8. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 6789 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 71 ile 80 Toplam: 82

ateizme tokat gibi

Din ve İnanç Kategorisi Dini Videolar Forumunda ateizme tokat gibi Konusununun içerigi kısaca ->> Elle tutulup gözle görünmeyen şeylerin ispatı yoktur mu demek oluyor yani ? Yazdıklarımdan bu sonucu çıkarmak için bir hayli zorlanmış ...

  1. #71
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Elle tutulup gözle görünmeyen şeylerin ispatı yoktur mu demek oluyor yani ?
    Yazdıklarımdan bu sonucu çıkarmak için bir hayli zorlanmış olmalısınız, tabi ki o demek olmuyor. (HİPOTEZ İSPATI MÜMKÜN OLMAYAN DEMEK DEĞİL Kİ)
    Sayın Ümmi bu tarz tartışma hilelerini çok kullanıyorsunuz, bunlara gerek yok.
    Ayete göre Allah SOM VE SONSUZDUR. Som ve sonsuz olan kendisinden başka bir seyin varlığını imkansız kılar. Basit bir matematiktir bu, Som ve sonsuz olan senin sınırlarında bitemeyeceğine göre sen nasıl var olabileceksin. Ancak onun parçası olarak var olabilirsin.
    Daha önce benim ''hiçlik' sözüme karşı çıkmıştınız siz şimdi ''kendini yok bilme'' diyerek aynı şeyi söylüyorsunuz. Her yazıda görüşlerinizi değiştiriyormusunuz? Bu tür çelişkileri de çok yaşıyorsunuz sanki biraz cevap yetiştirme telaşıyla yeterince derinleşemeden yazıyormuşsunuz intibaını uyandırıyorsunuz.
    Tasavvufi konularda itirazınızın arkasından söyledikleriniz neredeyse çok zaman itiraz ettiğiniz cümle ile aynı anlama geliyor.
    Yazılarınızı bir daha gözden geçirin söylediklerimin gerekçesiz olmadığını anlayacaksınız.

  2. #72
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Ayete göre Allah SOM VE SONSUZDUR. Som ve sonsuz olan kendisinden başka bir seyin varlığını imkansız kılar.
    Basit bir matematiktir bu, Som ve sonsuz olan senin sınırlarında bitemeyeceğine göre sen nasıl var olabileceksin

    eyvallah efenim.
    Zaten öyle."Evvel O,Ahir O,Zahir O,Batın O".



    .
    Ancak onun parçası olarak var olabilirsin.
    Onun parçasıda değiliz.yoktan yarattığı kullarız.ve bu yaradılmışlık onun tekliğine halel getirmez,bizide ona dahil etmez,nasılını o bilir O herşeyi bilendir.yoktan ucunu bucağını ölçemediğimiz evrenler yaradan,mikro alemdeki o küçücük canlılara bile hayat veren müsaade edinde bilsin yani.
    Bu bir paradoks gibi gözüksede ehline açılan bir sırdır.kitaptan okumakla,birinden duymakla değil,bizzat kalbinie Allahın öğretmesiyle bilinir.
    felsefedeki panteizmle uzaktan yakından alakası yoktur.Kısaca "tatmayan bilmez"çünkü akılla anlaşılmaz.Bizzat tecrübe etmek lazım



    Daha önce benim ''hiçlik' sözüme karşı çıkmıştınız siz şimdi ''kendini yok bilme'' diyerek aynı şeyi söylüyorsunuz.
    daha önce yoklukla hiçlik farkını açıklamıştım ama kaçırmışsınız sanırım.Yeniden okuyun isterseniz.

    Her yazıda görüşlerinizi değiştiriyormusunuz? Bu tür çelişkileri de çok yaşıyorsunuz sanki biraz cevap yetiştirme telaşıyla yeterince derinleşemeden yazıyormuşsunuz intibaını uyandırıyorsunuz.
    önceki yazılarıma bakarsanız çelişmediğini göreceksiniz.
    size çalakalem gelebilir.şu sizin sahanızla ilgili eleştirdiğiniz konular hariç(terminoloji falan)üzerinde düşünürseniz çalakalem olmadığını anlayacaksınız.
    Tasavvufi konularda itirazınızın arkasından söyledikleriniz neredeyse çok zaman itiraz ettiğiniz cümle ile aynı anlama geliyor.
    efenim ben felsefe bilmiyorum,bu nedenle terminoloji konusunda beni uyardınız sağolun.Tasavvufuda bırakın biz bilelim azcık.Bizde bu konuda yıllarımızı harcadık.sizin tasavvufta birlik zannettiğiniz şey,panteizmdir.bir felsefedir ve akılla anlaşılabilir.Tasavvufdaki vahdet halinin söylediklerinizle alakası yoktur.Akılla değil,kalple anlaşılır.Akılla anlaşılmaz.
    Yazılarınızı bir daha gözden geçirin söylediklerimin gerekçesiz olmadığını anlayacaksınız.
    yazılarımı gözden geçirirseniz,sizin için emek verdiğimi ,uydurmak yada,cevap yetiştirmek için yazmadığımı anlayacaksınız.
    düşünen insan benim için değerlidir.yoğun günlük hayatıma ara verip konuya yazı yazıyorum.

