Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cİlt Hastaliklari

    Cİlt Kanserİ


    Hayatımıza giren fizik ve kimyasal etkenlerin ve özellikle güneşin etkisiyle giderek artan, erken dönemde tedavisi kolay olan kanser türleridir. Malign melanom adı verilen tür dışında yayılmayan, uzun süreler bile hayatı tehdit etmeyen ancak şekil bozukluğuna yol açan kanser türleridir.

    Benlerin kanserleşmesi yaygın bir fobidir. Bu konuda bilgilenmek önemlidir. Benlerin çıkması genetik olarak kodlandığından engellenemez, ancak ben çıktıktan sonrası kontrol edilebilir. Ben olduğundan emin olduğumuz (uzun yıllardır, çocukluktan gençlikten bu yana olan, genellikle kahve renkli düz veya kabarık, başkalarında da görmeye alıştığımız türde şekillerdir. Bunlardan baştan beri kabarık olanları değil de düz ve koyu kahve renkli olanları daha çok kanserleşirler. Bunlarda ise cilt hastalıkları doktoruna görünme kriterleriniz şunlar olmalıdır: Önceden varolan beninizde renk koyulaşması, birdenbire büyümesi, kanaması, etrafının kızarması veya yakın çevresinde yeni küçük koyu benlerin çıkması veya şeklinin değişmesi. Bu durumlarda mutlak doktorunuza başvurmalısınız ki tedavisi basitçe yapılabilsin.

    Benlerden kaynaklanmayıp direkt kanserleşen başka türde cilt kanserleri de mevcuttur ki bunlarında çoğu güneş etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Genellikle burun ile, kulak memesine çizilen çizginin üst kısmında yer alırlar. Küçük ortası kabuklu, geçmeyen kabarık veya çökük yaralardır. Bu yüzden geçmeyen yaranız var ise bu önemlidir ve cilt hastalıkları doktoruna gitmeniz gerekir.

    Ozon delinmesi ile artan güneş ışınlarından korunmak gereklidir. Özellikle yazın, 6 aylıktan itibaren bütün yaşlarda bir güneşten koruyucu kullanılmalıdır. Güneşten koruyucunun faktörü (güneşten koruma süresi ve gücü) ve önemi yaşla ve cildin beyazlığı ile artmalıdır. 20 li yaşlarda ve sonrasında koyu tenli kişilerin 15 faktörlü, açık tenlilerin 30 ve üstü faktörlü bir güneşten koruyucu kullanması sağlıklı olur. Bu olası kırışıklıklardan ve güneş leke ve hasarlarından da koruyacaktır sizi. Güneşten koruyucu seçerken kozmetik açıdan uygun olması için yağsız, genellikle losyon formunda ürün seçmelisiniz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    Zona


    Zonaya neden olan suçiçeği hastalığı virüsüdür. Suç çiçeği çoğunlukla çocukluk döneminde geçirilen ve solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Su çiçeği iyileştikten sonra hastalığa neden olan virüs vücuttan tamamen yok olmaz ve bazı sinirlerin içine yerleşerek uyur vaziyette kalır. Uzun yıllar boyunca hiçbir sorun yaratmaz. Ancak bazı kişilerde Vücudun direncinin azaldığı durumlarda uyuyan bu virüs uyanır. Yerleştiği sinirin içinde çoğalır ve sinirin uçlarına, sinirin dağıldığı deri bölgesine gelerek ağrı ve cilt döküntüsüyle seyreden Zona hastalığını oluşturur. Vücudun zayıf düşmsine yol açan nedenler; bazı enfeksiyonlar, yorgunluk, uykusuzluk, dengesiz beslenme, aşırı kilo kaybı, stres,alınan bazı ilaçlar, kanser gibi hastalıklar sıralanabilir. Zona çocuklar da dahil olmak üzere her yaşta görülür. Ancak 50 yaşın üzerinde, yaşlılarda, başka hastalığı olanlarda daha ağır seyreder. Zona ağrı ve deri döküntüsüyle seyreden bir hastalıktır. Bu iki belirti de tüm vücutta değil sadece sinirin bulunduğu alanda görülür. Zona da yüz, saçlı deri, gövde, kol ve bacaklar gibi vücudun herhangi bir bölgesinde sinirler tutulabilir. Bununla beraber en sık tutulan bölge göğüs bölgesidir. Ağrı ve döküntü vücudun sağ ya da sol olmak üzere bir yarısında bir kuşak tarzında yerleşir. Ağrı, deri döküntüsünden önce ortaya çıkabilir. Hastalar ağrıyı yanma, zonklama, batma, bıçak saplanması, karıncalanma, uyuşma şeklinde hisseder. Ağrının ardından deride bir kızarıklık ve üzerinde yerleşmiş su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. 3-4 hafta içinde bunlar kurur ve kabuklanarak iyileşir. Ağrı bu dönemde devam eder ve döküntünün iyileşmesiyle kaybolur. Ancak bazen, özellikle de yaşlı kişilerde ağrı döküntünün iyileşmesinden sonra da devam eder.
    Zona tedavisinde istirahat önemlidir. Deri döküntüsü için ıslak pansumanlar ve kurutucu merhemler yararlıdır. Vitaminler , ağrı kesiciler ve virüsün çoğalmasının durduran bazı ilaçlar da tedavide kullanılmaktadır. Ağrının inatçı olduğu vakalarda antidepresanlar, sinir blokajı gibi yöntemlerden yararlanabilir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    Benler


