No.1 - Mercedes-Benz SLS AMG
Mercedes-Benz SLS AMG Gullwing “Yılın Otomobili” değerlendirmesine 2007 yılında prototip versiyonuyla katılmıştı. Otomobil o kadar ilgi gördü ki, jüri üyelerinden çoğu aracı almak için oluşturulan ve bir yıldan uzun süren bekleme listesine girebilmek için çözümler aramaya başlamıştı. Otomobilin yukarıya doğru açılan nostaljik kapıları ergonomik açıdan sorun oluşturan tek detay olarak çıkıyor karşımıza. Direksiyonun başına geçtiğinizde bu olumsuzluk anında unutuluyor. SLS, 300 SL Gullwing’in ardından Mercedes-Benz fabrikasından çıkan en iyi otomobil olarak kabul ediliyor.

Mercedes-Benz 300 SL Gullwing, 1950’lerde otomotivin doruk noktası kabul ediliyordu. Ondan sonra benzer bir model üretilmedi. Günümüzde ise onun devamı sayılan SLS, geçmişin tasarımıyla 21’inci yüzyılın teknolojisini uyum içinde harmanlıyor. Yol tutuşa müdahale eden uzun motor kaputunu bir kenara bırakacak olursak, Avrupa’nın bu idolü başarılı yönlendirme kabiliyeti ve trenden daha kuvvetli çekiş gücü sunan kendini kanıtlamış AMG performansıyla dikkat çekiyor. Kabin belki biraz sınırlayıcı olabilir fakat sürüş hissi söz konusu olduğunda SLS için rakiplerinden ışık yılı ileride diyebiliriz. Ona, açık arttırmada satılan orijinal SL’den 500.000 dolar daha ucuza sahip olabileceğinizi de unutmayın. Sürüş geniş motor kaputunun üzerinden bakmaya alıştığınızda yüce bir deneyim. Hızlı ve kesintisiz geçişler sunan şanzıman, özellikle bahsedilmesi gereken bölümlerden. SLS, Mercedes’in en güncel, ilginç ve iyi modeli. Onu tehlikeye sokan tek şey özgün ve güzel olan orijinal tasarıma daha sadık kalmak yerine retro dizayna ağırlık verilmesi oldu.



No.2 - Audi R8 V10
2009 Audi R8, İtalyan, İngiliz ve Alman rakiplerini geride bırakarak Robb Report tarafından 2008’de Yılın Otomobili seçildi. Sıra 2010 Audi R8 V10’a geldi. Yeni modele, sadece eskisine eklenen iki silindir olarak bakmamak gerekiyor. Lamborghini menşeli V-10 motor eskisinden bir litre daha büyük ve 105 beygir daha fazla güç üretiyor. Tork oranında da önemli iyileştirmeler gerçekleştirilmiş. Aslında ilk andan itibaren bu motorun kullanılması gerekiyordu.

Yeni modeldeki değişiklikler sadece motorla sınırlı değil. Son derece etkileyici bir performansa sahip bu otomobil ataklığıyla etkiliyor. Dört çeker sisteminin sağladığı yüksek yol tutuş kabiliyeti ve arka-ortaya yerleştirilen motorun neden olduğu başarılı ağırlık dağılımı, RS V10 sürücüsünün kendini güvende hissetmesini sağladığı gibi yüksek hızlarda frenleme ve kullanım hatalarından oluşabilecek problemlerin üstesinden gelmesine yardımcı oluyor.

Bütün bunların üzerine İsviçreli bir saat üreticisini bile etkileyecek düzeydeki malzeme ve işçilik kalitesini, güzel göstergeleri ve vites küçültürken motordan gelen sesi de eklediğinizde markanın dört halkadan oluşan logosunu fazlasıyla hak eden bir otomobil ortaya çıkıyor.



No.3 - Aston Martin DBS Volante
Aston Martin’in amiral gemisi olan DBS Volante her açıdan etkileyici bir otomobil. Spor otomobillerin kapasitesine, supercar olarak adlandırılan çok yüksek performanslı modellerin sesine ve konforlu bir sürüşe sahip bu model aynı zamanda en estetik tasarımlardan biri kabul ediliyor. Daha da önemlisi Aston Martin DBS Volante, Ferrari 599’un (DBS’in en yakın rakiplerinden) yapamadığını yaparak güneşli günlerin ve yıldızlı gecelerin tadını çıkarmanızı sağlıyor.