  3. #73
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Sayın Ümmi,
    Ben basit bir matematik denkleminden bahsediyorum,''som ve sonsuz'' olan başka bir varlığın varolmasına imkan tanımaz. Eğer sizin sınırlarınız da son buluyorsa o sonsuz değildir. Bu tanımlama herşeyi allahın parçası haline getirir. Nitekim bu yoruma katılan bir çok mütefessir bulunmaktadır.

    Parçası olmanız onun yarattığı olmanız haline halel getirmez. Sadece som olma özelliğini anlamamızı zorlaştırır. Burada som sözcüğünü elemental ölçülerde anlamamak gereğini bize anlatır. Som sözcüğü tümevrenin yapısal özelliğinin bir bütünlük arz ettiği ve her zerresinde bu bütünlüğün korunduğu gibi anlaşılmalıdır. Felsefi olarak bizi ''teklik'' düşüncesine götüren temel özellik bu olsa gerekir.

    Kişinin kendisini ''hiç bilme'' ''hiçleştirme'' yada ''yok bilme'' si arasındaki farkı izah eden bir cümlenize rastlamadım hatırlatırsanız sevinirim.

    Bir şeyin kalple anlaşılır olması onun açıkça akla karşı olabileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu konunun çetin bir problem olduğunu anlayabiliyorum ama kalbi aklın dışında ve fevkinde tutmak başka şeydir akla karşı konumlandırmak başka şey. Bildiğim kadarıyla hiç bir tasavvufi düşünce kalbi aklın karşısına koymaz sadece dışında ve fevkinde tutar. Aksi halde tasavvufu bilimle ve akılla çatışan bir anlayışa dönüştürürsünüz. Bu durum inanca en ağır darbeyi vurur ya da bazı toplumların bilim dışı kalmasına vesile olur. Şu an islam toplumlarında yaşanan şeyin temelindede bu yanlış yorumun olduğunu düşünmek sanırım abartılı bir değerlendirme olmaz.

    Yukardaki paragraf yaklaşımımın panteizmle alakası olmadığı konusunda fikir vereceği için bu konuda başka açıklama yapmayacağım.

    Yazılarınıza ilişkin eleştirel yaklaşımımı sanırım tam anlatamadım, yazılarınızı kendim için önemli ve cevap vermeye değer buluyorum ve çok şey öğrendiğimi düşünüyorum sohbeti sürdürmemin sebebi bu. Şüphesiz ki bu durum benim eleştiri hakkımı elimden almaz ama eleştirileri en ağır ölçülere taşımamanızı rica edeceğim. Çünkü eleştirilerin bir kısmı sizin anlatımınızdan kaynaklasada önemli bir kısmının yeni tanışıyor olmaktan dolayı benim onların tam karşılığını zihnimde oluşturamamaktan kaynaklanabileceğini biliyorum ve anlamamın size sormaktan başka yolu yok. Eleştirilerin aynı zamanda bir soru olduğunu ve anlamak istemekten başka bir gayesinin olmadığını bilmenizi isterim buna rağmen sözlerimden sizin yazıları uydurduğunuzu, emek vermediğinizi anladıysanız bunun için özür dilerim, asla böyle bir şey demek istemedim.
    Sevgi ve saygılarımla.

  4. #74
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Sayın Ümmi,
    Ben basit bir matematik denkleminden bahsediyorum,''som ve sonsuz'' olan başka bir varlığın varolmasına imkan tanımaz. Eğer sizin sınırlarınız da son buluyorsa o sonsuz değildir. Bu tanımlama herşeyi allahın parçası haline getirir. Nitekim bu yoruma katılan bir çok mütefessir bulunmaktadır.
    efenim basit matematik denklemleriyle anlaşılabilseydi zaten herkes iman ederdi dediğiniz şekilde.hem som ve sonsuzdur,hem kullar yaratmıştır hem bu kullar ne onun aynıdır nede ondan gayrıdır.
    bunu anlatabilmek için için tasavvufta ayna metaforu kullanılırmesela,aynaya yansıyan güneşe bakıp ben güneşi gördüm deseniz,o güneş değildir ama güneş değildirde diyemezsiniz.Güneşin yansımasıdır.
    ya da dünyadaki tüm suları bir varlık kabul etseniz insanın yüzde yetmişi sudur ama insan su değildir.bu örnekler akla yaklaştırabilmek için birer teşbih.Yoksa aynen böyledir demek değil.
    herşey yaradılmadan önce sadece Allah vardı denildiğinde Hz.Ali ;"el an öyledir" demiş.yani şimdide öyledir.Sadece Allah var.
    Filozof,"düşünüyorum öyleyse varım "der.Mutasavvıf sa,,Düşünüyorum,düşünüyorum,yokluk ve hiçliğimi buluyorum der herhalde buna mukabil.
    Parçası olmanız onun yarattığı olmanız haline halel getirmez

