Amerikan ordusu ‘80’li yılların başında tarihinin en önemli stratejik anlaşmalarından birisine imza attı. Partner, GMC şirketiydi ve beş yıl içerisinde 55 bin adet, 15 farklı konfigürasyona sahip olan çok amaçlı ordu aracı isteniyordu.
Araçların tanımı ‘yüksek hareket kabiliyetine sahip olan çok amaçlı tekerlekli vasıta’ (High Mobility Multipurpose Wheeled Vehicles – HMMWV) olarak geçiyordu.
İmzalanan kontrat ordu tarafından araç üretimi anlamında sunulan en büyük tekliflerden birisiydi. Hatta partiye 15.000 tane daha araç eklenerek anlaşılan rakam 1.6 milyar dolara çıkartıldı.



M998 olarak da bilinen ve ‘Humwee’ takma isimli bu araç bir 4x4’tü ve ağırlığının 1 tondan fazla olması kurgulanmıştı. Araç, silahlı kuvvetlerin zorlu yol koşullarında ilerlemesini sağlamak amacını taşıyordu.

Bu doğrultuda pek çok gelişkin teknolojiyi bünyesinde barındırmaktaydı. Ordunun daha önceden kullandığı ve halen kullanmakta olduğu M151, M274, M561 ve M880 gibi diğer araçların yerini alması için tasarlanmıştı.

Humwee’ler teslim alınmadan önce 600 bin milin üzerinde yol yaptılar ve her türlü zorlu koşulda test edildiler. Ordunun ve AM General’in uzman pilotları araçları başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptı. Kayalıklı tepelerden, derin kumluklara, bataklıklardan iki metreye yakın derinlikteki sularda kadar araç test edildi. Ardından çöl sıcakları ve kutup soğuğuna karşı gelmeye çalıştı. Ancak herşeye rağmen bu devasa aracı mağlup etmek mümkün olmadı.

Humwee’ler ordunun belirlemiş olduğu bir takım kriterlerle birebir örtüşmekteydi. Bunların başında araçların hava yoluyla taşınabilir olması, tamir-bakım işlemlerinin zahmetsiz olması, güvenilir ve sağlam olmasıydı. Araç tüm bunları karşılarken çok daha farklı standartları da beraberinde getirerek bir anlamda kalite çıtasını yükseltiyordu. Üretim esnasında yapılan ilk testlerde bile aracın, ordunun istediği standarttan en az iki kat daha iyi olduğu gözlemlendi...
Humwee’nin bir başka avantajı da birçok farklı versiyona dönüştürülebilen bir platform üzerine inşa edilmiş olmasıydı. 15 farklı versiyon da aynı motoru, şasiyi ve şanzımanı taşımakla beraber; modüler üretim tekniği sayesinde bir kargo aracı, arazi jipi, silah taşıma ünitesi veya bir ambulans olarak da kullanılabiliyordu. Ayrıca o kadar kompakt bir makineydi ki, çalışan tüm parçaları ve yapısı hakkında sadece birkaç saatlik bir eğitim sonrasında bilgi alınabiliyor, daha da ötesinde bakım ve onarımını gerçekleştirecek kadar bilgi sahibi olunabiliyordu.

Sağlam ve dayanıklı yapısı da aracın uzun ömürlü olmasındaki en büyük etkendi. Orijinal M998’in ağırlığı 2400 kg’a yakındı. Yükleme kapasitesi ise 1200 kg civarındaydı. Araç 6.2 litrelik bir V8 motor taşıyordu ve 95 litrelik bir yakıt deposu bulunuyordu. 0-50 km/s hızlanmasını 8 saniyede gerçekleştiren Humwee bir depo yakıtla 480 km’lik bir menzil sunuyordu. Güncel model olan M1097A2 ise sadece 2700 kg ağırlığında olmasına rağmen eski modelin neredeyse iki katı olarak tam 2 tonluk yükleme kapasitesine sahip...
Humwee oldukça zayıf, hafif ve kompakt bir araçtı... Uzak mesafelere hava yoluyla taşınması oldukça rahattı. Hatta acil durumlarda, uçağın inmesinin mümkün olmadığı anlarda özel paraşüt sistemleriyle yere indirilebiliyordu. Araç 7.62 mm ve 0.50 kalibrelik otomatik tüfeklerin haricinde MK 19 40 gibi roket atar sistemleriyle de donatılmış.
HMMWV birçok ödül de kazandı.

Geliştirilmesi esnasında hafiflik elde etmek amacıyla gövde kısımları tamamen alüminyumdan imal edilmişti. Bu özelliğiyle Humwee 1984 yılında ‘Alüminyum Tasarım Yarışması’nda birincilik elde etti. Hakim olduğu alanların başında hafiflik, sağlamlık ve korozyona karşı dayanıklılık geliyordu.

Amerikan ordusunun 1989-90 ‘Panama’ ve 1991’deki ‘Çöl Fırtınası’ operasyonlarındaki başarısının önde gelen faktörlerinden birisi o anda el altında bulunan 20 bin adet Humwee aracıydı. Dahası, bu araçlar Somali, Balkanlar, Afganistan ve Irak hücumlarında da oldukça etkili oldu. Ordunun ulaştığı her yere askerlerle beraber geliyordu.

1992 nisanında Humwee’nin ‘Hummer’ adı altında sivil kullanıma sunulması fikri ortaya atıldı. Hayata geçirilen proje kısa sürede inanılmaz bir ilgiyle karşı karşıya kaldı. Uzun ömürlü bir performans canavarı olan bu araç üstün sürüş keyfiyle otomobilseverlerin gönlüne taht kurdu. 1999 yılında AM General ve General Motors firmaları arasında yapılan ortaklık ile “H1” eklentisini taşıyan Hummer tüm dünyaya pazarlanmaya başlandı. Takvimler 2002’yi gösterdiğinde yeni nesil ‘Hummer H2’ yollara çıkartıldı. GM firması artık aracın tüm pazarlama ve dağıtım ağının sorumluluğunu üstlenmişti. Geçtiğimiz yıl tanıtılan H3 ile beraber Hummer efsanesi tam gaz devam ediyor.

ilimsel.com