Tıp Bilgisine Sahip Böcekler

• Bazı böcek türlerinin zehirden etkilenmelerini engelleyen yaratılış özelliği nedir?


• Bazı böcekler bağışıklık sistemlerini nasıl güçlendirirler?

• Karıncalar mikroplardan nasıl korunurlar?

Zehire Karşı Dayanıklılık Gösteren Böcekler



Yol kenarlarında olan süte benzer özsuyu olan bazı bitkilerin yaprakları insanlar ve daha birçok canlı için zehirlidir. Çünkü bu süt özünü taşıyan bitkiler doğal bir savunma olarak yaprak dokularında kardenolid adı verilen bir zehir barındırırlar.

Fakat bazı böcekler, bitkileri yiyip yaşamlarına devam edebilirler. Çünkü bu zehire karşı dirençlidirler. Özellikle Monark kelebeği tırtılları bu konuda oldukça iddialıdırlar. Çünkü bu bitkilerin sütü Monark kelebeği tırtıllarının aldığı tek besindir. Peki, tırtıllar nasıl oluyor da zehirden etkilenmiyorlar?


Bilim adamları bu sorulara cevaplar bulabilmek için kardenolid üreten bitkiler üzerinde yaşayan 18 farklı böcek türü üzerinde genetik ve biyokimyasal düzeyde çalışmalar yaptılar. Kardenolidler, canlı hücrelerinde büyük moleküllerin hücre içine ve dışına taşınmasını sağlayan protein pompalarının (Na/K pompası gibi) oluşturduğu özel cepler içine kendilerini yerleştirerek etkilerini gösterirler.


Madde giriş çıkışını sağlayan bu pompalar, Na-K ATPaz adı verilen özel bir enzimin, sodyum ve potasyumun hücre zarının içine ve dışına taşınmasında etkili olurlar. Kardenolidler ise bu enzimi bağlar, onu çalışmaz hale getirir ve pompanın çalışmasını engeller. Yeterli sayıda çalışmayan pompa da hücre içine ve dışına madde taşınmasını durduracağı için hücreyi devre dışı bırakır.


Zehirli bitkileri yiyen böceklerde bu cebin şekli farklıdır. Cebin şeklinin farklı olması kardenolidin içeri alınmasını engeller ve böylece kardenolid etkisini gösteremez. Yapılan araştırmalar sonucu 18 böcek türünde de sodyum potasyum pompasını oluşturan aminoasitleri kodlayan genin farklı olduğu görülmüştür. Evrimciler bu 18 böcek türünün DNA’larında kardenolidlere dirençli olmalarını sağlayan geni faydalı mutasyonlara bağlı olarak açıklamaya çalışırlar. Ancak elbette ki “canlılara yeni organ ekleyen faydalı mutasyon” diye birşey yoktur. Mutasyonlar bir canlıya, o canlıya ait olmayan yeni bir bilgi ekleme ve onu farklı bir canlı haline getirme gücüne sahip değildir. Mutasyon iddiası, evrim aldatmacasının, Darwinist mantıksızlığının en büyük göstergesini temsil eder. Çünkü tüm örnekler mutasyonların; bozulmaya ve garip görünüşlü organ ve canlıların ortaya çıkmasına sebep olduklarını ispatlar.


Bu gerçek, böceklerin sahip olduğu aminoasitleri kodlayan genin Allah’ın dilemesiyle var olduğunu bir kez daha kanıtlar. Böceklerin zehirlenmeye engel olan bu genetik özellikleri Allah’ın muhteşem yaratma sanatının en güzel örneklerinden biridir. Ayette şöyle buyrulur:


"İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir." (Enam Suresi, 102)

Bağışıklık Bilgisine Sahip Böcekler



Bilimsel bir araştırma, yaprak bitlerinin sentezleme işleminin taklit edilmesi durumunda, insanların bağışıklık sisteminin güçlendirilebileceğini ortaya koymuştur. Bilindiği gibi bitkilerin en belirgin özelliği fotosentez yapabilmeleridir. Fotosentez şu ana kadar çalışma mekanizması tam anlamıyla çözülememiş çok kompleks bir işlemdir. Bilimdeki ilerlemelere ve teknolojik olanakların çok gelişmesine rağmen, laboratuvarda bu işlemi taklit edebilmek mümkün değildir. Ancak Nature Dergisi'nde yayınlanan bir araştırmada yaprak bitleri bu önemli işlemi, birkaç milimetrelik vücutlarında kolaylıkla yapabilmektedirler. Çünkü bu işlemi karotenoid pigmentlerini sentezleyerek gerçekleştirirler. Aslında, karotenoid pigmentleri sağlıklı bir bağışıklık sistemi ve bazı vitaminleri üretebilmek için tüm canlılar tarafından kullanılır. Fakat, insanların ve hayvanların karoteoid elde etme şekli dolaylı yoldandır. Sebzeleri ve meyveleri tüketerek, beslenme yoluyla alabilirler. Yaprak bitleri ise; aynı bitkilerde olduğu gibi, bu pigmenti kendileri sentezler. Güneş'ten gelen enerjiyi emer ve enerji üretiminde kullanılmak üzere hücrelere aktarır. Diğer bir deyişle karotenoid üretirler.