    Sadece som olma özelliğini anlamamızı zorlaştırır. Burada som sözcüğünü elemental ölçülerde anlamamak gereğini bize anlatır. Som sözcüğü tümevrenin yapısal özelliğinin bir bütünlük arz ettiği ve her zerresinde bu bütünlüğün korunduğu gibi anlaşılmalıdır. Felsefi olarak bizi ''teklik'' düşüncesine götüren temel özellik bu olsa gerekir.
    .
    efenim evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu düşünülürken,Kuark diye birşey keşfedildi.bunlarında bir var bir yok ışıma gibi(zikir)oldukları tesbit edildi.kuantum fiziği diye birşey ortaya çıktı ve bilinen fizik yasalarının çok daha ötesinde bilgiler elde edildi.evrenin yap taşı madde değil,Enerji dir. ve bir var bir yok.nasılki ışığı kendinden olmayan gezegenler göz kırpar gibi görünür.evreninde varlığı kendinden değilidr.onu her an bir var bir yok eden bir varedicinin Ol hitabına muhtacdır.Bir var bir yok olan şeyde Ne Allah olabilir nede onun bir parçası.
    Rahman29." Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.

    Kişinin kendisini ''hiç bilme'' ''hiçleştirme'' yada ''yok bilme'' si arasındaki farkı izah eden bir cümlenize rastlamadım hatırlatırsanız sevinirim.
    Ümmi den alıntı;
    kendinin hiç olduğunu anladığında yani kendini bildiğinde mevlasını bilir.Hiç,yok denecek kadar değersiz şey demektir.bu beka,yani sahva erenlerin,ayılmışların halidir.bu hiçlik,insanı özgür kılar.Allahtan başka kimseye eyvallah ettirmez.Çünkü herşeyde kendisi gibi onun kuludur.ondan izinsiz yaprak bile kımıldamaz.
    Bundan önce fena,yani yokluk idraki vardır ki,kişi kendi varlığından habesizdir aşktan dolayı.Enel hak gibi kelimelerle ifade edebilirler bu hali yaşayanlar.sarhoştur kişi aşktan dolayı ve Allahtan başka hiç bir varlık olmadığı anlayışındadır.Bu felsefi değil ,kalbi bir anlayıştır.Fakat bilmeyenler panteizmle karıştırabiliyorlar.eksik bir anlayış olmakla birlikte,insanların geneline göre ldukça yüksek bir manevi ve kalbi hal yaşamaktadırlar.
    yani yokluk ve hiçliği karıştırmışsınız.genede akılla anlamaya çalışan biri olarak iyi sayılırsınız.
    bu arada tanrı tahayyülü diye birşey yoktur.O ne hayal ederseniz edin onun ötesindedir.Veralarında verasında,veralarında verasında,veralarında verasındadır.

    Devamı: ateizme tokat gibi


    kişi,seyru sülük yolculuğunda,Ahadiyet idrakine ulaştığında,kendini yok bilir.buradan ilerlediğindede yaradılmış bir kul;Hiç olduğunu anlar,ki asıl gerçek budur.

    "İnsan üzerine zamandan öyle bir dönem gelip geçti ki, o anılmaya değer bir şey değildi." Dehr 1
    (bu ayette her ne kadar madde aleminde böyleyse,Yani henüz pis bir su halinde ikrah edilen,minicik bir hücre olarak kıymet ifade etmeyen değersiz birşeyken görür,konuşur,düşünür,bedenen en mükemmel şekile büründürülmüş olması bir tarafa,)Allah katında değer ifade edebilmesi için kulluğunun idrakinde olması gerekir.,

    "Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin! "Bakara 152

    İnsan bedeninde bir hücre bile yaratmaya kadir değilken,gözüne bir kirpik eklemekten acizken,Allahın verdiği akılla düşünür,Gözle görür,Kalple severken,vücudunun cüzleri onun verdiği rızıklarla gelişirken,"ben " demesi yakışmaz.ben dediğimiz de O na ait çünkü.bize düşen sadece hiçlik.Yok denecek kadar önemsiz bir vara bunca lütuf,onu muhatap alma,cennetine davet etmekte,Onun merhameti,Sevgisi ve insana verdiği değerin göstergesi.

    insanın ;modern dünyanın hayhuyu,egoyu besleyen ve yücelten fikir akımlarının tesiriyle bu hiçliğinin farkına varması imkansız gibi birşey.bu yüzden yaradanla doğru bir bağlantı kurmasıda çok zor.