    NEVÜSLER (BENLER)


    Tıpta �Nevüs�, halk arasında �Ben� adı ile anılan deri oluşumları, çok farklı görünümde ve yapıda olabilmekle beraber, genellikle kastedilen; yuvarlak veya oval deriden hafif kabarık 3-5 mm büyüklükte, siyah-kahverengi sertçe yapılardır. Bunlar; pigment üretici hücreye çok benzeyen özel hücrelerin deri içinde bir alanda yuvalanması sonucu gelişirler. Doğuştan itibaren var olabilecekleri gibi çoğu çocukluk döneminde, bir kısmı da sonraki bir zamanda ortaya çıkarlar. Benler 2 nedenle tıbbi açıdan önem taşırlar;

    1- Bazı ben tiplerinin zamanla malignleşme (kötü huylu bir şekle dönme) riskine sahip olması,

    2- Pigment üretici hücrelerden gelişen �Melanom� adındaki malign oluşumunun iyi huylu bir ben olarak algılanıp tedavisiz bırakılması.

    Bu nedenle risk taşıyan benlerin özelliklerinin ve bir bende rastlanabilecek hangi değişimlerin önemli olduğunun bilinmesi gerekir;

    · 0.5-1 cm�den büyük olması

    · Sınırın girintili çıkıntılı asimetrik olması

    · Rengin alacalı olması (yer yer siyah, kırmızı, kahverengi, beyaz)

    · Ayak tabanı, el ayası ve parmak uçlarında yer alması

    · Sayılan bu özellikleri taşıyan benlerin ailede de olması

    · Geçmişte zaman zaman yanık yapacak şekilde yoğun güneşlenmelerin olması

    Var olan bir benin;

    · Neden yokken kanaması

    · Üzerinde ülser gelişmesi

    · Rengin hızla koyulaşması

    · Rengin etrafa yayılması (veya etrafta beyazlanma olması)

    · Kaşınma, acıma gibi belirtilerin olması

    Günümüzde malign melanom için en etkin tedavi, olabildiğince erken teşhis edilip cerrahi olarak etraflıca çıkarılmasıdır. Başlangıçta ve sonra zaman zaman yayılma olasılığına karşı gerekli incelemeler yapılır. Bir bene cerrahi girişim uygulandığında malignleşebileceği veya yayılabileceği inanışı YANLIŞ ve maalesef yaygın bir inanıştır. Ben veya bene benzeyen oluşumlarla ilgili herhangi bir kuşkuda sağlık kuruluşuna başvurmak en doğru davranış olacaktır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    UÇuk


    Estetik olarak kötü olan uçukların aslında vücut direncinizin düştüğünün habercisi olduğunu biliyor muydunuz ?

    Uçuk Herpes virüslerinin yol açtığı lokal bir enfeksiyon türüdür. Herpes virüsleri iki çeşittir. "Herpes simplex 1" ve" Herpes simplex 2". Uçukların çıkma oranı ve sıklığı kadın ve erkekte eşittir ve genellikle yüz bölgesi ve özellikle ağız kenarında çıkarlar. Bu virüslerin vücudumuzda çıkamayacağı bir bölge hemen hemen yok gibidir. Zararsız olan bu su dolu torbacıklar dikkat edilmezse önemli sorunları da beraberinde getirebilir. Uçuğun farkına varıldıktan sonra yapılması gerekenler kadar, uçuktan korunmakta çok önemlidir.

