+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 16
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Estetik ve Bakım

    Benler



    Benler zararsız lezyonlardır (bozuk doku, hücre veya organ). İnsanlarda, benler koparıldığı takdirde kanser olunacağı düşüncesi hakimdir. Bu tamamen yanlış bir düşüncedir. Bu da benlerin her zaman zararsız oldukları anl***** gelmez. Bazı benler renk değişikliği, büyüme, kenarlarında düzensiz bir görünüm ve kanama gibi özellikler gösterdiğinde doktor kontrolüne ihtiyaç vardır. Eğer bir olumsuzluk varsa, bu benler lazer tedavisiyle vücutta hiç iz bırakmadan tedavi edilebilir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Bronzlaşma « Estetik ve Bakım




    Ultraviyole (UV) radyasyon, Güneş'ten gelen radyant enerjinin bir şeklidir. Güneş elektromagnetik spektrum diye bilinen bir dizi enerji yayar. Ultraviyole (UV) radyasyon, Dünya yüzeyine erişen Güneş enerjisinin doğal bir parçasıdır, fakat daima zararlıdır.

    UV radyasyonunu ne görebiliriz ne de hissedebiliriz, fakat vücudumuzdaki etkilerini hissederiz. UV ışınları, dalga boylarına göre sınıflandırılırlar. UV-A, UV radyasyonun en az zararlı şeklidir ve Dünya'ya büyük miktarlarda erişir. Çoğu UV-A ışınları, ozon tabakasının içersinden doğrudan geçer.

    UV-B radyasyon, potansiyel olarak çok zararlıdır. UV-B radyasyonunun çoğu stratosferde ozon tarafından yutulur. UV-C radyasyon, çok enerjik olduğundan potansiyel olarak en fazla zararlı olandır. Stratosferde oksijen ve ozon tarafından yutulur ve asla Dünya yüzeyine erişmez.

    UV radyasyondan zararın esas olarak spektrumun UV-B sınıfından gelmesine rağmen, eğer yeterli miktarlarda maruz kalınırsa UV-A da bazı riskler ortaya çıkarır. Işınların vücudumuzda etkiledikleri alanların sınıflandırılmasında: Güneş ışınları uzun (infrared) ve kısa dalgalardan (UV-A, UV-B ve UV-C) oluşmaktadır.

    UV-A ışınının dalga boyu, 320-380 nm'dir ve derinin derin tabakalarına (dermis) ulaşır ve yayılır. UV-A ışını, yıl boyunca ve gün içinde değişik saatlerde, mevsimlerde veya hava koşullarında değişmeksizin etkili olmaktadır. UV-B ışının dalga boyu, 290-320 nm'dir ve derinin üst tabakasını (epidermis) etkiler.

    UV-B ışını, yaz aylarında ve yüksek rakımlı yerlerde daha yoğundur. Gelen UV radyasyon, Dünya üzerinde yüzeylerden yansır. Yansıyan UV; eğer maruz kalınma süresi uzunsa, insanlara, bitkilere ve hayvanlara zarar verebilir.

    Çoğu yüzeyler, UV radyasyonu farklı derecelerde yansıtır. Kar, UV radyasyonun %85'in üstünde bir miktarla en yüksek bölümünü yansıtır. UV radyasyon, yükseklikle de artar, bu nedenlerle de kayakçılar ve dağa tırmananlar dikkat etmelidirler.

    Kuru kum ve beton %12'nin üzerinde yansıtabilir. Su ise sadece %5'ini yansıtabilir. Kumlu sahillerde güneş banyosu yapanlar, bir parkta yeşil çimenler üzerinde güneşe maruz kalanlardan %10'un üzerinde daha fazla UV-B alırlar. Güneşli bir günde hafif bir rüzgar, sizin serinlemenize neden olabilir, fakat bu sizin cildinize etki eden UV miktarını değiştirmez.

    Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) güneşe çıkmamaya özen gösterilmelidir. Gölgede oturulmalıdır. Şemsiye, şapka kullanılmalı; açık renk giysiler giyilmelidir. Güneşten koruyan ürünler bilinçli kullanılmalıdır.

