Darbede (!) tutuklanacak olan kimselerin Suga harekat planı çerçevesinde Yassıada ve İmralı Adası’na sevki için yapılan çalışmalar kapsamında, komutanı olduğum TCG (Türkiye Cumhuriyeti Gemisi) KILIÇ hücumbotu ile 5-7 Kasım 2002 tarihleri arasında İmralı’ya ön keşif icra ettiğim iddiasıyla 16 yıl hapis cezası aldım.

İleri sürülen delilleri tarih sırasıyla dizdiğinizde: 3 Kasım 2002, seçimler yapıldı… 5-7 Kasım, İmralı’ya ön keşif icra edildi!.. 18 Kasım 2002, AKP hükümeti kuruldu… 2 Aralık 2002 Balyoz darbe planı hazırlandı!.. 3 Şubat 2003 Suga harekat planı hazırlandı! Daha yazılmamış harekat planları kapsamında, kurulmamış bir hükümeti zorla devirmeye teşebbüs ettiğime hükmedilmiş olması akla ve mantığa ne kadar uygundur? Mahkeme, Hücumbot Filosu Komutanlığı’nın 6 hücumbotunu 5-7 Kasım 2002 tarihleri arasında İmralı Adası’na ön keşif icra etmekle görevlendirildiğini öne sürmektedir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti harp gemileridir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, harp gemilerinin bütün faaliyetlerini birçok kontrol noktasında dikkatle takip eder. Gemiler seyre kalkarken birçok komutanlığa bilgi verir ve hareketleri birbirinden bağımsız komutanlıklar tarafından çeşitli sorumlulukları nedeniyle takip edilir. Hiçbir harp gemisi Deniz Kuvvetleri ve filo komutanının bilgisi olmadan gizli bir seyir icra edemez. Gemiler hareket ettiği andan itibaren Komuta Kontrol Sistemleri GPS’den aldıkları yer bilgilerini kayıt eder. Personelin bu kayıtlara müdahale etmesi mümkün değildir.

Bilindiği gibi darbe iddiaları Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından da soruşturulmuştur. Savcılığa gönderilen raporda aynen şöyle denilmektedir: ‘Kendilerine 5-7 kasım 2002 tarihleri arasında Yassıada ve İmralı Adası’nda keşif görevi verildiği belirtilen 6 adet hücumbotun (TCG Kılıç, Rüzgar, Martı, Yıldız, Karayel ve Mızrak) resmi gemi jurnal kayıtları incelenmiş ve anılan gemilerin belirtilen tarihlerde böyle bir görev icra etmedikleri jurnal kayıtlarından tesbit edilmiştir.’ Bu ifade ile komutanı olduğum TCG Kılıç hücumbotunun İmralı Adası’na gitmediği, böyle bir görev icra etmediği açık, kesin ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir. O tarihlerde İmralı’ya gitmek üzere görevlendirildiği iddia edilen TCG Karayel ise uzun süredir makinelerine bakım yapıldığı için bu tarihte İstanbul tersanesindedir. Yani görevlendirilmiş olması zaten mümkün değildir. Delil klasörlerinde yer alan diğer beş geminin jurnallerinde ise, 5-7 kasım 2002 tarihleri arasında Çanakkale Nara İskelesi’nde 10 hücumbotun olduğu ve fırtına nedeniyle Ege Denizi’ndeki planlı eğitim faaliyetlerine katılamadığı yazmaktadır. Bu husus Meteoroloji Genel Müdürlüğünün raporlarıyla da belgelenmiştir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise fırtınalı havalarda hücumbotların harekat icra edemeyeceğini bildirmiştir. Ayrıca Komutanlığın resmi yazısında, komutanı olduğum TCG Kılıç’ın da o tarihler arasında Nara Çanakkale’de olduğu belgelenmiştir.

* * *

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi makamlarının imzalı belgeleri suçsuzluğumu kanıtlayan deliller olarak mahkeme heyetine sunulmuştur. Ancak Türk Milleti adına yargılama yaptığını söyleyen özel yetkili mahkeme, devletin mührünü taşıyan 442 sayfalık imzalı belgelere itibar etmemiş, Adalet Bakanlığı tarafından atanmış kişilerin raporlarıyla, sahteliği belgelenen bir sayfalık imzasız dijital yazıyı geçerli kabul etmiştir.

Takdir yüce Türk Milletinindir.

M. Koray Eryaşa.

Hadımköy Askeri Cezaevi. İstanbul.”

Diğer Mektupları Okumak İçin:
Balyoz Günlüğü | Balyoz, Ergenekon, Casusluk, Poyrazköy davalarının mağdurlarından gerçeklerin paylaşımı
www.facebook.com/balyoz.gunlugu