    Uçuk bulaşıcımıdır, korunma yöntemleri nelerdir?

    Uçuk, bu virüsü taşıyan bir kişiden genellikle yaşamın ilk yıllarında doğrudan temas yoluyla bulaşır. Bu virüsün vücuda girmesiyle ilk enfeksiyona ait virüs yıllar sonra bile aktif hale geçebilir. Dudak üzerine yerleşen bir virüs kendini açığa çıkarmış demektir. Bu süreç içerisinde öpüşmekten ve özellikle çocukları öpmekten kaçınmalısınız. Aynı malzemeleri özellikle bardak ve havluları kullanmamaya özen göstermelisiniz. Uçukların başka bir türü olan güneş uçuklarından korunmak için ise yüksek faktörlü koruyucu kremler kullanmak akıllıca olacaktır.

    Genital olanı da var.

    Herpes simplex tip 1, genellikle vücudun yüz ve ağız bölgesinde seyrek aralıklarla ortaya çıkmasına rağmen, Herpes simplex tip 2 ise özellikle genital bölgelerde ortaya çıkar ve diğer türüne göre daha sık tekrar eder. Bu türü son derece tehlikeli olan herpes virüsleri gebelik sırasında düşük veya erken doğuma bile neden olabilir. Bebek, virüsü annesinden doğum esnasında ve doğum kanalından geçerken alabilir. Bebeğin bağışıklık sistemi gelişmediği için bebeğin gelişmesinde anormal durum olabilir. Hatta bebeğin beyni enfeksiyon ile zarar görebilir.

    Vücut direnci düşünce

    Uçuğun dudak kenarında çıkması genellikle tıpta "döküntü" olarak adlandırılır. Buna neden olan virüs aslında vücutta hep vardır ve vücut direnci azaldıkça zaman zaman ortaya çıkar. Vücut direnci ise stres ve ruhsal çöküntü, aşırı çalışma, uykusuzluk, gribal enfeksiyon ve yüksek ateş ile zayıflar. Sıkı yapılan diyetler, uzun süreli güneşte kalma ve büyük korkular da vücudun direncini düşüren etkenlerdir.

    Sık tekrarlamalarda doktorunuza danışın

    Önceleri kullanılan vitamin ve kremler lokal tedavi amaçlı olduğundan, bunların yerini ağız yoluyla alınan ilaç tedavileri almaktadır. Çünkü tıp, merhemlerin düzenli kullanılmadıkları taktirde, ilacın virüse olan etkisinin kaybolduğu tespit etti. Kısaca, virüs ilaca karşı bağışıklık kazanıyordu. Artık virüslerin ilerlemesini durduran,virüslerin etrafa yayılmasını engelleyen ve uçuğun daha kısa sürede iyileşmesini sağlayan ilaç tedavileri mümkün .

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    İmpetİgo




    Klinik bulgular : Büllöz olmayan formu, sıklıkla yüz ve ekstremitelerde , kesi, çizik, böcek ısırması gibi minör bir travma sonucu oluşur. Eritemli bir zeminde papül, ardından küçük bir vezikül şeklinde başlar, hızla püstüle ve rüptüre olur. Pürülan akıntı kurur ve karekteristik kalın, sarı-yeşil kabuklar oluşur. Bal peteği görünümündedir. Kaşıntı sıktır ve kaşınmayla yayılır. Yüzeyeldir, ülsere olmaz ve dermisi infiltre etmez. Hafif bölgesel bir lenfadenopati olabilir. Sistemik infeksiyon bulguları , ateş çok nadirdir. Ağrısızdır ve skar bırakmaz. Grup A streptokoklar tarafından oluşan impetigo bazen poststreptokokal glomerulonefrite yol açabilir. Büllöz impetigo; yenidoğan ve infantlarda oluşur. Vezikül olarak başlar, sonra bül haline geçer , büller kolayca rüptüre olur, kırmızı bir yüzey oluşur, sonra açık kahverengi krutlar ortaya çıkar. Sıklıkla boyun, yüz ve çeneyi tutar.



    Etyoloji : Etken genellikle A grubu beta hemolitik streptokok veya Staphylococcus aureustur. Birlikte de olabilirler. Büllöz impetigoda S. aureus etkendir(grup II bakteriofaj içeren ). Yenidoğan da B grubu streptokoklar da etken olabilir.

