+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Bohem alemin kült aşkı

Kadınlar Külübü Kategorisinde ve İnsan İlişkileri Forumunda Bulunan Bohem alemin kült aşkı Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Merhaba Serge Gainsbourg ve Jane Birkin'in 1968'de St. Tropez'de başlayan ikonik aşkları, sxexs, skandal ve kederle yoğruldu. Bugün hâlâ siyah-beyaz

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.898
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    25
    Rep Gücü
    88646

    Bohem alemin kült aşkı

    Merhaba


    Serge Gainsbourg ve Jane Birkin'in 1968'de St. Tropez'de başlayan ikonik aşkları, sxexs, skandal ve kederle yoğruldu. Bugün hâlâ siyah-beyaz bir karede, özgürce sevişmeyi, çekip gitmeyi, hasretle geri gelmeyi, ağlayarak ayrılmayı ve âşık kalmayı hayal edenleri erotik bir rüyaya davet ediyorlar.
    Serge Gainsbourg, 1991'de duvarları simsiyah kumaşlarla kaplı Rue de Verneuil'deki evinde kalp krizinden öldü. Ölmeden birkaç gün önce, hayatının aşkı Jane Birkin'i arayıp ona koskocaman bir pırlanta aldığını söylemişti. "Sana aldığımı kaybetmiştin. Bunu onun yerine takarsın" dedi telefonda. Birkin, sesinden hemen ne kadar içtiğini anlamıştı. "Off Serge, içmeyi bırak artık" diye kapattı telefonu. Çift ayrılalı 11 yıl olmuştu. Fakat geçen yıllar içinde yakın dostluklarını ve tuhaf bir düşkünlüğe dönüşen aşklarını korudular. Serge Gainsbourg, 4 gün kızı Charlotte'ın kucağında ölü yattı. Charlotte, cesedi yetkililere teslim etmeyi reddetti, kapısında Fransa ağlıyordu.



    Jane Birkin hâlâ, 1968'de incecik bir İngiliz çiçeği olarak kalbine girdiği adamın erotik şarkılarını söylüyor. "Serge kıskanç bir adamdı, kendi şarkılarından başka birinin yazdığı besteleri söylememi istemezdi" diye anlatıyor. "Besteci ya ölmüş ya da Amerikalı olmalıydı!"

    Jane Birkin, kardeşleri Andrew ve Linda ile İngiltere'nin kırsal bölgesinde bir çiftlik evinde doğdu. Mısır tarlalarında koşarak, kilerdeki vişne marmelatlarını aşırarak, kıyıya vuran batık geminin korkunç iskeletinde saklanıp, hayaller kurarak büyüdü. Annesi Judy Campbell tanınan bir aktristi.

    Birkin, Marylebone'un küçük sinema salonlarında ‘Kral ve Ben'i, ‘Anne Frank'ın Günlüğü'nü, ‘Gigi'yi izleyerek, annesinin adımlarını takip ederken kendini 17 yaşında spot ışıklarının altında buldu. Her ne kadar ilk rolünde dilsiz bir kızı oynasa da, 1960'ların 'swinging London' sahnesinde keşfedilmesi uzun sürmedi. 1966'da Michelangelo Antonioni'nin kült filmi 'Blow Up'ta süzgün bakışları, incecik siluetiyle göründüğünde bir devrin ruhu bedeninde kök salıyordu.

    Belki de Serge Gainsbourg'la tanışmasaydı, güzel, stil sahibi, özgür ruhlu bir kız olmasına rağmen pek de çarpıcı yeteneklere sahip olmayan, ortalama Jane'in şöhreti Antonioni ile parlayıp, bir sezon sonra sönecekti.



    ŞAFAK SÖKERKEN DANS
    'Slogan' filminin setinde bir araya gelen Serge ve Jane'in arasında 18 yaş vardı. Filmin yönetmeninin ayarladığı bir akşam yemeğinde ilk kez karşı karşıya oturdular. Su gibi şarap içiyor, birbirleriyle neredeyse hiç konuşmuyorlardı. Jane, Serge'in ondan hiç hoşlanmadığını düşünmüş, hatta bu küstah adamın böbürlenen tavırlarına epey gıcık olmuştu. Buzları kırmak, belki de ilgisizliğini yüzüne vurarak rahatsız etmek için onu dansa kaldırdı. Serge "Ben dans etmeyi bilmem!" diye itiraz etse de, nazlanarak piste çıktı. Fakat tüm şarkı boyunca bilerek Jane'in ayaklarına basmayı da ihmal etmedi. Yemeğin sonunda bir gece kulübüne, ardından bir Rus müzikholüne gittiler. Serge, sabahın ilk ışıkları lacivert geceyi aydınlatırken, Rus kemancıları kulübün önüne dizmiş, kaldırımda Jane'le dans ediyordu.

    Körkütük sarhoş, Hilton otelinin en üst katındaki süite çıktılar. Serge, odaya adım atar atmaz yatakta sızdı. Jane, fırsattan istifade, hemen koşup açık bir plakçıdan sabaha karşı sokakta dans ettikleri şarkının plağını alıp ayaklarının arasına sıkıştırdı ve kendi oteline gitti. Serge, Hilton'un koskocaman odasında gözkapaklarını gecenin yorgunluğuyla ağır ağır açtığında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bir Gitanes yaktı ve Jane'i aradı.



