emanet eder.

    Kur’ân ilke olarak, toplumdaki kargaşayı/gerilimi/sürtüşmeyi/iftira ve ön yargıları, toplum için açık bir savaştan daha tehlikeli ve zarar verici görür. Farklı inançlar, düşünceler, kanaatler veya olumsuz davranışlar ortaya konduğunda bile, bunlarla sadece güzel bir uslüp ve yöntemle iletişim içinde olmak gerektiğini anlatır:
    Bismillahirrahmanirrahim
    16.125."Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir."
    Sadakallah!

    Peygamberler silsilesinin seçkin bir halkası olan Hz İsa’nın hakiki öğüdü bundan farklı, onun insan saygısı ve sevgisi, inanca olan hürmeti elbette bundan az değildi.

    Bugün Almanya’da, en yakın olan komşudan başlayarak genişleyen bir çerçevede insanlara saygı ve sevgi ruhunu öğreten Hıristiyan öğretisi, bireylerin yaşam, düşünce ve inanç hürriyetini garanti altına alan hukuk, insanın kabiliyet ve yeteneklerini en iyi biçimde ortaya çıkarıp zengin, ama uyumlu bir toplum oluşturmaya hizmet eden güçlü bir eğitim mekanizması, geniş katılımı ön gören demokrasi sistemi ve tam da bunların garanti altına alındığı özgürlük, katılım, insana ve inandığı değerlerine olan saygı varken, toplumu ayrıştırma anl***** gelen dışlamacılık gibi gelişmelerin yaşanması, hem ilkeler hem de toplumsal huzur açısından endişe vericidir. Azınlık olmakla birlikte, Avrupa ülkeleri içerisinde tarz, uslüp ve hedef olarak birbiriyle fikrî ilişki içinde oldukları da sezilen bazı farklı çevrelerin ortaya koyduğu tavır ve eylemler, bugünün Almanya’sının savunduğu evrensel değerler kataloğu ile örtüşmemektedir.

    Aziz Müslümanlar,

    hiçbir ayırım yapmadan üzerinde hepimizi misâfir eden dünyamızın farklı bir köşesinden gelmiş olsa da, verdiği emek, alınteri ve topluma katılımı ile dünyamızın bu köşesini yeni yurt edinenleri; kendilerini sorumluluk bilinci ve beklentileri ile Almanya’nın geleceğinde görenleri; hepimizi yoktan var eden bir olan Yaratıcı’ya yönelip kendi dil ve yüreğinden bütün insanlığın iyiliği için duâ edenleri, kendilerini evrensel değerler ve büyük insanlık ailesinin eşdeğer birer üyesi bilip insanı sevenleri, semboller üzerinden dışlamak, saldırmak, onları tedirgin etmek, hangi ahlâk, hangi hukuk ve insanlık anlayışı ile bağdaşır?

    Bir taraftan camilere fiilî saldırılar, diğer taraftan camilere seçim propagandası malzemeleriyle maddî ve manevî sataşmalar, ya da bir dinin temel kitabı veya peygamberi üzerinden denenen kışkırtma girişimlerini, dini inancı veya geleneği farklı da olsa, bu günün hangi akıllı, vicdanlı, hikmetli ve insaflı insanı anlayabilir, onaylayabilir?

    Açık ifadesi ile, biz ne anlayabiliyor ne de bunları onaylıyoruz ve eminiz ki, sağlıklı düşünen hiç bir kimse de onaylamıyor.

    Keşke seçim pankartlarında cami sembolü üzerine çizgi çekenler, İslam’ın her türlü mabedi himâye ettiğini; daha iki hafta önce yaptığı bir açıklamada Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in, müslüman ülkelerdeki kiliseler ve diğer mabetlerin Müslümanlar için birer emânet olduğunu; hiçbir Müslümanın bu emânetlere hıyânet etme hakkı ve salâhiyeti olmadığını, söylediğini bilseler.

    Keşke bile bile, Hz. Muhammed’in karikatürleri üzerinden saldırı ve kışkırtma ile toplumda gerilim yaratmak isteyenler, bu yılın kutlu doğum haftasında Almanya’da yaşayan Müslümanların, yüce değerler, ilkeler, güzel örnekler, olgun ahlâk ve engin rahmet elçisi, efendimiz Hz. Muhammed’in insanlığa öğrettiği kardeşliğe yaptığı vurguyu, Hz. Adem’den gelen ortak kökene binaen hepimizin insanlığa karşı sorumlu olduğumuzu anlattığını, bir kez daha hatırladıklarını bilseler!

