5. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 34567 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 41 ile 50 Toplam: 82

ateizme tokat gibi

Din ve İnanç Kategorisi Dini Videolar Forumunda ateizme tokat gibi Konusununun içerigi kısaca ->> Sayın Ümmi, İman etmekle inanmak arasında mutlaklık gibi bir fark var bunu sizinde bildiğinizden emin olduğum için üzerinde durmayacağım. Bilimsel ...

  1. #41
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Sayın Ümmi,
    İman etmekle inanmak arasında mutlaklık gibi bir fark var bunu sizinde bildiğinizden emin olduğum için üzerinde durmayacağım. Bilimsel bir doğruya inanmak yanlışlığı ispat edilene kadar onu doğru kabul etmektir. Buna bilimsel şüphecilik denir. Bilimin gelişmesinin yoluda bu şüpheyi her daim duymaktan geçer. Bugün birisi çıksa ve tanrının olmadığını bilimsel olarak ispat etse dahi biz bu sonucada şüphe ile bakarız ve bir gün aksinin ispat edilebileceğini kabul ederiz. (Bu bir örneklemedir yoksa bilim böyle bir konuyla ilgilenmez)

    İnanan insanların bir temel sebep postülatından hareket ettiklerini( siz buna sebeplerin sebebi diyorsunuz) söylemiştim. Bizim farkımız bu postülatı reddetmemizdir.

    Diğer yazdıklarınız şüphesiz ki inanan insanlar için doğru şeyler. Ancak biz bunları bizi ikna etmek için yeterli bulmuyoruz. Bizim için sebep sonuç ilişkisi sonsuza kadar sürdürülmelidir. Bir başka deyişle sebeplerin sebebinin sebebini aramak bizim düşünce biçimimizin bize dayattığı düşünsel bir zorunluluktur. Tabiki biz bütün sebep-sonuç denklemlerini kurabilmiş ve evrenin sırrını çözmüş değiliz, ancak varlığı iddia edilen ve bütün bu evreni yaratmak kabiliyetinde olan bir iradeninde kendiliğinden olmasını anlamıyoruz.

    Bilim mutlak doğrularla uğraşmaz demiştim siz Felsefenin bir bilim olduğunu ve mutlak doğruyu aradığını söylemişsiniz. Bu tanımınıza tam katılmamakla birlikte doğru kabul etsek bile, Felsefe bir arama faaliyetidir, dolayısıyla felsefenin konusu doğrunun kendisi değil onu arama faaliyetidir. Umarım anlaşılmıştır.

  2. #42
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Sayın Ümmi,
    İman etmekle inanmak arasında mutlaklık gibi bir fark var bunu sizinde bildiğinizden emin olduğum için üzerinde durmayacağım. Bilimsel bir doğruya inanmak yanlışlığı ispat edilene kadar onu doğru kabul etmektir. Buna bilimsel şüphecilik denir. Bilimin gelişmesinin yoluda bu şüpheyi her daim duymaktan geçer. Bugün birisi çıksa ve tanrının olmadığını bilimsel olarak ispat etse dahi biz bu sonucada şüphe ile bakarız ve bir gün aksinin ispat edilebileceğini kabul ederiz. (Bu bir örneklemedir yoksa bilim böyle bir konuyla ilgilenmez)
    anladım efenim.Siz şüpheye iman etmişsiniz.Oysa insan psikolojisi emin olmak ister.İman,Emniyet,emin olmak,eman ,hepsi aynı köktendir.İman eden kimse,Hem iman ettiğinden emindir,hemde onun emanındadır.yani ana kucağındaki bir çocuğu hissettiği güven ve emniyet duygusu gibi.Oysa şüphe korkutucudur.Çocuklar bile annesi mutfağa gitse kendini emniyette hissetmediği için yaygarayı basar.Siz bu kainatın başıboş olduğunu düşünüyorsanız bu kadar şüpheci olmanız normal karşılanabilir.Çünkü kainattaki nizam ve düzen yerine bir başıboşluğun ne zaman ne getireceği belli olmaz.Yarın güneş doğmaktan vazgeçebilir,sular tersine akabilir,insanlar gözleri sırtında doğabilir belkide dimi.

