Selam!



Ihtiyar bir Bektâsî varmıs,
Gündüzleri gemi iskelesi civarındaki dükkanında alıs veris edermis.
Ikindiden sonra da zenbilini sırtına vurur, ağır ağır Uzunçarsı’nın yokusunu çıkar,
Soğanağa Mahallesi’ndeki evine gidermis.

O zamanlar Uzunçarsı esnafı terbiyesi pek noksan bir takım külhanbeylerinden mürekkepmis.
Aksamları ihtiyar Bektâsî ağır ağır yokusu çıkarken:
-Bizim p e z e v e n k geçiyor, uğurlar olsun, koca p e z e v e n k vs. gibi bir takım terbiyesizce
sakalarla zavallı Bektâsîyi taciz ederlermis.

Fakat Bektâsî piskin bir adammıs. Bu küstahça sakalara katiyyen aldırmazmıs.
Bir akam yine Bektâsî zenbilini sırtına vurmus.
Iki tarafın söz atan esnafları arasından ağır ağır geçtikten sonra yokusun basında durmus.
Genis bir nefes aldıktan sonra elini sakağına dayamıs.
Sesinin bütün kuvvetiyle;
-Ulan p e z e v e n k ler !... diye bir nara atmıs.

Bu narayı duyanlar derhal dükkanlarından fırlamıslar.
Ne oluyor diye yokusun üst basında duran ve alaylı alaylı gülen Bektâsîye bakmıslar.
Bektâsî yokusu dolduran kalabalığa birkaç saniye bakmıs ve:
-Yahu amma da çokmussunuz!