    Biz Müslüman olarak, bilenle bilmeyenin aynı olmadığını biliyoruz. Bilmeyene, bilmediği halde üstelik taşkınlık yapana, kavga ve gürültü isteyenlere, gelişmiş toplumun değerlerine, olgunluğuna, inceliğine aykırı davrananlara, benzer kabalıkla veya benzer yolla mukâbele edemeyiz. Zira bizim yolumuz akıl yolu, hikmet yolu ve sevgi yoludur.

    Yunus Emre’nin terennüm ettiği gibi:

    "Ben gelmedim dava (kavga) için; benim işim sevi için.
    Dostum evi gönüllerdir; gönüller yapmağa geldim.“


    Sorun alanlarını baştan gidermek, sosyal devlet anlayışı ve toplumsal uyumu gerçekleştirmek yönünde, „önleyici tedbirler” konseptinin yabancısı olmayan resmî ve sivil kurum ve kuruluşların, düşünce çevrelerinin, özellikle medyanın, bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğini varsayıyor; küresel dünya, medenî yaşam, hoşgörülü yaklaşım, sorumluluklarını bilen uyumlu bir toplumun anlam ve değerini bilmeyenlerin taşkınlıklarını kendi yalnızlıklarına terkediyor, camilerimiz önünde, camiler üzerinde veya Peygamberimiz hakkında yapılacak her türlü taşkınlığa, kışkırtma eylemlerine uzak duruyoruz; cemaatimize sukûneti ve olgunluğu tavsiye ediyoruz. Bu konuda yapılması gerekenleri ilgili ve yetkililere, bütün bu gelişmeleri kamuoyunun vicdanî takdirlerine bırakıyoruz.

    Yüce Rabbim bizleri, hem kendi yapmamız muhtemel hem de mağduru olmamız muhtemel aşırılıklardan, yanlışlardan korusun.

    Prof. Dr. Ali DERE

    Musluman:
    Cuma gunun hayirlara vesile olsun!

  2. #102
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Anne sevgisi

    Selam

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    وَ قَضَى رَبُّكَ ألاَّ تَعْبُدُوا إِلاَّ إِيَّاهُ وَ بِالْوَالِدَيْنِ إِحْساناً إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبرَ أحَدُهمَا أوْ كِلاَهمَا فَلاَ تَقُلْ لهُمَا أُفٍّ وَ لاَ تَنْهَرْ همَا وَ قُلْ لهُمَا قَوْلاً كَرِيماً

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.23.“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.”
    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler,

    Akıl ni’meti ile donatılan insan oğlunun önemli görevleri vardır. Bunların başında Allah’a kulluk ve ana-babaya ihsân gelmektedir.

    Allah Teâla bütün kainatı, kainatın içinde de insanoğlunu yaratmış, anne ve babamızı ise dünyaya gelişimizin sebebi kılmıştır. Yeni doğan bir çocuk, hayatını devam ettirebilmesi için tabii ihtiyaçlarını bile karşılamaktan elbette ki acizdir. Belli bir zamana kadar bakıma, himâyeye ve şefkate muhtaçtır. Bu yavruya bakacak, onu her türlü olumsuzluklara karşı, kendi hayatını bile tehlikeye atarak koruyacak ve himâye edecek olan anne ve babadır.

    Onların büyümeleri ve iyi bir insan olabilmeleri için eşiyle birlikte çalışıp gayret eden annedir. O anne ki, gerektiğinde yemez yedirir. Giymez giydirir. Onun kucağı sevgidir, şefkattir, güvendir, sığınaktır. Atalarımız “Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz” diyerek bunu ne güzel dile getirmişlerdir.

    Muhterem Müslümanlar,

    Allah’ın rızasının kazanılabilmesi için öncelikle anne-babanın rızasının kazanılmasını emredilmiştir. Anne-babanın rızasını kazanmak; gönüllerini hoş tutmakla, onlara hizmet etmekle, öğütlerini dinlemekle, onlara saygılı davranmakla, emirlerini yerine getirmekle, onları üzmemekle, incitmemekle, ihtiyâçları varsa o ihtiyâçlarını gidermekle mümkün olur. Bu konuda Allah Teâla İsrâ sûresi 23. ayetinde;

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.23.“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” buyurmaktadır.
    Sadakallah!

    Kıymetli kardeşlerim,

    evlatlar için, her türlü fedakârlığı yaptığı halde yalnızlığa itilmiş, meşakkatlerin kucağına terk edilmiş, sahipsiz, gözü yaşlı anne ve babalarla sık sık karşılaşıyoruz. Gözyaşlarının, terk edilmişliğin, hayata küsmenin meydana getirdiği bu tablolar vicdanları derinden yaralamaktadır. Oysa bu tabloları, huzur ve mutluluk, fedakârlık ve sabır, merhamet ve hoşgörü süslemelidir. Bizler onların varlığı ile sıkıntı değil onur ve mutluluk duymalıyız. Varlıklarını yük değil, ni’met olarak görmeliyiz. Zira Peygamberimiz (s.a.v.)
    “Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarına sılayı rahimde bulunsun”
    Et-Terğîb ve’t-Terhîb C.3 s. 317.

    buyurarak onlara iyilik ve ihsânda bulunmanın hem dünyevî hem de uhrevî ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.