    Bir şeyin kalple anlaşılır olması onun açıkça akla karşı olabileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu konunun çetin bir problem olduğunu anlayabiliyorum ama kalbi aklın dışında ve fevkinde tutmak başka şeydir akla karşı konumlandırmak başka şey. Bildiğim kadarıyla hiç bir tasavvufi düşünce kalbi aklın karşısına koymaz sadece dışında ve fevkinde tutar. Aksi halde tasavvufu bilimle ve akılla çatışan bir anlayışa dönüştürürsünüz. Bu durum inanca en ağır darbeyi vurur ya da bazı toplumların bilim dışı kalmasına vesile olur. Şu an islam toplumlarında yaşanan şeyin temelindede bu yanlış yorumun olduğunu düşünmek sanırım abartılı bir değerlendirme olmaz.
    efenim akıl olmasa din olmaz zaten.Deliye kalem yok.Yani aklı olmayan dinen mesul bile sayılmaz.Akıl elbette çok önemli.Fakat bir yerden ötesinede kalple geçilir.Aklın gücü yetmez.Hatta mirac hadisesinde,Cebrail a.s.Sidetül müntehaya geldiklerinde;Bundan ötesine geçemem yanarım der.Melekler,Akıl nuru gibi nurdan yaradılmış varlıklardır.Akıl nuruda,kalple anlaşılacak mevzularda fazla kafa patlatılınca voltajın fazla geldiği ampul gibi patlar,yanar.Aklın sınırı bir yere kadar.Kişi ne kadar akıllı ve zeki olsa aşık olmamışsa aşkı bilemez mesela.
    Aşkı açıklamakta,akıl çamura saplanmış eşek gibi kalakalır.

    Yukardaki paragraf yaklaşımımın panteizmle alakası olmadığı konusunda fikir vereceği için bu konuda başka açıklama yapmayacağım.
    efenim yaradılmışların toplamından tanrı oluşturmak tasavvuru panteizmdir.Tasavvufdaki tevhidle alakası yoktur.İster elemental olsun ister şeylerin toplamı.


    Yazılarınıza ilişkin eleştirel yaklaşımımı sanırım tam anlatamadım, yazılarınızı kendim için önemli ve cevap vermeye değer buluyorum ve çok şey öğrendiğimi düşünüyorum sohbeti sürdürmemin sebebi bu. Şüphesiz ki bu durum benim eleştiri hakkımı elimden almaz ama eleştirileri en ağır ölçülere taşımamanızı rica edeceğim. Çünkü eleştirilerin bir kısmı sizin anlatımınızdan kaynaklasada önemli bir kısmının yeni tanışıyor olmaktan dolayı benim onların tam karşılığını zihnimde oluşturamamaktan kaynaklanabileceğini biliyorum ve anlamamın size sormaktan başka yolu yok. Eleştirilerin aynı zamanda bir soru olduğunu ve anlamak istemekten başka bir gayesinin olmadığını bilmenizi isterim buna rağmen sözlerimden sizin yazıları uydurduğunuzu, emek vermediğinizi anladıysanız bunun için özür dilerim, asla böyle bir şey demek istemedim.
    Sevgi ve saygılarımla.
    efenim ağır eleştiri olarak algıladığınız cümlelerim hangisiyse özür dilerim.Bunu kasıtlı yapmadığımı bilmenizi isterim.
    bende işlerim yüzünden nete fazla vakit ayırmamaya karar verdiğim halde düşünen birilerine yazmak sorumluluğu sebebiyle burda bulunuyorum.Rumuzdanda anlaşılacağı üzere ümmi sayılırım.Sadece bildiklerimi paylaşmaya çalışıyorum.
    yazılarımın çalakalem gibi geldiğini daha öncede mopsy söylemişti.bunun sebebi şu olabilir kısıtlı bir zaman içinde yazıyorum ve olabildiğince kısa ifadelerle yazıyı uzun tutmamaya çalışıyorum.Ama anlatılacak mevzuyu böyle kısacık ifade etmek bazan önemsenmeden yazılmış gibi bir görüntü arzediyor sanırım.oysa iki cümleyle anlattığım bir yokla hiçin farkını anlamak bendenizin en az 5-6 seneme malolmuştur.
    sizin kolaycacık yazdığınız Allah som ve sonsuz(samed) kelimesinin manasını anlayabilmek,"kul hü vallahu ehad,Allahussamed" (de ki Allah tektir,Allah sameddir) ayetini anlayabilmek için,yıllarca çaba sarfetmek gerekiyor.Ve o ayetin manası bir anda Allah tarafından kabinize öğretiliyor.ve anlıyorsunuz ki,yüzlerce kütüphane devirsem bunu anlamazdım.çünkü kitaplarda yazan falancadan filancadan öğrenilecek birşey değil.
    mesela,siz aşık olmadan aşkı anlamazsınız.Aşık olduktan sonrada aşkı tarif edemezsiniz tamamen kalbi bir durumdur.Ancak aşkı yaşayanlar az çok bir birlerinin halinden ,gerçek aşık olup olmadığından anlar.bunu gibi,bu merhalelerden geçmiş insanlarda bir birini tanır.
    "Ehli dil birbirin bilmemek insaf değil."
    ne demek istediklerini anlar.
    aynı kulhü vallahu ehadi,normal vatandaşın okuduğunda anladığıyla,o ayeti kabiyle okuyanın anladığı arasında dağlar kadar fark vardır.
    bu bir ayeti anlamak bile hayatınızı yüzseksen derece değiştirir.adeta karanlıklardan aydınlığa çıkarsınzı.kainatın en büyük muammasını çözersiniz.
    bakara 257
    "Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. "

  5. #75
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Sayın Ümmi,
    Ben basit bir matematik denklemi üzerinden konunun anlaşılabileceğini söylemedim. Ancak iddianın basit bir matematik denklemiyle çatışması halinden bahsettim. Bir konu basit bir matematik denklem üzerinden anlaşılır hale gelmeyebilir ama bir konunun basit matematik denklemiyle çatışması o konuyu akıl dışına iter. Örneklemeniz varlıkların bir kısmının zahiri olduğu yada olabileceği opsiyonunu içinde taşımakta bu nedenle Kulhu vallahu suresinde betimlenen allah anlayışı ile ''yaratılmış varlıklar'' arasındaki varolma ilişkisini açıklamaktan uzak görünmektedir.