    İnanan insanların bir temel sebep postülatından hareket ettiklerini( siz buna sebeplerin sebebi diyorsunuz) söylemiştim. Bizim farkımız bu postülatı reddetmemizdir.
    efenim postulat sözcüğünü ;gerçekliği o kadar aşikar ki ispata lüzum yok anlamında kullanıyorsanız kendinizle çelişiyorsunuz demektir.Mesela iki nokta arasından bir doğru geçer postulatını reddetmeniz bu önermenin değil sizin probleminizdir.

    Diğer yazdıklarınız şüphesiz ki inanan insanlar için doğru şeyler. Ancak biz bunları bizi ikna etmek için yeterli bulmuyoruz.
    sizi ikna etmek gibi bir vazifemiz yok.Biz sadece uyarmakla vazifeliyiz.Dileyen inanır dileyen inanmaz.Allah peygamberine bile sen dilediğine hidayet edemezsin diyor.Yani kişi kendi istemedikçe biz ne desk boş.Kişi kendi kalbinin farkına varacak önce.
    Bizim için sebep sonuç ilişkisi sonsuza kadar sürdürülmelidir. Bir başka deyişle sebeplerin sebebinin sebebini aramak bizim düşünce biçimimizin bize dayattığı düşünsel bir zorunluluktur.
    iyide bu bir yerde bir başlangıca muhtaç işte öyle değil mi.Müsebbibül esabab yani sebeplerin sebebi.

    Tabiki biz bütün sebep-sonuç denklemlerini kurabilmiş ve evrenin sırrını çözmüş değiliz, ancak varlığı iddia edilen ve bütün bu evreni yaratmak kabiliyetinde olan bir iradeninde kendiliğinden olmasını anlamıyoruz.
    efenim,Zamanın belli bir diliminde doğmak,yaşamak,Ölüp ortadan kaybolmak bizler için...Allah mutlak var olandır.Bizler izafi varlarız.Yani var olmak için başkasına muhtacız.O ise var olmak için başkasına muhtac değil.
    Evreni yaratmak basit bir iş mi ki.Atomaltı aleminden galaksiler alemine kadar ince ince dizayn edilmiş her birine bir yön tayin edilmiş,ne makro ne mikro alemde bir kaos yok.bir yandan doğum,bir yandan ölümler devam etsede düzen bozulmuyor.Mesela dişi ve erkek sayıları bile bir dengede.Herhangi bir cinste yıllarca dişi veya erkek populasyonu artarak nesli kurumuyor.tüm bunlar akıllı ve iradesi,kudreti olan bir yaradıcının eseri değilse kör tesadüf nasıl bunu yapabilir.
    Felsefe bir arama faaliyetidir, dolayısıyla felsefenin konusu doğrunun kendisi değil onu arama faaliyetidir. Umarım anlaşılmıştır.
    [/QUOTE]
    efenim aramak bulmak içindir.Bulmak amacı yoksa aramak niye.
    Nasreddin hoca avluda bişiler arıyomuş sormuşlar; ne arıyorsun,İğnemi samanlıkta kaybettimde demiş.İyide niye avluda arıyosun?
    burası daha aydınlık.
    vusulsüzlük usulsüzlüktendir efenim.Aramanın usulünü bilmeyen vuslattan mahrum kalır yani.
    muhakkiklerin(hakikate erenler)hepsi kendilerinde buldukları hakikat konusunda aynı şeyi söylerler efenim.tıpkı aynı dürbünle ufukları seyreden beşon kişinin dürbünü olmayanların göremediği şeyleri görmesi gibi,Gördüklerinde ittifak halindedirler.Birbirini tekzip etmezler.
    Oysa ufukta ne olduğunu göremeyenlerin tahminleri elbette muhtelif olur.

