Merhaba



19. yüzyılda İstanbul'da saka, florya, iskete, ispinoz, gibi ötücü kuşları güzün geçit zamanı ökseyle veya ağla yakalayarak kafeste besleyen kalabalık bir meraklı zümresi olduğunu biliyoruz. Klasik devirde de bu kuşlardan en azından sakakuşunun kafeste beslendiği anlaşılmaktadır. Yalnız bazı kayıtlardan anlaşıldığına göre sakakuşunun o zamanki beslenme amacı ötüşünü dinlemekten çok kuşun bir hünerini seyretmekti.

Bu kuş dal, çöp gibi bir cismi iki ayağıyla kavrayıp ayaklarını sırayla kullanarak sağa veya sola çekme becerisine sahiptir. Kafeste beslenen sakanın içme suyu bir iple tüneğe bağlı küçük bir kaba konarak aşağı sarkıtılır, kuş su içmek istediği zaman ipi ayaklarıyla yukarı çekerek kaba ulaşırdı. Tabiî ki sakakuşu adını da bu becerisinden dolayı almıştı. Öte yandan klasik devirde saka, florya gibi kuşları kafeste beslemenin 19. yüzyıldaki kadar yaygın olduğunu gösteren bulgulara rastlamıyoruz. Ancak sevap kazanmak için kuşçuların tuttuğu bu tür kuşlardan satın alıp azat etmenin köpeklere ekmek vermek gibi yaygın bir adet olduğunu biliyoruz.



İstanbul'un hayvanları arasında şehri yalnızca bahar ve yaz aylarında ziyaret eden leyleklerden de söz etmek gerekir. 19. yüzyıldan çok yakın geçmişe kadar leyleklerin İstanbul'da Boğaz köyleri dışında yalnızca Eyüp'te yuva yaptıklarını biliyoruz. Bu durumun klasik devirde de böyle olduğunu Evliya Çelebinin anlattığı İstanbul'un altıncı tılsımından öğreniyoruz. Evliya Çelebiye göre Altımermer'deki bir sütunun üzerinde "Hakim Bukrat", yani Hipokrat tarafından yapılan bir leylek tasviri olup bu tasvir her yıl bir gün gagasını takırdatır; bunun üzerine İstanbul'daki bütün leylekler helâk olurmuş. Bu yüzden leylekler Eyüp'te bol bulunmalarına rağmen İstanbul içine yuva yapmazlarmış.

Tabiî leyleklerin yuva yapmak için Eyüp'ü tercih etmelerinin aslında Kağıthane ve Alibey derelerinin Haliç'e karıştığı bu bölgede kurbağa, su yılanı gibi sevdikleri besinleri bulabilmeleri, çevrede yuva yapmaya uygun ağaçların bulunması, ayrıca zaman içinde Eyüp Sultan ziyaretine gelenlerin leylekleri, özellikle hasta ve sakat leylekleri beslemelerinin adet haline gelmesi gibi sebepleri vardı. Leyleklerin çoğu Ağustos ayında Eyüp'ü terk edip güneye doğru yola çıkarlar, ancak kanadı kırık, hasta kuşlar mecburen geride kalır, hayırseverler cami avlusunda bu kuşlara bakarlardı. Şehrin başka bir tarafında da sakatlanmış bir leylek bulan, burada bakılacağını bildiği için kuşu Eyüp Camiinin avlusuna getirip bırakırdı.

İstanbul Armağanı III, Gündelik Hayatın Renkleri, 1997.