Yüce Allah’ın yarattığı özel sistemler aracılığıyla yaprak bitlerinin başardığı karotenoid sentezleme işlemini bilim adamları laboratuvar ortamında taklit etmeyi başarabilirlerse insanların bağışıklık sistemini güçlendirmek ve birçok vitamini güneş enerjisi yoluyla vücutta üretebilmek çok daha kolay hale gelebilir. Bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi ise, insanların daha az hastalanması, birçok hastalığın ortadan kalkması ve tahrip edici etkilerinin azaltılması anlamına gelir.


Bilim adamlarının uzun araştırmalar yapmaları ve her türlü teknolojik imkanı kullanmalarına rağmen asla başaramadıkları fotosentez işlemini küçücük böceklerin bitkileri taklit ederek başarması elbette Rabbimiz’in büyük bir mucizesidir. Bütün canlılar ihtiyaçları olan bilgilere Allah’ın kendilerine ilham etmesi, öğretmesi sayesinde kavuşurlar. Hiçbir canlı başıboş, sahipsiz ve sözde tesadüflerin akışına bırakılmamıştır. Bir Kuran ayetinde Allah’ın tüm canlılar üzerindeki mutlak kontrol ve hakimiyeti şöyle haber verilir:


“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir.” (Hud Suresi, 56)


Böceklerin bilim adamları tarafından her geçen gün yenileri keşfedilen olağanüstü özellikleri, tüm böcek türlerinin başlı başına birer yaratılış harikası olduğunu gösterir. Bu canlıların her birinin yaratılışında öyle hassas dengeler söz konusudur ki, bu son derece kusursuz ve detaylı sistem karşısında Yüce Allah'ın kadri, kuvveti, yaratışındaki incelikler, çeşitlilik ve üstün akıl bir kez daha kavranır. Yüce Allah her şeyi olduğu gibi böcekleri de üstün bir ilimle ve bir hikmetle yaratmıştır. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmiştir:


“Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.” (Bakara Suresi, 26)


Doktor Karıncalar



Bilim adamları karıncaların çok etkili bir mikrop arındırma yöntemi uyguladığını ortaya çıkarmıştır. İsveçli araştırmacıların çalışmasına göre Formica paralugubris cinsi karıncalar, yuvalarında reçine biriktirirler. Ancak karıncaların seçtiği reçine, bildiğimiz reçinelere benzemez. Çünkü bu reçinenin içerdiği özel kimyasallar hastalıkları yuvalarından uzak tutar.


Karıncalar, yuvalarını çevreleyen kozalaklı ağaçlardan sertleşmiş özsu tanecikleri toplarlar. Toplanan reçinenin miktarı, yuvanın büyüklüğüne göre 20 kilogramı bulur.


Lozan Üniversitesi’nden Michel Chapuisat ve ekibi, reçinenin antiseptik özelliğini test etmiş ve reçine içeren ve içermeyen iki ayrı yuvada ortaya çıkan hastalıkları gözlemlemişlerdir. Reçinesiz yuvada üç kat daha fazla mantar ürediğini ve hastalığa sebep olan bakterilerde belirgin bir artış olduğunu tespit etmişlerdir.


Hepimizin bildiği gibi karıncalar küçük bir bedene ve organizmaya sahiptirler. Öte yandan hastalık, mikrop ve antibiyotik arasındaki ilişkiyi çözümleme işi ise oldukça kompleks bir davranıştır. Elbette karıncaların hastalığın nedeni olabilecek bakteri veya mikroplardan haberdar olmaları söz konusu değildir. Bilim adamları özel mikroskoplar sayesinde bunları inceleyebilmektedirler.


Karıncaların reçineyi hastalığa çözüm olarak benimsenmeleri de oldukça şaşırtıcıdır. Çünkü reçinenin hastalığı önlediğini anlamak için reçineli ve reçinesiz yuvalar arasında karşılaştırmalar yapmaları ve bir yorum ortaya koymaları gerekir. Bu da eczacılıkta yapılan deneyleri akla getirir. Çevrelerinde çok sayıda bitki dururken özellikle kozalaklı ağaçları seçmelerinde de bilinç olduğu açıktır. Karıncalar sanki hangi hastalığa hangi ilacı vereceğini bilen bir doktor gibi davranırlar. Ayrıca karıncaların reçine toplamada uyum içinde çalışması, yuvanın genel sağlığının gözetildiğini ortaya koyar. Bu akılcı davranışlar, Yüce Allah’ın karıncalara ilhamı ile gerçekleşir. Hastalıkları yuvalarından uzak tutmak için reçine toplamakta olan her bir karınca Yüce Allah’ın denetimi altındadır.


Bu canlıların özel kimyasal işlemler yaparak, hastalıklara karşı önlemler alması Allah’ın yarattığı güzelliklerden biridir. Bildiğimiz ve bilmediğimiz canlıların sahip oldukları bu gibi özellikler, Allah’ın sınırsız gücünü daha iyi kavramak için birer vesiledir. Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:


“Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur...” (Bakara Suresi, 29)


Kuran'da Yüce Allah insanları, doğayı incelemeye ve buradaki "ayetleri" görmeye çağırır. Çünkü evrendeki canlı-cansız tüm varlıklar, "yaratılmış" olduklarını gösteren işaretlerle doludur ve kendilerini Yaratan’ın güç, bilgi ve sanatını göstermek için vardırlar. İnsan, aklını kullanarak bu işaretleri görmek ve Allah'ı tanımakla sorumludur. Tüm kainat gibi böcekler de, Rabbimiz’in ayetlerini taşıyan, bu nedenle dikkat edilmesi, incelenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken canlılardır. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:


“Şüphesiz, mü'minler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)
(makale harun yahya)