    Ayrıca vefatından sonra da anne ve babamıza karşı görev ve sorumluluğumuzun devam ettiğini unutmamalıyız. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e “Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sorulduğunda Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
    “Evet, onlara duâ eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun.”
    Ebu Dâvût, Edeb, 20.

    Değerli Mü’minler,

    Anneler, senenin belli bir gününde sevilip, diğer zamanlarda ihmâl edilecek varlıklar değildir. Anneler, ömür boyu sevgiye, saygıya, hizmet ve hürmete layık en yüce varlıklardır. Bu nedenle geçici dünya telaşı ile anne-babalarımızı ihmal etmeyelim ki hem dünyamız hem ahiretimiz değer kazansın.

    Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere yapmış olduğu şu uyarı ile bitirmek istiyorum:
    “Burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün! Sonra burnu yere sürünsün” demiş Efendimiz (s.a.v.). Ashâb bunun üzerine; “Kimin (burnu yerde sürünsün) ey Allah'ın Elçisi!” diye sorunca, “İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yâhut her ikisine yetişip de, onlar sebebiyle cennete giremeyenin.” buyurmuşlar.
    Müslüm, Birr, 9.

    Şevket ŞİMŞEK
    DİTİB Kassel Merkez Cami Din Görevlisi

  3. #103
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Regâib Kandili ve Üç aylar

    Selam!



    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    قُلْ يَا عِبَادِي اَلَّذِينَ اَسْرَفُوا عَلَى اَنْفُسِهِمْ لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحمَةِ اللهِ اِنَّ اللهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جمِيعًا اِنَّهُ هُوَ الغَفُورُ الرَّحيِمُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    39.25.“(Ey Muhammed) De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
    SADAKALLAH!

    Aziz Mü“minler,

    yaratılış amacı Allah’a kulluk olan insana, bu amacını gerçekleştirebilmesi için bir ömür verilmiştir. İnsan ömrünün her safhası, çok kıymetlidir. Ancak bazı zaman dilimleri vardır ki; taşıdığı rahmet ve bereketle diğer zaman dilimlerinden daha üstündür. İşte bunların başında mübârek geceleri ve özellikle Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlanıldığı gece olan Kadir Gecesini de kapsayan üç aylar gelmektedir.

    Üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarından oluşan kutlu mevsim önümüzdeki Salı günü başlamakta ve Perşembeyi Cumaya bağlayan gece ise mübârek Regâib Kandilidir. Bu gece, yalvarış ve yakarışların Yüce Mevlâ’ya sunulduğu, O’nun rahmetinden af umulduğu, umut, huzur ve müjde gecesidir. Regâib, rağbeti çok, itibarı yüksek manasına gelir. Allah Teâlâ’nın kullarına lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok günahı affetmesi sebebiyle bu geceye “Regâib" adı verilmiştir.

    Aziz Müslümanlar,

    bizler bu dünyaya bizi yaratan yüce Rabbimizi tanıma, bilme ve ona kulluk etme amacıyla gönderilmişizdir. Yaratılış itibariyle itaat ve isyana meyilli olan insan, bu kulluk serüveninde yalnız bırakılmamış, önüne çıkabilecek engellerin aşılmasında Cenab-ı Allah’ın rahmetini hep yanında bulmuştur. Kendisine akıl ve irade verilmiş, ayrıca bu iki nimetin yanında, onları doğru bir şekilde kullanması için tarih boyunca bir çok peygamber gönderilmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’in gönderilmesi de yine ilâhî rahmetin tecellisidir.

    Hz. Muhammed (s.a.v)’in gelişini haber veren rahmet iklimidir üç aylar. Kendi elleriyle kendi ateşini tutuşturan insanoğluna; “dur yapma yanarsın!” diye haykıran kutlu nebinin gelişini haber veren kutlu mevsimin adıdır üç aylar. Allah’ın çizdiği istikametten sapan, hak ve adaletten ayrılan âdemoğluna, istikametini hatırlatan doğruluk mevisimidir üç aylar. İnsana insanlığını, nereden geldiğini, nereye gideceğini, dünyadayken kendisine verilmiş nimetlerin önemini hatırlatan ilâhî rahmetin üzerimize sağnak sağnak yağdığı mevsimdir üç aylar. Kararan kalplere nur, yolunu kaybetmişlere bir ışık, ölmüş vicdanlara hayat bahşeden ilâhî vahyin inişini müjdeleyen kutlu zaman dilimidir üç aylar. Çoraklaşmış toprağa hayat veren yağmur misali; duyarsızlaşmış gönüllerimizi ilâhî rahmetle yeniden canlandıran Kur’ân’la buluşma zamanıdır üç aylar.

