Hamd Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz (s.a.v.) üstüne olsun. Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...

İnternet; etkisi, şöhreti, hayatımızdaki yeri göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir realite. Lâkin birçok konuda olduğu gibi bu konuda da farklı farklı görüşlere sahip toplulumumuz.

Kimisi onu bir fitne olarak görürken, kimisi de bir nimet olarak görmekte... Bazıları ismini bile duyunca "pislik birşey" deyip kulak tıkarken, bazıları zamanın nasıl geçtiği anlamadan istifade etmeye çalışmakta...

Tanımı nasıl yapılırsa yapılsın, kullanımı ne yönde olursa olsun bir vâkıa var ki, o da internetin zengin-fakir, inançlı-inançsız, genç-yaşlı herkes tarafından kullanılıyor olması hatta kullanımının günden güne artıyor olmasıdır.

Hayatımızda büyük bir yer kaplamaya başlayan, zaman zaman eş-dosttan koparan bu gerçeğin doğal olarak bize getirmiş olduğu bazı olumlu ve olumsuz yönleri de var. İşte bu noktada kişi iyi bir seçiciliğe sahip olmalı ve internetin müsbet yönleri tercih ederken, menfi yönlerinden de uzak durmalıdır.

Ne yazık ki, özellikle muhafazakar kesim böyle bir gerçekle yüzleşirken gereken tedbiri yeterince alamamış, olaya ya çok uzak durmuş ya da balıklama dalmış ve bunun sonucunda bu sanal dünyada boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Çevremize baktığımızda islami duyarlılığı olan kesimin evlerine hızla girmekte olan bu gerçeğin evin içerisinde kavgaya, tartışmaya hatta vahşete varan bir tablo ortaya çıkarması, bu konuda haklı bir tespit yaptığımızı göstermektedir.

Ne yazık ki, aileler ne için internet aldığını bilmeden (bazen birinden etkilenerek, bazen özentiye düşerek) kendilerini ve evlatlarını adeta bir ateşin içine atmaktadırlar. İnsan ne olduğunu bilmediği birşeyi neden alır, ondan ne kadar faydalanabilir ki! Daha önce görmediğiniz, bilmediğiniz bir aleti, makinayı çalıştırabilir misiniz?

Olayı biraz daha müşahhaslaştırayım ve başımdan geçen bir örneği sizlerle paylaşayım isterseniz. Fi tarihinde bir arkadaşım -ki bu gerçekle yüzleşmeden önce namazında, niyazında, başarılı bir kişiydi- lakin malum gerçek kapısını çalınca hazırlıksız yakalandı.

Kendini birden bu sanal hortumun içinde buldu ailesi ile iletişimi kopma noktasına geldi, arkadaşlarıyla merhabalaşmaz oldu, dersleri aksamaya başladı, en önemlisi artık namazlarını bile kaçırmaya hatta kılmamaya başladı. Kendisini sarmakta olan yılanı göremiyordu. Ve birgün içinde eski günlerin ızdırabını duymuş olacak ki bana açıldı. Gözleri nemli, yanakları al al, ağzından çıkan ilk çıkan cümle şu oldu: "Allah belanı versin internet!"

Bundan sonrası çok önemli değil, zaman zaman bizlerin de yaşadığı pişmanlık duygusu ve tahayyül edilebilecek bazı mülahazalar.

Bizim için önemli olan nokta şu; bu tepki doğru bir tepki mi? Kiminiz haklı, kiminiz haksızdı diyebilirsiniz arkadaşım için, belki zaman zaman siz de buna benzer cümleler kurmuş olabilirsiniz. Sizce suç internette mi? Yoksa onu kullanmasını bilmeyen bizlerde mi? İnsanoğlu hatayı hep başkasında aramaya meyyal mi? Hiç kendinde kusur yok mu? Nasreddin Hoca'nın deyimiyle "hırsızın hiç mi suçu yok" acaba? Bilinmelidir ki vusulsüzlüğümüz, usulsüzlüğümüzden kaynaklanmaktadır.

Dudak uçuklatacak vâkıaları hergün görüyor, okuyor ve duyuyoruz, hepsinin menşei bu işte. Şimdi bunu okuyup, ben daha internet kullanmayacağım demeyelim. Çünkü bunu diyen çok arkadaşım oldu, hepsi sonra pişman oldular, yine internete muhtaç oldular.

Karanlığa sövmek yerine neden bir mum yakmıyoruz! Her konuda bizim rehberimiz olan Efendimiz (s.a.v.) iş olsun diye mi gönderildi sizce? (haşa!) İbadette bile aşırılığın zararlı olduğunu az da olsa devamlı olanının makbul olduğunu söylerken aslında elimize bir reçete tutuşturmuş oluyordu, okumasını bilene.

Şimdi düşünelim, el-insaf interneti hiç kullanmayıp, bu nimetten faydalanmadan karalama yapan ile aşırı şekilde kullanıp hak sınırlarını ihlal eden kişi arasında ne fark var? Böyle cahilce davranışlar bize zarardan, bağnazlıktan başka ne kazandırır.

Dün elimizde ok vardı onu kullandık, bugün elimizde tank var onu kullanacağız. Elbete adı, şekli önemli değil, önemli olan özünü, ruhunu anlayıp rıza-i İlahi yolunda bize musahhar kılınmış herşeyi hakkıyla kullanabilmektir fıtrata uygun olan. Binaenaleyh kendimizi bir kez daha hesaba çekelim, hesap gününe ermeden ve çeki düzen verelim kulluğumuza herşeyimizi kaybetmeden.

Mevla bize anlayabilme, akledebilme, yaşayabilme ve bunları hakkıyla anlatabilme gücü ihsan eylesin. Elhamdulillah müslümanım derken dili kalbine değenlerden olabilmeyi nasib etsin. Son olarak en sevdiğim duamı zikredeyim konuyla da alakalı olarak: Rabbî, zidnî ilmen ve fehmen ve elhıqnî bi's-sâlihîn (Rabbim, beni ilim ve anlayış bakımından artır ve salihler zümresine ilhak eyle)

İLYAS UÇAR