    Erişkinler, deri tiplerine göre farklı koruyan faktör içeren ürünler kullanırlar, ancak çocuklarda deri tipine bakılmaksızın yüksek faktörlü ürünler kullanılmalıdır. Güneşten koruyan ürünler, güneşe çıkmadan yarım saat önce deriye uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta sürülmelidir. Deriye eşit miktarda yedirilerek ve gerekirse; sık havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda gün boyunca uygulanmalıdır.

    Yüz, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak güneş ışınlarından etkilenen bölgeler, güneşten koruyan ürünler kullanılarak korunmalıdır. Tedavi amacı ile doktor tarafından verilen kimi ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol ilaçları vb.) derinin güneş ışınlarına karşı duyarlılığını artırmaktadır. Bu durumda kişi, doktorun önerileri doğrultusunda güneşten korunabilir.

    Son yapılan bilimsel araştırmalar, bronzlaşma ile cilt kanseri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu bağlamda yaz aylarında sağlıklı bronzlaşma yöntemleri konusunda kamuoyunu uyaran sağlık örgütleri, çocukların ve açık tenli kişilerin güneş ışığından korunması gerektiğine dikkat çekiyor.

    Kanser riski yanında güneş, ciltte erken yaşlanmaya neden olmaktadır. Uzun süren güneş banyoları, deride zaman içerisinde incelme, elastikiyetin bozulması (kırışıklık), kuruluk, pigmentasyon değişikliği, kılcal damarların belirginleşmesi, fotoyaşlanma ve deri kanserinin oluşma riskinin artmasında rol oynar.

    Deri kanserine yakalanan hastaların geçmişlerinde, özellikle çocukluk dönemlerinde iki veya üç kez ciddi güneş yanıklarına maruz kaldıkları görülmüştür. Dermatologlar, cilt kanserine yakalanma riski açısından cilt tiplerini 6 veya 7 kategoride ele alıyor:

    Keltlere özgü solgun, çilli cilt: Mavi veya yeşil gözler; sarı veya kızıl saçlar. Bu kişiler bronzlaşamaz, yalnızca kızarırlar. Cilt kanseri riski yüksektir.

    Sarışınlara özgü açık ten: Çil görülebilir; açık renk saçlar ve açık renk gözler. Cilt, hafifçe bronzlaşabilmekle birlikte çok çabuk kızarır. Yüksek risk taşımaktadır.

    Keltlerden bir ton koyu ten: Gözler herhangi bir renk olabilir. Saçlar, kumraldan koyu kahverengiye uzanan bir renk skalası izler. Bu gruptakiler bronzlaşmadan önce çoğunlukla kızarırlar. Ancak bronzlaştıklarında ciltleri kahverengiye döner. Orta derecede risk taşır.

    Akdenizli tipi cilt: Gözleri ve saçları koyu kahverengidir. Düşük risk taşır.

    Hintliler, Uzak Doğulular ve Pasifik Adalarında yaşayanlar: Risk çok düşüktür.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Burun Estetiği « Estetik ve Bakım




    Rinoplasti olarak isimlendirilen bu cerrahi işlemde amaç burun şekil bozukluğunu düzeltmektir. Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılması mümkündür. Çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinen rinoplasti de bazen burunu büyültmekte amaçlanır.

    AMELİYATIMI KİME YAPTIRMALIYIM?

    Bu ameliyatı kulak, burun, boğaz uzmanı mı yoksa plastik cerrah mı yapmalı? Burun estetik ameliyatı yüz estetiği (Fasial Plastik) branşının bir ameliyatıdır. Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Cemiyeti üyelerinin (American Academy of Facial Plastic and Reconstructive Surgery) %60 ını Kulak Burun Boğaz uzmanları oluşturmaktadır. Kulak burun boğaz uzmanı bir baş boyun cerrahıdır.

    Temel eğitiminde burun cerrahisi olan tek branş KBB uzmanlığıdır. Fasial plastik cerrahi KBB uzmanlığının bir yan dalı olarak bütün dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Fasial plastik cerrahi ile ilgilenen bir KBB uzmanı bu sorunuzu en ideal biçimde çözümleyecektir. Ancak hekiminizi seçme konusunda en doğru kararı yine siz vereceksiniz.