    Kıymetli Müslümanlar,

    zaman su gibi akıp geçmektedir. Belki böyle bir dönemi bir daha yaşama imkânımız olamayabilir. İşte bu endişeyle bu üç ayları ve mübârek kandilleri fırsat bilelim. Vakit, diriliş vaktidir. Vakit, silkelenme vaktidir. Vakit, gaflet uykusuna son verme vaktidir. Vakit kıymeti bilinmeyen zaman nimetinin her geçen gün elimizden uçup gittiğini artık anlama vaktidir. Vakit, başkalarının eksikliklerinden ziyade kendi kusurlarını görecek feraseti yakalama vaktidir. Vakit, günahlarımızdan göz yaşlarıyla arınma vaktidir. Bilelim ki; günahlarımız ne kadar çok olursa olsun, Yüce Rabbimizin merhametinden büyük değildir. Kendimize yazık etmeyelim. Efendimiz;
    “Günahından dolayı pişman olan o günahı işlememiş gibidir”
    İbn-i Mâce, Zühd, 31.

    buyurmaktadır. Yanlışlarımızdan dolayı Rabbimizden af isteyelim. Yanlışlarımızı bir daha yapmamak üzere zihnimizden silip atalım. Eğer biz hatalarımızı fark edip kendimizi düzeltirsek, Rabbimizin affına, merhametine mazhar oluruz. Hutbemizi Rabbimizin merhametini ifade eden bir âyetin meâliyle bitirelim:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    39.53.“(Ey Muhammed) De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
    SADAKALLAH!

    Cevat AYDIN
    DİTİB Kassel Hacı Bayram Camii Din Görevlisi


    MUSLUMAN!
    Cuman mubarek olsun!

  4. #104
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Allah’ın Rahmetinden Ümidini Kesmeme, Tevbe

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِهِ وَاَصْلَحَ فَاِنَّ اللّٰهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    5.39.“Her kim günahtan sonra tevbe eder, kendisini ıslâh ederse Allah da onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayan ve çok affedendir.”

    Sadakallah!

    Değerli Müminler,

    yüce Allah, insanoğlunu iyiye de kötüye de, hayra da şerre de, sevaplara da günahlara da eğilimli yaratmıştır. Günahsız olarak doğan insan, nefsine ve şeytana uyarak zaman icerisinde günah fiilleri işleyebilir. Yüce Allah günahlara ve yasaklara yönelmiş fakat bu durumdan pişmanlık duyarak uzaklaşmak isteyen kullarına arınma ve temizlenme yolu olarak “tevbe kapısını” açmıştır.

    Bu anlamda tevbe; günah işleyen insanın kurtuluş ve Allah’a sığınma kapısıdır. Bu kapıya muhtaç olmayan hiçbir insan yoktur. İslâm'da tevbe; birisi Allah, diğeri kul yönünden iki farklı anlam taşımaktadır. Allah yönünden tevbe, yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati affedip bağışlamaktır. Kul yönünden, yaptığının yanlış veya günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah‘a dönmek, yani O‘nun emirlerine uymak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak suretiyle O‘ndan affetmesini, bağışlamasını dilemektir.

    Aziz Mü’minler!

    Tevbe; kişinin şirk, küfür ve nifâktan imâna, isyandan itaate, günahtan sevaba, yanlıştan doğruya yönelmesidir. Hz. Peygamber (s.a.v.);
    "İnsanoğlunun hepsi günah işler. Günah işleyenlerin en hayırlısı ise (işlediği günaha pişman olup) tevbe edenlerdir.”
    İbn Mâce, Zühd

    buyurmak suretiyle tevbe etmenin önemine ve gereğine işaret etmişlerdir.

    Allah‘u Teâlâ, tevbeleri kabul edip günah yolundan dönenleri bağışlayandır. Ancak tevbenin geçerli olabilmesi için şartlarına uygun olması gerekir. İçtenlikle, samimiyetle yapılan tevbede kişi, tevbe ettiği günaha bir daha dönmeme azim ve gayretini göstermelidir ki, bu tevbe Allah katında makbul olabilsin. Cenab-ı Hak samimiyetle yapılan tevbenin makbul olunacağını bizlere şu şekilde bildiriyor:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    20.82.“Şüphe yok ki Ben tevbe edip iman eden ve sâlih ameller işleyen; sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”

    5.39.“Her kim günahtan sonra tevbe eder, kendisini ıslâh ederse Allah da onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayan ve çok affedendir

    Sadakallah!