    Epidemiyoloji : Streptokokal impetigoda genelde fiziksel temasla geçiş söz konusudur. . Epidemiler yapabilir. İmpetigoyu takiben de çoğunlukla üst solunum yolunda da kolonize olur.

    Tanı : Kesin tanı enfekte bölgeden S.pyogenes veya S.aureus�un kültürde izolasyonu ile konur. Genellikle mikrobiyolojik çalışma gerekmez. Gram boyama yapılabilir.

    Ayırıcı tanı : Tipik olmakla birlikte başlangıçta su çiçeği, mantar enfeksiyonları, Herpes simplex virus enfeksiyonları, akut püstüler psöriazis ile karışabilir.

    Tedavi : Lokal yara bakımı yararlıdır(su ve sabunla yıkama). Topikal antibiyotik; bacitracin, neomycin-bacitracin, mupirocin de kullanılabilir. Günde 3 kez , 7-8 gün uygulama yeterlidir. Yaygın impetigo, aile içi infeksiyon varsa , kreş grubu veya atletik takım ve büllöz impetigoda topikal ajanlar yeterli olmaz. Sistemik antimikrobiyal ajan kullanımını gerektiriyorsa; Penisilin veya amoksisilin verilir.. Oral 1.jenerasyon sefalosporinler, penisiline allerjisi olanlarda; eritromisin, azithromycin doz clarithromycin verilir. Stafilokokların etkin olduğu düşünülüyorsa, büllözse; penisilinaza dirençli oral penisilin ör:dicloxacillin--cloxacillin veya I.jenerasyon sefalosporinler; cephalexin, cephradine veya , cefadroxil oral kullanılabilir.Cefixim S.aureusa etkin olmadığı için kullanılmaz. Amoksisilin/clavulanic asit, Clindamycin veya trimethoprim/sulfamethoxazole 160/800 mg.lıktan oral yolla günde iki kez verilebilir. Gerekirse diğer antistafilokokal ajanlar da kullanılabilir. Oral ajanlarla tedavi süresi bir haftadır.

    Korunma : Kişisel temizlik kurallarına uymak. Cilt infeksiyonu olanlar antimikrobiyal tedaviye başladıktan 24 saat sonraya dek okula gönderilmemeli, mümkünse o sürede yakın temastan uzak durmalı

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    BehÇet Hastalığı


    Ağızda ve cinsel organlar üzerinde aft (ortası beyaz etrafı kızarık yara), sivilceler, gözde bulanık veya yarım görme, bacak ön yüzlerde şişlik ve kızarıklık, eklem ağrıları gibi çok çeşitli bulgular ile başlayıp tedavi edilmez ise körlük, iç organlarda hastalık, damar tıkanıklıkları gibi tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir hastalıktır. Kişi genellikle ağızda ve/veya genital bölgede yaralar nedeniyle doktoruna başvurur. Adını Hulisi Behçet adındaki Türk bilim adamından alan Behçet hastalığı Türkiyede sık görülmektedir. Eğer ağızdaki ortası beyaz etrafı kırmızı yaralar yılda 3 kezden daha sık tekrarlıyor ise kişi Behçet Hastalığı yönünden mutlak incelenmelidir. Genital muayenesinin, bir cilt testinin, göz muayenesinin ve çeşitli sorgulamaların yapılmasından sonra uluslararası behçet hastalığı kriterlerine göre tanı konulup hasta takibe alınmaktadır.

    Ülkemizde ağızda aft çok sık ve çoğu zaman ailesel özelliği olan bir yakınma olduğundan kişiyi olumsuz düşüncelere sevketmemelidir. Çünkü bunların çok azı Behçet hastalığıdır ve bunun mutlak bir uzman doktor, genellikle dermatolog (cilt ve zührevi hatalıklar uzmanı) tarafından tanı konması gerekir. Behçet hastalığı tanısı konulan bir kişide ileri kan tetkikleri ve sonrasında ilaç tedavisi ile hastalar belirli aralıklarla takibe alınır. Düzenli ilaç kullanan ve takipte olan hastalarda sonuçlar, çoğu zaman çok başarılıdır.

