Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0

    Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor 2

    Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor 2

    Karadaki Mikro Yaşamlar

    1- Akşam Yemeği İçin Parlayan Larvalar

    Termitlerin yaptığı insan boyuna ulaşan çamur kuleleri genellikle yağmurlu mevsimde yılbaşı ağaçları gibi parlar. Bu ışıklı, parlak görüntünün nedeni aç genç böceklerdir. Bu çamur tepeciklerini yapan termitler olmasına rağmen, kınkanatlılardan Pyrearinus termitilluminans'un larvaları bu yapıların içine davetsiz misafirler olarak yerleşirler. Larvalar tepeciğin tabanına yakın bölgelerde yumurtadan çıkar daha sonra tepeceğin yüzeyinde kazdıkları odalarda yaşamaya başlarlar. Ancak larvalar büyüdükçe üst bölümlere doğru göç ederler ve geceleri tepeciğin dış yüzeyinde ışık saçarak, ışık seven avların ilgisini çekerler, avlar arasında tepeciği inşa eden termitler ise en başta gelir. (National Geographic; March, 2005; Goulart, Beth; )

    Peki, bu böcekleri başlıca besin kaynağını oluşturan termitlerin yaşadığı çamur kulelerine yerleştiren, ışık saçarak avını yakalamayı ilham eden güç nedir? Böceklerin bu özellikleri Yüce Allah'ın benzersiz sanatının bir sonucudur. Yüce Allah Kuran'daki pek çok ayette aklını kullanan insanların yaratılmış olan varlıkları düşünerek öğüt almaları gerektiğini bildirmiştir. Dolayısıyla insanın yapması gereken, yaratılış mucizeleri üzerinde düşünmek ve sadece Rabbimiz'e yönelmektir.

    2- Etobur Tırtıllar

    Bir tırtıl (Maculinea alcon) ve bir karınca türü (Myrmica rubra) arasında oldukça ilginç bir ortak yaşam söz konusudur. Bu tırtıllar karıncaların yuvalarına girip onların larvalarını yerler. Ancak karıncalar bu tırtılları yuvalarına taşır, onlara kendi yavruları gibi davranır, bakar ve hatta besler. Peki karıncaları kendi larvalarını yiyen bir düşmana karşı bu derece misafirperver davranmaya iten sebep nedir? Sebep, bu tırtılların üzerinin karınca larvaları gibi kokmalarını sağlayan mumsu bir tabaka ile kaplı olmasıdır. (National Geographic; June, 2003; Murawski, Darlyne A.; )

    Bütün bunların bilinçli davranışlar olduğu açıkça ortadadır. Ancak, mikroskobik bir beyne ve sinir sistemine sahip bir tırtılın bu kadar bilinçli, planlı ve akılcı davranışlar sergilemesi mümkün müdür? Bu tırtılın düşünme gibi bir yeteneği yoktur ki, karınca larvalarının nasıl koktuğunu bilebilsin ve bu kokuyu elde edip karınca yuvalarına girebilmek için plan yapsın. Bu bilgileri tırtılın bir başka tırtıldan öğrenmiş olmasının da imkanı yoktur. Öyle ise yiyeceğini bulmak için düşmanlarını yanıltma fikrini ona veren kimdir? Bu sorular bir evrimci bilim ad***** sorulsa açık ve kesin bir cevap asla veremez. Ancak evrimcilerin çok çaresiz kaldıklarında sığındıkları içgüdü kavramı üzerinde dururlar. Oysaki evrimcilerin içgüdü olarak tarif ettikleri bu akılcı davranışların kaynağı Yüce Allah'ın ilhamıdır. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:

    Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

    3- Gülen Yüz Örümceği

    Bazı hayvanlar, yaşadıkları ortamda, kamuflaj gibi özel savunma taktikleri ile korunma altına alınmışlardır. Bu yöntemlerden bir tanesi Hawai'nin yağmur ormanlarında bitkilerin üzerinde yaşayan bir örümcek türüne aittir. Kuş türlerinin çok bol olduğu bu ormanlarda, örümceğin kolay av olmasını engellemek için gövdesinde gülen bir insan yüzünü andıran renkli işaretler bulunur. Örümcek bu sahte yüzü sayesinde düşmanlarını "tehlikeli" olduğuna ikna eder. (hawaii-forest.com)