    Bu anlamda Rabbimiz bizi günahlardan sakınan ve tevbe ettiğinde tevbesi kabul edilen sâlih kullarından eylesin.

    İsa ÖNER
    DİTİB Frankfurt Merkez Camii Din Görevlisi


    MUSLUMAN!
    Cuman mubarek olsun!

  5. #105
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Din kardeşini öncelemek - Îsâr

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ

    وَالَّذِينَ تَبَوَّؤُا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِن قَبْلِهِمْيُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ

    وَلَا يَجِدُونَ فِيصُدُورِهِمْ حَاجَةًمِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَىأَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌوَمَنيُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ


    Bismillâhirrahmânirrahîm

    59.9.“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir

    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler,

    Sözlükte, “bir kimseyi veya bir şeyi diğerine tercih etme, üstün tutma” anla mina gelen îsâr, bir ahlakî kavram olarak,
    “kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile, sahip olduğu nimetleri başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanması, başkalarının yararına fedakârlıkta bulunması
    Dini Kavramlar Sözlüğü, îsâr, DİB

    İhtiyaç sahibi insanlara yönelik infakın en zirve noktası olan îsâr ya da Türkçede kullandığımız şekliyle diğergâmlık, her durumda kendinden önce din kardeşinin huzur ve iyiliğini düşünebilmektir. Benlikten vaz geçip, ‘‘önce ben” yerine “önce o” diyebilmektir. Müminleri bu güzel ahlâka yönlendiren en önemli etkenlerden birisi de Peygamber Efendimizin yolunda giderek onun güzel ahlakını örnek almalarıdır.

    Aziz Müslümanlar,

    “başkasının sevinci ile huzur bulmak’’ şeklinde de tarif edilen îsâr,cömertliğin zirve noktasıdır. Dinimiz de ihtiyaç sahibi insanlara yardımda bulunmayı bizlere tavsiye etmektedir. Bu sayede insanlar arasında sevgi, saygı ve kardeşlik duyguları gelişir. Yaşanılan toplum, huzur ve refah seviyesiyüksek bir toplum haline gelir.

    Çünkü îsâr; nefsin bütün itirazlarını susturup, ihtiraslarına engel olarak kazanılan bir mücadeledir. Allah (c.c.), kullarında görmeyi murat ettiği bu güzel özellik hakkında, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    76.8-11.‘‘Onlar, kendileri muhtaç oldukları halde yiyeceğini yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Ve şöyle derler:) ‘Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz çetin ve belalı bir günden dolayı Rabbimizden korkarız.’ Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık, içlerine bir sevinç verir
    Sadakallah!

    Muhterem Müminler,

    her iyiliğin karşılığı,onun güzelliği derecesindedir.Bu açıdan îsârın ecri de diğer infaklardan çok daha büyüktür. Onun içindir ki dinimizde, bu ahlakın manevî kazancı eşsiz bir ganîmet olarak kabul edilmiştir. Îsâr, sadece para ve mala ait bir fedakârlık değildir. Allah Teâlanın bize ihsan ettiği her şeyde, kendi önceliğimizi geri plana atarak, imkanlarımızı zorlayarak, onu Allah yolunda insanlar ve mahlukat için harcayabilmektir.

    Hutbemi başta okuduğum ayet-i kerime’nin meâli ile bitirmek istiyorum:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    59.9 “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir
    Sadakallah!

    Eyüp Sabri ÖNER
    DİTİB Konz Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #106
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    May 2012
    Nerden
    /hayat silgi kullanmadan resim cizme sanatidir
    Mesaj
    59
    Rep Gücü
    0
    Cennet annelerin ayaklari altindadir annenin degeri kaybedilince anlasiliyor onun boslugunu kimse dolduramaz

  7. #107
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    İnfâk Bilinci

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    لَنْ تَنَالُوا الْبرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا ممَّا تحبوُنَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    3.92.“Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz. Bu yolda her ne harcarsanız Allah onu bilir
    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    İnfâk, bir insanın sahip olduğu mal ve imkanlarını Allah yolunda kullanması demektir. İyilik ve hayırda yarışmak; Allah yolunda harcamada bulunmak; toplumdaki kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak; Kur'ân-ı Kerim'in en çok üzerinde durup teşvik ettiği hususlardandır. Nitekim bu hususta bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır:
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    3.92. “Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz. Bu yolda her ne harcarsanız Allah onu bilir.”
    Sadakallah!

    Bir çok âyet-i kerîmede biz insanlara, "Hayırda yarışın" diye emredilmekte; kazançlarını bu yolda harcayanların ise büyük ecirlere nail olacağı bildirilmektedir.

