Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Mesaj
    113
    Rep Gücü
    0

    Muhyiddin Şekûr TYB’de



    İlk kitabı “Su Üstüne Yazı Yazmak” ile ülkemizde büyük bir kitleyle buluşan Muhyiddin Şekûr, bu kitabında manevi macerasını on binlerce okuruyla paylaşmıştı. Bu kitabın müptelaları, Şekûr’un ikinci kitabını yıllarca beklediler. Ortalıklarda görünmeyi pek sevmeyen Şekûr’un kendisinden de yeni kitapla ilgili bir haber alınamıyordu.
    Derken, nihayet Şekûr’un yeni kitabı, hem de ilk kez Türkçede yayınlandı. Bu ikinci kitap “Gölgeler Koridoru” adını taşıyor. “Su Üstüne Yazı Yazmak” kitabının devamını yazıyor Şekûr. Sadece, ilk kitaptaki acemi derviş yerini daha uyanık, daha şuurlu bir dervişe bırakmış; imtihanlar zorlaşmış, işaretler daha girift hale gelmiş.
    Muhyiddin Şekûr, 30 Nisan 2012, saat 18.00’de Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde (Kızlarağası Medresesi) yeni kitabını tanıtmak üzere bir söyleşi gerçekleştirecek. “Tasavvuf ve Modern Hayat” başlıklı söyleşi, Türkçeye tercüme edilerek gerçekleşecek. Kendisini merak eden okurlarıyla buluşacak Şekûr, etkinlik sonunda kitaplarını da imzalayacak.

  2. #2
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Mesaj
    113
    Rep Gücü
    0


    Muhyiddin Şekur 3 sene önce Türkiye’ye geldiğinde şöyle bir temennide bulunmuştu; “Türkiye’deki insanlarla ne zaman karşılaşsam bana ‘ne zaman yeni bir kitap yazacağımı’ soruyorlar ve ben sırf mahçup olmamak için Türkiye'ye gelmekten çekinir oldum. Eğer fırsatım olursa yeni kitabımın İngilizce baskısından önce Türkçe baskısının yayınlanmasını isterim."
    Nisan ayının ilk günlerinde Şekur’un bu temennisinin gerçekleştiğini ve okurları tarafından uzun zamandır beklenen ikinci kitabının basıldığını öğrendik. Gölgeler Koridoru ismini taşıyan kitap, Sufi Yayınları tarafından yayınlandı. Kitap Şekur’un ilk kitabında bıraktığı yerden devam ediyor ve ‘96 yılında yaptığı İstanbul seyahati ile nihayete eriyor.

    Kitabın adı neden “Gölgeler Koridoru”?

    Ikinci eserler sevenler için her daim bir tedirginlik oluşturur, bu nedenle ben Gölgeler Koridoru kitabının Su Üstüne Yazı Yazmak’tan bu noktada ayrılmadığını zikrederek başlayayım. Ve hatta bu kitapta okuyanların karşısına çıkabilecek bazı farklılıklardan bahsederek, ve kitabın mahiyetini anlatan birkaç ayrıntıya vererek bu kısa haberime nokta koyayım.
    Gölgeler Koridoru’nda siyasi ve sosyal meselelerle ilişkili çok daha fazla hikayeye rastlıyoruz. Hatta yazarın da ifade ettiği gibi, Bosna Savaşı kitabın belkemiğini oluşturuyor. Buna mukabil, daha deruni pek çok hikaye de mevcut kitabın içinde. Kitabın 123. sayfasında Şekur, kitabının bu zıtlıklarla kurulu hikayesini şu şekilde dile getiriyor: “...bu kitabın adının neden Gölgeler Koridoru olması gerektiğini kavramaya başladım. Çünkü bu kitabın konusu, birbirine zıt iki âlem arasında uzanan yolda yapılan bir yolculuktu, yakın ve uzak, aydınlık ve karanlık, tatlı ve tuzlu, mantıklı ve esrarengiz, zahirî ve batınî âlemler arasında.”
    Daha oturmuş bir üslup ve anlatım göze çarpıyor
    Zahirî âlemde yaşanan çetin mücadeleler ve batınî âlemde yaşayanı şaşkına çeviren -kimilerinin saçmalık dahi diyebileceği raddede- pek çok hikâye mevcut. Gölgeler Koridoru savaş, acı, cihad, ihanet, fesad gibi dersler ve olaylar içeren, daha zorlu bir mücadeleyi anlatıyor okura. Ve tahmin edilebileceği gibi bu zorlukların iz düşümleri, karşılıkları ve bunlardan çıkarılan dersler işleniyor. İlk kitaptakinin aksine bu sefer olaylar, hayatın ince detaylarından gözle görülür, büyük ve karşılaşması aynı derecede zor olaylara kayıyor diyebiliriz.
    Yazarın bu kitabında, ilk kitabının üzerinden geçen senelerin izleri, dil olarak da rahatça seçilebiliyor. Daha oturmuş bir üslup ve anlatımdan dolayı, daha olgun bir yazar ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Tavsiye veren bir şeyh ve dinleyen bir müridin hikâyesini işleyen Su Üstüne Yazı Yazmak’tan (kısmen) ayrılması, kitapta yazarın da okuyucuya yer yer tavsiye ve yönlendirmelerde bulunmasında yatıyor diyebiliriz. Buradan, yazarın yaşadıklarına yabancılaştığını değil bilakis yaşadıklarından, bize anlatmadığı pek çok mana daha çıkardığı sonucuna varabiliriz zannediyorum.

    İlk kitaba yapılan pek çok atıf var

    Bunun yanında anlatım olarak kitabın bir kitap olarak yazıldığı daha belirgin bu kitapta. Su Üstüne Yazı Yazmak’ı okuyanlar hikâyesinin gelişimini hatırlayacaklardır. Bu kitap ilk bölümünde, Şeyh’in M. Şekur’a yaptığı şu uyarı ile başlıyor; “ ‘Sen hidayete erdin’ dedi şeyh. ‘Yani sen, kendisine rehberlik edilensin. İkinci kitabında gayb âlemini keşfetmede daha da ileri gideceksin. Gayb âlemi, senin hakiki âlemindir. Ama bu âlemde, daha önceki gibi sana yardımcı olacak iğne de, tıkanmış borular da, park konuşmaları da olmayacak. Gayb âleminde kendini, varlığından azade olarak tecrübe edeceksin. ” (sf.48) Şeyhin dilinden buna benzer pek çok söz geçiyor kitapta ve dahası son kısım bu tür bir uyarı üzerine yazılmış.
    Son olarak, bu haberin bir “haber vermek haberi” olduğunu söylemeden edemeyeceğim sanırım. Tek amacı; Su Üstüne Yazı Yazmak’ı okuyup Gölgeler Koridoru kitabından haberdar olmayanları haberdar etmek zira kitap, Su Üstüne Yazı Yazmak’a yapılan pek çok atıfla devam ediyor ve bittiğinde okuru ne zaman çıkacağı meçhul bir üçüncü kitap için beklemeye çağırıyor.
    Son not: Muhyiddin Şekur, 30 Nisan Pazartesi günü saat 18:00’de TYB’de “Tasavvuf ve Modern Dünya” konulu bir konuşma yapacaktır. Konuşma Zeynep Kot Tan tarafından tercüme edilecektir.

Benzer Konular

  1. Muhyiddin-i Arabî'nin eserleri okunabilir mi?
    ashenarşi Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-01-2012, 11:37 PM
Yukarı Çık