30 yıl sonra dava düştü

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 30 yıldır devam eden Dev-Yol davasının zaman aşımından düşürülmesine karar verdi.

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin direnme kararının ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde yeniden görülmeye başlanan davanın bugün karar duruşması yapıldı. Duruşmaya, tüm sanıklar ile avukatları Şanal Sarıhan ve Mehdi Bektaş katıldı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, dairenin oy birliğiyle aldığı kararı okudu. Ertuğrul, davada zaman aşımı süresini eylem tarihinden itibaren ele aldıklarını belirtti. Daire Başkanı Ertuğrul, davanın tüm sanıklar yönünden zaman aşımından düşürülmesine oy birliğiyle karar verildiğini açıkladı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2 sanık hakkındaki davanın, zaman aşımı yönünden daha önce düşürülmesine karar vermişti. Daire, Ceza Genel Kurulunun, hakkındaki hükmü bozduğu 1 sanık yönünden ise “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti. Bu sanık hakkındaki davanın zaman aşımından düşürülüp düşürülmeyeceğine yerel mahkeme karar verecek.

Yargıtaydaki duruşmaya, sanıklar ile avukatları Şenal Sarıhan ve Mehdi Bektaş katıldı. Duruşmayı, bazı sendikacılar ile sanık yakınları da izledi.

Kararı okuyan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ekrem Ertuğrul, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006 tarihli kararında da belirtildiği gibi sanıklara atılı suçlarda dava zaman aşımı süresinin yargı organları tarafından resen uygulanabileceğini, bu konuda sanıkların istemine gerek olmadığını ve sanıkların zaman aşımı hükümlerinin uygulanmasını isteyemeyeceklerini ifade etti.

Davayla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17 Mayıs 2011 tarihli kararını anımsatan Ertuğrul, sanıklar Yusuf Yıldırım ve Atalay Dede hakkında Ceza Genel Kurulunun davanın zaman aşımından düşürülmesine, sanık Yaşar Kanbur hakkında ise ilk derece mahkemesinde karara bağlanmak üzere hükmün bozulmasına karar verildiğinin anlaşıldığını belirtti.

Ertuğrul, bu nedenle Yıldırım ve Dede hakkında inceleme yapılmasına, Yaşar Kanbur hakkında ise Ceza Genel Kurulunun bozma kararı nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmettiklerini bildirdi.

Başkan Ertuğrul, sanıklar Nurettin Aytun, Murat Parlakay, Celal Mut, Hilmi İzmirli, Mehmet Hassoy, Cahit Akçam, Halil Yasin Ketenoğlu, Bünyamin İnan, Turhan Yalçın Bürkev, Erdoğan Genç, Nuri Özdemir, Hıdır Adıyaman, Emin Koçer, Hasan Ertürk, Mehmet Akın Dirik, Melih Bekdemir, Veli Yıldırım ve Hüseyin Aslan'a atılı “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya kalkışma” suçunun temas ettiği 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibarıyla suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan aynı kanunun 102/1. maddesinde belirlenen asli zaman aşımı süresinin 20 yıl olduğu ve aynı maddenin son fıkrasında belirtilen istisna kapsamında kalmadığını kaydetti.

Bu sanıklar yönünden aynı kanunun, 104/2. maddesinde öngörülen eklentili zaman aşımı süresinin ise 30 yıl olduğunu belirten Ertuğrul, sanıkların sorumlu tutuldukları “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya kalkışmaya teşebbüs” suçuna vücut veren ve suçun 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesini gerekli kılan eylemlerinin gerçekleştiği tarihlerden itibaren başlayan 30 yıllık dava zaman aşımı süresinin, inceleme tarihi itibarıyla dolduğunun anlaşıldığını bildirdi.

Ertuğrul, bu nedenle, hükmün bozulmasına, CMK'nın 322. maddesine istinaden sanıklar hakkında açılan davaların zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine oybirliğiyle karar verildiğini açıkladı.

18 SANIK HAKKINDAKİ DAVA DÜŞTÜ
Böylelikle, 18 sanık hakkında 30 yıldır devam eden dava, zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

Sanıklar Yıldırım ve Dede hakkında ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu daha önce zaman aşımından davanın düşürülmesine karar verdiği için, Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu sanıklar yönünden karar vermedi.

Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca hakkındaki hüküm bozulan sanık Kanbur hakkında da karar vermedi. Kanbur hakkındaki davanın zaman aşımından düşürülüp düşürülmeyeceğine yerel mahkeme karar verecek.

Bazı sanık yakınlarının kararın açıklanmasının ardından ağladıkları görüldü.

Davanın 30 yıldır her aşamasında sanıkların avukatlığını yapan Şanal Sarıhan kararı, "Eğer adalet denilen olgu geç gelmişse orada adil bir sonuç bulunmamaktadır" sözleriyle değerlendirdi. Bu davadaki asıl sorunun 12 Mart, 12 Eylül gibi olağanüstü dönemlerin işkenceli sorguları üzerine dayandırılmış dosyalarla müvekkillerinin mağdur edilmesi olduğunu belirten Sarıhan, “Bu mağduriyet 30 yılı aşkın süredir de devam etmiştir. Biz bu davada zaman aşımı değil beraat istedik. Çünkü zaman aşımı gerçeğin üzerine düşürülen bir gölgedir. Hukuka aykırı yollarla yapılmış olan sorgular sonucu oluşturulan bir dosyada ancak beraat kararı verilebilirdi ama sonuç böyle olmadı” dedi. Sarıhan, Türkiye’de bir daha olağan üstü dönemlerin yaşanmamasını ve olağanüstü dönem yargılarının yürürlüğe girmesini istediklerini belirtti.