    Benim bahsettiğim evrenin maddesel olarak yapı taşları değil bu nedenle quantum fiziği üzerinden yaptığınız açıklamayı konuyla ilişkilendiremedim.

    Panteizm konusuna gelince;
    Benim konuya yaklaşımım ''Eytişimsel özdekçi felsefenin'' kavramlaştırdığı bütün parça ilişkisi üzerindendir. Felsefenin bu kavramlara yaklaşımı, metafizik ve düşünceci felsefenin yaklaşımından çok farklıdır. Metafizik ''bütün'ü'' ''parçaların'' toplamı saymış ve parçalarda olmayanın bütündede olamayacağını ileri sürmüştür. Düşüncecilikse bütünü parçaların toplamından büyük saymış ve onu ruhsal bir öz olarak tanımlamıştır. Her iki varsayımın büyük yanılgısı, ilkin bu kavramlara yaklaşırken ''canlı'' ve ''cansız'', ''soyut'' ve ''somut'', ''bağımlı'' ve ''bağımsız'' ayırımlarını göz önünde tutmamakla başlar. İkinci olarak ''bütün'' parçaların niceliksel bir toplamı değildir; bundan ötürü de bütünün özellikleri parçaların özelliklerine indirgenemez. Üçüncü olarak bütünle parçalarını karşılaştırmak değil, onları eyitişimsel ilişkileri içinde ele almak gerekir. Cansız ''bütün'',birbirleriyle kaynaşmış bir nesneler biçimidir, canlı bütünse kendini meydana getiren nesnelerin bir bağlantı biçimidir.

    Sipinoza'nın panteizmi daha çok metafiziğe dayanır ve tanrı herşeydir ve herşey tanrıdır anlayışıdır. Evren'i aşkın bir tanrı anlayışını kabul etmez benim izahımı tam olarak değilsede Muhyiddin ibn arabi'nin vahdet-i vucut anlayışına daha yakın bulabilirsiniz , Arabi ''

    EVREN TANRIDADIR VE BU TANRIYI SINIRLAMAMAKTADIR '' demektedir.
    Ancak benim ateist olarak görüşümün bu olduğunu söylemek mümkün değildir. Belki felsefi olarak PAN-ENTEİZM benim görüşüme daha yakındır. Ama bu dinlerin tanımladığı ve bizim üzerinde tartıştığımız tanrı anlayışından çok başka bir anlayıştır.

  6. #76
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Sayın Ümmi,
    Ben basit bir matematik denklemi üzerinden konunun anlaşılabileceğini söylemedim. Ancak iddianın basit bir matematik denklemiyle çatışması halinden bahsettim. Bir konu basit bir matematik denklem üzerinden anlaşılır hale gelmeyebilir ama bir konunun basit matematik denklemiyle çatışması o konuyu akıl dışına iter.
    Akıl içi olmadığını söyleyip duruyorum ya zaten.Akıl üstüdür efenim.
    Örneklemeniz varlıkların bir kısmının zahiri olduğu yada olabileceği opsiyonunu içinde taşımakta bu nedenle Kulhu vallahu suresinde betimlenen allah anlayışı ile ''yaratılmış varlıklar'' arasındaki varolma ilişkisini açıklamaktan uzak görünmektedir.
    zaten "bu örnekler akla yaklaştırabilmek için birer teşbih.Yoksa aynen böyledir demek değil" demiştim efenim.yani parça bütün ilişkisi değil ancak yansıma,tecelli şeklinde bir ilişki olabilir diye misal verdim.




    Benim bahsettiğim evrenin maddesel olarak yapı taşları değil bu nedenle quantum fiziği üzerinden yaptığınız açıklamayı konuyla ilişkilendiremedim.
    kuarkların bir var bir yok oluşu üzerinden,bir var bir yok olan şeyin Allah olamayacağını,onun parçasıda olamayacağını anlatmak istedim.
    Panteizm konusuna gelince;
    Benim konuya yaklaşımım ''Eytişimsel özdekçi felsefenin'' kavramlaştırdığı bütün parça ilişkisi üzerindendir. Felsefenin bu kavramlara yaklaşımı, metafizik ve düşünceci felsefenin yaklaşımından çok farklıdır. Metafizik ''bütün'ü'' ''parçaların'' toplamı saymış ve parçalarda olmayanın bütündede olamayacağını ileri sürmüştür. Düşüncecilikse bütünü parçaların toplamından büyük saymış ve onu ruhsal bir öz olarak tanımlamıştır. Her iki varsayımın büyük yanılgısı, ilkin bu kavramlara yaklaşırken ''canlı'' ve ''cansız'', ''soyut'' ve ''somut'', ''bağımlı'' ve ''bağımsız'' ayırımlarını göz önünde tutmamakla başlar. İkinci olarak ''bütün'' parçaların niceliksel bir toplamı değildir; bundan ötürü de bütünün özellikleri parçaların özelliklerine indirgenemez. Üçüncü olarak bütünle parçalarını karşılaştırmak değil, onları eyitişimsel ilişkileri içinde ele almak gerekir. Cansız ''bütün'',birbirleriyle kaynaşmış bir nesneler biçimidir, canlı bütünse kendini meydana getiren nesnelerin bir bağlantı biçimidir.