    Eğer ağızda tekrarlayan yaralarınız, genital bölgede yaralarınız, bacak ön yüzlerde ağrılı kırmızı ceviz gibi şişlikleriniz, yol yol kırmızı damar gibi çizgilenme, gövdede yaygın sivilceleriniz varsa ve üstelik bunlardan birden fazlası bir arada ise lütfen bizimle iletişim kurunuz yada doktorunuza başvurunuz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    Egzama


    Egzama rahatsız edici ve çirkin görünüşlü bir deri hastalığıdır ama tehlikeli değildir, basit bir tedaviyle kontrol altına alınabilir. Her on iki kişiden birinin, yaşamının herhangi bir döneminde egzama geçirdiği saptanmıştır. Egzama kaşıntı yapmasının ve rahatsızlık vermesinin yanı sıra, el kol ve yüz gibi açıkta kalan yerlerde oluştuğundan çirkin bir görünüme de neden olur.

    NEDENLERİ


    Egzama genellikle alerji nedeniyle oluşur ama duygusal sıkıntı da egzamaya yol açabilmektedir. Bazen de egzama görünür hiçbir neden yokken çıkmaktadır. En sık görülen egzama tipi, alerjik kökenlidir. Tıp dilindeki adı "atopik dermatit" olan bu hastalık çoğunlukla astımlılarda ve saman nezlelilerde görülür. Saman nezlesi, çiçek tozlarının neden olduğu alerjik bir hastalıktır.

    Astım ve egzama da solunum yoluyla olduğu kadar süt ya da yumurta gibi alerjan maddelerin yenilmesiyle de oluşur. Ne var ki durum hep böyle değildir, nöbetler çoğunlukla stress zamanlarında ortaya çıkar. Egzama en çok küçük çocuklarda ve bebeklerde görülür; ama çocuk büyüdükçe egzama genellikle kendiliğinden geçer. Egzama, astım ya da saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların sık görüldüğü ailelerde, çocukların egzamalı olma olasılığı yüksektir. İnek sütü verilen bebeklerde egzama olasılığının arttığı görülmüştür. Bu yüzden, alerjili ailelerin çocuklarını bu hastalıktan korumak için, anne sütüyle beslemeye özen göstermeleri gerekir.

    BELİRTİLER


    Egzamada iltihaplı deri bölgesi kızarır ve kaşınır. Aynı zamanda kurur ve üstünde sivilceye benzer oluşumlar bulunur; yer yer su toplar. Egzamalı bölge kaşınırsa, enfeksiyon yayılır, deri kanar ve iltihaplanıp ağrı yapabilir. Çatlaklardan giren mikroplar bedene yayılabilir. Kaşınarak tahriş edilmiş bir egzama bölgesi çok rahatsızlık verebilir. Egzama önce yüzde ve baş derisinde çıkar, sonra kollarda ve bacaklarda, özellikle derinin katlandığı ya da giysilerin sürtündüğü yerlerde oluşur. Hastalığın veridiği rahatsızlık daha çok kaşımaya ve oluşan çatlaklardan giren mikropların yaptıkları enfeksiyona bağlıdır.

    TEDAVİ

    Egzama tehlikeli sayılabilecek ağır bir hastalık değildir; ama rahatsızlık verebilir. Egzamalıların rahat etmek için almaları gereken önlemlerin başında yarayı kaşımamak gelir. Egzamalı bebeklerin ellerine pamuklu kumaşlardan dikilmiş parmaksız eldivenler geçirilerek egzamalı yerlerini kaşımaları önlenebilir. Egzamalı kişilerin uçuk hastalığı olanlardan özellikle uzak durmaları gerekir. Egzamalı deri, uçuk virüsü olan herpes simplekse karşı dirençsizdir; virüs alınırsa enfeksiyon yayılabilir. Egzamalıların çiçek aşısı da olmamaları gerekir. Normal insanlara hiçbir zarar vermeyen bu aşı, egzamalı bir çocukta, ölümcül olabilen ateşli bir hastalık yapabilir.

    Egzamalı ya da egzama geçirmiş insanların derileri çok hassastır. Bu nedenle tahriş edici maddelerden sakınmalıdırlar. Bu tür maddelerle çalışmak zorunda kalanlar lastik eldiven ve yüz maskesi gibi basit önlemlerle korunmalı; genç insanlar meslek seçerken yağlar, boya maddeleri ve şampuan gibi malzemelerle çalışmak zorunda kalacakları meslekleri seçmemelidirler. Egzamanın nedeni olan alerji yapıcı madde bulunabilirse, hastanın o madden korunması yeterlidir. Egzamalı bir bebeğe, inek sütü veriliyorsa, inek sütünü kesip ya anne sütü verilmeli ya da keçi sütü (inek sütüne göre daha az alerjiye yol açtığı saptanmıştır) ve özel süttozu gibi bir besinle beslenmelidir.