    AMELİYAT ÖNCESİ GÖRÜŞME

    Doktorunuzla görüşmeden önce burnunuzla ilgili tüm problemlerinizi belirlemeniz faydalı olacaktır. Nefes almanız, burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla birlikte bu problemlerin çözümünü mümkün hale getirecektir. Burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip nelerin düzeltilemiyeceğini doktorunuzla mutlaka tartışın.

    Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası hayal kırıklığından kurtulmanın yolu bu dönemi iyi değerlendirmek ile mümkündür. Bu ameliyatta doktorunuzla birlikte davranmanız hem sizi hem doktorunuzu rahatlatacaktır. Yardımlaşma tüm ameliyat döneminizi zevkli bir uğraşı haline dönüştürecektir Farklı beklentiler daha yolun başında doktorunuzla sizi karşı karşıya getirecektir. Sizin için çok büyük kusurlar cerrahi olarak basit bir işlemle düzeltilebilirken çok küçük bir ayrıntı bazen zor bir cerrahi ile ancak düzeltilebilmektedir. En iyi, iyinin düşmanı olarak hatırlanmalıdır.

    AMELİYATIN AMACI NEDİR?

    Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yapmaktır. Bu cerrahi işlem şüphesiz mevcut kumaşla yapılacaktır Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını belirler. Amaç yüzünüze ilgisiz bir burun yapmak değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burunu yapmak sorunları çözmeyecektir.

    Yüzünüze en uygun burunu yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Burunun bazı yerleri küçültülürken bazı yerlerinin büyültülmesi ile yüzde iyi görünen burun sağlanmaya çalışılır. Burun deliklerinin aşırı görünmediği, diri, kemik çatının kaybedilmediği ve ameliyatlı olduğu izleniminin saklanması önemlidir. Başka bir deyişle

    AMELİYAT VE SONRASI

    Burun estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır. Ameliyat süresi 1-1.5 saati aşmamaktadır. Ancak özel durumlarda bu süre daha uzun olabilmektedir. Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda görülmektedir. Burun içinde bir gün kalacak tampon yada nefes almanıza engel olmayacak özel bir sünger ve burun dışını saran minik bir alçı ile uyanacaksınız.

    Ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. Bir gün sonra burun içi boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir. Aşırı sıcak olmayan bir mekanda başınız hafif yukarda yada oturur durumda istirahat etmeniz önerilir. Burun ameliyatlarından sonra her rastladığınız insan size farklı yorumlar yapacaktır.

    Bu zevklerin değişik olması yanı sıra eski burnunuzun iyi bilinmemesi ile ilgilidir. Burununuz ile ilgili yorumu bu konunun uzmanları bile ancak eski burunu göz önüne alarak yapabilmektedir. Zaman içinde burnunuzla ilgili değişiklikleri doktorunuzla birlikte takip etmeniz en uygun yol olacaktır.

    BURUN ESTETİĞİ SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

    Burun üzerindeki alçı 7-10 gün arasında kalacaktır. Islanmaması gerekmektedir. Terleme ile bu alçının gevşeyeceğini düşünerek aşırı sıcak yerlerde bulunmamanız gerekmektedir.

    Dişlerinizi ilk 10 gün çok dikkatli fırçalamanız gerekmektedir. Özellikle ön dişlerinizi fırçalarken dikkat etmeniz gerekecektir. Fırçanızın yumuşak olması önemlidir.

    Ameliyat sonrası aşırı fiziksel aktiviteden uzak durun.

    Burnunuzdaki sargılar kalkıncaya kadar banyo yapılmaması ve buharlı ortamda bulunulmaması gerekmektedir.

    Bir hafta boyunca aşırı yüz hareketleri ve gülmekten kaçınınız.

    Ameliyatı takip eden 20 gün boyunca boğazlı kazak veya dar boyunlu giysiler giyilmemesi.

    Yüzünüze ve burnunuza 3 hafta süreyle sert bir şekilde dokunmayınız.

    Operasyonu takip eden 6 hafta boyunca aşırı güneş ışığından uzak durunuz. Aşırı sıcak burnunuzda şişmeye neden olacaktır.

    Burun ameliyatlarından sonra göz altlarında ve yüzde şişme olabilmektedir. Eski ameliyat tekniklerine göre bu duruma çok daha az oranda rastlanmaktadır. Bu şişlikler 1-2 hafta içinde geçecektir.

    Doktorunuzun verdiği ilaçlar dışında ilaç almayın.

    Ameliyat sonrası 5 gün kontak lens takılmaması.

    16 hafta boyunca her türlü gözlük kullanılmaması daha sonraki dönemde hafif bir çerçeve kullanılması.

    Burnunuz açıldıktan sonra burun cildini sıvı sabun veya özel losyonlarla temizleyiniz. Bantlarınız alındıktan sonra makyaj yapabilirsiniz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Meme Büyültme « Estetik ve Bakım




    Meme büyültme ameliyatlarında öncelikle hacim eksikliğinin miktarı hesaplanarak, konulacak hacim tespit edilir. Daha sonra konulacak protez tipi ve ameliyatın uygulama şekli, hasta ile görüşülerek tespit edilir.

    Meme protezleri çeşitlidir. Bunlar serum fizyolojik ile şişirilenler, silikon jel içerenler, soya yağı içerenler olduğu gibi, şekil olarak damlacık veya yuvarlak olanları vardır. Ayrıca protez kılıfı, örgülü veya örgüsüz olanları bulunur. Tüm bu protez çeşitlerinin hepsinin de kendilerine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Bunlar bir bir hastaya anlatılarak protez tipi için karar verilir.

    Daha sonra protezin yerleştirilme ve kesi bölgesi saptanır. Protezler genellikle üç bölgeden konulur. Meme başının kahverengi bölümü (areola) altından, meme altındaki kırışıklık çizgisi altından veya koltuk altından yerleştirilir. En çok kullanılan ise meme altı kırışıklık çizgisi veya meme başının kahverengi bölümü altıdır.

    Doğum yapmamış meme başı çevresindeki kahverengi bölüm çapı küçük hastalarda, meme altı kırışıklık çizgisi, doğum yapmış ve areola çapı büyük hastalarda ise areola altından protezlerin yerleştirilmesi tercih edilir. Eğer meme bezi dokusu yeterli kalınlıkta ise protezin meme bezi altına, bez dokusu az ise protezin kas dokusu altına yerleştirilmesi daha iyi şekil ve cerrahi risklerin azaltılması için tercih edilir.

    Bu uygulama yaklaşık olarak 1,5-2 saat sürer. Protez ameliyatları sonrası, hastaların süt verme fonksiyonlarında bozulma olmaz, meme duyusu ve şekli doğaldır. Dikkat çekici iz genellikle oluşmaz.

    Ameliyat sonrası hastaya antibiyotik ve ağrı kesici verilir. Hastanın 3-4 gün hareketlerle artan ağrısı olabilir; bu nedenle hastaların bir hafta kadar kol hareketlerinin kısıtlı olması istenir. Uygulanan dikişler, birinci hafta alınarak doktorun önereceği meme masajına başlanır. Daha sonra bir yıl boyunca, önce ayda bir, daha sonra iki ayda bir kontrollere gidilir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Cilde Göre Bakım « Estetik ve Bakım




    Normal Cilt


    Görünümü şeffaf, gözenekleri kapalı, lekesiz ve problemsiz bir cilttir. Hafif bir bakımla doğal güzelliğini korur. Süt tipi temizleyici, alkol oranı normal bir tonik ve su içerikli hafif bir nemlendirici kullanılmalıdır.

    Karma Cilt

    Alın, burun ve çene yağlıdır. Yani yüzde, T şeklinde bir yağlanma görülür. Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır. Süt tipi temizleyici, düşük alkollü tonik, cildin durumuna göre nemlendirici ve eğer gerekiyorsa göz çevresi için krem kullanılmalıdır.