    Sipinoza'nın panteizmi daha çok metafiziğe dayanır ve tanrı herşeydir ve herşey tanrıdır anlayışıdır. Evren'i aşkın bir tanrı anlayışını kabul etmez benim izahımı tam olarak değilsede Muhyiddin ibn arabi'nin vahdet-i vucut anlayışına daha yakın bulabilirsiniz , Arabi ''

    EVREN TANRIDADIR VE BU TANRIYI SINIRLAMAMAKTADIR '' demektedir.
    Ancak benim ateist olarak görüşümün bu olduğunu söylemek mümkün değildir. Belki felsefi olarak PAN-ENTEİZM benim görüşüme daha yakındır. Ama bu dinlerin tanımladığı ve bizim üzerinde tartıştığımız tanrı anlayışından çok başka bir anlayıştır.
    efenim islamın tevhid anlayışı ne felsefeyle nede metafizikle örtüşmez.yaradılanlar dolayısıyla evren onun parçası falan değildir.O muhalefetün lil havadistir.Yarattıklarının hiç birine benzemez.
    Sizin görüşünüzde Arabinin görüşüne benzemiyor efenim.çünkü arabinin görüşünün akılla izahı mümkün değildir.Kalbi Bir haldir.o haldeyken yaşanılanların izahı mümkün olmadığından dile getirildiğinde herkes kendi anlayışınca bişiler çıkarır.ama tamamen subjektif bu hali anlamaktan çok uzaktırlar.ancak aynı tecrübeyi yaşayanlar birbirlerinin ne demek istediğini anlar.

  7. #77
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Siz açıkça inanmıyorsanız birbirimizi anlama imkanımız yok demek istiyorsunuz. Ben benim görüşümün Arabinin görüşüyle örtüşmeyeceğinin altını çizdim ama benim anlattıklarım panteizmden daha fazla arabiye yakındır dedim. Fakat siz nedense her defasında cümlenin bütününü değerlendirmeyi gerekli görmüyorsunuz.
    Akıl üstü olanlar da açıkça akılla çelişmezler. Akılla çelişeni akıl üstü değil akla karşı diye yorumlamak icap eder. İşte bilimle çatışma anı bu noktayı karıştırmakla ilgilidir. AKIL ÜSTÜ OLMAK BAŞKA ŞEYDİR AKILLA ÇATIŞMAK BAŞKA.

    .O muhalefetün lil havadistir.Yarattıklarının hiç birine benzemez.(ÜMMİ YAZDI)
    düşüncecilerde aynı konuda ''bütünün niteliği parçanın özelliklerine indirgenemez'' diyor.

  8. #78
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    akıl üstü olanlar akılla çelişmez ama çelişiyor gibi görülebilir.Mesela;
    "Allah ehaddir,sameddir"(ikincisi olmayan tek,som)önermesiyle,
    "her nerede olsanız O sizinledir"önermeleri ayettir.birinciye göre o tek öyle bir tekki,ikinci bir varlığa mahal bırakmayan sonsuz ve som bir teklik,İkincidede bize yakın olduğu bildiriliyor yani ,bide yaradılanlar var.
    bu ikisini nasıl bağdaştıracağını akıl bulamaz.çünkü birini doğrulasa öbürünü yanlışlamış olacağını düşünür.
    sizin dediğiniz gibi,"bütün parçaların toplamından fazla bir şeydir "önermesiyle örtüşen bir durum değildir bu.

    her bilimin yöntemi farklı,bilgiye ulaşmak için kullandığı yöntem ve araç gereç farklıdır.
    Felsefe,Aklı kullanır.
    tasavvuf,akılla birlikte kalp ve keşif yolunu kullanır.Keşifde,çalışılarak elde edilmez.Çalışmadanda elde edilmez.Sen çalışırsın ,Allah Kalbine bir anda açıverir o bilgiyi yada hali.yani sen kapıyı çalar durursun ama kapının açılması,senin çalmalarının hem bir neticesidir hem değildir.Kapı çalmak sadece bir faaliyettir açılmasının sebebi değildir..Arabinin buldukları keşfi,şeylerdir bu yüzden ,akılla bulunan şeylere benzemez dedim efenim.yani Allahın öğrettiği bilgi,kalple algılanan bilgi ile akılla algılanan bilgi aynı yada benzer değildir.Nasılki gözün algıladığı ile kulağın algıladığı benzemiyorsa.
    doğuştan ama bir insana ışığı ne kadar tarif etseniz,aklıyla anlayabildiği sınırlıdır ancak.Allahın işlerine akıl sır ermez.Aslında enfüs(kendimiz)ve afak(çevremiz),ayetlerle(mucize ve delillerle)dolu ama biz o kadar kanıksamışızki, bunları sıradan şeyler olarak kabul ediyoruz.konuşmak,ses,işitmek,,tad,görmek,kokular, düşünmek,duygular,gibi bu dünyaya ait duyularımız üzerine bile düşünsek her birinin mucize olduğunu anlayacağız.ama hazır bulduğumuz için mirasyedi gibiyiz.