"ZAMANAŞIMI DEĞİL BERAAT OLMALIYDI"
Davadan beraat etmeyi beklediklerini belirten davanın sanıklarından Cahit Akçam, “Bu davanın sanıkları mahkemelerin verdiği karar ne olursa olsun halkın nezdinde ve bu ülke tarihinde isimleri ve adları şerefle ve onurla yer alacak insanlardır. Çünkü onlar bu ülkede faşizme karşı mücadele etmiş olmanın onurunu ve gururunu taşıyorlar” dedi. Akçam, tek tesellilerinin verilen kararla yeniden bazı arkadaşlarının cezaevine gitmesine neden olacak bir sonuç çıkarmaması olduğunu belirtti.

"HİKAYE YAZIYORUM, KİTAP ÇIKARACAĞIM"
Sanık Atalay Dede ise, “Biz sanık olarak yargılanmaya başladığımızda daha kızım yoktu. Şu an kızım 18 yaşında. Ben cezaevinde 8 yıl yattıktan sonra 1989 yılında çıktım. Kızım Hazal 1994 doğumlu. Ben de 18-20’li yaşlarda yargılanmaya başlamıştım. Kızım yargılanacak yaşa geldi, bizim davamız ancak sonuçlandı” dedi. Karar duruşmasını izlemeye gelen Atalay Dede’nin kızı Hazal Dede ise basanın savunmasını yazarken, kendisinin okuma yazma bilmeyecek kadar küçük olduğunu ifade ederek, “Babama 'Ne yazıyorsun baba' diye sorardım. O da bana 'Hikaye yazıyorum kızım, kitap çıkaracağım' derdi. Zamanla öğrendik ne yazdığını. Zamanaşımı yerine hepimiz beraat isterdik. Ben de babamın yaşadığı süreci görüp “Avukat olayım, ben de bir şeyler yapayım” diye düşündüm. Ama o kadar uzun sürüyor ki, insan yoruluyor. Artık mahkemeleri uzun bir süre görmek istemiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

30 YILLIK DAVANIN GEÇMİŞİ
DEV-YOL’un ilk iddianamesi 1982 yılında hazırlandı. ‘Anayasal düzeni zorla değiştirmek’ suçlamasıyla Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülmeye başlayan davada 574 olan sanık sayısı, ek iddianameyle 723’e yükseldi. 19 Temmuz 1989’da Sıkıyönetim Mahkemesi, sanıklardan 7’sine idam, 39’una ömür boyu hapis cezası verdi. Yargıtay 11. Ceza Dairesi önce yerel mahkemenin 23 sanık için verdiği cezayı ‘az bularak’ kararı bozdu. Dava Yargıtay’da görüşülürken davanın 275 klasörünün kaybolduğu ortaya çıktı. Yerel Mahkeme de Yargıtay’ın verdiği karar uyarınca idam cezasının kaldırılmış olmasını dikkate alarak 20 sanık hakkında ömür boyu hapis, 2 sanık hakkında da 16 yıl 8 ay hapis cezasına karar verdi. Kararın temyiz edilmesi üzerine dava dosyası tekrar Yargıtay’ın gündemine geldi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006’daki karar duruşmasında sanıklardan Nurettin Aytuğ, Murat Parlakay, Atalay Dede, Celal Mut, Hilmi İzmirli, Mehmet Hassoy, Yusuf Yıldırım, Yaşar Kanbur’un avukatlarının hazır edilmeden karar verilmesini ‘savunma hakkının’ kısıtlanması olarak görerek kararı bozdu Daire ayrıca kararında sanıklardan Osman Nuri Ramazanoğlu’nun yargılama sırasında hayatını kaybetmesi nedeniyle hakkındaki kamu davasının düşürülmesini istedi. Bir sanığın dosyasının ayrılması ve bir sanığın da hayatını kaybetmesi, sanıkların sayısını 21’e indirdi. Bozma kararından sonra dosya tekrar Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti. Yerel mahkeme de 2010 yılında Yargıtay’ın bozma kararına uymayarak kararında direndi.

Direnme kararında davanın zamanında bitmemesi nedeniyle AHİM’e dava açıldığını hatırlatılarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine tazminatlar dahi alındığı, bazı sanık avukatlarının duruşmaya katılmaması, bazı sanık avukatlarının son söz sorulacağı celsede beyanda bulunmaksızın duruşma salonunu terk etmesi mahkemece savunma hakkının kısıtlandığı şeklinde yorumlanamaz” denildi. Yerel mahkemenin direnme kararının ardından dava dosyası Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gündemine taşındı. Kurul ise sanıklar Atalay Dede ve Yusuf Yıldırım için dosyanın zamanaşımına girip girmediğini tartıştı. Kurul, yerel mahkemenin ‘eylemli uyma’ kararı vermesi nedeniyle bu konuda gerekli incelemenin Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından yapılmasına karar verdi. Ancak dosya, Yargıtay’daki yeni görev dağılımı nedeniyle 9. Ceza Dairesi’ne gönderildi.

Dev-Yol Ana Davası’nda yargılanan 21 sanığının isimleri ise şöyle: “Mehmet Akın Dirik, Melih Bekdemir, Cahit Akçam, Yalçın Bürkev, Erdoğan Genç, Nuri Özdemir, Halil Yasin Ketenoğlu, Hasan Ertürk, Atalay Dede, Yaşar Kanbur, Yusuf Yıldırım, Veli Yıldırım, Hıdır Aslan, Hıdır Adıyaman, Mehmet Hassoy, Emin Koçer, Celal Mut, Bünyamin İnan, Murat Parlakay, Nurettin Aytun, Hilmi İzmirli.”

Kaynak : 30 yl sonra dava dt - Hrriyet Gndem