Kasko'da fiyat rekabeti bu yıl da sürecek. Tüketici yine daha ucuza kasko yaptırma imkanı bulacak. Ancak kasko fiyatlarının şirketten şirkete olduğu gibi,kullanıcıya göre de değiştiği unutulmamalı.

Sigortacıların gündeminde bu yıl da kasko var. Çünkü otomobil satışlarının düşmesi kasko primlerin azalmasına neden oldu. Bir anlamda krizin finanstan sonra en çok otomobil sektörünü etkilemesi sigortacıları vurdu.

Özellikle ticari araç grubu satışlarında ciddi düşüşler oldu. Bu da sigorta pazarının büyüme hızım yavaşlattı. Kaskoda sigortalanacak araç sayısını artmayınca fiyat rekabeti de devam etti.

Çünkü kriz nedeniyle şirketlerin hedeflerine ulaşması zorlaşınca şirketler müşterilerine fiyat rekabetiyle gitmeyi tercih etti. Poliçedeki adet artış hızının düşüşü de prim üretiminde daralmaya neden oldu.

Kasko sigortasında 2007'de 900 TL'nin üzerinde olan ortalama prim, Eylül 2009 sonu itibariyle 750 TL'nin altına düştü. Bu da sigorta sektörün kasko branşından zarar yazmasına neden oldu. 2009'un 9 aylık sonuçlarına bakıldığında sigortacılar kaskodan 210 milyon liranın üzerinde zarar yazdı.

ARAÇLARIN YÜZDE 25'İ KAŞKOLÜ
Aralık 2009 itibariyle kasko sigortası poliçesi bulunan araç sayısı yaklaşık 3 milyon 493 bin. Trafiğe tescilli araç adedinin 14 milyon üzerinde olduğu dikkate alındığında, sadece yüzde 25'inin kaşkolü olduğu ortaya çıkıyor. Aslında bu oranın düşük olmasının fiyatlarla ilgisi yok. Kaskoda fiyat rekabetinden şikayet eden sigortacılar, üstlenilen riske orantılandığında fiyatlarının yüksek olmadığı düşüncesinde.

Anadolu Sigorta genel Müdürü Mustafa Su, kasko fiyatlarının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın riski doğru şekilde hesaplamak ve primi buna uygun şekilde belirlemek olduğunu vurguluyor.

Su, "Zaten doğru riske doğru fiyat uygulandığında primler hemen her şirkette birbirine çok yakın çıkar" diyor. Şirketlerin son zamanlarda ürün kapsamı ve yeni ürün araçlarını kullanarak pazarlama faaliyetlerini artırdığını hatırlatan Su, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Anadolu Sigorta olarak biz de yeni ürün ve uygulamalarımızla daha fazla insanımızın sigortayla tanışmasını hedefliyoruz. Şirketimiz, çok kısa bir süre içinde, riske bağlı ve kişiye özel fiyatlandırma politikamızı daha da etkin kullanmamamızı sağlayacak bir tarifeyi de hayata geçirecek."

Peki bu yıl kasko fiyatları artacak mı? Yapı Kredi Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Emin Selim Fenercioğlu'na göre, şirketlerin geçen yıl kasko sigortalarından zarar etmesinin sonucu olarak 2010'da sektör genelinde fiyatlar az da olsa artabilir.

Ancak Fenercioğlu, prime bağlı rekabet ortamı nedeniyle bu artışın büyük oranlarda olmayacağını düşünüyor. Nitekim bugünlerde sektör genelinde belirgin bir fiyat artışı gözlenmiyor.

SADECE PRİME BAKMAYIN
Kasko sigortası poliçesi satın alırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, satın alınan teminatların iyi bilinmesi gerektiği. Hasar durumunda yaşanabilecek olası memnuniyetsizliklerin önüne geçilebilmesi için fiyattan ziyade hizmet kalitesi ve teminatlara dikkat etmek gerekiyor. Kasko sigortasıyla birlikte sigortalılara sunulan asistans hizmetleri gibi ek avantajlar da dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor.

Malum, kasko sigortasında tüketicinin ilk değerlendirmesi prim konusunda oluyor. Ancak primin düşük olması tek başına tercih nedeni olmamalı. Daha önce başından kötü tecrübeler geçen sigortalılar prim haricindeki etkenlerin öneminin farkında. Oysa diğerlerinin çoğu bu ayrıntıyı önemsemiyor. Uzmanlara göre, kasko sigortası yaptırma aşamasında tüketicinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, şirketin mali gücü, hizmet anlayışı ve poliçe teminatları kapsamı olmalı.

DİKKATLİ SÜRÜCÜYE UCUZ KASKO
En uygun primli kasko sigortasını alabilmek için her şeyden önce kurallara uyan, dikkatli bir sürücü olmak gerekiyor. Şirket seçiminde ise öncelikle hasarı çabuk ve eksiksiz ödeyenler tercih edilmeli. Poliçede belirtilen araç değeri, yeni araçsa anahtar teslim satış fiyatıyla, ikinci else piyasa fiyatlarıyla aynı olmalı. Ferdi kaza sigortası ve ihtiyari mali mesuliyet sigortasında verilen teminat limitlerine dikkat edilmeli.

Özel şartlar dikkatli bir şekilde incelenmeli, poliçede sunulan diğer teminatlara da muhakkak göz atılmalı. Günümüz sigorta sektöründe artık fiyatlandırmanın müşterinin kişisel özelliklerine göre yapıldığı unutulmamalı. Bu tarife uygulamalarına geçen sigorta şirketlerinin sayısı her geçen gün artıyor.

Dolayısıyla müşteriyi doğru analiz edebilen ve tanımlayan tarifelere ulaşmak eskisinden daha kolay. Fiyatlandırma yaparken mutlaka müşteri özelliklerini dikkate alan şirketlerle çalışmakta fayda var. En uygun fiyatı alabilmek için olabildiğince eksiksiz bilgi vermek gerekiyor.

Eğer müşteri düşük risk grubunda yer aldığına inanıyorsa, poliçeye kendi ekonomik gücü ölçüsünde katılım payı (muafiyet) konulmasını isteyebilir ve çok daha uygun fiyatlara poliçe satın alabilir. Öte yandan, ülkemizde araçla üçüncü şahıslara verilecek zararların tazminat maliyeti de artış trendinde.

Bu da sürücüler açısından artan bir risk oluşturuyor. Bu tür hasarları kapsayan ihtiyari mali sorumluluk teminatını yüksek limitlerle sağlayabilen şirketler tercih edilmeli. Ayrıca hasar anında sunacağı hizmet için yatırım yapmış, güçlü bir altyapıyla çalışan şirketlerle çalışmayı tercih etmekte fayda var.

Sigortalı adaylarına, çalışacakları şirketin anlaşmalı servis ağı ve yaygınlığı, hasar olduğunda sağladığı destek hizmetlerinin kapsamı gibi kritik konularda ikna olduktan sonra satın alma yapmaları öneriliyor.

Barış Bekar - Para dergisi
Baris.bekar@paradergisi.com.tr