    Konuyla ilgili birçok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfle birlikte Hz. Peygamberin fiilî örnekliği; Müslümanlarda devamlı hayır işleme bilincini geliştirmiş ve bunun bir sonucu olarak vakıflar ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.), Medîne-i Münevvere'deki yedi parça mülkünü bizzat vakfetmiştir. Sahâbe-i Kirâm'ın ileri gelenleri de birçok vakıf yapmışlardır. Öyle ki bu anlayış, Müslümanlar arasında "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olan; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duydukları şeyleri karşılayandır" şeklinde bir ilkenin yerleşmesini sağlamıştır.

    Değerli Mü’minler,

    dinî kavramlarımızdan biri olan “Sadaka-i Câriye”, sürekli sevap kazandıran sadaka anl***** gelir. Zira bir hadîs-i şerîfte, sürekli sevap kaynağı olan ameller şöyle belirlenir:
    “Âdemoğlu öldüğünde, üç kişi hariç amel defteri kapanır. 1. Kesintisiz sadaka (sadaka-i câriye) meydana getirenler, 2. topluma yararlı bir ilim (talebe/eser) bırakanlar ve 3. kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler.”
    Müslim, Vasıyye, 14.

    Hadîste geçen "sadaka-i câriye", vakfı da kapsamaktadır. Dolayısıyla, sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, Kur'ân Kursu, yoksullar için aş evi, hastane ve okul gibi hayır kuruluşlarını da içine almaktadır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece; bunları yaptıranlar; yapılmasına sebep olanlar; yol gösterenler; destek olanlar; gerek sağlıklarında gerekse vefatlarından sonra sevap kazanmaya devam edecektir. Bu anlamda vakıf, kesintisiz hayır işleme bilincinin pratiğe yansımasıdır. İnfâkın bir şubesi olan vakıf, âhirete iman etmiş olmanın somut bir göstergesi; bencilliği yenmenin fiilî bir ispatı; paylaşmanın en güzel bir örneği ve Allah sevgisinin en bariz belirtisidir.

    Değerli Müminler,

    Kur’ân-ı Kerîmde bir âyet-i kerimede;
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.274. “Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkca infâk edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zamanda üzülmeyeceklerdir.”
    Sadakallah!
    buyurulmaktadır.

    Hutbemi bir hadîs-i şerîf meâli ile bitirmek istiyorum:
    “Gücün ve sıhhatin yerindeyken, nefsin seni fakir düşme endişesiyle cimriliğe çağırırken ve daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur
    Buhârî, Zekât 11.

    Veysel AYAZ
    DİTİB Selters Selimiye Camii Din Görevlisi

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #108
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Miraç Kandili

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الحَرَامِ
    إِِلى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا
    إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.1.“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye
    kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız
    Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir.
    Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    16 Haziran 2012 gününü 17 Haziran gününe bağlayan gece mübârek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizin, bir gece Mekke'deki Mescid-i Harâm'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübârek gecenin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Miraç, Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.v.)’den başka hiç bir kuluna sunmadığı ilâhî bir ihsânıdır.

    Miraç, hicretten bir buçuk yıl kadar önce, kamerî takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib ile eşi Hz. Hatice'nin vefât ettiği, müşriklerin zulüm ve baskısına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan'a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vukû bulmuştur. İşte böyle bir ortamda Yüce Allah, Peygamberini böylesine yüce bir mucize ile tesellî etmiştir.

    Birçok ilâhî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, Kur’ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.1.“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye
    kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız
    Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir.
    Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

    Sadakallah!

    İsrâ ve miraç, zaman ve mekân hudutları dışında cereyan etmiş mucizevî bir hadisedir. Mucizeler akılla izâh edilemez, onlara sadece imân edilir. Bizler de Hz. Ebu Bekir’in dediği gibi “O söylediyse doğrudur” diyerek Kur’an’ın ve Rasulullah (s.a.v.)‘in haber verdiklerine şüphe duymadan iman ederiz.

    Muhterem Müslümanlar,

    isrâ ve miraç olayının Müslümanlar için en önemli hediyelerinden birisi, hiç şüphesiz namazdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in Miraç’ta, Allah ile buluştuğu gibi, mü’min de namazda aracısız ve vasıtasız olarak, manen Rabbiyle buluşur. Yüce Allah Kur’ân’da namazın önemi ile ilgili;
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    “Namazı kıl! Muhakkak ki namaz, (insanları) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar
    . Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür.”

    Sadakallah!
    buyurmuştur.

    Miraç gecesinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e ayrıca Bakara sûresinin son âyetleri indirildiği gibi, Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi de verilmiştir.