    Şimdi düşünelim; son derece inandırıcı olan bu yüz şekli, tesadüfün eseri olabilir mi? Dahası bu örümcek gövdesindeki yüzün düşmanını korkutacağını nereden bilmektedir? Örümcek, gövdesindeki bu deseni görmüş, sonra bu desenin ürkütücü olduğuna ve bir tehlike anında kullanabileceğine karar vermiş olabilir mi? Elbette bu kadar inandırıcı bir görüntü tesadüflerin eseri değildir. Ayrıca, elbette örümceğin gövdesindeki desenden haberi olduğu ve bunu bir savunma taktiği olarak kendi kendine bulduğu düşünülemez. Açıktır ki örümceği yaratan Yüce Allah, hem onun vücudunda böyle bir şekil var etmiş, hem de hayvana tehlike anında bu şekli kullanacak içgüdüyü ilham etmiştir.

    4- Su Deposu Kurbağalar

    Doğada, tüm canlıların sahip oldukları fiziksel özellikler, yaşadıkları ortamla son derece uyumludur. Bunun bir örneği de su depolayan bir kurbağa türüne aittir. Avustralya'da yaşayan ve boyutları 40-70 mm arasında değişen bu kurbağalar (Cyclorana platycephala) çöl şartlarına uyum sağlayacak şekilde yaratılmışlardır. Bu kurbağalar büyük miktarlarda suyu derileri aracılığıyla emerek, derilerinin altındaki cepler ve özellikle idrar keselerinde muhafaza ederler. Daha sonra çöl sıcaklığından korunmak ve su kaybını önlemek için toprağın altına gizlenirler. Yeraltındayken atılan deri parçaları tabakalarından oluşan, neredeyse su geçirmez bir dış koza içinde kendilerini emniyete alırlar. Bu kurbağalar yılın büyük kısmını yer altında geçirirler ve sadece sağanak yağmurlar sonrasında yüzeyde görülürler. (naturewriting.com)

    Su depolayan kurbağanın bu davranışında düşünülmesi gereken birçok nokta bulunmaktadır. Bu kurbağa yaşadığı ortama en uygun özelliklere sahip olmakla birlikte, ne yapması gerektiğini de çok iyi bilmektedir. Çünkü onu yaratan Yüce Allah, ona ne yapması gerektiğini ilham etmektedir.

    Sonuç

    Burada davranışlarından örnekler verilen mikro canlıların ortak özellikleri her birinin güvenlikleri için akılcı önlemler almaları, zekice yöntemlerle yiyecek sağlamaları hatta, bilim adamları ve mühendisler gibi çalışarak teknolojik harikalar meydana getirmeleridir.

    Ancak burada, unutulmaması gereken önemli bir nokta bulunmaktadır: Söz konusu olan canlılar kimi zaman küçücük bir böcek, bir kurbağa veya bir deniz canlısıdır. Çoğunlukla bir beyne bile sahip olduklarını söyleyemeyeceğimiz bu canlıların böylesine zekice ve bilgi gerektiren buluşlarının, davranışlarının kaynağı nedir?

    Canlılığın tesadüfler sonucunda, cansız maddelerden oluştuğunu ileri süren evrim teorisi için bu sorunun yanıtı içgüdülerdir. Ancak bu içgüdüleri, yani kamuflaj, ortak yaşam kurma veya teknolojik bilgi ve beceriler edinmeyi bu canlıların genlerine kim programlamıştır? Evrimciler, fosfat, karbon gibi cansız elementlerden oluşmuş genlerde, bu özelliklerin birdenbire programlandığını ileri sürerler. Oysaki hiçbir gücü ve bilinci olmayan varlıkların diğer varlıklara şuur, zeka, bilgi, yetenek, manevi kavramlar türünden özellikler kazandırmaları, akıl ve mantık kuralları açısından, mümkün değildir.

    Gerçek çok açıktır ve gözler önündedir: Bu canlılara tüm bu davranışları ve özellikleri kazandıran, tüm canlıların Yaratıcısı ve koruyucusu, Rahman ve Rahim olan Allah'tır.
    (alıntı harun yahya ilmimercek)

    Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 24. sayı (Haziran 2006) 12. sayfada yayınlanmıştır.