  3. #43
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Terimleri ilgili disiplinlerin anlamlandırdığı biçimde anlamazsanız ortak konuşma dilini kurmakta zorlanırız. Disiplinler aynı kelimeleri farklı anlamlarda kullanabilirler örnek: Ekonomi ilminde ''fayda'' kelimesi ihtiyacın giderilmesi anlamındadır, ihtiyacın ne olduğunun önemi yoktur bu manada esrar eğer bir ihtiyacı gideriyorsa o ekonomi ilminde fayda dır. Halbuki tıp aynı kelimeyi başka anlamda yani, bir iyileşmeye sebep olma kabiliyeti anlamında kullanır. Her ikiside yerinde kullanıldığında doğrudur. Yerinde kullanmazsanız ikiside yanlış olur. ''fayda'' kelimesini ekonomi bilminde tıp ta kullanıldığı anlamda kullanmaya kalkarsanız bütün ekonomik teorileri anlaşılmaz hale getirirsiniz. Örneğin ''Fayda-Değer'' teorisini açıklamanız imkansız hale gelir. Bununtersi de tıp için doğrudur.
    Biz buna disiplinlerin terminolojisi diyoruz. Burada terimler konunun ait olduğu disiplinin terminolojisine göre anlamlandırılır. Yoksa sokaktaki anlamları o disiplin için bir şey ifade etmez. Bu nedenle terimler üzerinden yaptığınız değerlendirme benim zihnimde anlamlı bir karşılık oluşturmaya elverişli değil. Daha net ifadeyle yanlış.
    Postülat bir ön doğru dur ve kabulle ilgilidir. Tanrı şüphesiz inananlar için bir postulattır. Ancak benim için değil. Bunda anlaşılmayacak bir taraf yok.
    Evrende olanların bir iradeye tabi olması gerektiğini tesadüflerle olamayacağını söylüyorsunuz ama bu düşünceniz bütün bunları yapan tanrının kendiliğinden olduğu sizin deyiminizle tesadüfen var olduğu düşüncesiyle çelişiyor.
    Ayrıca bugün var olan düzen bir kaosun dinginleşmesidir Örneğin büyük patlama anında evrende böyle bir düzen yoktu o kaos kendi iç çelişkileri nedeniyle çatışanların birbirini yok etmesi sonucu bu günkü dengeye oturdu. Evren kendi içinde yaşayanların yaşayabilecekleri şekilde dizayn edildi fikri, evren koşullarına uyum sağlayan canlılara yaşama hakkı tanıdı fikriyle yer değiştirdiğinde anlam tamamen zıddına dönüşür.
    Beni doğru anlamanız için bize sorulan soruyu aynı tarzda size sorayım ''tanrı nasıl varoldu?'' Kendiliğinden diyeceksiniz. Ama bizim verdiğimiz ''KENDİLİĞİNDEN'' CEVAPLARININ HİÇ BİRİNİ KABUL ETMEYEREK SONUNDA AYNI CEVABI SİZİN VERMEK ZORUNDA KALMANIZ SİZEDE TUHAF GELMİYOR MU?

  4. #44
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    Evrende olanların bir iradeye tabi olması gerektiğini tesadüflerle olamayacağını söylüyorsunuz ama bu düşünceniz bütün bunları yapan tanrının kendiliğinden olduğu sizin deyiminizle tesadüfen var olduğu düşüncesiyle çelişiyor.
    efenim Allah uzayın bir köşesinde pıt diye ortaya çıkmış değildir ki.Uzayı ve zamanıda yaratan odur.mutlak varlıkdır.Sonsuz bir tekdir.bizim gibi mecazi varlıkların bunu idrak etmesi imkansız.
    KEndiliğinden bir zamanda oldu değil,hep vardı ve hep var olacak.Bizim gibi varlığının bir başlangıcı yok.Evvel,Ahir,Zahir,Batın hep O.

    Ayrıca bugün var olan düzen bir kaosun dinginleşmesidir
    Kaos düzen doğurmaz efenim.en başından beri herşey bir plan ve proğrama tabi idi ki biz buna islami terminolojide kader diyoruz.