    Muhterem Müslümanlar,

    böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak gerekir. Bu prensipleri şöylece sıralayabiliriz;
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    17.22-39.“Allah'a ortak koşulmayacak, yalnız O'na kulluk edilecek ve yalnız O'ndan yardım istenecek; anne ve babaya iyilik edilecek, onların duaları alınacak; akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkı verilecek; cimri ve müsrif olunmayacak; yoksulluk korkusuyla evlatlar öldürülmeyecek; zinaya yaklaşılmayacak; haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacak; yetimin hakkı yenilmeyecek, ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır; bilinmeyen bir şeyin ardından gidilmeyecektir; yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.”
    Sadakallah!

    Değerli Mü’minler,

    bu mübârek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, Allah’a karşı şükrân borçlarımızı ödemeliyiz. Namaz kılmalı, Kur’ân okumalı ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Aile fertlerimize bu gecenin anlam ve önemini anlatmalıyız. Çevremizdeki yoksul ve kimsesizlere yardım elimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve bu mümkün olmuyorsa telefonla veya uygun araçlarla arayarak dualarını almalıyız. Ahirete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak, ruhlarını şâd etmeliyiz. Herkesle tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı tazelemeliyiz.

    Bu vesileyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu mübârek gecenin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

    DİTİB Köln Merkez Hutbe Komisyonu

    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #109
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Kullukta zirve - ihsân

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ
    أُوْلَـئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    36.26.“Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır.
    Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet.
    İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.”


    Sadakallah!

    Muhterem Müslümanlar,

    Allah cc. insanı kendisine kulluk yapması için yaratmıştır. Bu kulluktaki derinliği, samimiyeti ve devamlılığı ifade eden ihsânı Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle açıklamıştır;

    “İhsân, Allah’a O‘nu görüyormuşsun gibi kulluk yapmandır. Sen O‘nu görmüyorsan da O seni mutlaka görmektedir”
    Buhârî, İmân, 37. I, 18.

    Bu hadîsten de anlaşılacağı üzere ihsân, kullukta Allah’a karşı olan samimiyetin ve içtenliğin en güzel ifadesidir.

    “İhsân” kelimesi ayrıca sadece kullukta değil, her alanda işini en güzel bir şekilde yapmayı ifâde etmektedir. Bu nedenle dinimiz, tüm yararlı işleri Allah’a kulluk kapsamında bir ibadet olarak nitelendirerek, yapılan işi önemseyip güzel ve sağlam yapmayı emretmektedir. Nitekim Yüce Rabbimiz

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.195.“Yaptığınız işi güzel yapın; Allah işini güzel yapanları sever”
    Sadakallah!

    Sevgili Peygamberimiz (sav) de bir hadîs-i şerîflerinde:
    ”Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur”
    Beyhâkî, Şu’abu’l-Îmân, 4/334.

    buyurmaktadır.

    Muhterem Müslümanlar,

    ihsân bilinci ile hareket edip ibadet ettiğimizde düşüncelerimizde, konuşmalarımızda, davranışlarımızda bir tutarlılık ve düzen oluşur. Hayatında düzen ve tutarlılığın olduğu kişi kendisiyle, ailesiyle, toplumuyla barışık olacağı için herkes tarafından sevilir ve sayılır. Bu sevgi kişiye hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmanın yollarını açacaktır. Gönül dostu Mevlana: “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” diye seslenirken ihsân ve ihlâsa dikkatimizi çekerek içimizle dışımızın uyumlu olması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    2.212.“Kim muhsin olarak yüzünü Allah’a döndürürse (Allah’a hakkıyla kulluk ederse) onun mükâfatı Rabbi katındadır.
    Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”

    Sadakallah!

    Kıymetli Mü’minler,

    Allah'ı görür gibi yaşamak, kendini hep Allah'ın huzurunda hissetmek büyük bir mutluluk kaynağı olduğu gibi, insanı ahlâklı davranmaya ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye sevkeder. Bu konuya örnek olarak İslâm tarihinde şöyle bir olay anlatılır:

    Hz. Ömer bir yolculuğu sırasında sürüsünü dağdan indirmekte olan bir çobana rastlar. Sürü hayli büyüktür. Halîfe Ömer koyunlardan birini satın almak ister. Çoban:

    -Koyunlar benim değil, üstelik ben bir köleyim, satmaya yetkim yoktur, der. Hz. Ömer adamı denemek için ısrar eder:

    -Bu kadar çok sayıda koyundan bir tanesinin eksikliğini efendin nereden bilecek? Kurt kaptı falan dersin! Çoban:

    -O bilmezse Allah biliyor ve görüyor ya! deyince Halîfe Ömer çok memnun olur, duygulanıp ağlamaktan kendisini alamaz. Daha sonra sürü sahibini bulur, bedelini vererek köleyi satın alıp âzâd eder ve şu duâda bulunur:

    -Bu sözün ve davranışın seni bu dünyada âzâd ettiği gibi, inşaallah âhirette de âzâd eder!
    Gazâlî, İhyâu Ulûm, IV, murakabe
    Muhterem Mü’minler,

    öyleyse yapmakta olduğumuz her işi Yüce Allah’ın görüp gözettiği ve amellerimizin O’na arz edileceği bilinciyle yapalım. Çünkü bu şuur bizi inançta sağlamlığa, davranışlarda samimiyete, alışverişlerde doğruluğa, sanatta inceliğe, yapılan her türlü işte kalite ve dürüstlüğe götürecektir.