    Kuru Cilt

    İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilttir. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır. Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve nemle yağ depo edici maskeler kullanılmalıdır.

    Yağlı Cilt

    Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık bir cilt tipidir. Gözeneklerin içi genellikle dolu, siyah noktalı ve sivilceli olabilir. Yağlı cildin akne problemini önlemek için çok dikkatli bir günlük temizlik programı uygulanmalıdır. Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, su içerikli nemlendirici ve sarkmayı önlemek için temizleyici ve sıkıştırıcı maskeler kullanılmalıdır.

    Yağlı Cilt Sivilceliyse


    Sivilce, siyah nokta ile kapalı olan gözeneklerden fazla yağ salgısının dışarı çıkamayıp, olduğu yerde birikmesiyle oluşur. Yağlı ciltlerde kullanılacak ürünlerin özenle seçilmesi şarttır. Antiseptik sabun (kükürt, kafur, katran içeren ürünler) kullanılmalıdır.

    Yağlı Cilt Hassassa

    Genişlemiş gözenekler, zaman zaman kırmızı lekeler görülür. Hassasiyetinden pul pul kalkabilir. İç ve dış etkenlere karşı duyarlıdır. Kaşıntı ve yanma görülebilir. Süt tipi temizleyici, kesinlikle alkolsüz tonik, alerji giderici kremler ve genelde cildin susuz yapısı olduğu için su içerikli hafif nemlendiriciler kullanılmalıdır.

    Olgun Cilt

    Hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler, kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa, deri kurur ve kırışır. Kipozom ve E vitamini içeren kremler, alkolsüz tonik, alerji giderici kremler ve genelde cildin susuz bir yapısı olduğu için su içerikli hafif nemlendiriciler.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Cildin 7 Düşmanı « Estetik ve Bakım




    Sabahları aynaya baktığınızda yorgun, çizgileri derinleşmiş, hatta sivilceli bir yüzle mi karşılaşıyorsunuz? Günün başlangıcında canınızı sıkan bu tür sorunlar nereden kaynaklanıyor? Zaman zaman hepimizin cildimize karşı işlediği ve bazen de alışkanlık haline dönüştürdüğü yedi �günah� vardır:

    Sigara ve içki: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.

    Yetersiz uyku: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

    Makyaj temizlemeden yatmak: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

    Sivilcelerle oynamak: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

    Yüzü ovmak ya da aşırı fırçalamak: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

    Çok sıcak suyla yıkamak: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

    Yanlış beslenme: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Cilt Lekeleri « Estetik ve Bakım




    Güneş ışınlarının etkisi ile oluşan pigment artışı, ciltte geniş leke görüntüleri oluşturur. Ayrıca sivilce izleri, hamilelik, aşırı antibiyotik kullanma, yanlış kozmetik ürünleri gibi sebepler, ciltte lekelerin oluşmasına neden olmaktadır.

    Bitkisel ürünlerle lekeler, çeşitli yöntemlerle bir süre içersinde kalıcı sonuçlara ulaşıyor. Aynı zamanda bu bitkisel ürünler uygulanırken- ciltte herhangi bir tahriş veya kızarıklık yapmaması avantajdır. 3 ay düzenli uygulanan bitkisel peelinglerle, ciltte yeniden yapılanma ve lekelerin büyük ölçüde açıldığı gözlemlenir.

    Kimi lekeler, sivilce izleri ve benzeri tarzıaki sorunların halledilmesi için, üst derinin bir tabaka temizlenmesi zorunludur. Peeling adını verdiğimiz cilt soyma işlemini bitkilerle uygularken, kesinlikle cilde aşırı bir uygulama yapılmamalıdır. Cilt yapısına uygun bitkisel kürlerle bu işlem uygulanmalıdır.

    Yağlı Ciltler İçin

    Öncelikle cilt, bitkisel bir temizleme jeli ile temizlenmeli, arkasından ince bir tabaka kayısı yağı sürülmelidir. Birer avuç kekik, papatya, limon ve biberiye bitkileri, 1/2 lt. gülsuyunda, bir taşım kaynatılarak süzülür. Daha sonra 2 avuç yeşil kilin içerisine, süzülen bitki ekstresi ile katı bir bulamaç ile oluşturulur. Bir kahve kaşığı adaçayı esansı ilave edilir. Hazırlanan bu karışım ile 4 hafta, haftada bir olmak üzere uygulanır. Bu uygulama sonrasında bitkisel tonik ve nemlendiricisi sürülmelidir.

    Kuru Ciltler İçin


    Cilt yapısına uygun bir temizleme sütü ile cilt temizlenmelidir. Arkasından göz altı hariç tüm cilde- avokado veya jojoba yağı sürülüp emilimi beklenmelidir. Birer avuç at kuyruğu, mücver çiçeği, bir parça avakado meyvesi, papatya ve hatmi bitkileri 1/2 lt. gülsuyunda bir taşım kaynatılarak süzülür. Hazırlanan bitki ekstresi, 2 avuç toz yosun veya soya unu ile bulamaç yapılarak, içerisine bir tatlı kaşığı arı sütü ilave edilmelidir. Haftada bir gün olmak üzere 4 hafta boyunca bu maske uygulaması yapılmalı, daha sonra bitkisel bir onarıcı ürün sürülmelidir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Meme Dikleştirme « Estetik ve Bakım




    Meme dokusunda; doğumlar, süt verme, aşırı kilo alıp vermeler ve yerçekimi gibi nedenlerle sarkmalar oluşur. Bu tip şekil bozuklukları düzeltilirken meme dokusunun hacmi ve meme başının aşağıya doğru olan sarkıklığı önemlidir.

    Meme başı, aşağıya doğru çok sarkık değilse ve hacim eksikliğiyle birlikte sarkma varsa bu tip memelere areola çevresinden yapılacak müdahale ile protez yerleştirilip, hem meme dolgunluğu sağlanır, hem de areola çevresinden meme dikleştirilerek az miktarda, dikkat çekmeyen bir iz bırakılır.

    Eger meme başı fazlaca aşağıya sarkmış ise bu tip hastalarda areola çevresindeki ize ek olarak aşağıya meme altı kırışıklık çizgisine kadar uzanabilen ince ve zamanla (6-8 ay) silikleşecek olan bir iz oluşur. Bu tip ameliyatlarda, eğer meme dokusu hacmi yeterli ve sadece deri ve bağ dokusundaki gevşeklik nedeniyle sarkma varsa, protez uygulamalarına gerek kalmayacaktır.

    Sarkma ameliyatları yaklaşık olarak 1,5-2,5 saat süren cerrahi uygulamalardır. Ameliyat sonrası hastanın iki hafta süresince 3-4 günde bir pansumanları ve kontrolleri vardır. Hasta, birinci haftadan sonra işine ve günlük hayatına dönebilir. Ağır egzersizlerden 4-6 hafta kaçınılmalı ve kendisine önerilen süre içerisinde özel tip sütyen kullanmalıdır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Gençliğin Sırrı « Estetik ve Bakım




    Mısır Kraliçesi Kleopatra, güzelleşmek için çeşitli iksirlerden medet umardı. Saç dökülmesine karşı, ateşte kurutulmuş fındık faresi, dövülmüş at dişi ve ayı yağından elde edilen özel bir karışımı başına sürerdi.

    Roma İmparatoru Neron'un ikinci eşi Popaea ise gençliğini ve güzelliğini korumak için hergün eşek sütüyle banyo yapardı. Gerçi Popaea'nın bu iksiri tutmadı. Neron bir süre sonra genç kadını 50 eşekle baba evine yolladı ama o günden bu yana insanoğlunun sağlıklı ve güzel kalma merakı hiç azalmadı, aksine katlanarak çoğaldı.

    ABD'nin California Eyaleti'nin Palm Springs Kenti'nde bir doktor, parası olan herkese hormon-kokteyli ile gençlik vaadediyor. Edmund Chein'in iddiasına göre, bu hormon takviyesi, hem gençleştiriyor hem de cinsel performansı artırıyor. Palmiye ağaçları ve yemyeşil çimlerle çevrili "Palm Springs Life Extension Institute" de amaç, paralı yaşlıların ömrünü uzatmak.

    "Yaşlılık bir hastalıktır" diyen Chein, "Gelecekte insanların 130 yaşına kadar yaşayacaklarına inanıyorum" diyor. Chein'in yaşlılarda denediği metoda "Total Hormone Replacement Therapy" deniyor.

    Hastalara, aralarında HGH büyüme hormonu da bulunan dokuz hormondan elde edilen kokteyl takviye ediliyor. Böylece yaşlanma sürecinin yavaşlatılması amaçlanıyor. Chein, şimdiye kadar genç kalabilmeleri için 2,700 kişiye hormon takviyesinde bulunmuş. Bunlardan en genci ise 29 yaşındaymış. Bu terapiyi uygulamak için de ayda 1000 doları gözden çıkarmak gerekiyor.

    Hormon terapisi sırasında günde iki kez kalçadan iğne yapılıyor. Hasta, ayrıca günde 5 kez, arasında Melotonin'in de bulunduğu hormon hapları alıyor. Erkeklik hormonu testosteron ise jel halinde vücuda sürülüyor. Ayrıca vücuda vitamin ve mineral takviyesi yapılıyor.

    Hormon takviyesiyle cilt gerginleşmeye, saçlar gürleşmeye başlıyor, göğüs kasları dirileşiyor. "Hastalarıma tıpkı otomobile bakan teknisyen gibi bakıyorum" diyen Chein, burada hastalara gerekli takviyelerin yapıldığını söylüyor. Ancak Chein'in hormon kokteyli, eleştiri de almıyor değil. Çünkü hormon takviyesi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Büyüme hormonu takviyesi, kanser riskini artırabildiği gibi, östrojen takviyesi de kadınlarda meme kanseri riskini ve testosteron fazlası da erkeklerde prostat kanseri riskini çoğaltabiliyor.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Estetik ve Bakım

    Cilt Kırışıklıkları « Estetik ve Bakım




    Kırışık giderme konusunda kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı, A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasa da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su, cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir.

    Yapılan bazı çalışmalar, kollajen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollajen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali, C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.

    Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C vitamini almaktayız. Bu vitamin, suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır.

    Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyveler, C vitamini için iyi bir kaynaktır. Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300-500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir.

    Fazla miktarda C vitamini alınması halinde, idrar yolu ile atılır ve bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir. Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerinde bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.

    Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, hücre içi metabolizma bozulur, daha az kan taşınır, ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur, Kollagen yapımı azalır, varolan kollagen lifleri kalınlaşır. Damarların duvarlarındaki kollagen lifler de özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarıya kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır.

    Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalarak yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir grup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamini gereklidir.

    Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.

    Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizma da E vitaminidir. Antioksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir.

    E vitamininin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir.

    Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi, yeni çalışılan bir konudur, ancak bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.

    E vitamini gibi etki gösteren bir başka mineral de selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral, besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50-200 mikrogramdır.

    En çok kullanılan selenyum tuzu, l-selenomethionin'dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik (zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler, yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok da ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır.

    Bazı araştırıcılar, iyi sonuçlar aldığını bildirmektedirler. Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranın da çok etkisi vardır. Sigara, içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.

    Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerinin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi, cildin her türlü sorunununda da çok önemlidir ve etkindir.

    Dolaşım sisteminin sağlıklı çalışması, cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için, spor da çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar. Dengeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Estetik
    mopsy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-01-2012, 09:21 PM
  2. Estetik Merakı
    YukseLL Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 12-11-2008, 02:37 PM
  3. 18'den Önce Estetik Önerilmiyor
    Gül@y Tarafından Estetik ve Estetik Cerrahi Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 18-09-2008, 02:29 PM
  4. Estetik Ameliyatı
    Gül@y Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-02-2008, 03:02 PM
  5. Fotoğraf ve Estetik
    dogangunes Tarafından Fotoğrafçılık Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 06-10-2007, 02:02 PM
Yukarı Çık