  9. #79
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    akıl üstü olanlar akılla çelişmez ama çelişiyor gibi görülebilir

    Devamı: ateizme tokat gibi
    Cümleyi akılla çelişmeyecek şekilde yorumlamak gerekir. Bu çelişiyor olma halinden daha doğru bir yaklaşımdır. Cümleyi akılla çatışan biçimde yorumlayıp bu akılla anlaşılmaz denmek bizi son tahlilide Din-Bilim çatışmasına götürür.

    Bunun dışında anlattıklarınızın manası, Allahın bazı insanların inançlı olmasını istemeyebileceği gibi yorumlanabilir. Bu yoruma katılmak mümkün değildir. Yaratıcı düşüncesi ile bağdaşan yorum olmadığı ve ''allahın ben sizi beni bilin diye yarattım'' sözü ile bağdaşmadığı açıktır.
    Burada ''cebriyeciler'' gibi yorumlamadığımın altını çizeyim ki gereksiz ayrıntıları tartışmak durumunda kalmayalım.

    SAYIN Ümmi, ''Benim anlattıklarım(görüşlerim değil) panteizmden çok Arabinin görüşlerine yakındır'' sözü benim görüşüm Arabini görüşüdür demekmidir. iki sayısı bir sayısına üç sayısından daha yakındır demek iki sayısı bir sayısına eşittir demek midir? Neden ısrarla böyle söylenmiş gibi cevap veriyorsunuz.
    Ben inançlı insanların söylemleri arasından izah kabiliyeti açısından diğerine (kendi açımdan) göre daha kabul edilebilir olanı belirterek kendi düşünme biçimim ile ilgili fikir oluşturmaya çalışıyorum. Bu nedenle panteizm olarak değerlendirdiğiniz anlatımımı yanlış yorumladığınızı ifade için Arabi nin görüşlerini belirttim ve benim anlattıklarıma panteizm den daha yakındır dedim. Siz burada ''panteizmden daha yakındır'' ifadesini ısrarla görmezden gelmeye çalışıyorsunuz.
    Ateist olduğumu belirtmiştim benim panteist olmamda söz konusu değil Arabinin fikirlerine birebir katılmam da.

  10. #80
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    [QUOTE]
    Alıntı sabit´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cümleyi akılla çelişmeyecek şekilde yorumlamak gerekir. Bu çelişiyor olma halinden daha doğru bir yaklaşımdır. Cümleyi akılla çatışan biçimde yorumlayıp bu akılla anlaşılmaz denmek bizi son tahlilide Din-Bilim çatışmasına götürür.
    efenim en akılla çelişmeyecek yorumlama
    Hakiki var olanla mecazi varlığın aynı olmamasıdır.bir var bir yok olanın hakiki bir varlığı olduğundan bahsedilemez.sabun köpüğü gibi.
    "Düşünüyorum o halde varım" zannediyorsak,kendi kendimizide yaratmaya kadir olmadığımıza göre beni bir yaradan var diyede düşünmemiz gerekmez mi.Sn sosyalistin bahsettiği bazı oluşumların oluşturduğu oluşumların bunca iç içe geçmiş mükemmellikleri yaratması mümkün mü.nette anatomi atlasları var bir inceleyin lütfen sadece insan vücudunda bile ne mükemmel sistemler kurulmuş.

    Bunun dışında anlattıklarınızın manası, Allahın bazı insanların inançlı olmasını istemeyebileceği gibi yorumlanabilir. Bu yoruma katılmak mümkün değildir. Yaratıcı düşüncesi ile bağdaşan yorum olmadığı ve ''allahın ben sizi beni bilin diye yarattım'' sözü ile bağdaşmadığı açıktır.
    Burada ''cebriyeciler'' gibi yorumlamadığımın altını çizeyim ki gereksiz ayrıntıları tartışmak durumunda kalmayalım.
    Allah herkesi fıtrat üzere yaratmıştır.sonradan aile ve çevre etkisiyle bir takım bilgiler ve ön kabuller edinirler.inkar edenlere kafir denmesinin sebebi,kendi kalplerindeki hakikatin üstünü örtmeleri sebebiyledir.Kafir örten demektir.her kalp doğuştan Allahı tanımaya proğramlıdır.fakat imtihan sebebiyle önüne iki seçenek konmuş ve seçme özgürlüğü tanınmıştır.bu dünya çalışıp kazanma yeridir.Dünya için çalışana dünya verilir ama ahiretten nasibi yoktur.
    Allah tüm insanları ve cinleri ancak bir maksatla yaratmıştır o da kulluk.bu kulluğun temelinde de marifet ve muhabbet yani bilmek ve aşk vardır.cennete davet vardır.Ama davete icabet etmek istemeyenlerin daha çoğunlukta olacaklarıda Allah tarafından bildirilmiştir."şükreden kullarım çok azdır" buyuruyor Mevla.Şeytan da kulları azdıracağı konusundaki yemininde ".onları şükreden kullar olarak bulmayacaksın" diyor.neden insan egosu kendi aleyhine olanı arzulamakta bu kadar haris anlamak zorsada gerçekleşen bu yönde malesef efenim.