    Hutbemi Konuyla ilgili bir âyet-i kerîme meâli ile bitiriyorum.

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    10.26.Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır.
    Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet.
    İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.“

    Sadakallah!

    Muharrem KUZEY
    DİTİB Köln Merkez Din Görevlisi

  10. #110
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Berat Kandili

    Selam!

    بِسْمِ اللهِ الْرَّحمَنِ الْرَّحِيمِ
    قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لاَ تَقْنَطُوا مِن رَّحمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ


    Bismillâhirrahmânirrahîm

    39.53.“De ki: ‘Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım!
    Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.
    Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.
    Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.’”


    Sadakallah!

    Değerli mü’minler,

    4 Temmuz Çarşamba gününü 5 Temmuz Perşembe gününe bağlayan gece, Ramazan ayına yaklaştığımızın müjdecisi olan mübarek Berat Gecesi’dir. Günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelen berat, günahlardan arınmayı ve Yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaşmayı ifade etmektedir. Allah’ın affının ve bağışlamasının çok olacağı müjdelendiğinden, bu geceye ”Berat Gecesi” denmiştir.

    Aziz kardeşlerim,

    Yüce Allah, bu gecede ilâhî rahmetini bolca indirmekte, rızık ve şifâ kapılarını sonuna kadar açarak, bizleri sonsuz ikramlarına davet etmektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), “Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şöyle buyurur:
    ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim! Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim.”
    Tac, 11-107 buyurmuştur.(???)

    Ayrıca Allah-u Teala şu müjdeyi vermektedir;

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    39.53.“De ki: ‘Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım!
    Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.
    Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.
    Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.’”

    Sadakallah!

    Kıymetli Müslümanlar,

    kandil geceleri; huzuru arayan bir yürek için bir imdat çağrısı, bir kurtuluş olup, hayatımıza bembeyaz bir sayfa açmaktadır. Dolayısıyla bu geceleri bir fırsat bilerek değerlendirmeye ve istifade etmeye çalışmalıyız.

    Zira kandiller, insanın adeta yeniden Rabbine döndüğü; insanı gerçek huzura, mutluluğa götüren eşsiz günlerdir. Tüm bu güzellikler kandil gecelerinde yakılan bir tövbe kıvılcımıyla kendini göstermektedir. Çünkü tövbe günahlardan bir arınmadır.

    Bunun için kandil geceleri hayatımızda yeniden bir diriliş ve ab-ı hayatımız olsun. Bu geceleri evlerimize ve bütün yüreklere taşıyalım. Eşimize, çocuklarımıza, komşularımıza ikramlarda bulunarak kandil günlerini renklendirelim. Aramızdaki sevgi bağlarını, dayanışma ruhunu güçlendirelim. Kırgınları barıştıralım. Elimizi ve gönlümüzü herkese açalım. Cemaatle namaz kılarak cemaat olmanın ve ana-baba çocuklar ile birlikte saf tutarak aile olmanın bilincine vararak yüreklerimizi Yüce Yaratıcıyla buluşturmanın huzurunu yaşayalım.

    O halde değerli kardeşlerim,

    bu gecede, kendimiz, ailemiz, bütün Müslümanlar ve insanlık için Allah’a dua edelim.

    Bu duygularla Berat Kandilinizi kutluyor, birlik ve beraberliğimize, insanlık için barış, huzur ve saadete, bütün müminlerin de affına vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

    Faruk DURAN Efrahim ÇEVİK
    DİTİB Wörth Ulu Camii Din Görevlisi DİTİB Neustadt Fatih Camii Din Görevlisi

11. Sayfa, Toplam 15 BirinciBirinci ... 910111213 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Bu Gun CUMA!!!
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 144
    Son mesaj: 08-12-2017, 09:17 AM
  2. Cuma hutbesı-2
    YukseLL Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 236
    Son mesaj: 08-12-2017, 08:59 AM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 03:59 PM
  4. ATATURK ve BALIKESİR HUTBESİ
    mopsy Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 04-10-2009, 03:00 PM
  5. Veda hutbesı/ılk evrensel beyanname
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 17-07-2009, 05:43 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık