Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Çocuklar ve göz hastalıkları

Sağlık ve Hastalıklar Kategorisi Çocuk Sağlığı Forumunda Çocuklar ve göz hastalıkları Konusununun içerigi kısaca ->> Çocuklar ve göz hastalıkları Çocuklarımızın geleceği bizim elimizde... Çocuklarda Göz Muayenesi Göz muayenelerine genellikle hastanın şikayeti dinlendikten sonra görmesine bakılarak ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Çocuklar ve göz hastalıkları

    Çocuklar ve göz hastalıkları

    Çocuklarımızın geleceği bizim elimizde...


    Çocuklarda Göz Muayenesi


    Göz muayenelerine genellikle hastanın şikayeti dinlendikten sonra görmesine bakılarak başlanır. Görme muayenesi hastanın tam uyumunu gerektirdiği için anne ve babalar çocuğun hangi yaşta göz muayenesine girebileceği ve bu muayenenin nerede yapılabileceği konusunda endişe duyarlar. Ülkemizde, çocuklara yönelik yetişen göz doktorları yoktur. Her göz doktoru hem çocukları hem de erişkinleri muayene ve tedavi edebilecek şekilde yetiştirilir. Eğer imkanlarını aşan bir durumla karşılaşırsa göz doktorunuz sizi bir başka kişi veya yere sevkedecektir. Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikayeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocuğun muayeneye müsade etmediği durumlarda uyutucu, sakinleştirici ilaçlar kullanılır, onlarla da verimli sonuç alınamadığı takdirde genel anestezi verilerek muayenesi tamamlanır. Çocukların hiçbir şikayeti olmasa bile 3-4 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesinden geçmiş olmaları gerekir.

    Muayenede ailelerin en çok merak ettiği konu çocuklarının görüp görmediğidir. Üç yaşın altındaki çocuklarda görme, uyum gerektirmeyen yöntemlerle tespit edilebilir ya da tüm muayene bulguları birleştirildiğinde çocuğun ne kadar gördüğü konusunda kabaca bir fikir verir.

    Üç yaşın üzerindeki çocuklar, ilgilenildiği takdirde E harflerini öğrenebilir ve bunların uçlarının ne yöne baktığı sorularak görme muayenesi yapılabilir.

    Bunun yanısıra şekiller sorulabilir. Daha ileri yaşlardaki çocuklara erişkinlerde olduğu gibi harfler sorularak görme düzeyleri tespit edilir. Çocukların erişkinlere göre farklılık arzeden bir muayenesi de gözlük muayenesidir. Özellikle bebek ve küçük çocuklar ile uyumsuz büyük çocuklarda ilaç damlatılarak skiaskopi denilen özel bir alet yardımıyla ya da bilgisayarlı ölçüm aleti ile gözlük numarası tespit edilebilir. İlaçlı muayene aynı zamanda gözün arka kısımlarının değerlendirilmesine de yardımcı olur.

    Gözbebeği Beyazlığı
    Gözbebeği, gözün renkli kısmının ortasındaki siyah yuvarlaktır. Gözbebeğinin beyaz, gri veya sarı gibi siyah dışındaki bir renge dönüşmesi ciddi hastalıklara işaret eder:
    - Katarakt: Çocukluk çağında doğuştan olabileceği gibi sonradan yaralanmalar, metabolik bozukluklar ve enfeksiyonlar gibi nedenlerle de meydana gelebilir ve beyaz gözbebeğinin en sık nedenlerindendir. Erken dönemde tespit edilip tedavi edilmezse kalıcı görme kaybı, şaşılık ve kontrolsüz göz hareketlerine neden olur.
    - Tümörler: Pekçok iyi huylu tümörün yanısıra retinoblastom adı verilen kötü huylu tümör de gözbebeğini beyazlaştırır. Tedavisi göz ve görmenin korunmasından öte hayati önem taşır.
    - Enfeksiyöz ve iltihabi durumlar: Değişik bakteriyel, viral veya paraziter enfeksiyonlar gözbebeğini beyazlaştırabilir. Ayrıca sebebi belli olan veya olmayan pekçok iltihabi durum da bu duruma yol açabilir.
    - Gelişimsel bozukluklar: Göz, anne rahminde belli evrelerden geçerek doğumdaki şekline ulaşır. İlaç, enfeksiyon, metabolik bozukluk, yaralanma veya erken doğum gibi herhangi bir nedenle gelişimi kesintiye uğrayacak olursa ciddi anormallikler meydana gelir.
    - Diğerleri: Gözün sinir tabakasının yerinden ayrılması, göz damarlarının bozuklukları, göz sinirinin anormallikleri, göz içine kanama olması gibi pekçok durum gözbebeğini beyazlaştırır.
    Bir hastalığın, gözbebeği beyazlaştıktan sonra tespit edilmesi istenmeyen bir durumdur. Önceden tedavisi yapılacak olursa başarı daha iyi olacaktır. Gözbebeği beyazlaştıktan sonra ne kadar acele edilse de başarı kısıtlı olacaktır.

    Şaşılık
    Bakılan yere heriki gözün birlikte bakması gerekir. Gözlerden biri istenen hedefe bakarken diğeri başka yönlere bakıyorsa kişide şaşılık var demektir. Şaşılık her yaşta görülmekle birlikte çocukluk döneminde daha sıktır. Tek bir hastalık değildir. Değişik tipleri vardır.

    Göz Tembelliği
    Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Farkedilmesi zordur ve farkedildiği zaman da genellikle tedavi aşamasını geçmiş olmaktadır.


    Gözde Çapaklanma & Kanlanma
    Gözlerde yanma, batma, kaşıntı, kanlanma ve çapaklanma gibi şikayetler genellikle konjonktivit dediğimiz göz yüzeyini örten ince saydam zarın iltihabına işaret eder. Bazen korneanın iltihapları da bu tip şikayetlere yol açabilir. Hatta kornea ve konjonktivanın iltihapları birlikte seyredebilir. Gözde bu tip şikayetlere neden olan üçüncü bir yapı ise kapaklardır.
    Konjonktivanın iltihapları enfeksiyöz, allerjik, immünolojik, toksik veya travmatik olabilir. Enfeksiyöz olanlar bakteri, virüs ve parazitlere bağlıdır. Genellikle temizlik kurallarına riayet edilmediği ve hastalıklı kişilerin eşyaları ortak kullanıldığı zaman meydana gelirler. Ayrıca bünyenin zayıflaması da enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Bebeklik döneminde meydana gelen konjonktivitler çok şiddetli olabilir.

    Allerjik kökenli olan konjonktivitler genellikle bahar aylarında ortaya çıkmakla birlikte tüm mevsimlerde de görülebilir. Kaşıntı ve sulanma ön planda olur. Bazı allerjik durumlar çok şiddetli seyredip görmeyi dahi bozabilir. Tedavileri zor olsa da ihmal edilmemeleri gerekir.
    İmmünolojik, yani bağışıklık sisteminin bozukluklarıyla ilgili konjonktivitler daha çok yaşlılarda görülmekle birlikte çocuklarda da görülebilir ve ağır seyreder.
    Toksik ve travmatik olan konjonktivitler ilaçlar ve kimyasal maddelere karşı gelişir.
    Korneanın iltihapları keratit veya keratopati olarak adlandırılır. Bunlar da enfeksiyöz, immünolojik, allerjik, toksik veya travmatik olabilir. Korneayı tutan iltihabi durumların bir ayrıcalığı vardır.

    Uygun şekilde ve erken dönemde tedavileri yapılmazsa kesiflik meydana gelir ve bu kesiflik merkezi kısımları tuttuğu takdirde çocuğun görmesini etkiler. Ayrıca ilerlemiş kornea hastalığının tedavisi de daha zordur. Hatta göz, kornea nakli gibi çok ciddi bir ameliyata kadar gidebilir. Bu ameliyatta, ölü gözünden alınan saydam kornea kesifleşmiş olan hasta korneasının yerine dikilmektedir. Şüphesiz bu ameliyat sorunlardan arınmış, kornea hastalığının mutlak çözümü olan bir tedavi yöntemi değildir. Ameliyata ait sorunların yanısıra meydana gelmiş veya gelmesi muhtemel göz tembelliğinin de tedavisi gerekir.
    Son olarak göz kapağının iltihapları da gözde yanma, batma, kanlanma ve çapaklanma gibi şikayetler yapabilir. En belirgin özellikleri ise kirpik diplerinde kepeklenme, kirpiklerde dökülme ve kapak kenarında kızarıklıktır. Göz küresi yüzeyinde de ikincil sorunlar meydana getirebilirler.


    Gözde Sulanma
    Çocuklarda, özellikle de bebeklik döneminde konjonktivitler, kornea ve kapak hastalıkları, yabancı cisimler ve konjenital glokom gibi durumlar sulanma meydana getirebilir, ama gözde sulanma asıl olarak göz yaşı kanalının tıkanıklıklarının veya darlıklarının tipik belirtisidir. Bazen bu sulanma mikrobik bir hal alır ve çapaklanma meydana gelebilir. Burun köküne basıldığında iltihabi sıvılar çıkabilir. Bu durum ilk bir yaş içerisinde anne-babalar için sıkıntılı bir durum oluşturur, fakat genellikle bu sürenin sonunda kanal açılır ve çocuğun şikayetleri kaybolur. Bu dönem içerisinde kanalın açılmasını kolaylaştırmak için burun köküne masaj önerilebilir. Çapaklanmanın çok olduğu dönemlerde antibiyotik damlalar kullandırılır. Enfeksiyon, göz ve çevresindeki dokuları alacak şekilde artarsa daha yoğun bir tedavi gerekebilir.

    Bir yaşın sonunda kanal hala açılmamış ise genel anestezi altında sondalama yapılır. Sondalama işlemi başarısız olduğu takdirde birkaç defa tekrarlanabilir. Buna rağmen kanal açılmazsa 3-4 yaşlarını geçtikten sonra aynı erişkinde olduğu gibi cerrahi müdahalede bulunulur. Yani burun kökünden cilt kesilir, göz yaşı kesesi bulunur, o bölgeden bir miktar kemik dokusu çıkarılarak kese buruna açılır. Bazen bu açıklığın idamesi için tüp de yerleştirilebilir.


    Doğuştan Göziçi Basınç Yüksekliği

    Erken müdahale edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açan ciddi bir bozukluktur. Daha bebeklik döneminde ışıktan etkilenme, gözde sulanma, gözleri kısma ve kırmızı göz gibi şikayetler meydana getirir. Kornea dediğimiz gözün ortasındaki saydam yapı büyür ve kesifleşmeye başlar. Göz içi basıncı tek taraflı arttığında korneadaki büyüme daha belirgin olarak izlenir.
    Göz içi basıncı yüksek seyretmeye devam ederse korneada çatlaklar oluşur, göz sinirinde de çukurlaşma meydana gelir. Yani sinir hücreleri ölür ve bunların fonksiyonları bir daha geri getirilemez.
    Bebeklerde bu göz içi basınç yüksekliğini taklit eden ya da göz içi basınç yüksekliğine eşlik eden pek çok anormallik bulunur. Bu durumların tespiti için çocuk genel anestezi altında muayeneye tabi tutulabilir. Sonuçta göz içi basınç yüksekliği doğrulanırsa bunun tedavisi cerrahidir.


    Az Gören Çocuk
    "Az gören çocuk" tabiri özellikle bir miktar görmesi olan, fakat bu görmesi ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde olup ta ilaçla tedavi, cerrahi ve gözlük gibi bir metotla artırılamayan, görmesinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye getirilebilmesi için özel cihazlar ve bunları kullanabilmek için de rehabilitasyon çocuklar için kullanılır.
    Az gören çocuklar, özellikle okula başladıkları zaman yardıma ihtiyaç duyarlar. İyi göremedikleri için derslerde başarısız olabilirler. Özel cihazlarla da yeterince yardım sağlanamazsa görme özürlülere yönelik okullara gönderilmeleri gerekebilir.
    Bu çocukların görme rehabilitasyonunda kullanılan cihazlar büyüteçler, teleskop gözlükler ve kapalı devre televizyon sistemleridir.

    Uygun cihaz seçimi yapıldıktan sonra cihazın kullanımı öğretilir ve pratik yaptırılarak daha seri kullanması sağlanır. Cihaz kullanımının yanı sıra ortamın ışığı artırılarak, büyük puntolu kitaplar sunarak ve çevresinde ihtiyacı olan şeylerin yazılarını daha belirgin hale getirerek hayatları kolaylaştırılabilir.
    "Az gören çocuklara" yardım, özellikle belli göz doktorlarının ilgi alanını oluşturduğu veya belli merkezlerde bu konuya odaklanıldığı için doktorunuz böyle bir ihtiyaç durumunda sizi sevk edebilir ya da siz böyle bir yardım için talepte bulunabilirsiniz.
    "Az gören", "kör" demek değildir. Az gören kişinin kalan görmesi bir şekilde değerlendirilmeye çalışılır.

    Kör olan kişiler için ise diğer duyu sistemlerinin kullanılması gerekir. Yani körlerin rehabilitasyonu da tamamen ayrı bir konudur.
    İnsanlar az gördüğü veya kör olduğu zaman göz doktorlarıyla olan irtibatları kesilmez. Çünkü göz sadece görme organımız değildir. Göz, aynı zamanda estetiğimizin bir parçasıdır. Görmeyi azaltan veya kaybettiren hastalık ne ise takibi yapılmadığı takdirde göz küresinin de kaybına yol açabilir. Göz küresinin alınması ve estetiğin yeniden sağlanması için protez uygulaması zor işlemler olup görmese de göz küresinin yerinde kalması daha tercih edilecek bir durumdur.

    Baş Pozisyonu
    Nöropsikiyatrik hastalıklar, enfeksiyonlar, kulak, kas ve kemik hastalıkları yanısıra gözdeki bozukluklar da baş pozisyonu oluşturabilir. "Baş pozisyonu" demek çocuğun başını düz tutmak yerine yukarı, aşağı, sağa, sola veya ileri tutmayı tercih etmesidir. Genellikle ciddi bir durum olup sebebinin bulunarak tedavisinin yapılması gerekir. Aşağıda gözle ilgili baş pozisyonu oluşturan bazı bozukluklar listelenmiştir:
    - Şaşılıklar
    - Göz kası felçleri
    - Göz hareketlerini denetleyen beyindeki merkezlerin bozuklukları
    - Nistagmus (gözlerde titreşim)
    - Görme alanı defektleri
    - Tek gözde görme kaybı
    - Uygun şekilde tashih edilmeyen kırılma kusurları
    - Üst göz kapağı düşüklüğü
    - Işığa karşı aşırı duyarlılık


    Nistagmus
    Gözlerde sağa-sola, yukarı-aşağı veya dönme tarzında titreşimler meydana gelmesine nistagmus denir. Hasta, bu hareketleri kontrol altına alamaz. Daha çok kas hareketlerini kontrol eden merkezlerin bozukluğu olmakla birlikte bazen görme azlığı yapan katarakt, albinizm, glokom ve göz sinir tabakası bozukluklarına işaret edebilir. Tedavisinde her ne kadar cerrahi girişim yapılsa da sonuçlar yüz güldürücü olmadığı için özellikle görme azlığına bağlı gelişen tiplere karşı önceden tedbir almak gerekir.


    Diğerleri
    Göz kapakları, gözün çevresindeki dokular, görüntüyü beyne ileten sinir yolları ve görme ile ilgili beyin alanlarının hastalıkları çocuklarda görülebilir. Göz kapak ve çevre dokularının hastalıkları hemen kendini belli edeceği için tedavide geç kalınma kaygısı daha azdır. Görme yolları ve beynin görme yolları ile ilgili merkezlerinin tedavisi sinir hastalıkları ve göz doktorunun ilişki içinde çalışmasını gerektirir.
    Üveit denilen göziçi iltihabı da çocuklarda görülebilir ve tedavisi yapılmadığı takdirde ciddi sonuçlar doğurur. Bu hastalığın bazen bünyedeki diğer hastalıklara eşlik etmesi nedeniyle romatizma, cilt hastalığı ve iç organ hastalıkları olan çocukların şikayetleri olmasa bile göz doktorunun kontrolünden geçirilmesi gerekir.

    KAYNAK

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    PEDİATRİK OFTALMOLOJİ


    SEMPTOMATOLOJİ

    Eriţkinlerle iliţkili pek çok muayene metodu ve oküler bozukluk çocuklar içinde geçerlidir. Ancak çocuklarda muayene ve bazı patolojiler özellik gösterir. Muayene erişkinlerde olduğu gibi kolaylıkla uygulanamaz. Sağlıklı muayene edilemeyen bebeklerin inhalasyon anestezisi altında değerlendirilmeleri gerekir. Pediatrik rutin muayenede öncelikle görme fonksiyonu ve oküler bütünlük değerlendirilmelidir. Muayeneye getirilen bir bebekte görme fonksiyonları bakılmalı, korneanın boyutu ve berraklığı incelenmeli, pupil ışık reaksiyonları izlenmeli, başın pasif olarak çevrilmesine cevaben göz hareketleri incelenmeli, gözlerde kayma olup olmadığı saptanmalı (Hirschberg testi), ve oftalmoskop ile fundus muayenesi yapılmalıdır.

    Görme keskinliğinin değerlendirilmesi:

    Görme keskinliği her iki gözde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çocuğun diğer gözü ile gizlice bakması engellenerek görme alınmalıdır. İki yaş altındaki çocuklarda görme keskinliği, çocuğun ışığa fiksasyonu, objeleri takibi, pupil ışık reaksiyonu, Teller keskinlik kartları (tercihli bakış testleri), VEP ve optokinetik nistagmus gibi muayene yöntemleri ile saptanabilir. Üç yaş ve üzerindeki çocuk koopere olabilir, bu nedenle Allen kartları, E harflerinin yönleri veya bebek, at gibi resimlerin gösterilmesi ve çocuğun cevabı ile subjektif olarak görme keskinliği saptanabilir.

    Çocukta önemli bazı klinik görünümlerin ayırıcı tanısında aşağıdaki patolojiler düşünülmelidir.

    Bulanık korneaya neden olan patolojiler; Bulanık ve ödemli bir kornea varlığında konjenital glokom, Descemet membranında yırtılmaya yol açan travma, mukopolisakkaridozlar (Hurler, Schei, Morguio vs...), mukolipidozlar, interstisyel keratit araştırılmalıdır.

    Göz yaşarması: Sulanan ve yaşaran bir göz varlığında konjenital glokom, dakriostenoz, konjonktiva ve korneaya ait enfeksiyonlar, yabancı cisimler düşünülmelidir.

    Büyük kornea: Kornea çapının normalden büyük olması durumunda konjenital glokom (göz içi basıncı yüksektir), ve megalokomea (göz içi basıncı normaldir) ayırdedilmelidir.

    Fotofobi: Işıktan çok rahatsız olduğu gözlenen bebekte keratit, konjenital glokom, üveit gibi durumlar araştırılmalıdır.

    Yenidoğan döneminde kırmızı göz: Bu durumda da konjonktivit, keratit, yabancı cisim düşünülmelidir.

    Beyaz pupilla (Lökokori, resim): Bebek ve çocuklarda pupillanın beyaz görülmesi genel olarak lökokori adını alır, ciddi bir araştırma ile ayırıcı tanı yapılamsını gerektirir.

    Retinoblastom, katarakt, retina dekolmanı, şiddetli arka uveit, prematür retinopatisi, persistan hiperplastik primer vitreus, retinal displazi, Coats hastalığı gibi patolojiler lökokoriye yol açabilir. Bunların arasında en önemlisi, bebeklerde en sık malign göz içi tümörü retinoblastomdur.

    Proptozis: Gözün öne doğru yer değiştirmesi şeklinde bir görünüm rabdomyosarkom, orbital sellülit, orbita psödotümörü, optik sinir gliomu, retrobulber kanama, nöroblastom, lenfoproliferatif hastalıklar düşündürmelidir.

    KONJENİTAL VE NEONATAL ENFESİYONLAR

    1) Konjenital toksoplazmozis: Oküler toksoplazmozis lezyonlarının büyük bir çoğunluğu konjenital enfeksiyonlara bağlıdır. Oküler lezyonlar, nadiren erişkin dönemde primer bir enfeksiyon sırasında ortaya çıkabilir. Karakteristik lezyonu fokal nekrotizan bir retinittir. Tek olabilir veya küçük kümeler halindedir. Genellikle arka kutupta yer alır. Konjenital toksoplazmozisin klasik bulguları fokal nekrotizan retinit, intrakranial kalsifikasyon ve hepatosplenomegalidir. Ciddi olarak etkilenen çocuklarda arka segmentte yoğun inflamasyon, katarakt, şaşılık, mikroftalmi görülür. Hafif etkilenen olgularda sadece küçük retina skarları ve pozitif serolojik testler kalabilir. Tedavide bir veya daha fazla antitoksoplazmik ajanın kombinasyonu (Sulfadiazin, primetamin, klindamisin, tetrasiklin) ve bazen kortikosteroidler kullanılır.

    2) Konjenital sifiliz: Penisilinin kullanımı sifiliz olgularını azaltmıştır. Buna rağmen son yıllarda sifiliz, geri dönüş yapmaya başlamıştır ve 1988'de sifilize ait oranlar 40 yıl içindeki en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.

    - Erken konjenital sifiliz: Anne karnında etkilenen bebekte hayatın ilk 2 yılında, deride vezikül veya püstüller, mükoz membran tutulumu (konjonktivit), kemik, diş deformiteleri, periostit, generalize lenfadenopati, hepatosplenomegali, hiperbilirubinemi, anemi ve gözde korioretinit ortaya çıkar.

    - Geç konjenital sifiliz: 2-15 yaşları arasında optik atrofi, pupiller anomallikler ve interstisyel keratit bulguları ile ortaya çıkar.

    3) Konjenital rubella sendromu: Gebeliğin ilk aylarında rubella enfeksiyonu geçiren annelerin yaklaşık % 50'sinin çocuklarında malformasyonlar görülür.

    Oküler bulgular olarak katarakt, mikroftalmi, glokom, korneal bulanıklık (glokom olmadan), arka kutupta tuz-biber manzarası şeklinde benekli retinit görülebilir. Oküler olmayan bulgular olarak da konjenital kalp hastalıkları, sağırlık eşlik edebilir.

    Etkilenen bebekler 2 yaţa kadar virüsü aktif olarak yayarlar.

    4) Diğer enfeksiyonlar (Sitomegalo virus)

    OFTALMİA NEONATORUM

    Hayatın ilk bir ayı içerisinde görülen konjonktival enfeksiyonlara oftalmia neonatorum denilmektedir. Enfeksiyon, doğum esnasında anne servix ve vaginasından bebeğe bulaşır.

    - Kimyasal konjonktivit: % 1'lik AgNO3'a bağlı olarak ortaya çıkar.

    - Gonokokal konjonktivit: Doğumdan sonra 1-3. günler arasında hiperakut pürülan konjonktivit şeklinde ortaya çıkar. Konjonktivada membranlar oluţur. Tedavide, topikal ve sistemik penicillin (50.000 Ü/Kg) 7 gün veya tek doz cefotaxime 100 mg/kg i.m. etkilidir.

    - Herpes simpleks konjonktiviti: Genellikle 5-7. günlerde ortaya çıkar. Seröz eksudasyon vardır. Blefarokonjonktivit ţeklindedir. Bazen keratit de görülebilir.

    - Klamidyal konjonktivit: Neonatal konjonktivitin en sık nedenidir. 5-14. günler arasında ortaya çıkar. Mukopürülan bir sekresyon vardır. Konjonktival reaksiyon papillerdir. Tedavide, topikal tetrasiklin + oral eritromycin 25 mgr/kg etkilidir.

    - Basit bakteriyel konjonktivit: En sık Staf. aureus etken olarak saptanır. İlk bir ay içerisinde herhangi bir zamanda ortaya çıkar. Pürülan sekresyon vardır. Tedavisi antibiyotikli damla ve pomadlarla yapılır.

    Oftalmia Neonatorumun önlenmesi: Özellikle gonokoksik ve klamidyal hastalığın profilaksisi şu şekildedir:

    a) Eritromisin pomad % 0.5 (Ülkemizde yok)

    b) Tetrasiklin pomad % 1 (Terramycine pom)

    c) Gümüş nitrat % 1 solüsyonundan bir tanesi doğumdan sonra ilk 1 saat içinde uygulanmalıdır.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI ENFEKSİYONLARI

    1) Orbital Sellülit: Orbital septum önünde, arkasında veya hem ön hem arkada enfeksiyon olabilir. Etyoloji genellikle stafilokok, streptokok ve 5 yaş altında hemofilus influenzadır. Kapak enfeksiyonlarına sekonder (örn; akut hordeolum) cilt laserasyonu, böcek ısırması, sinüs, kese ve diş enfeksiyonlarına sekonder, travma veya cerrahi sonrası ortaya çıkar. Orbital sellülit yaşamı tehdit edebilen bir enfeksiyon olduğundan hastaların hastaneye yatırılarak acil tedavisi gerekmektedir.

    2) Toksokara kanis: Nematod enfestasyonudur. Pika sendromunda görülür. Oküler lezyon, sistemik enfestasyonun geç bir sekeli gibidir. Gözde, arka kutup granülomu veya kronik endoftalmi tablosu görülür. Ülkemizde sık değildir.

    GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR

    1) Lakrimal drenaj sisteminde anormallikler: Lakrimal kanal tıkanıklığı (dakriostenoz), dakriosistit, konjenital dakriyosel

    2) Ptozis: Pupiller alanı kapatan ptozislerde ambliyopi gelişimini önlemek için erken cerrahi tedavi yapılmalıdır.

    3) Optik fissür boyunca klobomlar (iris kolobomu, koroid kolobomu gibi)

    4) Optik sinir anomalileri (Kolobom, optik pit, miyelinli sinir lifleri gibi)

    5) Maküler hipoplazi

    6) Ön kamara disgenezisi (konjenital glokom)

    7) Hyaloid sisteme ait patolojiler: Embryoda hyaloid damar optik sinirden çıkar, vitreus içinden geçer ve gelişmekte olan lensi besler. Doğumda bu sistem geriler ve kaybolur. Bazen kalıntılar olabilir, Bergmeister papillası adını alır. Hyaloid sistem hiç gerilemez ve optik sinirle lensin arka yüzü arasında glial doku kalırsa göz normal şekilde gelişemez. Mikroftalmi ve beraberinde katarakt, glokom görülebilir. Bu klinik tablo Persistan Hiperplastik Primer Vitreus (PHPV) olarak adlandırılır.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI TÜMÖRLERİ

    1) Retinoblastom: Çocuklukta en sık görülen malign göz içi tümördür. Tedavi edilmez ise yaşamı tehdit eder. Otozomal dominant olarak kalıtsal veya sporadik ortaya çıkar. Ailede retinoblastom öyküsü var ise genetik danışmanlık önemlidir. Hastada bulgular genellikle ilk üç yaş içinde ortaya çıkar. En sık görülen ilk bulgu lökokoridir. Diğer bir ortaya çıkış şekli ise şaşılıktır. Bazen intraoküler inflamasyon, glokom veya proptozis ile karşımıza çıkabilir. Muayenede tümör retinada tek veya multifokal, düz, pembe ve yuvarlak kitle şeklinde görülür. Retinanın dışına (ekzofitik) veya içine (endofitik) büyüme olur. Tümör en sık kemik iliğine ve optik sinir aracılığı ile santral sinir sistemine metastaz yapar.

    Tedavi: Küçük, çok yaygın olmayan tümörlerde radyoterapi, daha ileri olgularda ise enükleasyon uygulanır.

    2) Diğer Tümörler:

    - Rabdomyosarkom: En sık primer malign orbita tümörüdür.

    - Nöroblastom, optik gliom, medulloepitelyom (diktiyom)

    - Lösemi, juvenil ksantogranülom

    - Hemanjiom: Genellikle göz kapakları üzerinde lokalize, pembe kırmızı renkte kitle şeklindedir. Kitle gözü kapatarak ambliyopi oluşturabilir.Bu nedenle takibi gerekir. Tümör ilk 1 yaş içinde büyür, daha sonra spontan olarak küçülür. Görmeyi engelleyen lezyonlarda intralezyoner steroid enjeksiyonu başarılı sonuçlar verir. Göz kapalı olsun veya olmasın çocuğa erken yaşta refraksiyon muayenesi yapılması gereklidir. Tümör basısı astigmata ve ambliyopiye neden olabilir.

    - Dermoid kist: Orbitada herhangi bir yerde lokalize, lastik gibi sert, deri altı kitle şeklindedir. Yavaş büyür ve çevre dokulara hasar verebilir. Bu nedenle cerrahi eksizyonu gereklidir.