    Jane o sırada, James Bond filmlerinin efsanevi bestecisi John Barry ile ilişkisini yeni bitirmiş, yıkık evliliğinin parçalarını henüz toplayamamıştı. Serge ise Brigitte Bardot tarafından korkunç reddedilişinin yaralarını sarmaya çalışıyordu. Bardot ve Gainsbourg, 1967'de tanıştı. Fransız aktris şöhretinin doruklarındaydı ama ünlü playboy Gunter Sachs'la evliliğinde mutsuzdu. Kendini boşlukta hissettiği bir anda, Fransa'nın hüzünlü, oyunbaz şairine bir şans vermeye ikna oldu. Bugüne kadar dünya güzeli kadınlar karşısında sigarasının dumanı titremeden cool'luğunu koruyan Serge, Bardot karşısında yavru kediye dönmüştü. Tüm yemek boyunca eli ayağına dolaştı, saçmaladı, boncuk boncuk terledi ve zaten bu flörte pek niyeti olmayan 'tanrıça'nın canını epey sıktı.
    Ertesi sabah, büyük bir baş ağrısı ve pişmanlıkla uyandığında tüm şansını kaybettiğini düşünüyordu ama Bardot insaflı davranmıştı. Serge'i arayıp bu berbat randevuyu telafi etmek istiyorsa, ona dünyanın en güzel aşk şarkısını yapmasını söyledi. Bir gün sonra iki şarkı hazırdı: 'Bonnie and Clyde' ve 'Je'taime... Moi non plus'.

    Bkz.
    Je T'aime,...Moi Non Plus

    1971'de kızları Charlotte dünyaya geldi. Charlotte daha iki yaşındayken Serge ciddi bir kalp krizi geçirdi. Ambulansla hastaneye yetiştirilirken üzerine Hermès battaniyesinin örtülmesi için sedyesinden emirler yağdırıyordu. Hastane battaniyelerinin ‘çok sıkıcı’ olduğunu, onların içinde fotoğraflanacağına ölmeyi tercih edeceğini söylüyordu. Kalp krizini mucizevi bir şekilde atlattıktan sonra hastanede bir basın toplantısı düzenlemeye karar verdi ve ömrünü uzatmak için sigarayı ve içkiyi artıracağını açıkladı!



    Serge'in gitgide kontrolden çıkan alkolizmi, manik epizodları, takıntıları onunla bir arada yaşamayı zorlaştırıyordu. Birbirlerine delice âşıklardı, ama aynı çatı altında kalamayacak kadar bağımsızlıklarına düşkünlerdi. Serge, her şeyin kendi düzeni içinde, koyduğu yerden bir parmak kımıldatılmadan durmasını, evinin bir müze gibi korunmasını istiyordu. Jane'in odasını kendi kısmından ayırmış, ona ‘oyuncak bebek odası’ adını vermişti. Evin geri kalan bölümünde tuhaf heykelleri, piyanoları, içki şişeleri, ağzına kadar dolu kül tablaları, şaşaalı avizeleri, görkemli tablolarıyla karanlık bir lord gibi yaşıyordu. Jane, "Dünyanın en hüzünlü gözlerine ve en güzel ağzına sahip" dediği bu gizemli adamın kederli ırmağında 11 yıl aktı. 1980'de ‘oyuncak bebek odası’ndaki eşyalarını toplayıp Rue de Verneuil'deki evden taşındı.

    Jane Birkin sonrası, Serge Gainsbourg'un en sansasyonel yılları oldu. Önce Fransız televizyonunda 500 franklık banknotu sarıp yakmasıyla, sonra canlı yayında karşısında Whitney Houston otururken onu ‘düdüklemek’ istediğini söylemesiyle, bir Nazi albümü çıkarmasıyla, kızıyla 'Lemon Incest' (Limon Ensesti) şarkısına erotik bir klip çekmesiyle, kendinden 30 yaş küçük kadınlarla birlikte olmasıyla Fransa'yı öfkelendirdi. Yine de tüm gelgitleriyle, hercai hayatına Baudelairevari bir imzayla veda etti. Öldüğü güne kadar en büyük aşkı Jane yanında oldu.

    Onlar cinsel devrimin, liberal rüzgârın ve bohem fetişlerin ikonlarıydılar. Fransa'nın çirkin kralı, İngiltere'nin güzel prensesiyle, bin yıllık bir peri masalını 1968 kuşağına yeniden anlattı. New York'ta, Londra'da, Paris'teki kadınlar Jane gibi giyinmek, Serge'le sabaha kadar sevişmek istedi. Güney Fransa'da şarap, sanat, sxexs, iyi yemek ve tatlı bir melodi eşliğinde yaşamanın idealize dünyası Jane ve Serge'i saran genel cool'un tanımı oldu.



    Bugün hâlâ, hayatın sıradanlığı içinde yalnızca Dionisos'un gönlünden çıkmışçasına hedonistik bir macera gibi görünmeleriyle, asla yaşlanmayan, solmayan, sarsıcı etkisi geçmeyen antik bir tablo gibi siyah-beyaz karelerde yaşıyorlar. Gainsbourg'un dediği gibi "1969 erotik bir yıldı." Ve biz de öyle hatırlamaya devam ediyoruz.

    Tempo - Yaşam tarzına derinlik katmak isteyenler için...

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2016
    Mesaj
    13
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    1

    Cevap: Bohem alemin kült aşkı

    tam bir hollywood kısa,tamam!

Benzer Konular

  1. Aşkı tanımla, cümle içinde kullan
    YukseLL Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 21
    Son mesaj: 09-09-2015, 01:33 AM
  2. Simitçinin Aşkı
    Rambo28 Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-06-2015, 11:03 AM
Yukarı Çık