    Örneğin büyük patlama anında evrende böyle bir düzen yoktu o kaos kendi iç çelişkileri nedeniyle çatışanların birbirini yok etmesi sonucu bu günkü dengeye oturdu
    .

    efenim kaoskuramı diye bişi var netten okuyun.Bir sigara dumanının dağılmasının dahi kaos gibi gözüksede kuralları olduğunu savunuyor.yani kaos gibi görünen şeyler bile bir düzene tabi.

    Evren kendi içinde yaşayanların yaşayabilecekleri şekilde dizayn edildi fikri, evren koşullarına uyum sağlayan canlılara yaşama hakkı tanıdı fikriyle yer değiştirdiğinde anlam tamamen zıddına dönüşür.
    tamda içindeki canlılara göre dizayn edildi .gökten tuzlu su yağmıyor.asit de yağmıyor,yağmurun pH'ı 5.6 civarındadır. Bu yüzden pH'ı 5.6'nın altındaki yağmur asit yağmuru olarak nitelendirilir.Yağmurun pH ı tesadüfen mi oluştu.sonra su döngüsü sayesinde sürekli temiz su içebiliyoruz yoksa yüz yıl bile sürmezdi tüm suların kokuşması.tabiatın sürekli temiz kalması mesela,doğada çöpler birikmiyor,doğa kendini temizliyor.Bir leşi sırayla önce avcı hayvanlar,sonra akbbalar,,sonra böcekler yiyip tertemiz bırakıyor.toprak her pis şeyi bünyesine alıp bize meyveler,sebzeler,envai renk ve çeşitte çiçekler veriyor.sonra manzaralar efenim.Nasılda bizim sanat duygumuza göre dizayn edilmiş.Hemde saat saat,gün be gün,mevsimlerle değişiyor,yeni manzaralar seyrediyoruz.
    Sonra evcil hayvanlar.eti,sütü,yünü yumurtasıyla insanın hizmetinde.,Dünyadaki herşety insan için hazırlanmış efenim bu apaçık.

    Beni doğru anlamanız için bize sorulan soruyu aynı tarzda size sorayım ''tanrı nasıl varoldu?'' Kendiliğinden diyeceksiniz. Ama bizim verdiğimiz ''KENDİLİĞİNDEN'' CEVAPLARININ HİÇ BİRİNİ KABUL ETMEYEREK SONUNDA AYNI CEVABI SİZİN VERMEK ZORUNDA KALMANIZ SİZEDE TUHAF GELMİYOR MU?
    kendiliğinden var oldu demiyoruz.Hep vardı,hep var olacak.Mutlak var.Gerçek var.Bizim varlığımız onun varlığına izafetle bir hiç hükmünde.Çünkü var olmak için başkasına muhtacız.Ne var olmak için ne varlığımızı devam ettirmek için nede ölümden kaçmak için kendi hayatımız hakkında bile hükmümüz geçmiyor.gerçek hayat sahibi olan,verdiği ödünç hayatı zamanı gelince çekip alıyor.O zaman gören göz,görmez,işiten kulak duymaz,tadan dil tad almaz oluyor,el ayak işlemiyor.Evrende aynen bizim gibi bir mahluk.O da sırası gelince kıyameti kopacak.Ve ahiret hayatı için yeni bir yaradılışla yeniden yaratılacak.
    bir hücre olduğunuzu düşünün.Bu insan vücudu size koca bir evren gibi gelirdi.ve belki doğduğuna ve öleceğine inanmak istemeyeceğiniz kadar azametli.belkide kendiliğinden oldu sanardınız.
    Konu ümmi tarafından (15-09-2012 Saat 11:48 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #45
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesaj
    597
    Rep Gücü
    0
    bu tartışma her zamanki kısır döngü mecrasına girdi sonuç elde edilmesi zor!
    Konu tunakan tarafından (16-09-2012 Saat 02:05 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #46
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesaj
    84
    Rep Gücü
    3076
    Sayın Ümmi, verdiğiniz cevapları kabul etmek için Tanrıya inanıyor olmak gerekiyor. Durumun bu olmadığını biliyorsunuz.