    PREMATÜR RETİNOPATİSİ

    Prematüre bebeklerde, aşırı oksijen verilmesi ile ortaya çıkan bir klinik tablodur. 1940-1950'lerde çocuklardaki körlüğün önde gelen nedenlerindendi. Oksijen etyolojik faktör olarak bulunduktan sonra prematür retinopatisi giderek azaldı. Normal retina gebeliğin son yarısında optik diskten perifere doğru tedricen damarlanır ve son olarak temporal perifer, doğumdan kısa bir süre sonra damarlanır. Bebek ne kadar erken doğarsa damarlar o kadar az gelişmiş olur. İnkomplet vaskülarize temporal retina, oksijen hasarına en duyarlı bölgedir. Bu bölgede oluşan yeni damarlar ve fibrotik doku vitreus içerisine ilerleyerek ve retinal çekinti oluşturarak retina dekolmanına yol açar. 1500 gramdan daha düşük ağırlıkla doğan prematüre bebeklerin 4 haftalıktan başlayarak damarlar ora serrataya ulaşıncaya kadar her 2-3 haftada bir muayene edilmeleri gerekir.

    Tedavi: Krioterapi, vitreoretinal cerrahi

    ÇOCUKLARDA KATARAKT

    Herediter olarak veya bazı metabolik hastalıklarla (galaktozemi, Fabry hastalığı, Lowe sendromu gibi) beraber ya da intrauterin bazı enfeksiyonlara sekonder (Rubella, toxoplazma, sitomegalovirüs enfeksiyonları) katarakt gelişimi görülebilir. Ayrıca travmaya bağlı katarakt gelişimi de çocukluk döneminde sık görülür.

    Tedavi: Cerrahi olarak opak lensin uzaklaştırılması ve uygun refraktif düzeltmenin yapılması gereklidir. Beş yaşın altındaki olgularda intraoküler lens konulamadığı için hastaya gözlük veya tek taraflı afak ise kontakt lens önerilmelidir.

    ÇOCUKLARDA GLOKOM

    Doğumda veya doğumdan sonraki aylarda iridokorneal açıdaki gelişimin kötü olması sonucu göz içi basıncında artış ile karşımıza çıkar. Bir veya iki gözde sulanma, fotofobi, bulanık kornea ve kornea büyümesi klasik bulgulardır. Daha ileri olgularda buftalmus adı verilen ileri derecede göz büyümesi vardır. Göz içi basınç yüksekliğine bağlı olarak optik sinirde de hasar gelişir. Kornea opasitesi ve optik sinir hasarı gelişmeden tedavi yapılması önemlidir. Tedavi cerrahidir.

    ÇOCUKLARDA RETİNA HASTALIKLARI

    1. Retina Dejerenesansları: Leber'in konjenital amorozu, retinitis pigmentoza, koroideremi

    2.Maküla Dejeneresansları: Best vitelliform distrofi, Stargardt dejeneresansı,

    3.Vitreoretinal Dejeneresanslar: Jüvenil retinoskizis, Goldmann-Favre Sendromu, Stickler, Wagner dejeneresansı

    4.Coats Hastalığı: Retinal kan damarlarındaki anevrizmal dilatasyonlar sızıntı ve eksudaya neden olur. Erken dönemde periferik damar anomalileri krioterapi veya fotokoogülasyon ile tedavi edilir. Retina dekolmanı geliştikten sonra tedavi güçtür. Lökokori oluşturur. Retinoblastomdan ayırt edilmesi önemlidir.

    Doç Dr Süheyla Köse

    kaynak

Benzer Konular

  1. Fakir çocuklar bir sınıfa, varlıklı çocuklar diğer sınıfta
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-09-2012, 08:10 PM
  2. Ses hastalıkları
    İnci Tarafından KBB (Kulak, Burun, Boğaz ) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-12-2009, 08:31 PM
  3. Omurilik Hastalıkları
    İnci Tarafından Ortopedi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-11-2009, 02:48 PM
  4. Beyin Hastalıkları
    İnci Tarafından Beyin ve Omurilik (Noroşirurji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-11-2009, 01:49 PM
  5. Gözkapağı Hastalıkları
    İnci Tarafından Göz Hastalıkları Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-11-2009, 07:53 PM
Yukarı Çık