    Nedeni bulunamayan çocuk egzamalarında ise çocuğun giysilerinde yünlü kumaş kullanmamak, derisi kurumaya yatkınsa çok sık yıkamaktan kaçınmak, enfeksiyonları önlemek için hem kendini hem de çevresinin temizliğine özen göstermek ve özel sabun kullanmak yararlı olur.

    Egzama tedavisinde yararlanılabilecek birçok ilaç vardır. Çinko bileşimleri ve kortizonlu deri merhemleri egzamalı yerlere doktor önerisine göre sürülür; ancak bu merhemler deriyi tahriş edeceği için uzun süre kullanılmamalıdırlar. Ayrıca antihistaminik merhemlerle kaşıntıyı azaltmak, üreli merhemlerle derinin su içeriğini artırarak egzamanın deriyi kurutup çatlatmasını önlemek deriyi kurutup çatlatmasını önlemek, astım tedavisinde kullanılan "sodyumkromoglikat" adlı maddeyi içeren ilacın alınmasıyla alerjiyi önlemek olanaklıdır. Egzamalı insanların kaşınmamaları neredeyse olanaksız olduğundan, tırnaklarını kısa, temiz ve bakımlı tutmaları, zararı biraz da olsa azaltır. Egzama hastane tedavisi gerektirecek kadar ağır bir hastalık değildir ama evinde yeterli bakım göremeyecek hastaların hastaneye yatmaları yararlı olabilir.

    Egzamalı çocukların yüzde 50'si altı yaşına gelmeden, yüzde 90'i ise ergenliğe ulaştıklarında egzamadan kurtulurlar. Ne var ki, öteki alerjik hastalıklar gibi egzama da, iyileşmesinden yıllar sonra hiç beklenmedik bir zamanda yineleyebilir. Duygusal sorunlar, stress ve sıkıntı egzamanın yinelenmesine neden olabilir. Egzamalıların hastalıklarının fazla önemsenmesi, egzamalı çocuğun üstüne çok düşülmesi, stres yaratarak hastalığı büsbütün ağırlaştırabilmektedir. Günümüzde egzama tam olarak tedavi edilmemekle birlikte, rahatlatılabilmekte ve denetim altına alınabilmektedir. En iyisi, fazla önemsemeyerek, hastalığın getirebileceği duygusal sıkıntılardan korunmaktır

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    sedef Hastaligi (psorİasİs)




    Sedef hastalığı en önemli cilt hastalıklarından biridir. Bu hastalık şekilde de görüldüğü gibi ciltte ciltten kabarık ve üzerinde beyaz pul şeklinde
    parçalar şeklindedir dokunmakla ciltte sertlik vardır ve bu yaralar cildin her yerinde ortaya çakabilmektedir. Bu hastalık her hangi bir yaşta
    başlayabilir ve erkek ve bayanlarda görme sıklığı eşittir. ama genelde bu hastalık 20-30 yaş insanlarda ilk kez ortaya çıkmaktadır.

    Hastalığın ortaya çıkmasının sebepleri

    Hastalığın sebebi net bir şekilde bilinmemekle beraber aşağıdakı faktörler suçlanmaktadır:

    1.soy &#231;ekim<(genetik) : sedef hastaların &#252;&#231;te birinde ailelerinde de bu hastalığın varlığı tespit edilmiştir.
    2.&#199;evre fakt&#246;r&#252; .
    3.Yatkınlık (HLA-27 antıgenı bir &#231;eşit sedef hastalarda daha fazla g&#246;r&#252;lmektedir.)
    4.V&#252;cudun savunma sisteminde bazı bozukluklar
    5.Stres (ruhsal sıkıntıları sedef hastalığın ataklarını artmaktadır.
    6.Bazı ila&#231;larn kullanımı. Sedef hastalarında bazı ila&#231;ların kullanımı (beta bloker ila&#231;lar) hastalığı ağırlaştırdığını sebep olabilir.