  2. #2
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0

    Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor- 1 -

    Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor- 1 -


    Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)

    Denizler, her biri kendine özgü yapılarıyla, birbirinden farklı deniz canlılarını barındırır. Sayıları milyonlarla ifade edilen bu canlılar arasındaki ortak yaşam şekilleri, savunma mekanizmaları, muhteşem yaratılışları ve ilginç özellikleri ile evrim teorisinin geçersizliğini ve Yüce Allah'ın benzersiz yaratma sanatını gözler önüne sererler.

    Tıpkı denizlerde olduğu gibi, karada yer alan ve henüz sayılarını bile tam olarak bilemediğimiz mikro canlılar Yüce Allah'ın benzersiz yaratma sanatına dair örnekler oluştururlar.

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

    1- Sünger-Alg İlişkisi

    Antarktika yakınlarındaki Ross denizinde, suyun 120 metre altında oldukça ilginç bir sünger türü (Rosella racovitzea veya Rosella) yaşar. Bu sünger, biyomimetrik açıdan optik bir kablo özelliği gösterir. Çünkü gövdesinden yukarı doğru uzanan, özellikle uç kısımları silika (cam) içeren, her yönden ışığı toplayacak özellikte, 10 cm uzunluğunda ve 200 ile 600 µm arasında değişen çaplarda ipliksi uzantılara sahiptir. Süngerin bu ipliksi çıkıntıları, optik kablolar gibi güçlü ve esnek, cam malzeme içerdiği halde kırılgan olmayan ve kopmayacak kadar sağlam bir yapıdadır.

    Peki bu canlı neden böylesine güçlü ipliksi uzantılara sahiptir?

    Çünkü canlının içinde, güneş ışığından faydalanarak besin üretebilen bir mavi-yeşil alg yaşamaktadır. Ancak 120 m derinlikteki loş ortamda, bu algin besin üretebilmesi imkansızdır. İşte bu noktada, içinde yaşadığı süngerin ışığı toplayan ipliksi çıkıntıları algin imdadına yetişir. Sünger, optik kabloları ile ortamdaki ışığı her yönden toplar ve içindeki alge iletir. Mavi-yeşil alg de bu toplanan ışıkla hem kendisinin, hem de süngerin hayatını devam ettirmesini sağlayacak besinleri üretir.

    Bu iki canlının, evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüfen bir araya gelmesi beklenemez. Çünkü ne sünger ne de mavi-yeşil alg, biri diğerini bulana kadar milyonlarca yıl boyunca tek başına yaşamını sürdürebilirdi. Ayrıca bir araya geldiklerinde de birbirleri ile anlaşıp iş bölümü yapmalarını sağlayacak akılları ve konuşma yetenekleri yoktur. Bu iki canlı Yüce Allah tarafından bir araya getirilmiş ve ortak bir yaşam kurmuşlardır.

    2- Teknoloji Harikası Sedef

    Denizde yaşayan canlıların pek çoğunun kabuğunda sedef bulunmaktadır. Karındanbacaklı canlı türlerinden biri olan Haliotis rufescens, bu tip canlılardan biridir. Bu canlının kabuğunun içinde bulunan sedef ise tam bir teknoloji harikasıdır. Çünkü bu sedef, bir mühendisi hayrete düşürecek ölçüde ince hesaplarla oluşmuştur. Sedef, 300 nanometre kalınlıkta altıgen şeklinde aragonit tuğlaların, aralarına giren 10 nanometrelik organik bir zarla çevrelenmesiyle meydana gelmiştir. Zarın içindeki tuğlalar hem hareket edebilecek kadar özgür, hem de birbirlerinden ayrılmayacak şekilde sabittirler. Bu tuğlaların duvar oluşturur gibi dizilmeleriyle oluşan yapı, herhangi bir teknoloji ile üretilebilecek seramik ya da metal yapılardan çok daha güçlüdür. (epa.gov]US Environmental Protection Agency) Küçücük bir canlının kendisini koruyacak olan kabuğun içini bir mühendis gibi ince hesaplar yaparak kaplaması, oluşan sedefin kabuğun şeklini alması ve bu sedefin teknoloji ile üretilebilecek seramik veya metal malzemeden daha sağlam olması Yüce Allah'ın yaratış delillerindendir.

