PKK’DA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
ÇÖZÜMSÜZLÜK VE TEHDİT DEVAM EDİYOR
PKK’nın başında Öcalan vardı. 1999’da yakalandı ve o tarihten beri İmralı’da yatıyor. Tabi başında olmasına da bin şahit ister. Boş amaçlar uğruna, verdiği insanlık dışı emirlerle binlerce insanın ölümünden sorumlu iken, kendisi örgüt evlerinde, zavallı köle kadın teröristlerle zevk ve sefa içinde yaşadı. Hayatının her döneminde hep hastalıklı bir psikolojiyle yaşadı. Hep memnuniyetsizlik, hep mutsuzluk, sürekli saldırganlık ve sürekli tehditler savurmak. Bütün bu özellikler adeta örgüte bir gelenekmiş gibi aktarıldı. Hapis hayatının başlamasıyla birlikte Murat Karayılan örgütün başına geçti. Karayılan dönemi ile birlikte maalesef PKK’da değişen bir şey olmadı. Örgütün “Öcalan geleneği” şeklindeki tavırları halen sürdürülmeye devam ediyor ve bu tehditkar söylemler her gün basın organlarına yansıyor.
El Cezire Televizyonu’nda Kürtçe ve Arapça olarak “PKK’nın birinci adamı” tanımlamasıyla röportajı yayınlanan Murat Karayılan, yine şartlarla dolu tehditsel ifadelerini sürdürüyor. Daha önce Abdullah Öcalan’ı hapiste olduğu için karar verme ve örgütü yönetme özelliğinden yoksun bir kişi olarak tanımlayan ve açıklamaları örgüt nezdinde tartışmalara yol açan Karayılan, halâ Türk Hükümetine güvenmediklerini ve ateşkes konusunda tereddütleri olduğunu belirtiyor. Bu noktada bir sürü insanın ölümünden sorumlu bir teröristin güvenini kazanmak için koskoca bir Hükümetin daha neler yapması gerekir acaba diye ironik bir soru akıllara geliyor. İnsanlık dışı eylemleriyle tanınan ve dünyaca kabul görmeyen, reddedilen bir örgüt ve başındaki şahıs kendini ne sanıyor da Türkiye’yle rakipmiş gibi davranıyor. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor misali Karayılan hiç mi hiç utanmadan adeta iki cephe tanımlaması yaparak, Türkiye tarafı, PKK tarafı diye ayrımcılıkta bulunuyor.
Bu arada, “Türk Hükümeti neden PKK’ya güvensin ki? PKK ne zaman sözünü tuttu? Şartlı, tarihli ateşkes mi olur? Habur’dan teslim olanlar bile gelir gelmez geri dönmek istemediler mi? Orda burada PKK lehine şovlar yapmadılar mı? Bir savaş halinde miyiz de ateşkes ilan ediliyor? Hadi madem ateşkes ilan ettiler, neden silahları bırakıp teslim olmuyorlar? Örgütün istekleri varmış, peki Türkiye’nin istekleri ne olacak? Bunca şehit kanının hesabını kim verecek? Öcalan tek başına mı bu kadar insanı öldürdü? Bir tek Öcalan’ın hapiste olmasıyla PKK sorunu bitmiş mi oluyor? Arkasındaki PKK’lılar da tabi içlerinde biraz sevgi ve vicdan kırıntısı varsa, böyle daha ne kadar yaşayabilecekler? Yani örgütün içindekilerin de bunca yıl çektikleri yetmedi mi?” şeklindeki soruları sürdürerek de, Murat Karayılan’a cevap teşkil edecek ifadeler akıllara gelebiliyor.
Murat Karayılan’ın El Cezire’de yayınlanan röportajındaki soruları tek tek anlatıp da sizleri sıkmak, aynı zamanda dehşete düşürmek ve onun da reklamını yapmak istemiyorum. Ancak Öcalan, Karayılan ya da arkasındaki teröristler artık şunu bilsinler, her sabrın da bir sonu vardır. Eğer bu sözleri tehdit olarak algılıyorlarsa, o zaman her gün basında yayınlanan ifadelerine baksınlar. Kim tehdit ediyormuş daha iyi anlayabilirler. Çözümsüzlük ne demekmiş belki daha iyi idrak edebilirler.
Helin Demir
helindem@mynet.com