    Sedef hastalığın değişik tipleri mevcut olup bazı hastalarda hafif seyir ederken bazı hastalarda daha ağır ve hemen hemen v&#252;cudun her yerinde
    g&#246;r&#252;lebilmektedir .hastalığın en &#246;nemli &#246;zelliklerinde biri , genelde yaralar

    Eski yaraların nedbe (iz) yerinde &#231;ıkmaya meyilli olmaları dır. (mesela bir hasta dha &#246;nce d&#252;şm&#252;ş ve sağ dirseğini yaralamıştır yara iyileştikten
    sonra yara izinde sedef hastalığı yaraları &#231;ıkabilmektedir)

    Ayrıca sedef hastalarında genelde eklem ağrıları yaygındır. ayrıca sedef hastalarında sa&#231; d&#246;k&#252;lmesi de g&#246;r&#252;lebilir. Unutmamak gerekir ki bu
    hastalık kesinlikle bulaşıcı bir hastalık değildir.

    Hastalığın tedavisi

    Hastalığın tedavisine aşağıdaki fakt&#246;rler etkilemektedir.

    1-hastanın yaşı
    2- sedef hastalığın t&#252;r&#252;
    3- yaraların yaygınlığı

    hastalarda uzun s&#252;re ve d&#252;zenli tedavi gerektiğine bilmeli ve verilen tedaviye aksatmada s&#252;rd&#252;rmeliler.

    .ayrıca bunu kesin unutmamak gerekir ki sedef hastalığı bir &#231;eşit cilt kanseri değildir ve bu hastalıktan korkmamaları gerekir. &#199;ok hafıf vakalarda
    &#231;oğu zaman tedaviye gerek yoktur sadece basit bir nemlendirici ile yara b&#246;lfesine s&#252;rmeleri yeterlidir.

    Orta şiddetli ve ağır vakalarda tedavi gerekmekte olup bazen bu tedavi aylarca s&#252;re bilir.

    Bu hastalarda genelde değişik tedavi y&#246;ntemleri mevcuttur. Birincisi ve en &#246;nemlisi hasta stresten uzak durmaları gerekir. Doktor duruma g&#246;re
    değişik merhemlerden başlayan yara b&#246;lgesine yapılan iğneler veya u.v ışın tedavisi &#246;nerebilir . bu hastalıkta tekrar vurgulamak isterim ki tehlike
    yok , uzun tedavi gerektirir ve sabır ve stresten uzak durmakla sonuca varılabilir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Cİlt Hastaliklari

    ŞARBON (Anthrax)


    TANIMI :

    Ot yiyen hayvanlardan insanlara ge&#231;en ; deride yaralar oluşturabilen ve b&#252;t&#252;n v&#252;cuda yayılabilen, &#246;zellikle solunumla alındığında &#246;l&#252;mc&#252;l olan bakteriyel bir hastalıktır.

    ETKENİ :

    Hastalığın etkeni Bacillus Anthracis (Antraks basili) adı verilen bir bakteridir.

    Bu bakteri kaps&#252;ll&#252;d&#252;r, hareketsizdir. Kulu&#231;ka s&#252;resi 3 ila 5 g&#252;nd&#252;r.

    Anaerobik (havasız) şartlarda, sporlarla &#252;rer. Sporları dış şartlara o kadar diren&#231;lidir ki kuru ve karanlık bir yerdeki tozda (&#246;zellikle havasız ortamlarda) senelerce canlı kalabilir, canlılığını ancak 43 derece ısıda kaybeder. Uygun şartlar bulduğunda &#231;ok kolay ve hızlı &#252;rer.

    BULAŞMA ŞEKLİ :

    1- Derideki sıyrıklardan; ot yiyen hastalıklı hayvanların leşleri, bu hayvanların kılları, k&#252;rkleri, y&#252;nleri ve bunlardan yapılan eşyaların kullanılması ile,

    2- İyi pişirilmemiş hastalıklı hayvan etlerinin yenilmesi ile sindirim yoluyla,

    3- Şarbon mikrobunun bulunduğu ortamlardan bakteri sporlarının solunum yolu ile alınmasıyla hastalık v&#252;cuda girer.