  7. #47
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Mesaj
    763
    Rep Gücü
    6151
    Sizin kabul edebileceginiz tek cevap , sayin Ümmi nin Tamam sayin sabit, Allah yoktur. demesidir. Kim ne yazarsa yazsin bu dedigim haricinde birsey yazdigi zaman , kuran dan ayetler yada hadislerle meseleye yaklastigi zaman sizin tek diyeceginiz, Eee ben zaten ateistim, Allah denen seye inanmadigimi söyledim siz bana inanmadigim Allah'in sözleri olan ayetler sunuyorsunuz...! dan ileriye gitmeyecek.#

    Ayni seyi biz size yapsak desekki ; Sayin Sabit , sen Allah yok diyorsun ama biz var diyoruz,inaniyoruz bak Ayetlerde yaziyor..! Ve sen bize ayetler disinda örnek versen biz bana Ayet yada Hadis göster Allah'in olmadigina dair dersek siz bu durumda nasil bir cevap yazacaksiniz bize..?

    Ben basindada dedim, sizinle dini tartismaya girmek havanda su dövmektir. Siz YOK kavr***** kendinizi angaje etmisken biz yada baskalari Allah ve iman ile ilgili ne yazarsak yazalim yazilanlarin tamami nezninizde YOK tur...

    .... Leküm diniküm veliyedin...

  8. #48
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesaj
    597
    Rep Gücü
    0
    Alıntı KOMANDO´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizin kabul edebileceginiz tek cevap , sayin Ümmi nin Tamam sayin sabit, Allah yoktur. demesidir. Kim ne yazarsa yazsin bu dedigim haricinde birsey yazdigi zaman , kuran dan ayetler yada hadislerle meseleye yaklastigi zaman sizin tek diyeceginiz, Eee ben zaten ateistim, Allah denen seye inanmadigimi söyledim siz bana inanmadigim Allah'in sözleri olan ayetler sunuyorsunuz...! dan ileriye gitmeyecek.#

    Ayni seyi biz size yapsak desekki ; Sayin Sabit , sen Allah yok diyorsun ama biz var diyoruz,inaniyoruz bak Ayetlerde yaziyor..! Ve sen bize ayetler disinda örnek versen biz bana Ayet yada Hadis göster Allah'in olmadigina dair dersek siz bu durumda nasil bir cevap yazacaksiniz bize..?

    Ben basindada dedim, sizinle dini tartismaya girmek havanda su dövmektir. Siz YOK kavr***** kendinizi angaje etmisken biz yada baskalari Allah ve iman ile ilgili ne yazarsak yazalim yazilanlarin tamami nezninizde YOK tur...

    .... Leküm diniküm veliyedin...
    maymun muz yerken homurtu çıkarmış, bu yanıt ancak bu kadar değer taşır. ya bil ve konuş yada sus pespaye.

  9. #49
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Mesaj
    763
    Rep Gücü
    6151
    Alıntı tunakan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    pespaye.
    Gercek ismini soran olmadiki neden adini yazdin...?

  10. #50
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesaj
    597
    Rep Gücü
    0
    anne ve babanın adını bilemedim kusura bakma. toplumdaki adlarını yazsam kabul görmezdi sende kabul edersin.

5. Sayfa, Toplam 9 BirinciBirinci ... 34567 ... SonSon

Benzer Konular

  1. ateizme cevap ahlaki özgörlök ve tanrı inancı
    kapkale Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-09-2012, 05:11 AM
  2. Can Dundar'a bir Türk Gencinden tokat gibi cevap...
    güney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 15-11-2008, 01:05 PM
  3. Tokat Gibi Cenaze Töreni
    SAHARAY Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2008, 08:11 PM
  4. tokat gibi cevap
    Mevt Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-04-2008, 10:38 PM
  5. Atatürk'ten Yasakçılara Tokat Gibi Cevap!
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-04-2008, 11:27 PM
Yukarı Çık