Japonya'daki deprem, iktisadi açıdan, toparlanmakta olan dünya ekonomisini negatif anlamda etkileyebilir.

Örneğin Japon hükümeti, elindeki ABD hazinesine ait tahvilleri satmaya başlarsa, dolar zayıflar, dolayısıyla Obama hükümeti işsizlik sorunun karşısında bir de yükselen enflasyon ile karşı karşıya kalabilir.

Depremin vurduğu bölgede yüksek teknoloji üretimi yapan Japon fabrikaları elektrik kesintisi yüzünden çalışmıyor. Bilgisayar ve diğer yüksek teknoloji ürünleri bakımından vazgeçilmez olan önemli parçaların üretimi şu an için durmuş durumda.

1) Japonya, son zamanlarda Rusya ve Çin ile çeşitli ihtilaflara düşmüştü. Rusya ile Kuril Adaları'nda; Çin ile Doğu Çin Denizi'nde gerginlik yaşıyordu.

2) Japonya Savunma Bakanlığı, kendi hayalet uçağı prototipini 5 yıl içinde denemeyi planlıdığını açıklamıştı. (Çin'in hayalet uçak projesini hatırlayın)

Bütün bu gelişmelerden sonra uluslararası ilişkiler gündeminde, Japonya'nın askeri bir güç olarak tekrar doğuşu konuşulmaya başlanmıştı. Böyle bir ihtimal, bu muazzam doğal felaketin sonrasında büyük olasılıkla rafa kalktı.

Askeri projelere ayrılan para, ülkenin tekrar inşaasına harcanacak gibi gözüküyor. Ancak askeri anlamda sadece Japonya etkilenmedi. İşin bir de süpergüç boyutu var. Nasıl mı?

3) Büyük Satranç Tahtası adlı klasik eserinde uluslararası ilişkiler uzmanı Zbigniew Brzezinski Avrasya'nın kontrolüne büyük önem atfeder. ABD'nin hem Avrupa'da hem de Japonya'da askeri varlığını, jeostratejik açıdan bir gereklilik olarak tanımlar.

Keza Amerikan hegemonyasına bir rakip gelecekse, bu Avrasya'dan çıkacaktır, Brzezinski'ye göre. Ve hem doğudan hem batıdan kontrol altında tutulması gerekilir. İşte şimdi o satranç tahtasındaki en önemli kalelerden biri ABD için düşmüş durumda!

Son zamanlarda Amerikan devleti, Çin'in hem ekonomik hem de askeri anlamda yükselişinden rahatsız olduğunu saklama gereği duymuyordu. Ancak gerek Japonya'daki askeri üsleri vasıtasıyla, gerekse Japonya'nın ekonomik gücü ile Çin'in etki alanını belirli bir yere kadar sınırlayabiliyordu.

Oysa şimdi ABD, Fukuşima nükleer santralinde düşük seviyede radyasyon tespit edilmesinin ardından, bölgedeki askeri gemilerini tedricen geri çekmeye başladı.

Peki işi bir adım daha öteye götürelim:

Ya nükleer sızıntı tehlikesi iyice artar ve ABD, askeri üslerini boşaltmak zorunda kalırsa?

O zaman Brzezinski'nin korktuğu, başına gelir mi?

İyibilgi