    HASTALIĞIN KLİNİK SEYRİ :

    Hastalığın &#252;&#231; &#231;eşit klinik formu vardır:

    1- Deri şarbonu

    2- Barsak (sindirim sistemi) şarbonu

    3- Akciğer (solunum sistemi) şarbonu

    Deri şarbonu :

    Deri şarbonu en sık (&#37;98) g&#246;r&#252;len şeklidir. En sık olarak hayvanlarla teması olan meslek sahibi kişilerde (kasap, veteriner, derici, &#231;oban) g&#246;r&#252;l&#252;r. Daha &#231;ok y&#252;z, boyun, el gibi v&#252;cudun a&#231;ık yerlerinde g&#246;r&#252;l&#252;r. Hastalık deri yoluyla v&#252;cuda ancak yara, &#231;izik vb bulunan hasarlı deriden girebilir; sağlam deriden giremez. Mikrobun deriye girmesinden 12 ila 36 saat sonra ağrısız, kaşıntılı, irinsiz, &#252;zerinde siyah-morumtırak kabuklu (nekrotik) sert yaralar; bu yaraların &#231;evresinde i&#231;inde sıvı bulunan kabarcıklar oluşur. Şişlikler (&#246;dem) ve lenf bezlerinde b&#252;y&#252;me g&#246;r&#252;l&#252;r. Lenf bezi tutulumu durumunda ağrı olur. 38 derece ateş ve halsizlik olur. Tedavi edilmeyen deri şarbonunun % 10'u t&#252;m v&#252;cuda yayılır. Bu durumda y&#252;ksek ateş, bitkinlik, şoka eğilim vardır ve menenjit gelişebilir.

    Barsak (sindirim sistemi) şarbonu :

    Barsak şarbonu koleraya benzeyen şiddetli ishal ile seyreder. Hastalığın tablosu dizanteri, akut apandisit, hatta barsak perforasyonunu (barsak delinmesi) taklit edebilir.

    Akciğer (solunum sistemi) şarbonu :

    Akciğer şarbonunda (y&#252;n eğiricilerinin hastalığı ) &#246;ks&#252;r&#252;k, solunum sıkıntısı, kan t&#252;k&#252;rme ve ağız ile dudaklarda morarma ile seyreden ağır bir zat&#252;rre g&#246;r&#252;l&#252;r.

    Hastalık iki fazlıdır. Grip gibi başlar y&#252;ksek ateş, kas ve eklemlerde ağrı, &#246;ks&#252;r&#252;ğ&#252; takip eden 2 g&#252;n i&#231;inde ağır bir zat&#252;rre başlar; nefes darlığı, kanlı balgam olur.

    Zat&#252;rre her iki akciğeri sarar, akciğerlerde kanama yapar, her iki akciğer arasında yer alan mediasten denen b&#246;lgenin iltihaplanmasına neden olur; sonu&#231;ta da hastanın &#246;l&#252;m&#252;ne neden olabilir.

    Şarbon hastalığı en sık g&#246;r&#252;len formu olan deri şarbonu itibariyla aslında bir meslek hastalığı olarak bilinir; fakat sporlarının &#231;evre şartlarına &#231;ok diren&#231;li olması ve &#231;ok kolay &#252;reyebilmesi nedeniyle (bakteri sporlarını i&#231;eren tozların solunması yoluyla) biyolojik silah olarak da kullanılmıştır. Tarihte bu t&#252;r saldırıya ilk olarak Osmanlı Devleti askerleri maruz kalmıştır.

    TEDAVİ :

    Deri şarbonda penisilin , tetrasiklin , eritromisin , kloramfenikol ,sefalosporin gibi antibiyotikler kullanılır. Bu antibiyotikler yaradan alınan &#246;rnekten yapılacak k&#252;lt&#252;r sonucuna g&#246;re se&#231;ilir. K&#252;lt&#252;r sonucu gelinceye kadar penisilin kullanılabilir.

    Yaraya antiseptik sıvılar uygulanmamalı, yara kesilip &#231;ıkartılmamalıdır. Sadece steril bir gazlı bez yara &#252;st&#252;ne konarak yara kapatılır.


    Akciğer ve barsak şarbonunda antibiyotik tedavisi uygulansa bile &#246;l&#252;m oranı y&#252;ksektir.

    KORUNMA :

    Şarbonlu hayvanlar &#246;ld&#252;r&#252;ld&#252;kten sonra derin &#231;ukurlara &#252;zerine kire&#231; kaymağı d&#246;k&#252;lerek g&#246;m&#252;l&#252;r. Diğer hayvanları korumak i&#231;in aşı yapılmalıdır.


    İnsanlar i&#231;in de aşı vardır.Ama &#231;ok yaygın olarak kullanılmamaktadır. Piyasada bulunmamaktadır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. CİLT LEKELERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR
    este-world Tarafından Cilt Bakımı Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 18-10-2011, 12:18 AM
  2. AORT KAPAK HASTALIKLARI
    İnci Tarafından Kalp & Damar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-11-2009, 01:49 AM
Yukarı Çık