    S
    AYIN Ümmi, ''Benim anlattıklarım(görüşlerim değil) panteizmden çok Arabinin görüşlerine yakındır'' sözü benim görüşüm Arabini görüşüdür demekmidir. iki sayısı bir sayısına üç sayısından daha yakındır demek iki sayısı bir sayısına eşittir demek midir? Neden ısrarla böyle söylenmiş gibi cevap veriyorsunuz.
    Ben inançlı insanların söylemleri arasından izah kabiliyeti açısından diğerine (kendi açımdan) göre daha kabul edilebilir olanı belirterek kendi düşünme biçimim ile ilgili fikir oluşturmaya çalışıyorum. Bu nedenle panteizm olarak değerlendirdiğiniz anlatımımı yanlış yorumladığınızı ifade için Arabi nin görüşlerini belirttim ve benim anlattıklarıma panteizm den daha yakındır dedim. Siz burada ''panteizmden daha yakındır'' ifadesini ısrarla görmezden gelmeye çalışıyorsunuz.
    Ateist olduğumu belirtmiştim benim panteist olmamda söz konusu değil Arabinin fikirlerine birebir katılmam da.
    efenim kendinizle çelişirken sizi anlamamı nasıl beklersiniz.İsmi panteizm veya değil ateizmle arabinin görüşünü nasıl bağdaştırmamı bekliyorsunuz ki.ha derseniz ki arabinin görüşünü akla yakın buluyorum ,bende diyorum ki,arabinin görüşünü akılla açıklarsanız panteizm veya her ne izmse öyle bişi olur.Arabinin görüşü kalbin şuhududur.Yani kalp gözünün gördüğü birşeydir.Akıl gözü onu görmez.Tıpkı baş gözünün de akıl gözünün gördüğünü görmemesi algılarının farklı olması gibi.onun kalp gözüyle gördüğünü akıl gözüyle yorumlamaya kalkışan müslümanlar bile adına şeyhi ekfer demişler.yani en kafir şeyh.oysa kalp gözüyle görenler,onunla benzer tecrübeleri yaşayanlar,şeyhi ekber demişler.bu iki grupta müslüman.Algıları farklı sadece.Mevlana diyor ki;Hallac Mansur halk tarafından asıldı. Sırlarımın büyüklüğünü duysaydı Hallac beni asardı.”
    tasavvufta tek doğru yoktur.Kişisel gelişimine göre doğrular ,yetkinlikler idrak gelişir.dünya hayatında bile böyle değil mi.ebeveynlerin üç beş yaşındaki çocuklarının sorduğu "ben nasıl oldum "sorusunu cevaplamaları oldukça zordur.doğrusunu anlatsa bile çocuğun duygusal ,fiziksel ve psikolojik gelişimi açısından bunu algılaması ve etkilenmemesi oldukça sıkıntılı bir durumdur.Açıkca anlatılmaz ,kısa onun algısına uygun cevaplarla geçiştirilir.Mesnevi okumuşsanız eğer mevlananında sık sık bunu yaptığını görürsünüz"bu konuya çok dalma ,algılayamayanlar yolunu şaşırır" diye kendi kendini uyarıp konuyu orda keser,başka konuya geçer.
    ateistim diyen biriyle ibni arabi kritiği yapmak aslında gereksiz çünkü kendi kitaplarını irfani birikimi olmayan müslümanların okumamalarını ihtar etmiştir kitaplarında.
    bir gökdelene tırmanırken,her kat yükseldikçe ufkunuz genişler,daha geniş bir saha baş gözünün algı sınırları içine girer.en üst kattakinin gördüğünü birinci kattaki inkar etse,kendi açısından doğrudur ama bu kesin doğruyu bildiğini göstermez.Sadece onun algısının doğrusu odur.böyle böyle her kattakinin kendi doğruları en üste çıkan ,onların algılarını yalanlamaz ama en kapsayıcı görüş onunkidir.Oysa henüz tırmanmakta olanlar algı sahalarına girmemiş olanı yalanlayabilir bile.

8. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 6789 SonSon

Benzer Konular

  1. ateizme cevap ahlaki özgörlök ve tanrı inancı
    kapkale Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-09-2012, 05:11 AM
  2. Can Dundar'a bir Türk Gencinden tokat gibi cevap...
    güney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 15-11-2008, 01:05 PM
  3. Tokat Gibi Cenaze Töreni
    SAHARAY Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2008, 08:11 PM
  4. tokat gibi cevap
    Mevt Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-04-2008, 10:38 PM
  5. Atatürk'ten Yasakçılara Tokat Gibi Cevap!
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-04-2008, 11:27 PM
Yukarı Çık