Aston Martin DBS convertible mekanik olarak coupe ile aynı özelliklere sahip (sadece katlanan tavan ve gerekli olan güçlendirme çalışmalarından dolayı ağırlığı biraz arttı). Viteslerin kulakçıklar yardımıyla değiştirildiği 6 ileri otomatik şanzıman kesintisiz hızlanma sunuyor. Modern İngiliz otomobilleri arasından tercih yapmayı planlıyorsanız araştırmanız sona erdi demektir.

Bu otomobiller elde üretildikleri için bazı küçük kusurları ve aerodinamik açıdan eksikleri olabilir. Bu küçük tuhaflıklar İngiliz otomobillerinin genel özelliği olarak kabul ediliyor. Aston Martin DBS Volante İngiltere’nin uçsuz bucaksız kırları kadar güzel bir otomobil. Buna performansını ve öndeki aracın dikiz aynasında yarattığı etkiyi de eklersek ortaya vazgeçilmesi imkânsız bir model çıkıyor. Spor bir convertible istiyor ve aynı zamanda hızlı ve iyi bir işçiliğe sahip olmasını arzu ediyorsanız Aston Martin DBS Volante en iyi tercihlerden birini oluşturuyor.



No.4 - Lamborghini Gallardo LP 550-2 Valentino Balboni
Fabrikadaki yollara nadiren başarılı elemanlarının adını veren Ferrari’nin aksine Lamborghini sınırlı sayıda üreteceği otomobiline çalışanlarından birinin adını verdi. Lamborghini Gallardo LP 550-2 Valentino Balboni modeli adını 1967 yılından beri fabrikanın test pilotu olan ve geçen sene emekliye ayrılan çalışanından alıyor.

Geleneksel arkadan itişli Lamborghini severler göz önüne alınarak geliştirilen Gallardo’nun Balboni versiyonundan sadece 250 adet üretilecek. LP 550-2’nin gazına yüklendiğinizde lastikler patinaj çekerek yol alırken aynı işlemi virajda denediğinizde spin atma ihtimalini her zaman aklınızda bulundurmanızda fayda var.

Standart üretim Gallardo LP 560-4’ün her şeyi affeden dört çeker sisteminin aksine bu yavru boğa Valentino Balboni’yi gururlandıracak sürücüler tarafından kullanılmak için üretildi.

Günümüzde ise yeni Gallardo LP 550-2 Valentino Balboni’nin dışındaki bütün Lamborghini modelleri dört çekerli olarak üretiliyor. Daha sade ve daha hafif olan yeni modeli kullanmak herkesin harcı değil. Sadece bileğine ve yeteneğine güvenen sürücüler tarafından tercih edilecek.Continental Supersports



No.5 - Bentley Continental Supersports
Bu Bentley sahip olduğu gücü o kadar başarılı bir şekilde yola aktarıyor ki, birçok kişi en yüksek oyunu kesinlikle ondan yana kullanırdı. Her şeyi en mükemmel şekilde gerçekleştiren Bentley ile ilgili anlatılanlar, çift turbolu W-12 motorun yüksek tork gücü ile başlayıp performansıyla son buluyor. GT, 2250 kg’lık ağırlığına rağmen 328 km/s’e ulaşan maksimum hızı ve hem benzin hem etanolle çalışmasıyla şaşırtıyor. Diğer Bentley’lerde olduğu gibi bu modelde de lüks adına her şey düşünülmüş.

Hıza olan iştahının bir sebebi de E85 (etanol ve benzin karışımı). Yük trenini hatırlatan gücü, gelişmiş süspansiyonu ve daimi dört çeker sistemiyle Supersports, düzlüklerde olduğu kadar virajlarda da harikalar yaratıyor. Sizi her fırsatta yoldan çıkarmak için elinden geleni yapıyor.