    3- Manyetik Bakteriler

    Suda yaşayan bir bakteri türü olan Aquaspirillum Magnetotacticum'un, oksijene ihtiyacı vardır. Bu bakteri türü ihtiyacı olan oksijeni bulabilmek için oldukça ilginç bir yöntem kullanır. Öncelikle ortamdaki demir iyonlarını toplar ve bunları oksitleyerek düzgün şekilli, mıknatıs özelliği olan parçacıklar haline getirir. “Magnetit” adı verilen bu parçacıklar ise, yaşaması için ihtiyacı olan oksijene ulaşması için bakterinin yönünü tayin ederler. Nasıl mı? Bakterinin içinde inci gibi sıralanarak… Bu parçacıklar, dizildikleri sırayı bozmadan oksijenin olduğu yöne doğru meyil ederler ve bakterinin de buraya yönelmesini sağlarlar. ([pubmedcentral.nih.gov]PubMed Central Homepage)

    Gözle görülemeyecek derecede küçük bir canlının demir iyonlarını toplaması, bunları bir kimyageri hayrete düşürecek biçimde oksitlemesi, fizikçileri hayran bırakacak derecede detaylı bir bilgiye sahip olarak bu parçacıklara mıknatıs özelliği kazandırması, Yüce Rabbimiz'in yaratma sanatını bir kez daha gözler önüne serer.

    4- Işık Saçan Deniz Anası

    Bahama kıyılarında 800 m derinlikte saydam vücutlu deniz anaları (Clytia languidum), çapları 2 cm olan dairevi bir vücut şekline sahiptir. Bu deniz anasına, bir balık veya kaplumbağa yaklaşıp dokunduğunda, vücudu kare şekline dönüşür. Bu şekli aldıktan sonra yeşil bir ışık saçmaya başlar, bu şekilde karanlık deniz ortamında, kendisini avlamak için yaklaşan canlıya, eğer daha fazla yaklaşırsa onu yakacağı işaretini verir. (magma.nationalgeographic.com) Deniz anası kendisine bir canlı dokunduğunda, bunun kendisini avlamak için geldiğini, gelen canlının kendisini avlamasını engellemek için ne gibi bir tedbir alması gerektiğini düşünecek akla ve bilince sahip değildir. Bütün imkansızlığına rağmen deniz anasının böyle bir sistem geliştirmiş olduğunu varsaysak bile, canlının bunu diğer nesillere aktarabilmesi mümkün değildir. Deniz anası Yüce Allah'ın yaratma sanatının sonsuz sayıdaki örneklerinden bir tanesidir.

    5- Fiber Optik Teknolojiye Sahip Yılan Yıldızı

    Derisidikenliler grubunda yer alan deniz canlılarından yılan yıldızlarının (Ophiocoma wendtii) görünüşte gözleri yoktur. Fakat dalgıçlar denize daldıklarında yılan yıldızlarının kendilerini görüp kaçtıklarını fark etmişlerdir. Ayrıca gündüz koyu renkteyken geceleri daha açık tonlara bürünmektedirler. Yapılan araştırmalar bu yılan yıldızı türünün üzerinin göz gibi ışığı toplayan 50.000-100.000 minik mercekle kaplandığını göstermiştir. Yılan yıldızı bu özelliği ile gündüzleri adeta güneş gözlüğü takar. Çünkü salgıladıkları pigmentler mercekleri kaplayıp ışığı kestiği için gündüz koyu renkli görünürler. Geceleri ise kalsit kristal merceklerin üzeri açılır ve açık renk kazanırlar. Yılan yıldızlarının bu özelliği fiber optik teknolojilerin gelişmesinde yardımcı olmaktadır. (news.nationalgeographic.com) İnsanları hayrete düşüren bu canlıyı mucizevi özellikleriyle yaratan her şeyin hakimi olan Yüce Allah'tır.
    (alıntı harun yahya ilmimercek)

    Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 23. sayı (Mayıs 2006) 46. sayfada yayınlanmıştır.

Benzer Konular

  1. Mikro Evrim Nedir?
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 28-05-2014, 05:01 PM
  2. Kâinatın ilk sakini!
    mopsy Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-11-2011, 07:55 PM
  3. Nanoteknoloji Ve Mikro Dünyalardaki Yaratılış
    meridyen2 Tarafından Teknoloji ve Bilişim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-09-2010, 03:47 PM
  4. Yorum: 1
    Son mesaj: 12-03-2010, 07:16 PM
  5. Mikro Kurtlar(Yemler)
    PAM.aRt Tarafından Akvaryum Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-02-2008, 03:52 AM
Yukarı Çık