Merhaba



Ebabil aslında dağlık, kayalık bölgelerin kuşudur. Yuvasını kaya yarıklarına yapar. En ilginç özelliği en aerodinamik kuş olmasıdır. Kuşlarda uçmaya uyarlanmanın doruk noktası ebabildir. Bu kuş yuva yaptığı zaman dışında ender olarak konar. Konarsa da bu dikey bir yüzeye tutunma şeklinde olur. Çünkü tamamen havada yaşamaya uyarlanmış olan bu kuşun bacakları ayakta durmasına veya yürümesine imkân vermeyecek kadar güçsüzdür. Yere konmak zorunda kalırsa ancak sürünebilir. Ebabil avını havada yakalar, havada yer, havada çiftleşir, hatta havada uyur. Gün batımına doğru ebabiller iyice yükselerek kendilerini bir hava akımına bırakır, kanat çırpmadan bu hava akımında sürüklenirken ara ara kestirirler.

Peki bu acayip kuşu nerede göreceğiz? Gayet kolay; İstanbul'da yüksek ve biraz eskice binaların bulunduğu bütün semtler Nisan-Eylül ayları arasında ebabil doludur. Kayalıkların, yarların kuşu olan ebabil, modern şehirler kuruldukça yuva yapmak için kaya yarıkları yerine yüksek binaların girintilerini kullanmayı öğrenmiştir. Beyoğlu, Osmanbey, Şişli, Kadıköy bol bulundukları yerlerdendir. Yalnız gündüzleri böcek avlamak için yükseklerde uçtuklarından dikkati çekmezler. Akşamları ortalık tenhalaşınca binaların hizasına inmeye başlarlar. O zaman onları alaca karanlıkta küçük sürüler halinde dar sokaklarda, yüksek binaların arasında müthiş bir hızla uçarken tiz çığlıkları duvarlarda yankılanan hayalet kuşlar olarak görürsünüz.

Benim çocukluğum Beşiktaş Yenimahalle'de geçti. O zamanlar oralarda yüksek binalar yoktu. Üç katlı kâgir veya ahşap evler, bahçeler, bostanlar vardı. Onun için kitaplardan okuduğum ebabil kuşunu merak ettiğim halde göremiyordum. Bir gün ağabeyim beni Saraçhane tarafına götürmüştü. Orada ilk defa Bozdoğan Kemerinin taşları arasına yuva yapmış olan ebabilleri gördüm. Bu arada, siz Türkçe kitaplarda ebabili ebabil olarak aramayın. Ansiklopedilerde bu kuş genellikle sağan olarak geçer. Neyi sağıyormuş diyeceksiniz; anlatayım. Çobanaldatan kuşuna (Caprimulgus europaeus) Almancada Ziegenmelker, yani keçisağan derler.

Çünkü eskiden Alman köylüleri ağzı çok büyük olan bu kuşun ahırlara girip keçilerin memesinden süt emdiğine inanırlarmış. 1950'lere kadar ebabiller çobanaldatanlarla aynı takım içinde sınıflandırıldığından bizdeki tercümeye dayanan eserlerde (mesela Hayat Hayvanlar Ansiklopedisi) keçisağan adı, yayıncılar ebabil kelimesini bilmediklerinden, ebabillere de teşmil edilmiş. Daha sonra da ismi bende mahfuz olan bir zat keçi kelimesini de atarak sağan diye bir kuş ismi icat etti; bu da bazı yayınlara girdi. Dolayısıyla bu uydurma ada itibar etmemek gerekiyor. Ebabil için bildiğim tek Türkçe karşılık Steuerwald'ın Almanca-Türkçe sözlüğünde bulduğum yelyutan. Güzel bir isim, fakat kimsenin bilip kullandığını duymadım. Belki bundan sonra kuşlarla ilgili bilimsel yayınlarda bu güzel ismi kullanıp ebabil adını Fil Suresine bırakmak yerinde olur; fakat bu da yüzlerce yıl Apuslara ebabil demiş olan İstanbullulara saygısızlık olmaz mı?

Dergâh, Sayı 72, Şubat 1996.