No.6 - Land Rover Range Rover Autobiography

Range Rover her zaman kare bir gövdeye ve keskin köşelere sahip oldu. Off road kullanımda çok başarılı olmasına rağmen kuru zeminde at taşımak için kullanılan arabayı çekerken biraz tembel kalıyordu. Ancak Autobiography’yi yakından görüp kullanma şansı elde eden jüri üyeleri bazı konulardaki önyargılarından kurtulup onu övmekte gecikmedi.

Kullanıcılar zorlu koşullarda ve inişli-çıkışlı zeminde aracı dik, zemine paralel tutmaya yarayan teknolojik özelliklere hayran kaldı. En yüksek puanları ise SUV’u spor otomobile dönüştüren 510 beygir gücündeki 5.0 litrelik supercharger’lı motor elde ediyor.



No.7 - Jaguar XKR
Jaguar 1961 yılında ilk E-Type’ı tanıttığında, kedili otomobil bir anda zarafetin simgesi oldu. Ama aynı zamanda küçük sorunları da beraberinde getirdi. Ne mutlu ki yağ kaçırma ve elektrik problemleri artık tarih olurken Jaguar’ın performans konusundaki başarılı geçmişi, XKR’yi GT kategorisinde en çok aranan otomobillerden biri yaptı. Dört silindir daha az olmasına karşın daha çok heyecan için eklenen supercharger sayesinde V-8 motorlu Jaguar, V-12 motorlu Aston Martin DBS’yi beygir gücü açısından geride bırakıyor. Arka koltuklarda iki yetişkinin konfor içinde yolculuk edebileceğini hatırlatmakta fayda var.



No.8 - Porsche Panamera Turbo
Lamborghini ve Bugatti gibi üreticiler alıcıların ilgisini coupe görünümlü spor sedan konseptleriyle çekmeye çalışırken Porsche 10 bin adet Panamera sattı bile.

Arka koltukta oturanların sahip oldukları diz mesafesi konusunda bazı fikir ayrılıkları yaşandı ama gaza her kim dokunduysa Panamera Turbo unvanına yakışır bir şekilde davranarak onu etkilemekte zorlanmadı. Tasarımı tartışmaya açık olabilir ancak dört kapılı Panamera gerçek bir spor otomobil.



No.9 - Ford Shelby GT500 Super Snake
İlk kuşak Mustang’ler Carroll Shelby’nin sihirli dokunuşuyla daha güçlü ve aranan modellere dönüştü. 1965 modelde denenen formülün aynısı 2010 modele de uygulanarak sadece bir avuç insanın kullanma zevkine erişebileceği, çok daha azının ise sahip olmak isteyeceği şeytani bir otomobil elde edildi.

Performans artırmak söz konusu olduğunda bunu Carroll Shelby ve ekibinden daha iyi yapan yoktur. Merkezi Las Vegas’ta bulunan Shelby Automobiles’in en son ürünü, 750 beygir güç üreten supercharger’lı V-8 motoru sayesinde alev çıkaran, lastik yakan, adrenalin makinesi 2010 Ford Shelby GT500 Super Snake’den başkası değil.



No.10 - BMW X6 M
X6’nın ebatları yol tutuş, sıra dışı performans ve frenleme kabiliyeti konusunda sürücüsünü yanlış yönlendirebiliyor.

Tasarım, klasik anlamda ilk anda anlaşılmasa da dikkatleri üzerine çekmeyi ve seçkin bir zümreden oluşan ve X6’nın çok sıra dışı bir model olduğunu vurgulayan M severlerin takdirini kazanmayı başarıyor. Onu spor bir otomobil olarak kullanabilirsiniz ama ne yaparsanız yapın sakın ondan SUV olarak bahsetmeyin. BMW M3 geçen yıl Robb Report’un “Yılın Otomobili” değerlendirmesinde üçüncülüğü elde ederek herkesi şaşırtmıştı. Ama bu yıl BMW X6 M jüri üyelerinin kafasını karıştırdı.

Çoğu 2400 kg ağırlığındaki sıra dışı görünümlü, dört çekerli bu otomobil konusunda ne yapacağına bir türlü karar veremedi. Şu bir gerçek ki onun hakkında ne düşünürseniz düşünün 555 HP ve 500 lb ft tork ile X6 M çok güçlü bir araç. Ve BMW Motorsporları hayranlarını fazlasıyla tatmin ediyor.

mynet